1. Hukuk Dairesi 2008/12033 E. , 2009/955 K. "" MAHKEMESİ : SAMSUN 3.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/09/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, evlatlığı ve tek mirasçısı olduğu miras bırakan L.E.n 8 parça taşınmazdaki paylarını davalı yeğenlerine devrettiğini, işlemin mal kaçırma amacıyla muvazalı biçimde yapıldığını, miras bırakanın iradesinin yanıltıldığını ileri sürerek, tapu iptali tescil istemiştir. Davalılar, taşınmazların bedelini ödediklerini belirtip davan…
**1. Hukuk Dairesi 2008/12033 E. , 2009/955 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : SAMSUN 3.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/09/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, evlatlığı ve tek mirasçısı olduğu miras bırakan L.E.n 8 parça taşınmazdaki paylarını davalı yeğenlerine devrettiğini, işlemin mal kaçırma amacıyla muvazalı biçimde yapıldığını, miras bırakanın iradesinin yanıltıldığını ileri sürerek, tapu iptali tescil istemiştir. Davalılar, taşınmazların bedelini ödediklerini belirtip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddiaların kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, hile ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Eksiğin tamamlanması yoluyla getirtilen kayıt ve belgelerden, 1914 doğumlu miras bırakan Lütfiye’nin davaya konu sekiz parça taşınmazdaki 1/3’er paylarını 31.12.1992 tarihinde davalı yeğenlerine satış yoluyla temlik ettiği; 20.11.1999’da ölünce, geriye tek mirasçısı davacı evlatlığı Seyfettin’in kaldığı görülmektedir. Davacı, temliki işlemin kendisinden mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı, ayrıca miras bırakanın iradesinin yanıltıldığı iddialarına dayanarak eldeki davayı açmıştır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.