T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1185 KARAR NO : 2026/447 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12.06.2025 NUMARASI : 2020/426 Esas 2025/535 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 13.03.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13.03.2026 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1185 KARAR NO : 2026/447 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12.06.2025 NUMARASI : 2020/426 Esas 2025/535 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 13.03.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13.03.2026 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.06.2025 tarih 2020/426 Esas 2025/535 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davacının babası ....'nun 17.10.2019 tarihinde vefat ettiğini, davacının tek mirasçı olduğunu, murisin 08.01.2010 tarihinde sicile tescil ve ilan olunan dava dışı... . ve .... .. Şti'ne şirket ortaklığının (3400 paya karşılık olarak 170.000.000 TL sermaye ile) 27.05.2010 tarihinde tescil edildiğini, bu tarihten yaklaşık 2 ay sonra ise şirket ortaklarından olan davalının hisselerini murise devrettiğini, 25.11.2013 tarihinde ise murisin şirket hisselerini (4300 paya karşılık 215.000.000 TL sermaye karşılığı) tekrar davalıya devrettiğini, ayrıca murisin imza sirkülerinin ve müdürlük yetkisinin iptaline karar verildiğini, murisin şirket hisselerinin davalıya devrinin muvazaalı olduğunu, her ne kadar hisse devrinin gerçekleştirilmesiyle birlikte murisin müdürlük ve imza yetkisi iptal edilmiş gösterilmiş ise de gerçekte eski düzenin değişmediğini, murisin şirket müdürünün yetkilerini kullanmaya devam ederek her türlü ödeme, alım-satım onayları ile işe alım süreçleriyle bizzat ilgilendiğini, yetkili sıfatıyla şirket çeklerini imzalamaya devam ettiğini, hisse devir işlemlerinin hem murisin alacaklılarından mal kaçırmasının sağlanması, hem de yaşı küçük olan davacının ileride hakkını talep etmesinin engellenmesi gayesiyle yapıldığını iddia ederek, dava dilekçesinin başlık kısmında davanın konusu "Muris muvazaasına dayalı hisse devrinin iptali ve mümkün olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir." şeklinde belirtilmiş olmasına rağmen, dilekçenin sonuç ve istem kısmında "davamızın kabulüne, müvekkil aleyhinde ortaya çıkabilecek hak kayıplarının önlenmesi için şirket taşınmazları ve şirket hisselerinin üzerine öncelikle teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine müvekkil adına vekaleten saygılarımızla arz ve talep ederiz." şeklinde talepte bulunmuştur. Davacı vekili, 25.03.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, HMK'nın 180. md uyarınca davayı tam ıslah ettiklerini, TBK'nın 19. md ve hisselerin murise/terekeye ait olduğu yönünden TMK ile ilgili TTK ve diğer tüm mevzuat gereğince; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davaya konu 3.400 pay hisse üzerine yargılama sonuçlanıncaya dek devri önler nitelikte ihtiyati tedbir konulmasına, şirkete tedbiren kayyım atanmasına, mahkeme aksi kanaatte ise 3.400 pay hisse yönünden dava sonuçlanıncaya dek bu pay yönünden mahkemece kayyım tayin edilmesine, kayyım atanması konusunda mahkeme tamamen aksi kanaatte ise tedbiren şirket faaliyetlerinin durdurulmasına, davaya konu 3.400 pay hissenin müteveffa ...’na ait olmasından dolayı miras bırakan ile davalı arasındaki hisse devrinin muvazaa uyarınca iptali ile davacı adına tesciline, hisselerin iptali ile tescilin mümkün olmaması durumunda ilgili pay bedelinin davalı adına tescil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; hisse iptali ve tescilinin veyahut bedel tahsilinin kabul edilmemesi durumunda da hisselerin tenkisine, tenkise tabi olan kısmında iade edilmesi lazım gelen tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, dava dışı ....