21. Hukuk Dairesi 2019/5981 E. , 2019/7068 K. MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi A)Davacı İstemi; Davacı vekili, Müvekkilinin eşi ...'nin 22/06/2018 tarihinde vefat ettiğini, ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne, kendisine eşinin vefatı nedeniyle aylık bağlanması talebi ile birlikte 02/07/2018 tarihinde babasının vefatı nedeniyle yetim aylığı bağlanması talebinde bulunduğunu, kurum tarafından 19/07/2018 tarihli cevabi yazı il…
**21. Hukuk Dairesi 2019/5981 E. , 2019/7068 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi A)Davacı İstemi; Davacı vekili, Müvekkilinin eşi ...'nin 22/06/2018 tarihinde vefat ettiğini, ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne, kendisine eşinin vefatı nedeniyle aylık bağlanması talebi ile birlikte 02/07/2018 tarihinde babasının vefatı nedeniyle yetim aylığı bağlanması talebinde bulunduğunu, kurum tarafından 19/07/2018 tarihli cevabi yazı ile kendisine 5510 sayılı kanunun 54. Maddesi gereği eşinden almış olduğu aylık/gelir arasında tercih ettiği aylık gelir bağlanacağı şeklinde cevap verilerek talebinin reddedildiğini ileri sürerek davanın kabulü ile, ... Sosyal Güvenlik Kurumunun 19/07/2018 tarih - E.8370386 sayılı işleminin iptali ile müvekkiline babasından yetim aylığının bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. B)Davalıların Cevapları; Davalı vekili, davacının şahsi dosyasının incelenmesinde, sigortalının 22.06.2018 tarihinde vefat eden eşinden dolayı tarafına 4/1-a' dan ölüm aylığı bağlandığı, 02.07.2018 tarihli talebinde de 0156176841 4/1-b numaralı babasından yetim aylığı talebinde bulunduğu, Ancak bu talebi yerinde olmadığını, 2018/38 sayılı Genelgede 'Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmelik Değişikliği Gereğince Birden Fazla Gelir/ Aylığa Hak Kazananlar' başlıklı maddesinde belirtildiği üzere ; "Kanunun yürürlük tarihinden sonra vefat eden eşinden dolayı ölüm aylığı almakta iken ölüm tarihi Kanunun yürürlük tarihinden önce veya sonra olan babasından/ annesinden dolayı farklı ya da aynı statü kapsamında 5/12/2017 tarihinden sonra ölüm aylığı bağlanması talebinde bulunanlara Kanunun 54 üncü maddesine göre değerlendirme yapılarak tercih ettiği aylık ödenecektir." hükmü yer aldığı, davacının babasının ölüm tarihinin Kanunun yürürlük tarihinden sonra olması durumunda da 54 üncü maddeye göre tercih ettiği aylık ödeneceğini, Kurumca yasal mevzuat uygulanarak gerekli işlemler yapıldığını haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C)İlk Derece Mahkemesi Kararı; Davacı hem ölen eşinden hem de ölen babasından dolayı ölüm aylığı almak için kuruma yaptığı başvuru aylıklardan yalnız birinin seçilmesi gerektiğinden reddedilmiştir. ./.. Kurum tarafından bu konuda yapılan değişikliklerin kız çocukları bakımından uygulaması şu şekilde olmuştur; davalı Kurum, 4956 sayılı Yasa ile 08.08.2003 tarihinde yapılan değişiklikten sonra, 45/2. madde hükmünde yer alan " Bu Yasa ile diğer sosyal güvenlik Yasaları kapsamında çalışmayan, bu yasalar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine aylık bağlanır" hükmünü dikkate alarak, 08.08. 2003 tarihinden sonra hak sahipleri yararına getirilen yasal düzenleme uyarınca bu tarihten önce ölen Bağ-Kur sigortalılarının kız çocuklarına da ölüm aylığı bağlamıştır. Kurum, farklı sigortalılık kanunlarına göre bağlanan aylıklar söz konusu olduğundan 1479 sayılı Yasanın 46/2 maddesini hiçbir zaman uygulamamıştır. Zira, 1479 Yasanın 46/2. maddesi aynı yasa kapsamında hem ana veya baba ile kocadan hak edilen aylıklardan fazla olanın bağlanacağını ifade etmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu 2011/58 sayılı genelgesinin 90. sayfasında yer alan örnek:3 te, "5434 sayılı Yasaya göre eşten ve 1479 sayılı Yasaya göre babadan 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesinden aynı anda ölüm aylığı alınabileceğini, Aynı genelgenin 99. sayfasında, "eşten 506, anneden 5434, ve babadan 1479 sayılı yasalar kapsamında her üç aylığın tam olarak bağlanabileceğini örnek göstermiştir. Davalı Kurum, yeni bir yasal düzenleme olmadığı halde 2018/38 sayılı