Başvuru, taşınmazın yıkılması nedeniyle oluşan zararın tazmini istemiyle açılan davada hakkaniyete aykırı hüküm kurulması, dava açılmasını anlamsız hale getirecek şekilde aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesi ve yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, taşınmazın yıkılması nedeniyle oluşan zararın tazmini istemiyle açılan davada hakkaniyete aykırı hüküm kurulması, dava açılmasını anlamsız hale getirecek şekilde aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesi ve yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 27/4/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 2016/3130, 2016/2985, 2017/17156 numaralı bireysel başvuru dosyaları aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2016/8240 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmiş olup inceleme 2016/8240 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmüştür. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Adıyaman ili sınırları içinde mukim ve başvurucuların da dairelerinin bulunduğu binanın taşıyıcı kolonları herhangi bir müdahale olmadan patlamıştır. Adıyaman Belediye Başkanlığı (Belediye) tarafından teknik inceleme yaptırılarak binanın yıkılacak derecede tehlikeli yapı olduğu yönünde karar alınmıştır. Bu karar üzerine 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun maddesi uyarınca bina belediye ekiplerince yıkılmıştır. Binanın yıkılmasını müteakip başvurucular Belediyeye 000 TL tutarındaki zararın giderilmesi için başvurmuştur. Talebin zımnen reddi üzerine Şanlıurfa İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde 000 TL maddi tazminat istemli tam yargı davası açılmıştır. Mahkeme 18/9/2008 tarihli kararı ile davayı kısmen kabul etmiştir. Mahkeme aynı olay nedeniyle Adıyaman Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tazminat ve tespit davalarında yaptırılan bilirkişi incelemelerini dikkate almıştır. Bu raporlarda bağımsız bölümün değeri 250,00 TL olarak saptanmıştır. Raporlarda binanın yapım aşamasındaki hatalardan kaynaklanan kusur; kalitesiz imalat, projelendirme hatası ve yapı denetim kusuru olarak toplamda 7/8 oranında değerlendirilerek bu sorumluluğun müteahhid, yapı denetimi yapan kurum ve proje sorumlusuna ait olduğu ifade edilmiştir. Belediyenin de yapı kullanma izni verdiği için 1/8 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte kararda idarenin daha sonra sorumluluğu bulunan diğer kişilere rücu edebileceği ve fenni mesulün, müteahhidin kusurunun bulunmasının idarenin vatandaşa karşı sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı ifade edilerek belediyenin zararın tamamından sorumlu olduğu vurgulanmıştır. Sonuç olarak raporda belirtilen tutara karşılık gelen maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte ödenmesine hükmedilmiştir. Bu hüküm Danıştay Altıncı Dairesi tarafından bozulmuştur. Bozma gerekçesinde, bilirkişi raporları uyarınca maddi zarara neden olan yıkımın gerçekleşmesinde idarenin kusurunun 1/8 oranında olduğu ve bu nedenle diğer kişilerin kusurundan doğan sorumluluğun idareye yüklenmesinin mümkün olmadığı vurgulanmıştır. Ayrıca kusuru bulunan diğer kişiler aleyhine başvurucuların murisi tarafından tazminat davası açıldığının altı çizilmiştir. Diğer taraftan taşınmazın maliyet değerinin saptanmasına yönelik unsurlar dışında hususlara yer verilmesi ve yıpranma payının dikkate alınmaması suretiyle taşınmazın piyasa değerinin hesaplandığı belirtilerek ulaşılan maddi değerin gerçek zararın tespitine esas alınamayacağı ifade edilmiştir. Mahkeme 5/11/2012 tarihli kararıyla Danıştay Altıncı Dairesinin bozma ilamına uymuştur. Mahkeme öncelikle taşınmazın değerine ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Kullanılan malzeme, genişlik, nitelik ve yıpranma payı dikkate alınarak hazırlanan rapor uyarınca bağımsız bölümün maddi değerinin 092,00 TL olduğu ifade edilmiştir. Diğer taraftan kusur oranı ve kusurdan doğan sorumluluk bağlamında Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararındaki hukuki değerlendirmeyi benimseyen mahkeme belediyenin taşınmazın değerinin 1/8 oranında mali sorumluluğu bulunduğunu ifade ederek başvurucular lehine 386,50 TL maddi tazminat ödenmesine fazlaya ilişkin istemlerin reddine hükmetmiştir. Mahkeme ayrıca reddedilen tazminat tutarını dikkate alarak başvurucular aleyhine 139,08 TL tutarında vekalet ücretine hükmetmiştir. Söz konusu hükümler temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmiştir. Nihai kararın tebellüğ edilmesinin ardından süresi içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. UYAP aracılığıyla yapılan inceleme neticesinde başvurucu Fahriye Songül Bildik'in bireysel başvuruda bulunduktan sonra 23/8/2019 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Anayasa'nın maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu hüküm Türk hukukunda idarenin mali sorumluluğunun anayasal temelini oluşturmaktadır. Özel hukuktan farklı olarak -somut bazı konuları düzenleyen birkaç istisna dışında- idarenin idari nitelikteki işlem ve eylemlerinden doğan zararlara ilişkin mali sorumluluğunu düzenleyen genel bir kanun hükmü yoktur. İdarenin kamu hukuku alanından kaynaklanan mali sorumluluğunun çerçevesi ile hüküm ve esasları, Anayasa'nın anılan hükmünden yola çıkılmak suretiyle Danıştay içtihatlarıyla belirlenmiştir. Danıştay içtihatlarına göre idarenin mali sorumluluğu, kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk şeklinde ikiye ayrılmakta; kusursuz sorumluluk da dayandığı sebebe göre tehlikeli faaliyetler, mesleki risk, sosyal risk ve fedakârlığın denkleştirilmesi biçiminde tasnif edilmektedir. Kusur sorumluluğunda idarenin kusurlu bulunması (hizmet kusuru) sorumluluğun temel şartı iken kusursuz sorumluluk hâllerinde idarenin kusuru bulunmasa dahi mali sorumluluğu söz konusu olabilmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, §§28, 29, 30). 2/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 'nin maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir."