4. Hukuk Dairesi 2022/10642 E. , 2024/3822 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2020/37 E., 2022/52 K. Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. D…
**4. Hukuk Dairesi 2022/10642 E. , 2024/3822 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2020/37 E., 2022/52 K. Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'ın sevk ve idaresindeki aracın 29.05.2010 tarihinde tek taraflı trafik kazasına karıştığını, kazada ...'ın tam kusurlu olduğunu, araçta yolcu olarak bulunan ...'in yaralandığını, tedavi rehabilitasyon ve iş kaybı nedeniyle davacı şirketin ...'in tedavisi ile ilgili olarak 3.141,74 Euro ödeme yaptığını belirterek ödenen miktarın ödeme tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı Hür Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, iş göremezliğe ve tedavi giderine ilişkin olarak 6111 sayılı Kanun gereği bu kanunun yürürlüğü öncesi gerçekleşen trafik kazalarına ilişkin ödemelerin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, yabancı uyruklu kişilerin trafik kazalarına bağlı tedavilerinin devamını yabancı ülkelerde sürdürmeleri halinde yurt dışında verilen tedavi hizmetleri bedelinin kurumca karşılanmasının 07.02.2012 tarihinde yayımlanan “Trafik Kazalarına Bağlı Tedavi Giderleri” konulu 2012/5 sayılı Genelgenin 5 inci maddesi gereği yasal olarak mümkün olmadığını belirterek haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu kaza nedeniyle davalının kusuru bulunmadığını, davacı ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından olayın çözüme kavuşturulması gerektiğini, davalı ... şirketinin de sorumluluğu bulunup kendisine husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 06.05.2016 tarih, 2015/61 esas ve 2016/37 karar sayılı ilamı ile; 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 inci maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi ile trafik kazalarından kaynaklı tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanacağının hükme bağlandığı, bu nedenle davalı ... ve Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini düzenleyen davalı Hür Sigorta A.Ş'nin sorumluluğunun bulunmadığı, diğer davalı SGK Başkanlığı'nın ise ...'in tedavisinin Türkiye'de devam etmemesi ve yurtdışı tedavi giderlerinin kapsam dahilinde olmaması nedeniyle sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle tüm davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 15.10.2019 tarih, 2017/664 esas ve 2019/9408 karar sayılı ilamı ile; ''...Dava tarihi olan 28.05.2015 tarihinden önce;25.2.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 2918 sayılı Yasanın 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Yasanın 59. maddesinde, “trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın "Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır."hükmü mevcut olup, Yasanın geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59 uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-1. maddesinde, sigortacının, poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği, düzenlenmiştir. Sigorta poliçesinde belirtilen motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına almakla birlikte Sigorta Şirketinin yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre, 2918 sayılı Yasanın 98.maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk "Sosyal Güvenlik Kurumu'na" geçmiştir. Eldeki dosyada yerel mahkemece her ne kadar; davalı SGK vekilince dosyaya sunulan; SGK'nın "Trafik Kazalarına Bağlı Tedavi Giderleri" konulu 2012/5 sayılı Genelgesinde yer alan;"yabancı uyruklu kişilerin trafik kazalarına bağlı tedavilerinin devamını yabancı ülkede sürdürmeleri halinde yurt dışında verilen tedavi hizmetlerinin bedeli Kurumca karşılanmayacaktır." düzenlemesine dayanılarak davanın reddine karar verilmiş ise de;davaya konu kazada yaralanan Aygül Mecher, davalılardan ...'ın kızı olduğu,UYAP sisteminden temin edilen ...'a ait vukuatlı aile nüfus kayıt tablosunun incelenmesinde; kazada yaralanan Aygül Mecher'in 02.04.2003 tarihinde Alman uyruklu bir erkekle evlendiği, Ordu Aile Mahkemesinin 2011/270E. 2012/102 K. Sayılı kararı ile bu eşinden boşandığı, 08.08.2015 tarihinde ise bir Türk vatandaşı ile yeniden evlendiği, aile nüfus tablosunun "kişilerin olayları" bölümünde, kaza tarihinde Mecher soy adını taşıyan Aygül'ün Türk vatandaşlığından çıktığına dair açıklama bulunmadığı dolayısıyla,gerek Türkiye'de meydana gelen kaza tarihinde ve gerekse kaza nedeniyle yurt dışındaki tedavi sürecinde Türk vatandaşı olduğu anlaşılmış olmakla bu durumda, yurt dışında yapılan ve 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesi kapsamında kalan belgeli tedavilere ilişkin giderlerden SGK'nın sorumlu olacağı açıktır. Davacı vekili dava dilekçesi ekinde; davacının kazanın sonuçlarından dolayı Almanya'da almış olduğu tedaviler ve yapılan ödemeler ile ilgili belgelerin tercümelerini sunmuş olup, bu durumda Mahkemece, dosya konusunda uzman hesap bilirkişisine tevdi edilerek, tedavi belgeleri ve yapılan ödemelerin davacının yaralanması ile ilgili olup olmadığı, ödemelerin 6111 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce veya sonra yapılıp yapılmadığı ve miktarları ile ilgili rapor aldırılarak, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davacının davalı ... Kurumundan rücuen talep edebileceği tedavi gideri bulunup bulunmadığı hususunda yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile, yazılı şekilde, davanın davalı SGK yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; dava tarihi olan 28.05.2015 tarihinden önce 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 inci maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesinde trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın SGK tarafından karşılanacağının hükme bağlandığı, sigorta şirketlerinin zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91 inci maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları gereğince zorunlu olarak teminat altına almakla birlikte sigorta şirketinin bu yükümlülüğünün 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile birlikte sona erdirildiği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 inci maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun SGK'ya geçtiği, bu nedenle SGK Başkanlığı dışındaki davalıların dava konusu tedavi giderlerinden sorumluluğunun bulunmadığı, hükme esas alınan 26.