T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/834 - 2026/261 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/834 KARAR NO : 2026/261 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22.05.2024 NUMARASI : 2023/116 Esas 2024/389 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 19.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/834 - 2026/261 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/834 KARAR NO : 2026/261 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22.05.2024 NUMARASI : 2023/116 Esas 2024/389 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 19.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 05.03.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili, 27.08.2009 tarihinde ...’ın idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında sürücü konumunda olan ...’ın vefat ettiğini, kaza tespit tutanağına göre sürücünün asli kusuruyla kazaya sebebiyet verdiğini, müteveffanın askeri personel olup eşi ve ve çocukları olan davacıların destekten yoksun kaldığını, davalı şirket tarafından düzenlenmiş Karayolları Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında kişi başına vefat halinde ödenmesi gereken destekten yoksun kalma tazminat tutarı ve cenaze/defin giderlerinin teminat miktarını 150.000,00 TL olarak belirlendiğini, davalı sigorta şirketine başvuru ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... için 18.000,00 TL, ... için 18.000,00 TL, ... için 18.000,00 TL olmak üzere toplam 54.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacı ... için talebini 55.997,71 TL, davacı ... için 33.030,14 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili, davaya karşı zamanaşımı itirazlarının bulunulduğunu, destek şahsın kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri trafik sigortası teminatı dışında olduğunu, müteveffa ...'ın dava konusu kazaya karışan aracın sürücüsü ve işleteni olmakla, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihadı ile değiştirmiş olduğu görüşü doğrultusunda kendi kusuru ile vefat eden sürücünün zararından işletenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, vefat eden kişinin aynı zamanda araç sürücüsü olmakla trafik sigortası teminatı kapsamında olmayan zarardan davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, KTK'nun 92. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (h) bendine göre ilgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan taleplerinin teminat kapsamında olmadığının belirtildiğini, Genel Şartlar gereği de talebin teminat kapsamında olmadığını, kusur oranının tespiti bakımından Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, müteveffanın gelirinin resmi belgelerle kanıtlanması aksi takdirde asgari ücret olarak alınması, davacıların kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, kaza tarihinde temerrüt gerçekleşmiş sayılamayacağından dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, hesaplanacak tazminattan müterafik kusur ve hatır taşıması nedeniyle indirim yapılıp yapılmayacağı açısından değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkin olduğu, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın tek taraflı yaptığı kazada sürücü ...'ın vefat ettiği, müteveffanın eşi davacı ...'ın sigortalı ... plakalı aracın işleteni olup talep hakkı bulunmadığından destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddi gerektiği, müteveffanın çocukları olan ... ve ... yönünden, müteveffanın emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerekmekte ise de hesaplanan tazminat ve poliçe limitine göre sonuca etkili olmadığı, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 27.03.2024 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar ile poliçe limiti gözetilmek suretiyle yapılan garame hesabı esas alınarak davanın kısmen kabulü ile davacı ... müteveffanın ölümü neden olan ... plakalı aracın isleteni olduğundan, kazaya karışan aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyen davalı sigorta şirketinden talep hakkı olmadığından bu davacı yönünden açılan destekten yoksun kalma tazminatının reddine, davacılar ... ile ... tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminatı davasının kabulü ile davacı ... için 55.997,71 TL destekten yoksun kalma tazminat ile davalı ... için 33.030,14 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 89.027,85 TL tazminatın davalı sigorta şirketinin poliçe limiti kapsamında sorumlu olmak üzere temerrüt tarihi olan 18.07.2022 tarihinden itibaren yasal faizi işletilecek şekilde davalıdan tahsili ile davacı ... ile davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davaya konu trafik kazası ile ilgili taleplerin zamanaşımına uğradığını, destek şahsın kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin poliçe teminatı dışında olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihadı ile değiştirmiş olduğu görüşü doğrultusunda kendi kusuru ile vefat eden sürücünün zararından işletenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, olayda vefat eden kişinin aynı zamanda araç sürücüsü olmakla, trafik sigortası teminatı kapsamında olmayan işbu zarardan davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, KTK'nın 92. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (h) bendine göre ilgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan taleplerinin teminat kapsamında olmadığının belirtildiğini, olayda da sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan bir talebin söz konusu olduğunu, Genel Şartlar gereği de talebin teminat kapsamında olmadığını, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu, 1,8 teknik faiz oranı ve peşin değer formülü olarak devre başı ödemeli belirli süreli rant formülüne esas alınarak belirlenmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacılar vekili, 27.08.2009 tarihinde ... idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın tek taraflı olarak yaptığı kazada araç sürücüsü ...'ın vefat ettiğini, eşi ve çocukları olan davacıların destekten yoksun kaldığını belirterek destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece davacı ...'ın sigortalı aracın işleteni olması nedeniyle davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle bu davacı yönünden tazminat talebinin reddine, diğer davacılar yönünden destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. 1-Davalı vekilinin, davanın zamanaşımına uğradığına yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde; olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun zamanaşımını düzenleyen 60. maddesinde “Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ıttıla tarihinden itibaren bir sene ve herhalde zararı müstelzim fiilin vukundan itibaren on sene sonra istima olunmaz. Şu kadar ki zarar ve ziyan dâvası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsî dâvaya da o müruru zaman tatbik olunur.” hükmüne yer verilmiştir. 2918 sayılı KTK'nın 109 maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar, Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60.maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 60. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık subjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, her halde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanaşımı süresi ile olağanüstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794). Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında BK m. 60 uygulanmaz. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. 2918 sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, HGK'nın 16.04.2008 gün 2008/4-326-325, HGK'nın 05.06.2015 gün 2014/17-2198 E. 2015/1495 K. sayılı, HGK'nın 16.9.2015 gün, 2014/17-116 E. 2015/1771 K. sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.) Somut olaya gelince, davanın trafik kazası tespit tutanağına göre 27.08.2009 tarihinde meydana geldiği, davanın 16.02.2023 tarihinde açıldığı, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85. ve 66/1-d maddelerinde öngörülen 15 yıllık ceza zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin davanın zamanaşımına uğradığına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 2-Davalı vekili, dava konusu kazanın tek taraflı meydana geldiğini, desteğin tam kusurlu olduğunu, bu nedenle davacıların tazminat talep edemeyeceğini ileri sürmüşse de; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir Genel şartlar ile yapılan değişiklerin uygulanma zamanı; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının "A.1. Amaç" başlıklı maddesinin; 2. fıkrasının son cümlesinde; "Bu Genel Şartlar ekleriyle bir bütündür. Bu Genel Şartlar ve sigorta teminat limitleri kaza tarihi itibariyle uygulamaya esas alınır," düzenlemesi 02.02.2016 tarihindeki değişiklik ile "Bu Genel Şartlar" kaza tarihi itibariyle uygulanır ibaresi çıkarılıp sadece " sigorta teminat limitleri kaza tarihi itibariyle uygulamaya esas alınır" olarak değiştirilmiş, C.11. maddesinde ise "Bu genel şartların yürürlük tarihinden sonraki akdedilmiş sözleşmelerde uygulanacağı" düzenlemesi yapılmıştır. Dava konusu kazanın 27.08.2009 tarihinde meydana geldiği gözetildiğinde 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni ZMSS Genel Şartlarının dava konusu olaya uygulanması mümkün değildir. davalının sorumluluğunun kapsamı, Karayolları Trafik Kanunu, Borçlar Kanunu’nun haksız fiile ilişkin hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. Dava konusu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2019 tarih 2017/17-1089 E- 2019/294 K. sayılı ilamı ve 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas 2012/92 Karar, HGK'nun 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 Esas-2013/74 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; Yargıtay’ın sürücü ve işletenin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalanlar tarafından açılan davalarda verilen kararların temyiz incelemeleri sonunda istikrar kazanan uygulamasına göre, davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları halinde, desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacılar ... ve ... da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağına (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas 2012/92 Karar, HGK'nun 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 Esas-2013/74 Karar sayılı ilamları uyarınca) karar vermiş olduğundan, davalı vekilinin, dava konusu talebin sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığına ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.081,49 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 1.520,37 TL'nin mahsubu ile kalan 4.561,12 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 3- Davalı tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5- Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 19.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n