Başvuru, hükümlü/tutuklu olarak bulunulan ceza infaz kurumunda yapılan operasyonda güvenlik güçlerince güç kullanılması sırasında meydana gelen ölüm olayıyla ilgili olarak yürütülen ceza soruşturması ile tam yargı davasının makul sürede tamamlanmaması, ayrıca tam yargı davasının haksız olarak reddedilmesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; hükümlü/tutuklu olarak bulunulan ceza infaz kurumunda yapılan operasyonda güvenlik güçlerince güç kullanılması sırasında meydana gelen ölüm olayıyla ilgili olarak yürütülen ceza soruşturması ile tam yargı davasının makul sürede tamamlanmaması, ayrıca tam yargı davasının haksız olarak reddedilmesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 3/2/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Ulucanlar Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü/tutuklu olarak bulunan başvurucuların yakını H.T., ülke çapında eş zamanlı olarak 26/9/1999 tarihinde birçok ceza infaz kurumuyla birlikte bulunduğu ceza infaz kurumunda gerçekleştirilen, Hayata Dönüş adı verilen operasyonda vefat etmiştir. Ulucanlar Ceza İnfaz Kurumunda gerçekleştirilen bu operasyonda görev alan güvenlik güçleri hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 25/12/2000 tarihli iddianamesiyle kanunun bir hükmünü veya yetkili merciden verilip infazı vazifeden zaruri olan bir emri ifa suretiyle ölüme ve yaralamaya sebep olma suçu isnadıyla açılan kamu davası Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/452 esasına kayden derdesttir. Diğer yandan yakınlarının vefatı nedeniyle başvurucuların 19/1/2001 tarihli dilekçeyle açtıkları tam yargı davasında Ankara İdare Mahkemesinin (İdare Mahkemesi) 30/11/2004 tarihinde tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermesi üzerine hükmedilen tazminat miktarı başvuruculara ödenmiştir. İdare Mahkemesinin 30/11/2004 tarihli kararının Danıştay Dairesinin 30/12/2008 tarihli kararıyla bozulması üzerine İdare Mahkemesi tarafından 25/11/2009 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucular başvuru formunda; Ulucanlar Ceza İnfaz Kurumunda gerçekleştirilen bahse konu operasyonda vefat eden bir başka hükümlü/tutuklu yakınının açtığı, aynı koşulları taşıyan tam yargı davası süreciyle ilgili olarak tazminat talebinin kabulüne dair kararın bozulmasına Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca karar verilmesinden dolayı kendi davaları açısından da temyiz talebinin etkisiz olacağını görmeleri nedeniyle İdare Mahkemesinin 25/11/2009 tarihli davanın reddine dair kararını temyiz etmediklerini belirtmişlerdir. İdare Mahkemesinin 25/11/2009 tarihli söz konusu kararı taraflarca temyiz edilmeyerek 6/4/2010 tarihinde kesinleşmiştir. Kararın kesinleşmesi üzerine Ankara İcra Müdürlüğünce başvuruculara geri ödeme muhtırası gönderilmiş, başvurucuların şikâyet yoluna başvurmaları üzerine Ankara İcra Hukuk Mahkemesince 28/3/2013 tarihli kararla başvurucuların kendilerine ödenen tazminatı faiziyle birlikte geri ödemelerine karar verilmiştir. Başvurucular 3/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun incelenmesi sırasında başvuruculardan Selame Türker'in Ceza İnfaz Kurumunda 26/9/1999 tarihinde gerçekleştirilen Hayata Dönüş operasyonunda ölen ve yaralanan diğer hükümlü/tutuklu yakınlarından oluşan diğer 73 başvurucuyla birlikte yaşam hakkı ve diğer bazı hakların ihlal edildiği iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvuruda bulunduğu tespit edilmiştir. AİHM Kavaklıoğlu ve diğerleri/Türkiye (B. No: 15397/02, 6/10/2015, §§ 176-228, 270-285) kararında, operasyonda hayatını kaybeden başvurucuların yakını H.T.nin de aralarında bulunduğu sekiz tutuklu/hükümlü ile ağır yaralanan dokuz tutuklu/hükümlü yönünden yaşam hakkının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiğine karar vermiştir. AİHM, operasyonu gerçekleştiren jandarma görevlileri hakkında açılan kamu davasının on beş yılı aşkın süre geçmesine rağmen Yargıtay incelemesinin devam etmesi nedeniyle derdest olduğunu belirterek bu bakımdan söz konusu yargılamada olaydaki sorumluları tespit etmeyi sağlayacak somut bir ilerleme kaydedilmediği tespitinde bulunmuştur (aynı kararda bkz. § 283). AİHM söz konusu yaşam hakkının ihlali nedeniyle H.T.nin varislerine dağıtılmak üzere başvuruculardan Selame Türker'e 000 avro manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir (aynı kararda bkz. § 301). Başvurucuların bireysel başvurular sırasında, değinilen AİHM kararından ve hükmedilen manevi tazminat miktarından Anayasa Mahkemesine bilgi vermedikleri görülmüştür.