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının isteyebileceği tazminat miktarının 3.141,74 Euro olarak belirlendiği gerekçesiyle davanın davalılardan SGK Başkanlığı yönünden kısmen kabulü ile 300,40 Euro'nun 18.03.2011 tarihinden, 2.177,09 Euro'nun 18.03.2011 tarihinden, 534,25 Euro'nun 31.12.2011 tarihinden ve 130,00 Euro'nun 07.06.2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/A maddesi uyarınca işletilecek faizi ile birlikte davalı ...'ndan tahsili ile davacıya verilmesine, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı müvekkil kurum dışındaki diğer davalılar hakkındaki davanın reddedilmesi ve sadece ... aleyhine hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, mahkemece, hükmün yabancı para birimi üzerinden kurulması hatalı olduğu gibi, hükümde belirtilen yabancı para biriminin hangi tarihteki kur üzerinden infaz edileceğinin de belli olmadığını, bu haliyle hükmün açık ve anlaşılır olmadığı gibi usul ve yasaya da aykırı olduğunu, faiz yönünden hatalı hüküm tesis edildiğini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, yabancı uyruklu kişilerin trafik kazalarına bağlı tedavilerinin devamını yabancı ülkelerde sürdürmeleri halinde yurt dışında verilen tedavi hizmetleri bedelinin kurumca karşılanmasının 07.02.2012 tarihinde yayımlanan “Trafik Kazalarına Bağlı Tedavi Giderleri” konulu 2012/5 sayılı Genelgenin 5 inci maddesi gereği yasal olarak mümkün olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık, davacı ... tarafından trafik kazasında yaralanan ve sigortalısı olan dava dışı ...'e ödenen tedavi giderinin davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir. 1. Haksız fiil sonucu oluşan zarardan aynı ya da farklı sebeplerle sorumlu olan müteselsil sorumlulardan biri, ödediği bedel oranında diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkını kazanır. Rücu hakkı; başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkı olduğundan, alacaklıyı tatmin eden kişi, alacaklının hakkından bağımsız kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Davacı ödemesinin dayanağı olan kaza ve davacının ödeme yaptığı tarih itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 50 nci maddesinde, haksız fiil halinde müteselsil sorumluluğun geçerli olduğu; aynı Kanun'un 51 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, haksız fiil sonucu zarar görene karşı farklı sebeplerle (zarar görenin işvereni- araç sürücüsü- trafik sigortacısı) sorumlu olanlar arasında müteselsil sorumluluk hükümlerinin cari olduğu ve 51 inci maddenin 2 nci fıkrasında ise, zarardan müteselsil sorumlu olanlar arasındaki içe rücu imkanı ile rücunun sırası düzenlenmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 51 inci maddesinde, müteselsil sorumlular arasındaki içe rücuda geçerli olan zamanaşımı süresi konusunda açık düzenleme yapılmamıştır. Ancak, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109 uncu maddesinin 4 üncü fıkrasında; "Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar" düzenlemesi yapılmış olup; Borçlar Kanunu'na göre özel kanun niteliğinde olan Karayolları Trafik Kanun'undaki bu düzenleme ile, trafik kazaları nedeniyle oluşan zarardan müteselsil sorumlu olanlar arasındaki içe rücuda geçerli olan zamanaşımı süresi açıkça saptanmıştır. Somut olayda; davalı Hür Sigorta A.Ş nezdinde Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi ile sigortalı olan ve davalı ...'ın sevk ve idaresindeki aracın 29.05.2010 tarihinde yaptığı tek taraflı kaza nedeniyle, zarara uğrayan ...'e yurt dışında tedavi, rehabilitasyon ve iş kaybı nedeniyle davacı tarafından 18.03.2011 tarihinde 2177,09 Euro ve 300,40 Euro, 31.12.2011 tarihinde 534,25 Euro ve 07.06.2011 tarihinde 130,00 Euro olmak üzere toplam 3.141,74 Euro (ödeme tarihi itibariyle toplam 7.157,81 TL) ödeme yapıldığı; zarardan müteselsil sorumlu olan davalılara karşı rücuya ilişkin eldeki davanın 28.05.2015 tarihinde açıldığı, davacı şirket (Alman Sosyal Sigortalar Kurumu) tarafından dava konusu alacağa ilişkin Türkiye'deki işlemlerin yürütülmesi hususunda yetkili kılınan AVUS Ltd. Şti. tarafından davalı SGK Başkanlığı'na yazılan yazı ile ödeme yapılmasının istendiği, fakat davalı SGK Başkanlığı tarafından 24.05.2013 tarihli cevabi yazı ile ödeme yapılmayacağının bildirildiği, davacı tarafından SGK Başkanlığı'nın en geç söz konusu 24.05.2013 tarihli yazı cevabı ile sorumluluğunu öğrendiği; davalı SGK Başkanlığı vekilinin, yasal süresi (esasa cevap süresi) içinde zamanaşımı def'ini ileri sürdüğü; mahkemece davalı SGK Başkanlığı vekilinin zamanaşımı savunmasına itibar edilmediği ve davacı lehine tazminata karar verdiği görülmektedir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi olgulara göre mahkemece; davacının rücuya ilişkin davasını 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109 uncu maddesinin 4 üncü fıkrasında hüküm altına alınan 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde açmadığı ve davalı SGK Başkanlığı'nın süresinde zamanaşımı def'ini ileri sürdüğü gözetilmek suretiyle, rücu alacağı zamanaşımına uğradığından davalı SGK Başkanlığı yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI.KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine, 25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.