Şti.'nin 08.01.2010 tarihinde toplam 1000 pay karşılığı 50.000,00 TL sermaye ile davalı ile müteveffanın babası dava dışı .... ortaklığında kurulduğunu, 900 payın davalıya, 100 payın dava dışı ortak ...'na ait olduğunu, 27.05.2010 tarihinde sermaye arttırımı yapıldığını, müteveffa .... ve ....'nun şirkete ayni sermaye koyduğunu, şirket sermayesinin 6.400 pay karşılığı 320.000.-TL'ye arttırıldığını, ortaklığın 900 pay karşılığı 45.000 TL sermaye davalıya, 2100 pay karşılığı 105.000.-TL sermaye dava dışı ....'na, 3.400 pay karşılığı 170.000.-TL sermaye müteveffaya ait olacak şeklinde oluştuğunu, ilerleyen süreçte müvekkilinin 23.06.2010 tarihinde boşanması ve 1 yaşındaki oğlu ile tek başına ilgilenmek zorunda kalması nedeniyle, iş hayatına ara vermek durumunda kaldığını ve bu sebeple 24.08.2010 tarihinde tescil ve ilan olduğu üzere, 900 paya karşılık 45.000.-TL sermaye karşılığı hissesini abisi olan müteveffaya devrettiğini, çocuğu kreşe verebilecek yaşa geldiğinde çalışma hayatına geri dönen davalının 25.11.2013 tarihinde müteveffanın 4.300 paya karşılık 215.000 TL sermaye karşılığı hissesini devraldığını, müteveffanın o tarihten sonra hissedar olmadığını, dava dilekçesinde yer alan "ortaklar arası hisse devri olduğu bu işlemlerin muvazaalı olduğu" iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, SMMM bilirkişi tarafından hazırlanan 27.11.2023 havale tarihli raporda, 22.11.2013 tarihli limited şirket hisse devri sözleşmesi ile .... Şti.'ne ait her biri 50,00 TL nominal değerde 4300 adet payın temsil ettiği 215.000,00 TL sermaye payının muris ... tarafından davalıya devir ve temlik edilmiş olduğu, şirket ortaklar kurulunun 21.11.2013 tarihli kararı ile bu devir ve temlike muvafakat edildiği, şirket ana sözleşmesinin “Payların Devri” başlıklı 14. Maddesinde, “Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade eder. Devir hususunun pay defterine kaydedilmesi için ortakların en az ¾’ünün devre muvafakat etmesi, bunların esas sermayenin 3/4’üne sahip olması şarttır. Payın devri yazılı şekilde yapılması ve noterce tasdik edilmesi gerekir” ifadesine yer verildiği, 13.01.2025 havale tarihli ek raporda kök raporda değişiklik yapmayı gerektirir bir durum bulunmadığının bildirildiği, 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesi uyarınca, limited şirket pay devrinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması, noterde onaylanması ve genel kurulca onaylanarak ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi gerektiği, devir işleminin şirketin iç işleyişinde uygulanmakta olduğu, resmi sicil kayıtlarıyla da desteklenmiş bir işlem olduğu, ticaret siciline güven ilkesi kapsamında hareket eden üçüncü kişiler yönünden de bağlayıcılığı olan bu işlemin, ancak açık ve net bir şekilde muvazaanın ispatı hâlinde geçersiz sayılabileceği, dava konusu pay devrinin noter onaylı sözleşmeyle yapıldığı, genel kurulca kabul edilip tescil ve ilan edildiği; söz konusu devrin bu şartlara uygun biçimde 2013 yılında gerçekleştirildiği ve 6 yıl süreyle herhangi bir itiraza uğramadan geçerliliğini koruduğu, murisin davacı kızından mal kaçırmak adına payını devrettiğine ilişkin muvazaayı kanıtlar nitelikte bir delil sunulamadığı, murisin her biri 