Genelgede 'Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmelik Değişikliği Gereğince Birden Fazla Gelir/ Aylığa Hak Kazananlar' başlıklı maddesinde belirtildiği üzere; "Kanunun yürürlük tarihinden sonra vefat eden eşinden dolayı ölüm aylığı almakta iken ölüm tarihi Kanunun yürürlük tarihinden önce veya sonra olan babasından/ annesinden dolayı farklı ya da aynı statü kapsamında 5/12/2017 tarihinden sonra ölüm aylığı bağlanması talebinde bulunanlara Kanunun 54 üncü maddesine göre değerlendirme yapılarak tercih ettiği aylık ödenecektir." bağlanacağı hükmünü düzenlemiştir. Davalı Kurum, 04.10.2000-01.08.2001 ve 07.08.2003-01.10.2008 döneminde ölen Bağ-Kur sigortalılarının kız çocuklarına aylık bağlamış ve daha önce bağlanan aylıklara, ölen eşlerinden dolayı 5434 veya 506 sayılı Yasalardan bağlanan ölüm aylığının engel olmadığını kabul etmiştir. Kız çocuklarına dönemlerde ölen ana veya babalarından dolayı 1479 sayılı Yasa kapsımında bağlanan aylıklar için iptal işlemi yapılmamıştır. -Davalı Kurum, diğer aylıklara dokunmazken, 02/12/2017 tarihinden sonra yapılan başvurular için yapılan bir genelge ile sınırlama getirilmesi kanun hükümlerine aykırı olduğundan açılan davanın kabulüne, Kurum işleminin iptali ile, davacıya babasından yetim aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar vermiştir. D)Bölge Adliye Mahkemesi Kararı; Dava, 22.06.2018 tarihinde ölen eşinden 4/1-a statüsünde aylık alan davacıya 16.07.2005 tarihinde ölen 4/1-b sigortalısı babası dolayısıyla da aylık bağlanması isteğinden ibarettir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karar davacı SGK vekilince istinaf edilmiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 27.03.2019 gün ve 2019/1600 esas, 2019/2825 karar sayılı kararında da değinildiği gibi davacının babası üzerinden aylık alma açısından hakkı doğuran olay eşinin vefat ettiği tarihtir. Bu tarihteki mevzuat uyarınca çifte aylığa hak kazanamadığı belirgin olduğu gerekçesiyle SGK vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılarak davanın reddine karar vermiştir. E) Temyiz Nedenleri, Davacı vekili, müvekkilin eşi 22.06.2018 tarihinde vefat ettiğini, eşinin vefatından dolayı kendisine aylık bağlandığı ancak 07.08.2006 yılında ölen babasından da kendisine yetim aylığı bağlanmasını 02 .07.2018 tarihinde talep ettiğini, talebinin 19.07.2018 tarihinde reddedildiğini, Kurum İşleminin iptali talebi ile ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını, açılan davada talebin kabulüne karar verildiği, davalı kurum tarafından Yerel Mahkeme kararı için İstinaf yoluna başvurulduğu ve İstinaf dairesince; Yerel Mahkeme Kararının kaldırılmasına karar verildiğini, 506 Sayılı Kanunun 23,65,668 ve geçici 91. Maddesi gereğince davacı müvekkile babasından yetim aylığı alabileceğinin kesin olduğunu, ancak buna rağmen İstinaf Mahkemesi tarafından Kanun değil, Sosyal Sigorta İşlemleri hakkında Yönetmelik değişikliği gereğince aylık bağlanamayacağı gerekçesi ile Yerel Mahkeme kararının kaldırması ve davanın reddine karar verilmesinin kanuna ve kanunlar hiyerarşisine aykırı bir karar olduğunu beyanla res’en göz önüne alınacak hususlarla İstinaf Mahkemesinin Yerel Mahkeme Kararının kaldıran kararının bozulmasını talep etmiş. F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe; Uyuşmazlık, davacının eşinin ölümü nedeniyle 4 1-a kapsamında aldığı ölüm aylığı yanında, 4 1-b kapsamında olan anne veya babasının ölümü nedeniyle ayrıca ölüm aylığı alıp alamayacağı noktasında toplanmaktadır. Dosya içindeki kayıt ve belgelerden; davacının 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan ve 22/06/2018 tarihinde ölen eşinden dolayı kendisine 15/07/2018 tarihinde dul aylığı bağlandığı, 16/07/2005 tarihinde vefat eden 4 1-b sigortalısı babasından dolayı kendisine yetim aylığı bağlanması için 02.07.