Başvuru, yapılan kamu görevi sırasında meydana gelen kaza nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemiyle açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, yapılan kamu görevi sırasında meydana gelen kaza nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemiyle açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 17/2/2014 tarihinde İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 22/4/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 4/1/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 4/2/2016 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, T. Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü İskenderun Gar Müdürlüğünde görev yaptığı sırada 14/11/1997 tarihinde vagon manevrasında meydana gelen kazada iki parmağını kaybetmiştir. Başvurucu 1998 yılında adli yargı yerinde 000 TL maddi ve 000 TL manevi tazminat istemli olarak dava açmış,yaptırılan bilirkişi incelemesine göre başvurucunun 601 TL maddi kaybı bulunduğu belirlenmiş ancak İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle 24/12/2001 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Başvurucu, bunun üzerine idari yargıdaaçtığı davada601 TL maddi ve 000 TL manevi tazminata karar verilmesini istemiştir. Adana İdare Mahkemesi 14/10/2003 tarihli ve E.2002/102, K.2003/1093 sayılı kararıyla başvurucunun efor kaybına uğradığını belirterek veadli yargı yerinde yaptırılan bilirkişi raporunu esas alarak 601 TL maddi ve 000 TL manevi tazminatın başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Davalı idare tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesi, kararın manevi tazminata ilişkin kısmını onamış; maddi tazmina ilişkin kısmını ise başvurucunun kaza sonrası görevinin değiştiği dikkate alınarak efor kaybı yerine görev yeri değişikliği nedeniyle uğradığı zararın hesaplanarak ödenmesi gerektiği gerekçesiyle bozmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyularak yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan 13/7/2009 tarihli raporda, başvurucunun görev değişikliği nedeniyle uğradığı zararın 654 TL olduğu belirlenmiş veMahkemece 10/9/2009 tarihli ve E.2008/1928, K.2009/1003 sayılı kararla -taleple bağlılık ilkesi gereği- 601 TL tazminatın başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Bu durumda, "taleple bağlılık" ilkesi de dikkate alınarak davalı idarede manevracı olarak görev yaptığı sırada geçirdiği kaza sonucu sol elinin iki parmağını kaybeden davacının idarenin hizmet kusuru nedeniyle görev yerinin değişmesi sonucu uğradığı 00 TL maddi zararınınadli yargı yerinde dava açma tarihi olan 23/12/1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır." Başvurucu ise 18/9/2009 tarihli dilekçesiyle davalı idareye başvurarak Mahkemece hükmedilen tutarla bilirkişi raporunda tespit edilen tutar arasındaki farkın ödenmesini istemiş; 2/11/2009 tarihli cevap yazısında, kararın temyiz edildiği ve istemin temyiz sonucuna göre değerlendirileceği bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 13/3/2012 tarihli ve E.2009/16198, K.2012/891 sayılı kararıyla onanmıştır. Başvurucu, kararın kesinleşmesi üzerine 13/6/2012 tarihli dilekçeyle davalı idareye tekrar başvurmuş ve fark tutarın ödenmesini istemiştir. Ancak başvurucunun istemine bir cevap verilmemiştir. Başvurucu bunun üzerine bilirkişi raporunda belirtilen fark tutarın ödenmesine karar verilmesi istemiyle 10/9/2012 tarihinde Adana İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme 23/10/2012 tarihli ve E.2012/1310, K.2012/1583 sayılı kararıyla davayı süre aşımı yönünden reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyedir:"Bu durumda, idari eylemlerden doğan zararların ödenmesinin, süresi içerisinde açılacak davalar yoluyla istenebileceği, İdari Yargıda ancak parasal hakların ödenmesine (tazminine) karar verilmesinin istenebileceğinden İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri uyarınca parasal haklarının saklı tutulmasının mümkün bulunmadığı hususu dikkate alındığında İskenderun Gelirler Müdürlüğünde görev yaptığı sırada geçirdiği kaza sonucu sol elinin iki parmağını kaybeden davacı tarafından, zararın öğrenildiği tarihten itibaren en geç bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesinin istenilmesi ve bu istemin reddi üzerinde de dava açma süresi içinde dava açılması gerekirken bu süreler geçirildikten sonra 2012 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğundan davanın esasını inceleme olanağı bulunmamaktadır. Öte yandan, davacının 2012 günlü başvurusunun zımnen reddinin dava süresini canlandırmayacağı da açıktır." Karar, Adana Bölge İdare Mahkemesinin 26/6/2013 tarihli ve E.2013/1215, K.2013/2697 sayılı kararıyla onanmış, karar düzeltme istemi de aynı Mahkemenin 30/12/2013 tarihli ve E.2013/4390, K.2013/6086 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Karar 28/1/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 17/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk Anayasa’nın maddesinin son fıkrası şöyledir:“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un maddesiyle eklenen maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir: “... Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” 2577 sayılı Kanun’un 6459 sayılı Kanun’un maddesiyle eklenen geçici maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” Danıştay Onbeşinci Dairesinin 17/2/2014 tarihli ve E.2013/3669, K.2014/760 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:“2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, 6459 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin artırılmasına olanak tanınmıştır. Madde gerekçesinde de ifade edildiği üzere, yasal değişiklikle ilgililerin uğramış olduğu zararın, dava dilekçesinde gösterilen zarar miktarından fazla olmasına karşın,davacı veya davacıların dava dilekçesinde gösterdikleri zarar miktarını artırımlarına yönelik taleplerinin mahkemelerce kabul edilmeyerek istemle bağlı kalma kuralını uygulayarak dava dilekçesinde gösterilen zarar tutarı kadar tazminata hükmetmelerinden doğan hak kayıplarının giderilmesi amaçlanmıştır. Bir başka ifade ile mahkemelerce istemle bağlı olma kuralı uygulanmak suretiyle verilen kararlara karşı taraflardan herhangi birinin kanun yoluna başvurmuş olması şartıyla davacı veya davacıların artırılan miktara isabet eden harcı ödemek suretiyle kararı veren Mahkemeye verecekleri dilekçe ile bir defaya mahsus olmak üzere dava dilekçesinde gösterilen miktarı artırmaları mümkündür. Sağlık tazminatına ilişkin tam yargı davalarında, mahkemelerce maddi zararın tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi raporunda belirlenen maddi tazminat miktarının dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminat miktarından yüksek çıkması halinde söz konusu bilirkişi raporunun davacıya tebliğinden sonra (eylemin idariliğinin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl geçmiş olsa bile) ilk açılandavanın derdest olması ve bu davada ıslah talebi olmaması şartıyla, fazlaya ilişkin miktarın ödenmesi istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun reddi üzerine dava açma süresi içerisinde açılan ikinci davanın süresinde kabul edilerek, açılan bu ikinci davanın ilk dava kapsamında ıslah talebi niteliğinde değerlendirilmek suretiyle zarar tespit bilirkişisi tarafından belirlenen fazlaya ilişkin kısım hakkında yeni bir karar verilmesi gerekmektedir.”