T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/946 KARAR NO : 2025/816 DAVA : Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı aslında bedelsiz olan ve asla kendisine verilmemiş bir bonoyu ciro yoluyla değil kendisine verilmiş gibi göstermek sure…
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/946 KARAR NO : 2025/816 DAVA : Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı aslında bedelsiz olan ve asla kendisine verilmemiş bir bonoyu ciro yoluyla değil kendisine verilmiş gibi göstermek suretiyle ve bu şekilde haksız kazanç temin etmek amacıyla ----. Asliye Ticaret Mahkemesi -----Sayılı dosyadan ihtiyati haciz kararı aldığını, ihtiyati haciz kararını -----İcra Müdürlüğünün ------Sayılı icra dosyası üzerinden icraya koyduğunu, davalı alacaklı tarafından ihtiyati haciz teminatı olarak dosyaya sunulan teminat mektubunun iadesi istendiğini, -----. ATM------- Sayılı dosyasından taraflarına 09.10.2025 tarihinde 24.09.2025 tarihli muhtıra tebliğ edildiğini, işbu muhtırada teminatın iadesine muvafakat edip etmedikleri konusunda beyanda bulunmaları ve yapılan ihtiyati haciz nedeniyle herhangi bir zararı var ise dava açmak üzere taraflarına 7 gün kesin süre verildiğini, bu nedenle müvekkilin tüm zararlarının tazmini için işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, haksız ihtiyati haciz nedeniyle müvekkillerin bankalara olan borcunun arttığı ve vadeleri kısaldığı gibi müvekkilin satarak borç ödemesi için değerlendirmeyi planladığı ve müvekkillerden ----- firmasına ait ------ isimli tekneye haksız ve usule /yasaya aykırı şekilde ihtiyati haciz konulmuş ve ilgili ilgisiz tüm mercilere yazı yazılarak teknenin denize açılması bile engellendiğini, hak mahrumiyeti zararı oluştuğunu, öncelikle ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile tedbiren davalının yatırdığı teminatın davalıya iade edilmemesi yönünde tedbir kararı verilmesini, zararın bilirkişi tarafından tespiti yapıldığında dava değerini artırmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak şimdilik 10.000.-TL maddi tazminat talebinin ve müvekkillerin işbu haksız ve kötü niyetli ihtiyati haciz sebebiyle uğradıkları prestij kaybı ve diğer manevi zararlar nedeniyle 100.000.-TL manevi zararın davalıdan tahsilini, alacaklarına ihtiyati haciz tarihinden itibaren ticari reeskont faizi işletilmesini, yargılama gideri ve ücerti vekaletin davalı tarfa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, haksız ihtiyati haciz nedenine dayalı açılan tazminat davasıdır. Davacı taraf her ne kadar dosyanın ihtiyati haciz kararını veren ------- ATM ne gönderilmesini talep etmiş ise de, işbu davanın HMK 399. Maddesindeki dava olmadığı, İİK 259/4 maddesine göre "tazminat davasının ihtiyati haczi koyan mahkemede dahi görülür" hükmünün bulunduğu, bu hükmün davanın zorunlu olarak kararı veren mahkemede görüleceğine yönelik olmadığı, o mahkemede de görülebileceğine yönelik olduğu(----- BAM ------HD ------) anlaşılmakla gönderme talebi yerinde görülmemiştir.6100 sayılı HMK'nin 115/1 maddesi hükmünde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılması gerektiği belirtilmiş, anılan yasanın 114. maddesinin 1. fıkrasında dava şartları sayılmış, aynı yasa maddesinin 2. fıkrasında ise diğer yasalarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 18/12/2018 tarihli ------ Gazete'de yayınlanan 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesi ile; "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." ve geçici 12. maddesi ile de "(1) Bu Kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz." düzenlemesi getirilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na (HUAK) "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi getirilmiştir.Anılan yasa hükümleri gereğince 01/01/2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticari davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir.tüm dosya kapsamı, davacı vekilinin dava dilekçesi ile yasal düzenlemeler birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davalı tarafın gerçek kişi olduğu fakat davanın kıymetli evrak- bonoya dayalı davalı tarafından davacılar aleyhine alınan ihtiyati haciz kararı nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararların tazminine yönelik olduğu, bu kapsamda dayanak belge gözetildiğinde davanın ticari dava olduğunun anlaşıldığı, ihtiyati haciz kararına dayanak bononun geçersizliğine/ sahteliğine yönelik karar / tespit işlemi bulunmadığı, eldeki davanın ticari dava olması nedeniyle TTK m:5/A hükmü kapsamında zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, dava öncesi arabulucuya başvuru yapılmadığının anlaşıldığı, bu kapsamda davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.(emsal ---- BAM -----.HD ------, --) Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na (HUAK) "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. Fıkrasında düzenlendiği üzere, arabuluculuk tutanağı eklenmemiş ise önce ibraz için davacı tarafa kesin süre verileceği, sunulmaması halinde dava dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmeden davanın usulden reddine karar verileceği, bu düzenleme karşısında davanın esasına etki eder mahiyette karar verilemeyeceğinden davacının ihtiyati tedbir talebi hakkında karar verilmemiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR: 1-Davacının davasının arabuluculuk şartı sağlanmadığından usulden reddine, 2-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.878,53 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.263,13 TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde yatırana iadesine, 3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.