50,00 TL nominal değerde 4300 adet payın temsil ettiği 215.000,00 TL sermaye payının, buna bağlı tüm hak ve borçları bütün hukuki vecibeleri ile birlikte yazılı bedelle davalıya devir ve temlik edilmiş olduğu ve şirket ortaklar kurulunun 21.11.2013 tarihli 2013/01 sayılı kararı ile bu devir ve temlike muvafakat edildiği, pay devrinden sonra 17.10.2019 tarihinde murisin vefat ettiğ, dinlenen tanık beyanlarında, murisin hayattayken okul masraflarını şirket vasıtasıyla karşıladığını ortaya koymakta ise de, bu durum başlı başına muvazaa durumunu karşılamadığı, murisin devri gerçekleştirdikten sonra şirketin müdürü olarak faaliyetlerine devam etmiş olmasının, işlemin sadece şeklen yapılmadığını, gerçek iradeye dayalı olduğunu ve fiilen şirketle bağının sürdüğünü gösterdiği, bu durumun devir işleminin salt dış görünüşten ibaret olduğu, içsel iradeye aykırı şekilde yapıldığı veya kızından mal kaçırma saikiyle muvazaalı olarak düzenlendiği yönünde kesin ve ikna edici bir delil oluşturmayacağı, işlemin hukuken geçerli olduğu ve muvazaa iddiasının sübuta ermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, muris ...'nun 17.10.2019 tarihinde vefat ettiğini, geriye kalan tek mirasçısının davacı olduğunu, murisin yaşamı boyunca ticaretle ilgilendiğini, adına kurmuş olduğu şahıs firmasını daha sonra sermaye şirketine çevirerek dava dışı .... Şti’ni kurduğunu, şirketin asıl sermaye sahibi ve kurucusunun muris olmasına karşın murisin ailesinin yönlendirmesi ile şirketin ilk etapta murisin kız kardeşi davalı ... (....) ile murisin babası ....adına kurulduğunu, şirketin 50.000 TL sermaye ile kurulduğunu, hissenin tamamı 1000 pay kabul edilerek 900 payın davalıya, 100 payın ...’na verildiğini, şirketin kurulmasına müteakip sermaye arttırımı yapıldığını, arttırılan sermayenin tamamının muris tarafından ayni sermaye şeklinde karşılandığını, sermaye arttırımı ile şirketin pay yapısının 900 pay davalıya, 3.400 pay murise, 2.100 pay....’na ait olduğunu, akabinde davalıya ait 900 payın murise devredildiğini, bu pay devri sonucunda 4.300 payın murise, 2.100 payın ....’na ait olduğunu, 3 yıl sonra murisin kendisine ait 4.300 payı davalıya devrettiğini, bunun sonucunda da 4.300 payın davalıya, 2.100 payın....’na ait olduğunu, aynı dönemde murisin bütün malvarlığını kendi ailesinin yönlendirmesi ile ailesinin üzerine tescil ettirdiğini, muris adına kayıtlı malvarlığının olmaması ile birlikte bedelinin tamamının muris tarafından ödendiği bütün taşınmazlar ve diğer malların, özellikle murisin annesi üzerine tescil ettirildiğini, şirketin sermayesinin çok önemli bir kısmının muris tarafından konulduğunu, muris tarafından satın alınan hiçbir taşınmazın kendi adına tapuda tescil ettirilmediğini, şirket hisselerinin de aynı şekilde davalı kız kardeşe devredildiğini, bunun en önemli nedeninin murisin ile davacının annesi olan dava dışı....’nın boşanmış olması ve ....’nın ikinci evliliğini yapmış olması, davacı küçük ...’in de annesinde kalması olduğunu, davacının annesi ile farklı bir aile ortamında olmasının özellikle murisin ailesi tarafından kabul edilmediğini, bu nedenle davacıya herhangi bir malvarlığı kalmaması, annesinin çocuk için kendisinden istekte bulunmaması gibi sebeplerle alınan bütün taşınmazların, murisin annesi adına tapuda tescil ettirildiğini, bir diğer nedenin de murisin hızlı bir yaşam tarzının olması ve birden çok evlilik yapması olduğunu, murisin ölümünden sonra aile tarafından davacının okul taksitinin dahi ödenmediğini, vefatından önce