Başvuru, müşteki hakkında yapılan bir haber nedeniyle başvurucu aleyhine tazminata hükmedilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, müşteki hakkında yapılan bir haber nedeniyle başvurucu aleyhine tazminata hükmedilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu 1967 doğumlu olup olay tarihinde Sözcü gazetesinin sorumlu yazı işleri müdürüdür. Sözcü gazetesinin 30/5/2015 tarihli nüshasında "Twitter jurnalcisi Fuat Avni’den 7 Haziran için şok iddia: 5 Milyon Oy Çalınacak" başlığı altında "…Ak-Hırsızlar…hırsızlık çalışmalarına başlayacak. Ak-Hırsız çetesinin başında … E. A.… var." şeklinde bir haber yapılmıştır. Anılan haber nedeniyle müşteki tarafından suç duyurusunda bulunulmuş ve başvurucu hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 14/8/2018 tarihli iddianamesi ile kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan dava açılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi (Asliye Ceza Mahkemesi) tarafından başvurucunun anılan suçtan 080 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir: "Sanığın Sözcü Gazetesinin sorumlu yazı işleri müdürü olduğu, 30/05/2015 tarihli Sözcü Gazetesinde yayınlanan haberde; 'Twitter Jurnalcısı Fuat Avni 'den 7 Haziran İçin Şok İddia: 5 Milyon Oy Çalınacak' başlığı altında '... AK-Hırsızlar ... hırsızlık çalışmalarına başlayacak. ... AK-Hırsız çetesinin başında ... [E.A.] ... Var.' şeklinde bir takım iddialarda bulunduğu görülmektedir.Sanık ve müdafi savunmalarında; Fuat Avni mahlaslı kişinin twitter da yazmış olduğu yazıların kamuoyu ilgisine sahip olduğunu bu nedenle 7 haziran seçimleri öncesi kamuoyu ilgisi nedeniyle sanık tarafından adı geçen şahsın twitter hesabında yazdığı yazıya yer hangi bir ekleme yapmaksızın aynen alınarak haber yapıldığını belirterek eylemin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle beraatini savunmuş ise de;Sanığın, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü' nün, sosyal medya aracılığıyla, toplumda algı yönlendirmesi yapmak ve propaganda faaliyetlerini gerçekleştirmek amacıyla oluşturduğu Fuat Avni mahlaslı sosyal medya hesabında yayınlanan iddia konusu sözleri, haberin gerçekliği konusunda her hangi bir araştırma yapmaksızın aynen alarak haberleştirdiği değerlendirilmiştir.Adı geçen bu silahlı terör örgütünün, devlet içerisinde çeşitli kademelerde örgütlenmiş terör unsurları aracılığıyla elde ettiği bilgileri haksız, tamamiyle yanlı ve terör faaliyetlerine hizmet edecek şekilde yazılı ve sözlü basın ile sosyal medya hesaplarında etkin bir şekilde kullanmaya çalıştığı, özellikle 17-25 Aralık sürecinden sonra bu faaliyetlerini arttırarak devam ettirdiği, suç tarihi itibariyle de Fuat Avni isimli sosyal medya hesabının bu amaçlar doğrultusunda FETÖ/PDY' ye hizmet eden bir sosyal medya hesabı olarak oluşturulduğu ve bu durumun kamuoyunca dahi bilindiği anlaşılmaktadır.Buna göre sanığın iddia ettiği olaylarla ilgili olarak, katılan hakkında herhangi bir açılmış kamu davasının yada soruşturmanın bulunmaması nazara alındığında, soyut suçlamanın yazıyı hukuka aykırı duruma getirdiği, yukarıda yer alan içtihatlara göre haberin gerçekliği konusunda delil getirilemediği gibi haberin iddiadan öteye geçmediği gerçeklik unsuru taşımadığı, özle biçim arasındaki dengenin ... şeklinde ifade edilen sözlerle sanık aleyhine bozulduğu, haberin aktarılması ifade için zorunlu olmayan gereksiz yakıştırmaların basın hürriyeti kapsamında kalmayacağı, bu sözleri asıl söyleyen sosyal medya hesabını kullanın şahsın hakaret ve bunu aktaran sanığın da basın yoluyla hakaret suçunu işlediği, Henüz iddianameye dahi konu edilmeyen bir aşamada, kişilerin itibar ve onurlarını zedeleyici onları kamuoyu önünde hedef haline getirip masumiyet karinesi de ihlal edilmek suretiyle toplum önünde kişileri baştan suçluymuş gibi haklarında hüküm kurucu mahiyetteki haber ve yayınların basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilemeyeceği, AİHM içtihatlarına bakıldığında, kişilik haklarına tecavüz söz konusu olduğu durumlarda, toplum tarafından bilinen özellikle kamuoyunda gözönünde bulunan siyasetçilerin diğer kişilere oranla eleştirilere daha fazla katlanmakla yükümlü oldukları belirtilmiş ise de, kamu görevlilerinin gerçek olmayan iddia ve suçlamalara karşı da korunması gerektiği, bu bakımdan Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında yer alan iddia konusu yazının 'olgusal ifade' ya da 'değer yargısı' olup olmadığının tespiti gerektiği, bu kapsamda sanığın yazmış olduğu yazının herhangi bir nesnel iddiayla desteklenmeyip Fethullahçı Terör Örgütünün internet yoluyla sızdırılmış tamamiyle yaklaşan genel seçimleri manüpile etmeye ve seçim üzerinde şaibe oluşturmaya yönelik bir kısım iddialarına dayandırıldığı, bu bakımdan evrensel bir ilke