10. Hukuk Dairesi 2024/12101 E. , 2025/355 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1599 E., 2024/2145 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla İş Mahkemesi SAYISI : 2022/370 E., 2024/78 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafın
**10. Hukuk Dairesi 2024/12101 E. , 2025/355 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1599 E., 2024/2145 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla İş Mahkemesi SAYISI : 2022/370 E., 2024/78 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; aksi yöndeki Kurum işleminin iptali ile müvekkilinin yetim aylığının devamına ve ödenmeyen aylıkların birikmiş olarak yasal faizi ile birlikte ödenmesine; davalı Kurum tarafından tahakkuk ettirilen 77.797,46 TL'lik borcun iptaline ve müvekkilinin Kuruma borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili özetle, 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesine göre aylığın kesilmesi ve 96. madde hükümlerine göre yapılan ödemelerin iadesinin istenmesinde usulsüzlük bulunmadığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Tanıkların ifadelerinde, ...' in ağır hastalığı ve çocuklarının baskısı nedeniyle ...’nin bakım amacıyla aynı adreste kaldıkları yönünde beyanda bulunulmuş ise de, 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinde boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşama halinde bağlanan gelir ve aylıkların kesileceği düzenlenmiş olup anılan maddede tarafların karı-koca ilişkisi içinde, ahlaki ödev kapsamında ve sair nedenlerle birlikte yaşayıp yaşamadığı hususunda bir ayrım yapılmamıştır. Dosya kapsamında yer alan kayıt ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, Kurum işlemine dayanak denetmen raporunun aksini kanıtlar nitelikte her türlü şüpheden uzak vicdani kanaate ulaştıracak bir delilin elde edilemediği, bu hali ile davacı ... ile ...'in boşandıktan sonra da fiilen birlikte yaşadıklarının sabit olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Eski eş ...'in öldüğü 26.01.2019 tarihinden sonra davacının eski eşle birlikte yaşadığı iddia edilemeyeceğinden bu tarihten itibaren davacının ölüm aylığına hak kazandığının kabulü gerekirken davanın tamamen reddinin isabetli olmadığı" belirtilerek davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmuş; ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Muğla İş Mahkemesinden verilen 21.03.2024 tarih, 2022/370 Esas ve 2024/78 Karar sayılı kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 hükmü gereğince kaldırılmasına, davacının davasının kısmen kabulü ile davacıya 27.01.2019 tarihinden itibaren ölüm aylığının faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, temyiz dilekçesinde özetle, davacının eski eşi ... ile boşandıktan sonra birlikte yaşamadığını, dosya kapsamında davalı Kurum tarafından aksini ispatlar nitelikte bir delil de sunulamadığını; ilk eş ... yönünden ise, tarafların dört müşterek çocuğu olması, ...’in %88 oranında engelli olması karşısında, ...’e davacının istememesine rağmen, bakacak kimsenin olmaması ve çocuklarının isteği ile baktığına ilişkin tanık beyanları değerlendirilerek boşanılan eşle kurulan/yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında olmadığını ileri sürmüş ve kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle, soruşturma neticesinde düzenlenen 10.01.2019 tarihli raporda; davacının eşlerinden boşandığı halde 13.09.2010-28.06.2011 tarihleri arasında ikinci eşi ... ile birlikte yaşamasına rağmen aylık almaya devam ettiğini, yine ilk eşi ... ile de son boşandığı tarih olan 20.11.2012 tarihinden itibaren aynı evde yaşamaya devam ettiği özellikle davacı kabul beyanı ile de tespit ve rapor edilmiş olup, rapor doğrultusunda işlem yapıldığını; bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, boşandığı eş ile fiilen birlikte yaşama nedeniyle haksız ödenen aylık ve gelirlerin tahsiline yönelik Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, 09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.