4. Hukuk Dairesi 2025/11694 E. , 2026/1690 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/93 Esas - 2025/53 Karar Bozmaya uyularak verilen İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA D…
4. Hukuk Dairesi 2025/11694 E. , 2026/1690 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/93 Esas - 2025/53 Karar Bozmaya uyularak verilen İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müteveffa ...'e gerekli teşhis ve tedavinin uygulanmaması sebebiyle hayatını kaybettiğini, müteveffanın yakınları tarafından kurum aleyhine açılan Elazığ 2. İdare Mahkemesinin 2013/4 39... /1074 karar sayılı dosyası ile tazminata hükmedildiğini, ilamlı takip sonucu ödeme yapıldığını, ...'in hayatını kaybetmesi sebebi ile ... Devlet Hastanesinde görevli doktor olan davalı ...'ın kene ısırması sonucu hastanın muayenesini yaptıktan sonra evine gönderilmesi ve devam eden tetkikleri yapmaması nedeniyle kusurlu olduğunu, davalı doktorun görevini yerine getirirken kusurlu davranarak idareyi tazminat ödemek zorunda bıraktığını, davalı ... şirketinin ise davalı doktor tarafından olay tarihini kapsar şekilde düzenlenen Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile davalı doktorun mesleki faaliyetlerini teminat altına almış olduğunu ve bu sebeple ortaya çıkan zarardan davalı şirketin de sorumluluğu bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ödenen bedel olan 211.313,27 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte rücuen tahsilini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının olayda kişisel ya da mesleki herhangi bir kusuru bulunmadığını, rücu davasının şartlarının oluşmadığını, idare mahkemesi kararının kendisine ihbar edilmediğini, kusur tespitini kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, olay tarihini kapsar şekilde teminat altına alınan poliçe bulunmadığını, bu nedenle husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, sigorta poliçesi genel şartlarına göre, müdahalenin gerçekleştiği tarihin değil tazmin talebinin yapıldığı tarihin esas alınması gerektiğini, tıbbi müdahale talebi poliçe süresi içerisinde olsa dahi davalı asıla tazmin talebinin iletildiği tarihi kapsayacak bir poliçe olmadığını beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2019 tarihli, 2017/133 esas, 2019/1156 karar sayılı kararı ile hüküm kurmaya ve mahkeme denetimine elverişli Adli Tıp Kurumu raporlarında; dava dışı ...'in vefatı nedeni ile davalı Dr. ...'a yüklenecek kusur oranının 1/8 olduğu, hastanın tanısının 18 saatlik gecikmesine neden olduğu, bu gecikmenin de kişinin akibetini değiştirmesinin beklenmemesi, hastanın trombosit değerinin 140.000 olması, yaşı, kliniği, tanısı konulan hastalığın küratif bir tedavisinin olmaması ve diğer bulgular dikkate alındığında, bu algoritmaya uyulmamasıyla ölüm arasında kesin bir illiyet bağı kurulamayacağı yönündeki Adli Tıp Kurumu raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, olay ile zarar arasında kesin illiyet bağı kurulamaması nedeniyle davalılara tazminat sorumluluğunun yüklenemeyeceği anlaşılmakla ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 03.03.2021 tarih ve 2020/278 esas, 2021/298 karar sayılı kararı ile İlk Derece mahkemesince alınan Adli Tıp Kurumu raporlarının dosya kapsamına göre yerinde olduğu, davalı doktorun taksirle ölüme sebep olma suçundan beraat ettiği, beraat kararının Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 11.01.2015 tarih, 2015/2720 esas, 2016/36 karar sayılı onaması ile kesinleştiği, 18 saatlik gecikmenin de kişinin akıbetini değiştirmesini beklenmemesi, hastanın trombosit değerinin 140.000 olması, yaşı, kliniği, tanısı konulan hastalığın küratif bir tedavisinin olmaması ve diğer bulgular dikkate alındığında bu algoritmaya uyulmaması ile ölüm arasında kesin bir illiyet bağı kurulamayacağının tespit edilmiş olması karşısında nedensellik bağı yokluğu nedeniyle davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 07.03.2023 tarihli ve 2021/16610 Esas, 2023/3048 Karar sayılı ilamıyla; Resmi Gazetede 27.05.2022 tarihinde yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13. maddenin “Ek 18. maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18. maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haiz olduğu, dosya kapsamından, davalı doktor ...’ın ... Devlet Hastanesinde doktor olduğu, dava dışı ... isimli hasta yakınları tarafından ... Devlet Hastanesinde uygulanan tıbbi ameliyelerde hizmet kusuru olduğundan bahisle Sağlık Bakanlığı aleyhine Elazığ 2. İdare Mahkemesinde 2013/4 39... /1074 karar sayılı dosyası ile açılan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davanın ilamlı icra takibi sonrasında ödenen bedelin davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmakla mahkemece, yukarıda gösterilen mevzuat hükmü gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesi; başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına karar verildiği, davacı kurum vekiline 07.05.2024 tarihli celsede ara karar ile Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurmak üzere süre 2 ay kesin süre verildiği, aksi halde davanın dava şartı yokluğunda reddedileceğinin ihtar edildiği, davacı vekili tarafından kurula başvuru yapılmasına ilişkin Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünden gelen cevabı yazının dosyaya celsede sunulduğu, cevabı yazı içeriğinden dava konusu olayın 3359 sayılı Kanun'un ek 18. maddesi kapsamında Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından değerlendirilmesi gereken hadise olmadığının beyan edildiği görülüp kurula başvuru yapılmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; usulden red kararının değişen mevzuata bağlı olduğunu, davacının davasını açmakta haklı olduğunu, davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulması isteminde bulunmuştur. B. Gerekçe Uyuşmazlık; davacının ... Devlet Hastanesinde meydana gelen ölüm olayı nedeniyle vefat eden kişinin yakınlarına ödemiş olduğu tazminatı, görevli davalı doktordan ve Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile davalının sigortacısı olan davalı şirketten müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu, davacı vekiline verilen süre sonrasında Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünden gelen cevabı yazının dosyaya celsede sunulduğu, cevabı yazı içeriğinden dava konusu olayın 3359 sayılı Kanun'un ek 18. maddesi kapsamında Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından değerlendirilmesi gereken hadise olmadığının beyan edildiği, bu nedenle davanın usulden reddine, davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre 33.810,08 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara eşit olarak verilmesine karar verildiği anlaşılmakta ise de yürürlükte olan AAÜT'nin 7/2. maddesi ve ekleri gereği davacı aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VIl. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının (4) numaralı bendinde yer alan "33.810,08 TL" ibaresinin çıkarılarak yerine "30.000,00 TL" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.