olan masumiyet karinesinin de katılan aleyhine ihlal edilmiş olduğu görülmektedir.Son olarak Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından kabul edilmiş 'Türkiye Gazetecilere Hak ve Sorumluluk Bildirgesinin maddesindeki gazeteci; temel bilgileri yok edemez, görmezlikten gelemez ve metinlerle belgeleri değiştiremez, tahrif edemez. Yalnış, yanıltıcı ve tahrif edilmiş yayın malzemesi kullanmaktan uzak durur ve yine Maddesindeki gazeteci çalıntı, iftira, hakaret, lekeleme, saptırma, manipülasyon, dedikodu ve dayanıksız suçlamalardan kesinlikle uzak durur.' şeklinde belirtilen gazetecilik mesleğinin bir takım kurallarına da iddia konusu yazının uygun olmadığı, basın kartı taşıyan gazetede sorumlu yazı işleri mevkiinde bulunan sanığın terör örgütlerinin değil toplumun sözcüsü olması gerektiği değerlendirilmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle yazının hukuka uygunluk nedenlerinden yararlanamayacağı değerlendirilmiş bu şekilde sanığın kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret suçunu işlediği kanaatine varılmıştır." Kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 30/1/2017 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek başvurucu hakkındaki hüküm kesinleşmiştir (Başvurucu söz konusu davaya yönelik olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş ve Anayasa Mahkemesi 2018/123 sayılı dosyasında yaptığı incelemede başvurunun süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Müşteki, bahsi geçen haber nedeniyle kişilik haklarının zedelendiği iddiasıyla başvurucu aleyhine ayrıca tazminat davası açmıştır. Davanın görüldüğü Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/345 Esas, 2016/436 Karar sayılı dosyasının örneği uyap sisteminden dosyamız içine kazandırılmış, tetkikinde katılanın [E.A.], sanığın Enver Kaya, suçun sesli yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret olduğu, suç tarihinin 30/05/2015 olduğu, sanığın hakaret suçundan netice olarak 080,00-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 31/05/2017 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.BK 53 ve TBK maddesi gereği ceza mahkemesince belirlenen maddi olgular hukuk hakimi yönünden de bağlayıcıdır. Manevi tazminat gerçek anlamda bir zarar değildir, kişinin mal varlığının aktifinde bir azalma, pasifinde çoğaltma meydana getirmez, Ancak insanın kişilik değerlerine, maddi benliğine, onuruna, şerefine yapılan saldırılara denir. Bu saldırıların karşılığında manevi tazminata hükmedilir. Manevi tazminat miktarının belirlenmesinde hakim takdir hakkını kullanırken, haksız eylemin ağırlığı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur oranı, olayın ağırlığını göz önünde tutarak, hükmedilecek tutarın davacıyı zenginleştirmeyecek davalıyı fakirleştirmeyecek ancak manevi tatmin duygusu yanında, caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiğini gözönüne alınmalıdır. Bu ilkeler gözönüne alındığında suç tarihi ve bu tarihten itibaren işleyecek faiz de dikkate alınarak manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir" Kararın istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 12/2/2020 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"Dava konusu edilen yayın nedeniyle davacının şikayeti üzerine yapılan soruşturma sonucunda davalı/sanık Enver Kaya hakkında Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesine açılıp 2015/345 Esas sayılı dosya üzerinden görülen kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde; '...' [bu kısım Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/345 Esas, 2016/436 Karar sayılı kararının gerekçesini içermektedir (bkz. § 4)] gerekçesiyle adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği... anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2013/4-1008 Esas, 2014/490 Karar sayılı ve 09/04/2014 tarihli kararında da belirtmiş olduğu üzere, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olgularla ve özellikle "fiilin hukuka aykırılığı" konusuyla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza dosyası içeriğinden, davalının davacıya yönelik olarak basın yolu ile hakaret eylemini gerçekleştirdiği sabit olup, davacı lehine manevi tazminat ödetilmesi koşulları oluşmuştur. Her ne kadar davalı vekili istinaf dilekçesinde 5187 sayılı Yasa’nın maddesi uyarınca müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunmuş ise de, dava konusu yayında herhangi bir muhabir isminin bulunmadığı, bu durumda yazı işleri müdürü olan davalının muhabir konumunda olduğu ve Basın Kanunu uyarınca sorumluluğunun bulunduğu kanaatine ulaşıldığından davalı tarafın bu yöne ilişkin istinaf itirazlarına itibar edilmemiştir." Başvurucu, nihai kararı 8/3/2020 tarihinde öğrendikten sonra 18/6/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.