4. Hukuk Dairesi 2023/2784 E. , 2024/2450 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/371 E., 2019/549 K. DAVA TARİHİ : 23.12.2014 HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 09.04.2019 tarih ve 2016/10833 Esas - 2019/4389 Karar sayılı ilamı ile yapılan temyiz incele
**4. Hukuk Dairesi 2023/2784 E. , 2024/2450 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/371 E., 2019/549 K. DAVA TARİHİ : 23.12.2014 HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 09.04.2019 tarih ve 2016/10833 Esas - 2019/4389 Karar sayılı ilamı ile yapılan temyiz incelemesi sonucunda kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının maliki olduğu aracın müvekkili şirket tarafından zorunlu trafik sigortası kapsamında sigortalı olduğunu, bu aracın 09 LS 090 plakalı araca çarpması sonucunda maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, sigorta kapsamında 5.550,00 TL tazminat ile kazada yaralanan Kübra Sarp'a tedavi giderleri kapsamında toplam 7.147,00 TL ödemede bulunduklarını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödenen tutarların yasal faizli ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesi sunmamış, duruşmadaki beyanlarında; aracın önceki sahibi olduğunu, araç satış sözleşmesi ile Mehmet Özdemir'e sattığını bildirmiştir. III. MAHKEMECE VERİLEN KARAR Mahkemenin 21.12.2015 tarih ve 2015/3 Esas, 2015/554 Karar sayılı kararı ile; davanın kabulüne, 5.550,00 TL alacağın 15.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1597,04 TL alacağın ise ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı davalı temyiz yoluna başvurmuştur. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 09.04.2019 tarih ve 2016/10833 Esas, 2019/4389 Kararı ile; "1-Dava, ZMSS poliçesi gereği dava dışı 3. kişiye ödeme yapan sigortacının, ödediği bedelin kendi sigortalısı olan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. 2918 sayılı KTK.nun 48. Maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Bununla birlikte Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine yer verilmiştir. O halde, rücu şartlarının oluşması için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713, YHGK 14.05.2014 gün ve 2013/17-1098, 2014-644; YHGK 13.05.2015 gün ve 2013/17-2156,). Somut olayda, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da; davalının maliki bulunduğu araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde 0.80 promil alkollü olması nedeniyle %75 oranında, karşı araç sürücüsünün ise %25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Kaza sırasında sigortalı araç sürücüsünün 0.80 promil alkollü olduğu saptanmış ise de, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Kazanın salt alkolün etkisiyle oluşması ve başka etmenlerin bulunmaması gerekir.Dosya kapsamından ve bilirkişi raporundan, davacıya ait araç sürücüsünün tek başına kazaya sebebiyet vermediği, dava dışı sürücünün de ikinci derece (%25) kusurlu davranışı ile olaya katılımının bulunduğu, dolayısıyla kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda yerel Mahkemece, rizikonun teminat kapsamında kaldığı ve rücu şartlarının oluşmadığı kabul edilerek, davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2-Bozma sebebine göre davalı asılın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir." gerekçeleriyle mahkeme kararı bozulmuştur. B. Mahkememece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyullarak yapılan yargılama sonucunda; davacıya ait araç sürücüsünün tek başına kazaya sebebiyet vermediği, dava dışı sürücünün de ikinci derece (%25) kusurlu davranışı ile olaya katılımının bulunduğu, dolayısıyla kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği, bu durumda rizikonun teminat kapsamında kaldığı ve rücu şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkeme'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebebleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, davacıya ait araç sürücüsünün olay sırasında yasal limiti aşacak şekilde alkollü olması sebebiyle meydana gelen hasarın sigorta teminatı kapsamı dışında kaldığını, bu sebeple davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalının maliki olduğu aracın karıştığı trafik kazasında, aracın Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı (ZMSS) tarafından dava dışı zarar gören 3. kişiye yapılan ödemenin, kendi sigortalısı olan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 11086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 95 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4. maddesi. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmamasına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.