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, Kurumun 19/07/2018 tarihli cevabi yazı ile kendisine 0156176841 4 1-b numaralı babasından talep ettiği yetim aylığının 2018-9 nolu genelgeye istinaden 5510 sayılı kanunun 54. Maddesi gereği eşinden almış olduğu aylık/gelir arasında tercih ettiği aylık gelir bağlanacağı bildirildiği, davacını eşinin 4 1-a ve babasının 4 1-b sigortalı olduğu Kurum cevabından anlaşılmaktadır. Davanın yasal dayanağını oluşturan yasal mevzuata gelince; 4956 sayılı Yasa, 08.08.2001 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiş ve bu kez 1479 sayılı Yasanın 45/c maddesi "yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Yasa ile diğer sosyal güvenlik Yasaları kapsamında çalışmayan, bu yasalar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine %25'i," oranında aylık bağlanır şeklinde değiştirilmiştir. Aynı Yasa ile 1479 sayılı Yasanın 46/2 maddesine, "Ancak, evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olan ödenir." hükmü getirilmiştir. 4956 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasaya eklenen Ek madde 3'e göre 2926 sayılı Yasa kapsamında olanlar bakımından 1479 sayılı Yasa hükümleri uygulanacaktır. Kurumun bu yasal değişiklikler sırasında kız çocukları bakımından uygulamasına gelince; davalı Kurum, 4956 sayılı Yasa ile 08.08.2003 tarihinde yapılan değişiklikten sonra, 45/2. madde hükmünde yer alan " bu Yasa ile diğer sosyal güvenlik Yasaları kapsamında çalışmayan, bu yasalar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine " aylık bağlanır" hükmünü dikkate alarak, 08.08. 2003 tarihinden sonra hak sahipleri yararına getirilen yasal düzenleme uyarınca bu tarihten önce ölen Bağ-Kur sigortalılarının kız çocuklarına da ölüm aylığı bağlamıştır. Kurum, farklı sigortalılık kanunlarına göre bağlanan aylıklar söz konusu olduğundan 1479 sayılı Yasanın 46/2 maddesini hiçbir zaman uygulamamıştır. Zira, 1479 Yasanın 46/2. maddesi aynı yasa kapsamında hem ana veya baba ile kocadan hak edilen aylıklardan fazla olanın bağlanacağını ifade etmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu 2011/58 sayılı genelgesinin 90. sayfasında yer alan örnek:3 te, "5434 sayılı Yasaya göre eşten ve 1479 sayılı Yasaya göre babadan 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesinden aynı anda ölüm aylığı alınabileceğini, Aynı genelgenin 99. sayfasında, "eşten 506, anneden 5434, ve babadan 1479 sayılı yasalar kapsamında her üç aylığın tam olarak bağlanabileceğini örnek göstermiştir. Davalı Kurum, yeni bir yasal düzenleme olmadığı halde 2013/ 26 sayılı Genelgesiyle farklı uygulamaya başlamış, 1479 sayılı Yasa ile ilgili olarak, 01.10.1972-03.10.2000 ve 08.08.2001-01.08.2003 dönemleri içerisinde ölen sigortalılar yönünden, sigortalının geçimini sağlayacak bir geliri bulunmama koşulu varsa aylık bağlanacağını kabul etmiştir. Genelge, 04.10.2000-07.08.2001 ve 08.08.2003-01.10.2008 döneminde ölen sigortalılar bakımından da, "1479 sayılı Kanun ve diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamında kendi çalışmalarından dolayı gelir ve aylık almayan" kız çocuklarına aylık bağlanacağını düzenlemiştir. Davalı Kurum, 04.10.2000-01.08.2001 ve 07.08.2003-01.10.2008 döneminde ölen Bağ-Kur sigortalılarının kız çocuklarına aylık bağlamış ve daha önce bağlanan aylıklara, ölen eşlerinden dolayı 5434 veya 506 sayılı Yasalardan bağlanan ölüm aylığının engel olmadığını kabul etmiştir. Kız çocuklarına dönemlerde ölen ana veya babalarından dolayı 1479 sayılı Yasa kapsımında bağlanan aylıklar için iptal işlemi yapılmamıştır. Davalı Kurum, diğer aylıklara dokunmazken, 01.10.1972-03.10.2000 ve 08.08.2001-01.08.2003 döneminde ölen sigortalıların hak sahibi kız çocuklarına sonraki lehe olan yasal düzenlemeler gereğince bağladığı ölüm aylıklarını, diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre eşlerinden bağlanan ölüm aylıklarını gelir testine tabi tutmuştur. Kurum, geçimini sağlayacak gelirleri bulunduğu gerekçesiyle bağlanan aylıkları iptal etmiş ve ödenen aylıklar nedeniyle borç tahakkuk ettirmiştir. Son olarak, SGK Emeklilik İşlemleri Genel Müdürlüğü 02.09.2017 gün ve 333-03003-E-5040387 tarihle "Genel Yazı" ile, 01.10.1972-03.10.2000 ve 08.08.2001- 01.08.2003 dönemlerinde ölenlerin kız çocuklarına gelir testi yapılmadan, kendi sigortalılıkları veya kendi sigortalılıkları nedeniyle bağlanan gelir ve aylık almamaları halinde ölüm aylıklarının