Başvuru, taşınmazın tapu kaydının tazminat ödenmeksizin iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, verilen kararın hukuka aykırı olması nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; taşınmazın tapu kaydının tazminat ödenmeksizin iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, verilen kararın hukuka aykırı olması nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 23/2/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmuştur. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuşlardır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:A. Uyuşmazlığın Arka Planı Antalya'nın merkez ilçesi zabıt defterinin Zeytinköy Nisan 1325 tarihli ve 71-80 sıra numaralı tapu kayıtlarına göre 000 dönümlük (000 m²) olan paylı mülkiyete konu taşınmaza ilişkin olarak 1926 yılında Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davası açılmıştır. Mahkemece 11/1/1940 tarihli kararla taşınmazın yüz ölçümü artırılarak tapu kayıtlarının kapsadığı alan 202 m² olarak belirlenmiş ve hisseleri oranında sahipleri adına tescili ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir. Bu taşınmaz, Antalya Satış Memurluğunca açık arttırma suretiyle 13/4/1944 tarihinde tapu kaydına yapılan tescile göre K.K. ve H.Ü.ye satılmıştır. Bu arada K.K. ve H.Ü. 1965 yılında taşınmazı ifraz ettirerek muhtelif kişilere satmışlardır. Taşınmazın 000 m²lik bölümü de 21/3/1974 tarihinde fundalık olarak tapuda başvurucuya satılmıştır. Köyün bağlı olduğu ilçe ile adı Aksu ilçesi Çamköy olarak değişmiş olup 1980 yılında bu köyde kadastro çalışmalarına başlanmıştır. Yapılan kadastro çalışmaları sırasında 229 parsel olarak sınırlandırılan bir taşınmaz makilik olarak Maliye Hazinesi (Hazine) adına tespit edilmiştir. Bu tespite yapılan itirazlar, Tapulama Komisyonunca 2/6/1981 tarihinde reddedilmiştir. Diğer taraftan kadastro çalışmaları sırasında başvurucunun dayandığı kök tapu kaydı Koyunlar köyü 364-444, 673-677, 743-754, 757-768, 230, 234, 235, 242, 243, 244, 207, 245, 356-363; Varsak köyü 2454-2459, 2475-2603, 2611- 2790, 2797-2820, 2863-2873 ve 3078-3082 parsel sayılı taşınmazlara uygulanmıştır. Bu taşınmazların toplam yüz ölçümü 926 m2'dir. B. Kadastro Tespitine İtiraz Süreci Başvurucular ve diğer 390 davacı, Hazine aleyhine 6/12/1982 tarihinde Antalya merkez Çamköyde kain 229 no.lu parselin kadastro tespitinin iptali ile adlarına tescili istemiyle Antalya Kadastro Mahkemesine dava açmışlardır. Mahkemenin verdiği ilk karar Yargıtay tarafından bozulmuş, bozma sonrası Mahkeme 25/4/2005 tarihli 2004/1 Esas ve 2005/5 sayılı kararı ile başvurucuların davasının reddine, taşınmazın Hazine adına tesciline karar vermiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi 3/11/2006 tarihli 2006/2115 Esas ve 2006/3955 sayılı kararı ile Mahkeme kararını onamış ve karar düzeltme talebinin reddi üzerine karar 1/7/2008 tarihinde kesinleşmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucular Ahmet Yüksel ve Mehmet Yüksel davada taraf değillerdir. Ancak Ulusal Yargı Ağı ve Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede başvurucuların davada davacı sıfatıyla yer aldıkları anlaşılmıştır. AİHM'e Başvuru Süreci Başvurucular 19/2/2009 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesine dayanarak adil yargılanma ile mülkiyet haklarının ihlal edildiğinden bahisle şikâyetçi olmuşlardır. AİHM tarafından 18/9/2014 ve 2/10/2014 tarihlerinde yapılan tek yargıçlı oturumda başvurucuların, Sözleşme'nin 6/1 maddesi kapsamında yargılamanın uzunluğuna dair şikâyetleri yönünden 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna (Tazminat Komisyonu) başvurmaları gerektiğine, bunun dışındaki diğer şikâyet konuları yönünden ise kabul edilebilirlik koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı verilmiştir. Başvurucular Tazminat Komisyonuna vekilleri aracılığıyla 4/11/2015 tarihinde başvuruda bulunmuşlar, davalarının makûl sürede sonuçlandırılmadığından ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğinden şikâyet etmişlerdir. Tazminat Komisyonunun 28/9/2015 tarihli kararında, başvurucuların davada taraf sıfatları bulunmadığı ifade edilmiş ve taleplerinin 6384 sayılı Kanun'un 6/1-c maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. Başvurucular 12/11/2015 tarihinde tebliğ edilen söz konusu Tazminat Komisyonu kararına karşı 13/11/2015 tarihinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine itirazda bulunmuşlardır. Başvurucular itiraz dilekçesinde; Tazminat Komisyonunca başvurucuların davada taraf sıfatlarının bulunmadığı ileri sürülmüş ise de dava dosyasında Antalya Kadastro Mahkemesince verilen E.1988/302, K.1994/2476 sayılı kararın ibraz edilen 18 ve sayfalarında da görüleceği üzere isimlerinin bulunduğunu ve dolayısıyla davada taraf olduklarının görüldüğünü, söz konusu davada başlangıçta 550'nin üzerinde taraf mevcut iken bunun daha sonra 1150 civarına çıktığını, kararda sadece 350 kişinin adının yazılmasının usulsüz olduğunu, son kararlar dâhil verilen tüm kararların ve bu kararlara ilişkin tebligatların hatalı olduğunu, hatta bu davanın yeniden görülmesi gerektiğini ileri sürerek itirazlarının kabulüne ve kendilerine tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi Kurulu (Mahkeme) 24/12/2015 tarihli kararıyla itirazı kesin olarak reddetmiştir. Kararın