Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, tutuklama tedbirinin makul süreyi aşması ve tutukluluğa itirazının gecikmeli olarak karara bağlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, tutuklama tedbirinin makul süreyi aşması ve tutukluluğa itirazının gecikmeli olarak karara bağlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 29/9/2017 tarihlerinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon tarafından bu kararda incelenen şikâyetler haricindeki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna karar verilmiş, bu şikâyetler yönünden ise başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Aynı kararda başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne de karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan başvurucu hakkında da FETÖ/PDY'ye üye olma suçuna yönelik olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) bir soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında 8/10/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 26/10/2016 tarihinde tutuklanması istemiyle başvurucuyu Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 26/10/2016 tarihinde, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Hâkimliğin tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir: "Şüpheliler İhsan Nuri Akpınar ve A. üzerine yüklenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olgular, şüphelilerin kaçacağı şüphesini uyandıran somut davranışları (Bahreyn Birleşmiş Milletler Ofisine şüpheliler tarafından yapılan talep) isnat edilen suçun CMK [Ceza Muhakemesi Kanunu] 100/3-a maddesinde sayılan suçlardan olması, fiilin kanunda karşılığı olan cezanın miktarı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin maddesinde yer alan tutuklamaya ilişkin şartların gerçekleştiği dikkate alınarak adli kontrol uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla şüphelilerin CMK'nın [Ceza Muhakemesi Kanunu] vd. maddeleri gereğince ayrı ayrı tutuklanmasına...[karar verildi.]" Başvurucu 27/10/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/11/2016 tarihli kararı ile itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine 23/6/2017 tarihinde yaptığı inceleme sonucunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verirken "...kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunması, üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi..." gerekçesine dayanmıştır. Başvurucu 11/7/2017 tarihinde bu karara itiraz etmiş, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 8/8/2017 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Başvurucu, anılan kararı 5/9/2017 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu 29/9/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 13/7/2018 tarihinde Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinden başvurucunun tutukluluk durumunun gözden geçirilmesi ve tutukluluğun devamına karar verilmesi isteminde bulunmuştur. Hâkimlik, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebini 13/7/2018 tarihinde başvurucunun beyanını aldıktan sonra değerlendirmiş ve "Şüphelinin üzerine yüklenen suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, üzerine yüklenen suçu işlediği konusunda somut delillerin bulunması, tutuklama tarihi, suça öngörülen cezanın alt ve üst sınırları ve tahliyeyi gerektirir yeni bir delil elde edilmemiş olması..." gerekçesiyle tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 7/11/2018 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede ilk olarak terör örgütü kavramına ve FETÖ/PDY'nin genel özelliklerine ilişkin birtakım açıklamalara değinilmiştir. Sonrasında ise başvurucunun FETÖ/PDY yapılanmasında yer aldığına ilişkin olgulara yer verilmiştir. Bunlar özetle şöyledir:i. Tanık A.O.nun başvurucunun FETÖ/PDY yapılanması içinde yer aldığı yönünde beyanlarda bulunduğu belirtilmiştir. Tanık A.O. ifadesinde özetle 2013 yılında Bahreyn'e eğitim amacıyla gittiğini, burada FETÖ/PDY'ye ait olan bir evde kaldığını, bu ülkenin imamının İ. isimli şahıs olduğunu, kaldıkları örgüt evine 2016 yılının başlarında doktor olduklarını söyleyen İhsan Nuri Akpınar ve A. isimli şahısların geldiğini, İhsan Nuri Akpınar'ın yaklaşık dört ay kendileriyle kaldığını, bu iki şahsın da FETÖ/PDY üyesi olduğunu ve İ. isimli ülke imamına himmet adı altında aylık 000-000 dinar arasında para verdiklerini, bu para verme olayına bir iki kez şahit olduğunu beyan etmiştir. Ayrıca iddianamede, tanığın bir teşhisine yer verilmiş ve 11/9/2018 tarihli Fotoğraf Teşhis Tutanağı içeriğine göre tanığın başvurucuyu teşhis ettiği ifade edilmiştir.ii. Başvurucunun 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevinden çıkarıldığı belirtilmiştir.iii. Başvurucunun üst araması sonucunda cüzdanda kırmızı renkli bez parçasına sarılı vaziyette F serisi bir adet 1 ABD dolarının bulunduğu belirtilmiştir.iv. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığı tarafından tanzim edilen 25/10/2017 tarihli MASAK raporu içeriğine göre başvurucunun Türk Radyoloji Derneği İstanbul Şubesinde kurucu, yönetici veya üye olduğuna ilişkin kayıt bulunduğunun ve Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde 1/5/2003 tarihinde açılan ve 8/9/2009 tarihinde kapatılan hesabının olduğunun belirtildiği ifade edilmiştir.v. Başvurucunun Bahreyn yapılanmasında yer alan A.dan iki ayrı işlemde olmak üzere 283,57 TL tutarında EFT aldığı ifade edilmiştir. vi. Başvurucunun "Gülenist Kuruluş", "Fetullah Gülen Okulu", "Gülen Hareketi Okulu" olarak nitelendirilen iki kuruma -MASAK raporlarına göre- 204,50 ve 850 TL tutarlarında EFT gönderdiği belirtilmiştir. vii. Başvurucunun HTS kayıtlarının incelenmesi sonucunda FETÖ/PDY'nin Bahreyn yapılanmasında yer alan kişilerin irtibatlı olduğu kişilerle başvurucunun da irtibatlı olduğu belirtilmiştir. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:"...Belirtilen hususlar ve dosya kapsamı nazara alındığında şüphelinin FETÖ terör örgütü ile organik bağ kurarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerde bulunduğu, şüphelinin FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarının motivasyon amacıyla üzerlerinde bulundurdukları 1 ABD dolarını üzerinde kırmızı kurdele ile kutsallık atfedecek şekilde cüzdanında muhafaza ederek bulundurduğu, Bahreyn ülkesinde FETÖ/PDY terör örgütü yapılanmasında ülke imamı olarak görevli İ. isimli şahsa 1000-2000 Bahreyn dinarını aylık olarak himmet adı altında vermek suretiyle örgüte maddi yardımda bulunarak örgüte maddi gelir sağladığı, aynı şekilde şüphelinin A.B. ülkesinde bulunan terör örgütüne ait kuruluşlara para göndererek FETÖ/PDY terör örgütüne maddi gelir sağladığı, şüphelinin Bahreyn ülkesinde bulunduğu süre içerisinde burada terör örgütüne ait evlerde örgütsel toplantılara katıldığı, Bahreyn ülkesinde FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgütsel toplantıların yapıldığı örgüt evinde 4 ay süre ile kaldığı ve bu şekilde üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği tutanaklar, sorgu zaptı, tutuklama müzekkeresi, FETÖ havuz sorgusu sonucunu gösterir evrak, emanet eşya makbuzu, 14/10/2016 tarihli inceleme tunağı, HTS raporu, tanık A.O. beyanı ve 11/09/2018 tarihli fotoğraf teşhis tutanağı, MASAK raporu, şüpheli ifadesi, nüfus ve sabıka kayıtları ile tüm dosya kapsamı delillerle anlaşıldığından..." Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 13/11/2018 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/478 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 13/11/2018 tarihinde yaptığı tensip (duruşmaya hazırlık) incelemesi sonucunda yetkisizlik kararı vererek dosyanın İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Yetkisizlik kararı üzerine dosya İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine (Mahkeme) gönderilmiş ve Mahkemenin E.2018/406 sayısına kaydedilmiştir. Mahkeme 3/5/2019 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Tahliyeye ilişkin kararın ilgili kısmı şöyledir:"Tutuklu sanığın dosya kapsamındaki delil durumu, yargılamanın geldiği aşama, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, sanık yönünden karartılma ihtimali bulunan bir delilin kalmamış olması hususları dikkate alınarak adli kontrol tedbiriyle tahliyesine, CMK 109/3-a maddesi gereğince sanığın yurt dışına çıkmasının yasaklanması, CMK 109/3-j maddesi gereğince konutu terk etmemek zorunluluğu ile tedbir altında bırakılmasına...[karar verildi.]" Mahkeme, 19/9/2019 tarihli duruşmada, başvurucu hakkında uygulanmasına karar verdiği konutu terk etmemek şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına ve başvurucunun, her ay bir defa kolluk birimine imza atmak suretiyle adli kontrol altına alınmasına karar vermiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez, (B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 33-56) başvurusu hakkında verilen karar.