bağlanmasına Yönetim Kurulunca karar verildiğini bildirmiştir. Gerçekten, davalı Kurum bu son işlemi ile kız çocuklarına bağladığı aylıkları, 1479 sayılı Yasaya aykırı olarak kestiğini veya bağlamadığını kabul etmiştir. Ancak SGK kestiği aylıkları yönetim Kurulu Kararı uyarınca 2016 Ekim ayından itibaren yeniden bağlamasına karşın, daha önce ödediği aylıkları borç kaydetmiş ve tahsil ettiği aylıkları da iade etmemiştir. Davanın reddine karar veren mahkemeler, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi Kararlarına dayalı olarak 1479 sayılı Yasanın 4956 sayılı Yasa ile değişik 46/2 maddesine göre hem kocadan hem ana veya babadan aylığı hak kazanılması durumunda fazla ödeneceği gerekçesine dayanmaktadır. Bu değerlendirme, Sosyal güvenlik hukukunun genel yapısının gözden kaçırmaktadır. 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce, Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur ve T.C. Emekli Sandığı ayrı ayrı tüzel kişiliğe sahip ayrı ayrı yasalara göre sosyal güvence sağlayan Kurumlardır. Her bir Yasa kendi sigortalıları açısından hüküm ifade eder. Açıkça atıf yapılmadıkça diğer yasa hükümleri dikkate alınamaz. Zira 45/3. maddedeki "1479 sayılı Kanun ve diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamında çalışmalarından dolayı gelir ve aylık almayan" kız çocuklarına aylık bağlanacağı ifadesi bu niteliktedir. Bu ifade dahi kız çocuklarının, diğer sosyal güvenlik kurumlarından kendi çalışmaları dışında (kocalarından- çocuklarından) aylık almalarını 1479 sayılı Yasaya tabi ana veya babadan ölüm aylığı bağlanmasına engel olarak kabul etmemektir. Özetle, 1479 sayılı Yasanın 46/2. maddesi hükmü sadece 1479 sayılı Yasaya göre hem kocadan hem ana veya babadan ölüm aylığına hak kazanılması halinde uygulanabilir. Öteyandan, 5510 sayılı Yasanın geçici 1. maddesine göre, ölüm aylıklarının bağlanmasında vs..yürürlükten kalkan 1479, 506, 2926, 2925 sayılı Yasa hükümleri uygulanacağından, 5510 sayılı Yasanın 54. maddesinin de somut uyuşmazlıkta uygulama yeri yoktur. Sigortalılık hakkı veya sigortalılıktan kaynaklanan yaşlılık aylığı hakkı veya ölüm aylığı hakkı, asla tamamen hakdüşürücü süreye tabi olmadığı gibi zamanaşımına da uğramaz. 1479 sayılı Yasanın 43. maddesine göre ölüm aylıklarının beş yıl geçtikten sonra talep edilmesi halinde talep tarihinden itibaren ölüm aylığının bağlanması gerekmektedir. T.C. Anayasasının 10. maddesine göre "Herkes ...kanun önünde eşittir. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorundadırlar" 1479 sayılı Yasanın 4956 sayılı Yasa ile değişik 45/c maddesinde yer alan, " yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Yasa ile diğer sosyal güvenlik Yasaları kapsamında çalışmayan, bu yasalar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine %25'i," oranında aylık bağlanır" hükmü yasanın yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların kız çocukları için de uygulanmalıdır. Çeşitli yasal değişiklikler nedeniyle hak sahipleri açısından ölüm tarihlerine göre dört ayrı dönemin ikisi yönünden aylık bağlanması diğer iki dönem yönünden aylık bağlanmaması gerektiği yönündeki yorum açıkça T.C. Anayasasında yer alan eşitlik kuralına aykırı olduğu gibi genel hukuk ilkelerine de aykırıdır. Kurumun, yukarıda sözü edilen genel yazı ile hak sahiplerine sonraki bir tarihte aylık bağlaması uyuşmazlığı sona erdirmemektedir. Öte yandan, malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümlerini düzenleyen 5510 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinin 2. bendine göre, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, davacının babasının ve eşinin sigortalılığına ilişkin dosyaları Kurumdan getirtilip yukarıda açıklanan yasal mevzuat doğrultusunda değerlendirme yapılmadan sonuca gidilmiş olması hatalı olmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak iş, davacının babasının ve eşinin sigortalılığına ilişkin dosyalarını Kurumdan getirtmek ve yukarıda anılan Yasa maddelerine göre değerlendirme yapıp sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nın 373/2.maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.