davacının okul taksitlerinin muris tarafından şirket hesaplarından ödendiğini, şirketin elde ettiği tüm kârın davalı ve ailesi tarafından kullanıldığını, mahkemece davanın hatalı değerlendirildiğini, davanın konusunun mirasta istihkak, TBK 19 md uyarınca muvazaa ve olmadığı takdirde tenkis olduğunu, mahkemece esasa dahi girilmeden doğrudan miras muvazaasına göre yapılan değerlendirme ve gerekçenin hatalı olduğunu, mahkemece "olmadığı takdirde tenkis" istemi yönünden zaten herhangi bir hesaplama yaptırılmadığını, 25.01.2021 tarihli bildirim ile davanın tam ıslahı ile tam ıslah yapıldığını, yeni dava dilekçesinin dosyaya ibraz edildiğini, yeni dava dilekçesinin davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafından cevap dilekçesinin de dosyaya sunulduğunu, buna karşın mahkemece davanın tam ıslahının tamamen göz ardı edilerek hatalı değerlendirme yapılarak hatalı şekilde davanın reddine karar verildiğini, şirket hisselerinin murise ait olduğunu, muvazaalı olarak davalıya devredildiğini, ancak her zaman esasen murise ait olduğunu, dolayısıyla da terekeye iadesi gerektiğini, murisin hiçbir zaman şirketten ve yönetimden ayrılmadığını, bilfiil aynı şekilde şirketi yönetmeye devam ettiğini, murisin bu hisseleri satmak için hiçbir zaman ekonomik ihtiyacı yahut başkaca bir nedeninin olmadığını, devirden sonra murise herhangi bir bedel ödenmediğini, davalının hisseleri ilk başta emaneten murise verdiğini iddia ettiğini, bu iddia ile ispat yükünün de hukuken yer değiştirdiğini, tanık beyanları ile murisin her ne kadar kağıt üzerinde...'in ortağı gözükmese de şirket kayıtlarına göre murisin, şirket ortağı olduğunu desteklediğini, taraflar arasında hisse devir işleminin muvazaalı olduğunun sabit olduğunu, mahkemece hisse tescili yönünde aksi kanaatte olunsa dahi, gizli bağışın yapıldığı tarihteki paranın, alım gücü denkleştirici adalet ilkelerine göre murisin ölüm tarihine taşınmış değerinin, tereke aktifine eklenmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, muris muvazaasına dayalı limited şirket hisse devrinin iptali ile davacı adına tescili, mümkün olmaması durumunda ilgili pay bedelinin davalı adına tescil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi, mümkün olmaması durumunda hisselerin tenkisi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı tarafça, davacının muris babası ....'nun tek mirasçısı olduğunu, yaşı küçük olan davacının ileride hakkını talep etmesini engellemek amacıyla murisin ortağı olduğu dava dışı ... .. Şti'ndeki hisselerini 25.11.2013 tarihinde muvazaalı olarak davalıya devrettiğini, murisin şirketteki müdürlük yetkisinin iptal edilmiş gibi gösterilmiş ise de şirket müdürünün yetkilerini kullanmaya devam ettiğini iddia ederek davalıya ait hissenin iptali ile davacı adına tesciline, mümkün olmaması halinde ilgili pay bedelinin davalı adına tescil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, bunun da mümkün olmaması halinde hisselerin tenkisine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, dava konusu pay devrinin TTK'nın 595. maddesi kapsamında noter onaylı sözleşmeyle yapıldığı, genel kurulca kabul edilip tescil ve ilan edildiği, murisin davacı kızından mal kaçırmak adına payını muvazaalı olarak devrettiğine ilişkin kanıt sunulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, davanın limited şirket hisse devrinin iptali istemine ilişkin olduğu dikkate alndığında, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 13.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.