Başvuru, bir yer altı kömür ocağında meydana gelen ve birçok kişinin ölümü ve pek çok kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olayın ortaya çıkmasında sorumlulukları bulunduğu iddia edilen kişiler hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, bir yer altı kömür ocağında meydana gelen ve birçok kişinin ölümü ve pek çok kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olayın ortaya çıkmasında sorumlulukları bulunduğu iddia edilen kişiler hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 13/11/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, vekili aracılığıyla Manisa'nın Soma ilçesi Karanlıkdere mevkii Eynez Mahallesi'nde bulunan bir yer altı kömür ocağında 13/5/2014 tarihinde meydana gelen ve aralarında başvurucunun eşi K.nın da bulunduğu 301 işçinin ölümü, 162 işçinin ise yaralanması ile sonuçlanan olayın ortaya çıkmasında başka kişiler yanında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nın da kusuru olduğu gerekçesiyle 14/4/2015 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (Cumhuriyet Başsavcılığı) suç duyurusunda bulunmuştur. Suç duyusuna ilişkin dilekçeye başvurucunun kimlik numarası yerine, soy ismi başvurucuyla aynı olan bir başka kişiye ait kimlik numarası yazılmıştır. Bireysel başvuru dosyasına sunulan vekâletnameden başvurucu vekilinin soy ismi başvurucuyla aynı olan kişinin de vekili olduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmada Cumhuriyet Başsavcılığı, Bakanlar hakkındaki soruşturmayı mevcut soruşturmadan ayırıp başka bir soruşturma sırasına kaydetmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasa'nın maddesi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İçtüzüğü'nün maddesine göre soruşturma yetkisinin TBMM'ye ait olduğu gerekçesiyle 13/5/2015 tarihinde Bakanlar hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Suç duyurusuna ilişkin dilekçede başkasına ait kimlik numarası verildiği için kararda da kimlik numarası verilen kişi müşteki olarak yer almıştır. Başvurucu vekili, kararda başvurucunun ismi yerine başkasının ismine yer verildiği hususunu dile getirmeden hukuka aykırı olduğu ve şikâyetleriyle ilgili etkili bir soruşturma yürütmediği gerekçesiyle Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen karara itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde yine suç duyurusu dilekçesinde verilen kimlik numarası belirtilmiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) 3/7/2015 tarihinde başvurucu vekilinin itirazını kesin olarak reddetmiştir. Hâkimliğin kararı başvurucu vekiline 22/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu vekili Hâkimliğe verdiği 31/8/2015 tarihli dilekçede Cumhuriyet Başsavcılığınca ve Hâkimlikçe verilen kararlara başvurucunun ismi yerine başkasının isminin yazıldığını belirterek başvurucu adına hüküm tesis edilmesini ve daha önce verilen kararın bu şekilde düzeltilmesini talep etmiştir. Hâkimlik, daha önce verilen kararın kesin olduğunu ifade ederek başvurucu vekilinin talebini 11/9/2015 tarihinde reddetmiştir. Anılan karar, başvurucu vekiline 15/10/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu "Kamu davası açma görevi" kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." 5271 sayılı Kanun'un "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması içinyeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir" 5271 sayılı Kanun'un "Cumhuriyet savcısının kararına itiraz" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:"Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir....Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir...."