gerekçesinde; yerel mahkemece verilen en son nihai kararda başvurucuların isimlerine yer verilmediği, bu ve bundan önceki yerel mahkeme kararlarının hatalı ve usulsüz olduğunun ileri sürülmesine karşın söz konusu hatalı ve usulsüz işlemleri temyiz edilmesine veya yanlışlığın düzeltilmesine konu edilmediği, kararın bu şekilde kesinleşmiş olduğunun anlaşıldığı, tazminat talebinin reddinde hukuka aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir. Nihai karar, başvurucular vekiline 3/2/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 23/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Başvuru Tarihinden Sonra Yaşanan Gelişmeler Başvurucu vekili 14/12/2016 tarihinde Adalet Bakanlığına sunduğu dilekçeyle Antalya Kadastro Mahkemesinin (E.2004/1, K.2005/5 sayılı) kararının hatalı olduğunu belirterek kanun yararına bozma talebinde bulunmuştur. Antalya Kadastro Mahkemesine ulaşan dilekçe 2016/4 temyiz numarasına kaydedilmiş ve bu dilekçeye ilişkin 19/2/2017 tarihinde ek karar verilmiştir. Anılan kararda Mahkeme temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:"... Mahkememiz 2004/1E-2005/5 K (bozma öncesi 1988/302E-1994/2476K) sayılı dava dosyası incelendiğinde talepte bulunan Ahmet ve Mehmet Yüksel'in kararda müdahil davacı olarak adlarının geçtiği haklarında (1988/302-7994/2476 E-K sayılı dosyada) hüküm de kurulduğu ancak karar başlığında isimlerinin bulunmadığı ve kendilerine karar tebliği yapılmadığı anlaşılmıştır.Bu nedenle davacılar vekilinin kararı öğrenme tarihi itibariyle temyiz talepli dilekçesi süresinde kabul edilmiş, ancak15/12/2016 tarihindetemyiz karar harcının(maktu) yatırıldığı diğer gider avansı ve eksik harçların yatırılmadığı anlaşılmakla, 28/12/2016 tarihindetemyiz harç ve masraflarının tamamlattırılması için muhtıra yazıldığı ve muhtıranın davacılar vekili Av Mustafa Öztok'a 11/1/2017 tarihinde usulüne uyguntebliğ edildiği ancak süresi içinde belirtilen giderlerin yatırılmadığı, davacılar vekilinin 11/1/2017 hakim havale tarihli dilekçesinde, daha önceki dilekçe ve taleplerinin yazılı emir yoluyla dosyanın bozulması için Adalet Bakanlığı'na gönderilmesi gerektiğini yinelediği anlaşılmıştır.1086 sayılı HUMK'nun 434/3 maddesi ( HMK.nun 344/1)uyarınca temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren hakim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi halinde 432 nci maddenin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır.Bu doğrultuda yapılan açıklamalı tebligata rağmen söz konusu eksik harcın yatırılmaması nedeniyle, temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş ..."E. Antalya Asliye Hukuk Mahkemesinde Görülen Dava Süreci Başvurucular, tapu siciline güvenerek aldıkları taşınmazın Hazine adına tescil edilmesi sebebiyle zarara uğradıklarını belirtmek suretiyle 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesine dayanarak 8/1/2013 tarihinde Antalya Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) tazminat davası açmışlardır. Mahkeme 6/6/2018 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme; Antalya Sulh hukuk Mahkemesinin kararına göre tapuda infaz yapıldığını, daha sonra 229 parselin kadastro tespitine itiraz davalarının reddedilip taşınmazın tapu kaydının Hazine adına kesinleştiğini, bu nedenle tapu memurunun kusurundan bahsedilemeyeceğini, eski tapu maliklerinin kök tapunun miktarından daha fazla yer aldıklarının anlaşıldığını belirterek 4721 sayılı Kanun'un maddesinde belirtilen tazminat şartlarının oluşmadığını ifade etmiştir. Başvurucular vekili tarafından 6/8/2018 tarihinde istinaf talebinde bulunulmuştur. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 25/2/2019 tarihinde ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermiştir. UYAP üzerinden yapılan incelemede davanın temyiz aşamasında derdest olduğu anlaşılmıştır. 6384 sayılı Kanun'un "Amaç" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Bu Kanunun amacı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair esas ve usullerin belirlenmesidir." 6384 sayılı Kanun'un "Kapsam" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:"Bu Kanun;a) (...) idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı, (...)iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış başvuruları kapsar." 6384 sayılı Kanun'un "Müracaatın reddi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Komisyon;a) Müracaat konusu başvurunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğer kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığını,b) Komisyona süresinde müracaat edilmediğini,c) Müracaat edenin hukuki menfaati olmadığını,ç) Müracaatın 2 nci madde kapsamına girmediğini,tespit ederse müracaatı reddeder." 6384 sayılı Kanun'un "Müracaat hakkında karar ve karara itiraz" kenar başlıklı maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:"Komisyon, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsal kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak karar verir.Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesi müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle birlikte derhal itiraz merciine gönderilir. Bu itiraz öncelikli işlerden sayılarak üç ay içinde karara bağlanır. Mahkeme tarafından Komisyon kararı yerinde görülmezse işin esası hakkında karar verilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir."