Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/5357 E. , 2024/5512 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/5357 Karar No : 2024/5512 DAVACI: ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı /... VEKİLİ: Av. ... DAVALILAR : 1- ... / ... 2- ... Başkanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Mülkiyeti hazineye ait, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 11.03.2022 tarih
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/5357 E. , 2024/5512 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/5357 Karar No : 2024/5512 DAVACI: ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı /... VEKİLİ: Av. ... DAVALILAR : 1- ... / ... 2- ... Başkanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Mülkiyeti hazineye ait, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 11.03.2022 tarih ve 5299 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan, 12.03.2022 tarih ve 31776 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin 13.11.2018 tarih ve 342 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının yargı kararıyla iptaline karar verildiği, söz konusu yargı kararının gerekleri yerine getirilmeyerek iptal edilen imar planlarının bir benzerinin yapıldığı, dava konusu imar planlarının, ... Büyükşehir Bütünü 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının genel ilke ve stratejileri ile plan uygulama hükümlerine, üst ölçekli planlara, planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olduğu, kurumlarınca verilen görüş dikkate alınmaksızın planlama bölgesi için uzun vadeli olarak öngörülen planlama stratejilerine aykırı bir işlem tesis edildiği, uyuşmazlık konusu parsel gibi gibi kent merkezinde kalan, kamuya ait, kentin olası gereksinimlerinin karşılanması için büyük önem arz eden bu alanların kamusal niteliklerini yitirmesi halinde yeniden kazanımı için yüksek kamulaştırma bedelleri ödenmesi gerekeceğinden bu tür alanların korunması gerektiği, dava konusu imar planlarının şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmiştir. DAVALILARIN SAVUNMASI : Davanın süresinde açılmadığı, davacının davanın açılmasında hukuki menfaatlerinin olmadığı, uyuşmazlık konusu taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin ...tarih ve...sayılı karara karşı davacılar tarafından dava açılmadığı, ... tarih ve ... sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının yargı kararıyla iptaline karar verilmesi nedeniyle parselin plansız durumda kaldığı, bölgenin ihtiyaçları ve çevrede yer alan kullanımlar irdelenerek kamu elinde bulunan ve atıl vaziyette olan kaynakların etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi ilkesi kapsamında, kamu yararının arttırılması amacıyla, ekonomik anlamda devlete ait olan arazilere değer katılmasının hedeflendiği ve bu amaçla imar planlarının yapıldığı, plan yapımı sırasında ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, 11.03.2022 tarihinde onaylanan planlara askı süresi içinde yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucu gelişme konut alanlarına ilişkin plan hükümleri yeniden düzenlenerek 20.07.2022 tarihli imar planlarının onaylandığı, yargı kararıyla iptaline karar verilen imar planlarına göre parselde yeşil alanın artırıldığı, yoğunluğun ve inşaat alanının azaltıldığı, planlama ile alana getirilen ek nüfusun eğitim ve sağlık alanlarına yönelik doğacak ihtiyacının yürüme mesafesi içerisinde mevcut imar planlarında ayrılan alanlardan karşılanabileceği, park alanına ise planda fazlasıyla yer verildiği, ayrıca gelişme konut alanında doğacak otopark ihtiyacıın ada içerisinde karşılanacağının plan notları ile vurgulandığı, dolayısıyla mükerrer tesis edilmiş bir işlem bulunmadığı, getirilen kullanım kararlarının çevre imar bütünlüğü ile uyumlu, üst ölçekli planlara uygun olduğu, bölgenin plan bütünlüğünü bozmadığı, bölgede emsal ya da kat yüksekliği artışı yapılmadığı, ayrıcalıklı imar hakkı yaratılmadığı, ilgili mevzuat uyarınca Cumhurbaşkanlığının onay yetkisi sadece özelleştirme kapsam ve programında bulunan parsellerin sınırlarıyla tanımlı olduğundan bölgede eşdeğer yeni bir alan ayrılmasının hukuken mümkün olmadığı, dava konusu imar planlarının ilgili mevzuata, planlamanın temel ilke ve esaslarına, çevre imar bütünlüğüne ve kamu yararına uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlık konusu taşınmazda öngörülen tüm kullanımlar yönünden dava dosyası, plan açıklama raporları ve bilirkişi raporundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu imar planları ile getirilen kullanım kararları sonucu gelecekte bu alanda yaşaması öngörülen kalıcı nüfusun ihtiyacı olan donatı alanlarının neler olduğu, plan bütünü içerisinde dava konusu imar planları ile öngörülen nüfusa yeterli donatı standartlarının bulunup bulunmadığı, aynı şekilde parsel içerisinde getirilen sosyal ve teknik donatı alanlarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olarak ayrılıp ayrılmadığı ve ulaşım altyapısının yeterli olup olmadığı hususlarında mevzuatta öngörülen şekilde bir çalışma ya da analizin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı idarelerce, taşınmazın yaklaşık %40,21'lik kısmının park alanı ve yol (sosyal donatı alanı) olarak ayrıldığı belirtilmekte ise de, sosyal donatı ihtiyacının sadece park ve yol kullanımlarından ibaret olmadığı; uyuşmazlıkta, önceki 1/5000 ölçekli nazım imar planında; "çocuk bahçesi", 1/1000 ölçekli uygulama imar planında; "çocuk bahçesi ve otopark alanı" olarak öngörülmüş bir alanın kaldırılarak, büyük bir kısmının ''konut alanı'' olarak belirlendiği de göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu planlar yapılırken, sosyal ve teknik donatılar yönünden bütüncül bir yaklaşım izlenerek, alanda öngörülen nüfüs ve ihtiyaç olan altyapı alanlarına yönelik ayrıntılı bir araştırma ve incelemenin ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur. Bu doğrultuda, dava konusu imar planları öncesinde yapılan plan değişiklikleri yönünden kesinleşen yargı kararında da belirtildiği üzere, dava konusu imar planları ile alanda getirilen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanı miktarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması gerekirken, bu hususların yerine getirilmediği, bu haliyle onaylanan dava konusu imar planlarının, kesinleşmiş yargı kararına aykırı olduğu, çevre imar bütünlüğünü bozmadığından söz edilebilmesine olanak bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI...'NUN DÜŞÜNCESİ : Dava, özelleştirme kapsam ve programında bulunan ... ili, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin 12/03/2022 tarih ve 31776 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Cumhurbaşkanlığının 11/03/2022 tarih ve 5299 sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin usule yönelik iddiaları yerinde görülmemiştir. 3194 sayılı İmar Kanununun 9. maddesinin 2. fıkrasında, "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler." hükmüne, anılan Kanuna 5398 sayılı Kanunun 12. maddesiyle eklenen ve 5793 sayılı Kanunun 15. maddesiyle değiştirilen Ek:3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir." hükmüne yer verilmiştir. Özelleştirme programına alınan taşınmazlarla sınırlı alanda ve özelleştirmenin amacı doğrultusunda, planın bütünü ile çevre dikkate alınarak, İmar Kanunu ve bu Kanun'a göre çıkarılan yönetmeliklere uygun olarak arazilerin genel kullanış biçimlerinin, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerinin, yerleşme ve sektörler arasındaki ilişkilerin, sosyal ve teknik donatı alanlarının, ulaşım sisteminin, bağlantılarının ve yapılan değişikliklerin bir bütünlük içinde görülmesi ve planlanması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, 18/06/1979 tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planında çocuk bahçesi; 05/01/1982 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında çocuk bahçesi ve otopark alanında kalmakta iken, Mülga Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca yapılan 09/07/2003 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğiyle ayrık nizam 5 katlı konut alanı; 15/11/2012 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğiyle ayrık nizam 5 katlı konut alanı olarak düzenlenen Hazineye ait dava konusu taşınmazın, Özelleştirme Yüksek Kurulunun... tarih ve... sayılı kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alındığı, 13/11/2018 tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğiyle kısmen gelişme konut alanı (251-400 kişi/ha- Yüksek yoğ.), kısmen park alanı, kısmen yol olarak belirlenmiş ve taşınmaza TAKS:0.20, KAKS:1.00, ayrık nizam 5 katlı yapılaşma hakkı tanındığı söz konusu plan değişikliğinin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda Danıştay Altıncı Dairesinin 27/02/2020 tarih ve E:2018/9418, K:2020/2777 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/12/2020 tarih ve E:2020/1596, K:2020/3143 sayılı kararıyla "...dava konusu plandan önceki 1/5000 ölçekli nazım imar planında çocuk bahçesi olarak belirlenen ve dava konusu imar planları ile küçültülen sosyal donatı alanına yönelik olarak, bu kullanımın hitap ettiği hizmet etki alanı içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılıp ayrılmadığının plan açıklama raporu ile ortaya konulması, dava konusu imar planları ile alanda getirilen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanı miktarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal ve teknik alt yapı alanlarının ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması gerektiği, söz konusu imar planlarının bu hususlar yerine getirilmeden onaylandığı ve çevre imar bütünlüğünü bozacak nitelikte olduğu..." gerekçesiyle iptaline karar verilmesi üzerine uyuşmazlık konusu Cumhurbaşkanlığının 11/03/2022 tarih ve 5299 sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile dava konusu taşınmazın kısmen gelişme konut alanı (121-250 kişi/ha- Orta yoğ.), kısmen park alanı, kısmen yol olarak belirlendiği ve taşınmaza TAKS:0.20, KAKS:1.00, ayrık nizam 5 katlı yapılaşma hakkı tanındığı anlaşılmaktadır. Danıştay 6. Dairesince yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi incelemesi sonucu düzenlenen raporda; "... Dava konusu taşınmaza getirilen arazi kullanım kararlarının, planların kademeli birlikteliği ilkesi açısından birbirlerine ve üst ölçekli plan kararlarına uygun olduğu, ancak, üst ölçekli 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı plan hükümleri kapsamında sosyal ve teknik alt yapı alanının azaltılması nedeniyle planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olmadığı, getirilen konut kullanımı kararının alanda getirdiği nüfus ve yoğunluk artışına bağlı olarak mevcut imar planının var olan kişi başına düşen sosyal alt yapı standardının azaltıldığı, azaltılan sosyal alt yapı alanına hizmet etki alanı içerisinde eşdeğer alan ayrılmadığı, planların nüfus, sosyal ve teknik alt yapı alanları açısından yarattığı etkiyi değerlendiren açıklama ve hesaplamalara plan açıklama raporunda yer verilmediği, değişikliği gerekli kılan bilimsel ve teknik zorunluluğun açıklanmadığı, azaltılan sosyal alt yapı alanına hizmet etki alanı içerisinde eşdeğer alan ayrılmadığı, parsele erişim sağlayan yolların, bir parselin mahreç alması için gerekli olan mevzuatın tarif ettiği minimum yol genişliği standardını sağlamadığı, konut adası üzerindeki çekme mesafesine ilişkin gösterimlerin plan tekniğine uygun olmadığı, kamu kullanımı ve mülkiyetindeki bir taşınmazın özel mülkiyete konu olmasının kamu yararını zedeleyeceği, getirilen nüfus ve yoğunluğun ulaşım sistemi ve teknik alt yapı üzerindeki etkisini değerlendirmeye yönelik bir analiz ve açıklama bulunmadığı; sonuç olarak, dava konusu imar planlarının imar mevzuatı, üst ölçekli planlar ile planların kademeli birlikteliği ilkesi, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı açısından uygun olmadığı..." saptama ve görüşlerine yer verilmiştir. Yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgeler ve iptal kararı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu plan değişiklikleri ile sosyal ve teknik alt yapı alanının azaltılması nedeniyle planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olmadığı, getirilen konut kullanımı kararının alanda nüfus ve yoğunluk artışına neden olduğu, bu artışa bağlı olarak mevcut imar planının var olan kişi başına düşen sosyal alt yapı standardının azaltıldığı, azaltılan sosyal alt yapı alanına hizmet etki alanı içerisinde eşdeğer alan ayrılmadığı, bunun sonucunda sosyal alt yapı dengesinin bozulduğu bu durumun Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine aykırı olduğu, parsele erişim sağlayan yolların, bir parselin mahreç alması için gerekli olan mevzuatın tarif ettiği minimum yol genişliği standardını sağlamadığı, dolayısıyla planlama tekniğine uyulmadığı, dava konusu imar planı değişikliğinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı ve iptal kararının gereklerinin yerine getirilmediği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle Cumhurbaşkanlığının 11/03/2022 tarih ve 5299 sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının davaya konu taşınmaza yönelik kısımlarının iptali gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Uyuşmazlık konusu taşınmaz, 18.06.1979 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında; "çocuk bahçesi", 05.01.1982 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında; "çocuk bahçesi ve otopark alanı", 09.07.2003 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde; ''ayrık nizam 5 katlı konut alanı'', 16.11.2015 tarihinde onaylanan ...-... Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ile 08.10.2012 ve 17.05.2013 tarihlerinde onaylanan ... Büyükşehir Bütünü 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında ''kentsel yerleşme alanı'' olarak planlanmıştır. Taşınmaz, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun ... tarih ve... sayılı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır. Daha sonra, 13.11.2018 tarih ve 342 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile taşınmazın (1.959,54 m2) önceki kullanım kararları ''kısmen park alanı, kısmen yol, kısmen gelişme konut alanı'', 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile ''kısmen park alanı (395,48 m2), kısmen yol (47,21 m2), kısmen gelişme konut alanı (1.516,85 m2) - (TAKS:0.20, KAKS:1.00, ayrık nizam 5 katlı yapılaşma hakkı)'' olarak değiştirilmiş, söz konusu imar planlarına karşı açılan davanın reddi yolunda Danıştay Altıncı Dairesince verilen 27/02/2020 tarih ve E:2018/9418, K:2020/2777 sayılı karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 14/12/2020 tarih ve E:2020/1596, K:2020/3143 sayılı kararı ile; ''...önceki 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında çocuk bahçesi olarak belirlenen ve dava konusu imar planları ile küçültülen sosyal donatı alanına yönelik olarak, bu kullanımın hitap ettiği hizmet etki alanı içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılıp ayrılmadığının plan açıklama raporu ile ortaya konulması, dava konusu imar planları ile alanda getirilen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanı miktarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin onaylanan söz konusu imar planlarının, çevre imar bütünlüğünü bozmayacak nitelikte olduğundan söz edilebilmesine bu haliyle olanak bulunmamaktadır.'' gerekçeleriyle bozularak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Söz konusu iptal kararı üzerine, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 11.03.2022 tarih ve 5299 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile taşınmazın önceki imar planındaki kullanım kararlarında değişiklik yapılmayarak yine ''kısmen park alanı (739,33 m2), kısmen yol (48,55 m2), kısmen gelişme konut alanı (1.171,66 m2) olarak planlanmış, ancak bu kez gelişme konut alanının bir kısmı (yaklaşık 345 m2) park alanına dahil edilmiştir. Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı; 31.03.2022 - 29.04.2022 tarihleri arasında ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ise 21.03.2022 - 21.04.2022 tarihleri arasında ... Belediye Başkanlığı tarafından askıya çıkartılmış, bu planlara askı süresi içinde, 27.04.2022 tarihinde, davacı tarafından yapılan itirazın zımnen reddi üzerine 27.06.2022 tarihinde bakılan dava açılmıştır. Dava konusu imar planlarına askı süresi içinde yapılan itirazların değerlendirilmesi neticesinde ise 20.07.2022 tarih ve 5821 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan,... tarih ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazın önceki kullanım kararlarında bir değişiklik yapılmamış, yalnızca 1/5000 ölçekli nazım imar planına ait plan notlarının 6 sayılı maddesi ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait plan notlarının 4 sayılı maddesinde yer alan "Park alanlarında encümen kararıyla; açık havuz/süs havuzu, açık spor ve oyun alanı, genel tuvalet, pergola, kameriye yapılabilir.'' ifadesi; "Park alanlarında encümen kararıyla; tabii veya tesviye edilmiş toprak zemin altında kalmak üzere, ağaçlandırma için TSE Standartlarında öngörülen yeterli derinlikte toprak örtüsünün sağlanması, giriş çıkışının ayrı olması ve parkın ihtiyacı için Otopark Yönetmeliği ekindeki en az otopark miktarları tablosundaki benzer kullanımlar dikkate alınarak belirlenecek miktarı aşmamak kaydıyla kapalı otopark yapılabilir." olarak değiştirilmiş, yine 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait plan notlarının 3 sayılı maddesine; ''Gelişme Konut alanlarında bu plan ile belirlenen yapılaşma koşulları geçerli olduğundan Gecekondu Önleme Bölgesi için belirlenen kısıtlamalara tabi değildir." ifadesi eklenmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. 3194 sayılı Kanun'un 6. maddesinde, mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekânsal strateji planlarına uygun olarak; “çevre düzeni planları” ve “imar planları” kademelerinden oluşacağı, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanacağı, her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin "Tanımlar" başlıklı 1. fıkrasının c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı, (...) ifade eder." tanımına, yine aynı Yönetmelik'in 26. maddesinde, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." hükmüne yer verilmiştir. 3194 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 2. fıkrasında, "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne, Ek 3. maddesinde, "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…)(1) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (…) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir" hükmüne yer verilmiştir. 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunu'nun 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan; a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının, b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının, c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların, d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının, e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının, f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir." hükmüne yer verilmiştir. 14.06.2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin; "İmar Planı Değişiklikleri" başlıklı 26. maddesinin 6. fıkrasında, "İmar planında gösterilen yolların genişletme, daraltma ve güzergahına ait imar planı değişikliklerinde: a) Devamlılığı olan bir yolun belli bir kesimde şerit sayısı azaltılamaz ve daraltılamaz. b) Yolların kaydırılmasında, mülkiyet ve yapılaşma durumu dikkate alınır. c) İmar planlarındaki gelişme alanlarında geçiş amaçlı 3,00 metreden dar yaya yolu, 10,00 metreden dar trafik yolu açılamaz; yerleşik alanlarda mülkiyet ve yapılaşma durumlarının elverdiği ölçüde yukarıdaki standartlara uyulur. Ancak parseller 7,00 metreden dar yollardan mahreç alamaz. ç) İmar planı değişikliği ile taşıt geri dönüş kurbu olmayan çıkmaz yol ihdas edilemez. d) İmar planlarında Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğunda olan karayollarında yapılacak her türlü değişiklikte bu Kuruluştan alınacak görüşe uyulur." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden: Süre itirazına ilişkin olarak; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 sayılı Kanununun 18. maddesiyle eklenen ve 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasında, İvedi yargılama usulünün acele kamulaştırma işlemleri ile Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarından doğan uyuşmazlıklar hakkında da uygulanacağı belirtilmiş; 2. fıkrasında ise, "ivedi yargılama usulünde: a) Dava açma süresi otuz gündür. b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz." kuralı yer almıştır. Anayasanın temel hak ve hürriyetlerin korunması başlıklı 40. maddesinin 2. fıkrasında yer alan hüküm ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanmasının amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline geldiği, maddenin gerekçesinde belirtilmiştir. İdari işlemden hak ve menfaati etkilenen kişilere, bu işleme karşı başvurulabilecek tüm idari ve yargısal yolların ve merciilerin gösterilmesi mahkemeye erişim hakkının etkin kullanımı ve dolayısıyla hak arama hürriyetinin sağlanması bakımından önem arz etmektedir. Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 7. maddesinde genel dava açma süresi düzenlenmiş; 11. maddesinde ise dava açmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem tesis edilmesinin üst makamdan üst makam yoksa işlemi tesis eden makamdan istenilmesine izin veren idari başvuru yolu öngörülmüş, söz konusu idari başvurunun ise dava açma süresini durduracağı ve kalan sürede dava açılabileceği belirtilmiştir. İmar planlarına karşı askıda yapılan bu itirazın 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında bir başvuru niteliğinde olduğu kabul edilmektedir. Ancak nitelikleri gereği bazı idari işlemlere karşı yasalarla özel dava açma süreleri getirilmiş ve söz konusu 11. madde kapsamında yapılacak başvurunun dava açma süresini etkilemeyeceği düzenlenmiştir. 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinde öngörülen ivedi yargılama usulü de bu kapsamda yer almaktadır. Anılan maddede ivedi yargılama usulüne tabi işlemlere karşı dava açma süresinin genel dava açma süresinden farklı olarak 30 (otuz) gün olduğu ve Kanunun 11. maddesinin uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla, ivedi yargılama usulüne tabi işlemlerin ilgililere bildirilmesi sırasında, söz konusu işleme karşı 30 gün içinde dava açılması gerektiğinin ve dava açmadan önce 11. madde kapsamında yapılacak başvurunun işlemeye başlayan dava açma süresini etkilemeyeceğinin işlemde açıkça belirtilmesi Anayasanın 40/2 maddesi uyarınca bir zorunluluktur. Uyuşmazlık konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı; 31.03.2022 - 29.04.2022 tarihleri arasında ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ise 21.03.2022 - 21.04.2022 tarihleri arasında ... Belediye Başkanlığı tarafından 1 (bir) ay süre ile askıya çıkarılmış, askı süresi içinde, 27.04.2022 tarihinde yapılan itirazın zımnen reddi üzerine 27.06.2022 tarihinde bakılan dava açılmıştır. Bu durumda, yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca, ivedi yargılama usulüne tabi dava konusu işleme karşı 30 gün içinde dava açılması gerektiğinin askı tutanağında bildirilmesine karşın, dava açmadan önce 11. madde kapsamında yapılacak başvurunun işlemeye başlayan dava açma süresini etkilemeyeceği hususunun işlemde açıkça belirtilmediği görüldüğünden, davacı tarafından yapılan itirazın dava açma süresini etkilediğinin kabulü suretiyle genel hükümler uyarınca askı süresi içinde yapılan itirazın zımnen reddi üzerine yasal dava açma süresi içinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından, davalı idarelerin süre aşımı itirazı yerinde görülmemiştir. Ehliyet itirazına ilişkin olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk Devleti olduğu belirtilmekte olup, Hukuk Devletinin öğesi olan, idarece tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi, iptal davaları yoluyla sağlanmaktadır. İdarî işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön şartlarından biri olan "dava açma ehliyeti", her idarî işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat alâkasının varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idarî işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet şartı olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşrû ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir. Anayasanın "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler" başlıklı bölümünde yer alan "çevrenin korunması" hususu, hem herkes için "sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını", hem de "çevreyi geliştirme, çevre sağlığını koruma ve çevre kirlenmesini önleme " ödevini tüm vatandaşlar için "hak ve ödev" olarak düzenlenmiş bulunmaktadır. Esasen çevre ve kültür varlıklarının korunması, kişilerin sağlıklı bir çevrede yaşamalarının sağlanması için idareye başvuruda bulunulması, kural olarak gerçek kişilerin ve amaçları doğrultusunda kurulan kamu ve özel hukuk tüzel kişilerinin hak ve ödevleri arasındadır. Şehir imar planı ana kararlarını bozucu nitelikte ve kamu yararına aykırı olarak dava konusu imar planlarının yapıldığı iddiasıyla taşınmazın bulunduğu alanda idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi niteliğindeki büyükşehir belediyesinin, uyuşmazlığa konu imar planlarını uygulamak ve bu imar planlarının şehir imar planlarıyla uyumunu sağlamakla görevli olması nedeniyle bu planların iptali istemiyle dava açmakta kişisel, meşrû ve güncel bir menfaatinin bulunduğu sonucuna varıldığından davalı idarelerin ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden: Dava konusu taşınmaz açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyon/fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, uyuşmazlık konusu edilen nazım ve uygulama imar planı değişikliklerini zorunlu kılan sebeplerin varlığı da irdelenerek imar planları ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre-imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, planların kendi aralarında ve üst ölçekli planlar ile kademeli birlikteliği ilkesi bakımından uyumlu olup olmadığının, uyuşmazlık konusu taşınmaza verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, uyuşmazlığa konu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden incelenerek, belirlenen yol kullanımlarının planlama esasları ve şehircilik ilkeleri yönünden uygunluğunun tespiti amacıyla Başkan... tarafından re'sen seçilen bilirkişiler Prof. Dr. ..., Doç. Dr.... ve Doç.Dr....'nın katılımıyla yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 17.10.2023 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Bu itibarla dosyada yer alan bilgi ve belgeler, bilirkişi raporuna davalı idareler tarafından yapılan itirazlar ve davacının beyanları birlikte değerlendirilerek dava konusu nazım ve uygulama imar planları aşağıda başlıklar halinde incelenmiştir. Dava konusu nazım ve uygulama imar planlarının; - Üst ölçekli planlara uyum, imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesi bakımından incelenmesinde, Bilirkişi raporunda; ''Dava konusu ... ada ... parsele getirilen arazi kullanım kararlarının, planların kademeli birlikteliği ilkesi açısından birbirlerine ve üst ölçekli plan kararlarına uygun olduğu, ancak üst ölçekli 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının planın hükümlerinin 6.13 maddesi kapsamında sosyal ve teknik altyapı alanının azaltması nedeniyle planların kademeli birliktelik ilkesine uygun olmadığı'' tespitlerine yer verilmiştir. Davalı idareler tarafından; bilirkişi raporuna itiraz edilerek, uyuşmazlık konusu parselin özelleştirme kapsam ve programına alınmadan önce 09.07.2003 tarihli ... 1 Nolu Gecekondu Önleme Bölgesi İmar Planı Değişikliği ile ''ayrık nizam 5 kat yapılaşma koşullu konut alanı'' olarak planlandığı, sosyal ve teknik altyapı alanının azaltıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı ileri sürülmüştür. Dairemizce yapılan değerlendirme; Planlamanın en temel unsurlarından birisi olan, birbirini yönlendiren ve denetleyen farklı ölçeklerdeki planlar arasındaki "kademeli birliktelik" ilkesi uyarınca, alt ölçekli planlar, bir üst ölçekte belirlenen temel ilke, strateji ve plan kararlarına uygun olmak zorunda olup, bunun sonucu olarak, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile belirlenen kullanım kararlarının, üst kademede bulunan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile uyumlu olup olmadığı yönünden incelenmesi gerektiği açıktır. Başka bir deyimle hiyerarşik planlama ilişkisine göre, bir plan bir üst ölçekli plan tarafından yönlendirilmeli ve ona uyumu noktasında denetlenmelidir. Plan hiyerarşisi ilkesine göre, uygulama imar planları nazım imar planlarına, nazım imar planları varsa üst ölçekli çevre düzeni planlarına uygun olmalıdır. Dava konusu imar planlarının uyuşmazlık konusu taşınmaz için öngördükleri kullanım kararları aynı (gelişme konut alanı, park alanı, yol) olduğundan planların kendi aralarında uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. 16.11.2015 tarihinde onaylanan ...-... Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ile 08.10.2012 ve 17.05.2013 tarihlerinde onaylanan ... Büyükşehir Bütünü 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında ''kentsel yerleşme alanı'' olarak planlanan taşınmaz için dava konusu imar planı değişiklikleri ile belirlenen kullanım kararlarının üst ölçekli planlara da uygun olduğu, zira üst ölçekli planlarda "kentsel yerleşme alanı" gibi geniş kapsamlı kullanımlarda bırakılan alanların alt ölçekli imar planlarında konut ve konut alanlarında yaşayacak nüfusa hizmet edecek sosyal altyapı alanlarına ayrılmasında planlama hiyerarşisine aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, özelleştirme programına alınan taşınmazların bulunduğu alanda her tür ve ölçekte imar planı yapma yetkisinin 3194 sayılı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Özelleştirme İdaresine ait olduğu ve bu yetkinin yalnızca uyuşmazlık konusu parseller ile sınırlı olduğu dikkate alınarak dava konusu imar planlarının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu durumda, her ne kadar dava konusu imar planlarının 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planına ait ''Plan Uygulama Hükümlerinin'' 6.13 sayılı maddesinde yer alan; “Her türlü sosyal, kültürel donatı alanı ve teknik altyapı mevzuatla belirlenmiş standartlara uygun olarak alt ölçekli planlarda belirlenecektir. Bu planda gösterilmiş olsun ya da olmasın alt ölçekli planlarda var olan sosyal kültürel donatı ve teknik altyapı alanlarını azaltıcı plan değişikliği yapılamaz...” hükmüne aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de özelleştirme idaresine münhasır olarak kanun ile tanınan yetkinin plan hükmü ile sınırlandırılması mümkün olmadığından, söz konusu plan hükmünün görülmekte olan uyuşmazlıkta ihmal edilmesi gerekmektedir. - Çevre ve imar bütünlüğüne, sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarının standardına ve dengesine etkileri bakımından incelenmesinde, Bilirkişi raporunda; ''Getirilen konut alanı kullanım kararının alanda nüfus ve yoğunluk artışına sebep olduğu, yaratılan nüfus ve yoğunluk artışına bağlı olarak mevcut imar planının var olan kişi başına düşen sosyal altyapı standardının azaltıldığı, mevcut plandaki sosyal altyapının alansal olarak azaltıldığı, azaltılan sosyal altyapı alanına hizmet etki alanı içerisinde eşdeğer alan ayrılmadığı ve bunların sonucunda yürürlükteki planın imar bütünlüğünün ve sosyal altyapı dengesinin bozulduğu, askı süresi içerisinde yapılan itirazlar ile ilgili bir açıklama ve değerlendirmeye plan açıklama raporunda yer verilmediği, bu sebeple plan gerekçesini oluşturan itirazların hangi bilimsel ve teknik gerekçelere dayandırılarak kabul veya red edildiğinin anlaşılamadığı, planların nüfus, sosyal ve teknik altyapı alanları açısından yarattığı etkiyi değerlendiren yeterli düzeyde bilimsel ve teknik açıklama ve hesaplamalara plan açıklama raporu içerisinde yer verilmemiş olmasının imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları açısından önemli bir eksiklik olduğu, değişikliği gerekli kılan bilimsel ve teknik zorunluluğun açıklanmadığı, azaltılan sosyal altyapı alanına hizmet etki alanı içerisinde eşdeğer alan ayrılmadığı'' tespitlerine yer verilmiştir. Davalı idareler tarafından; bilirkişi raporuna itiraz edilerek, yargı kararıyla iptaline karar verilen imar planlarına göre parselde yeşil alanın artırıldığı, yoğunluk ve inşaat alanının azaltıldığı, dava konusu imar planları ile alana getirilen yaklaşık 28 kişilik ek nüfus için 280 m2 park alanı ayrılması gerekirken 739,33 m2 ayrıldığı, Cumhurbaşkanlığı'nın plan onay yetkisi sadece özelleştirme kapsam ve programında bulunan taşınmazların parsel sınırı ile tanımlı olduğundan eşdeğer alan ayrılmasının mümkün olmadığı, aynı nitelikte parsel bazlı imar planı değişikliklerinin Belediyeler tarafından da yapıldığı, bu durumun işlemi hukuka aykırı hale getirmeyeceği, 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait plan açıklama raporunda hem alana gelecek olan nüfus hesabına hem de planlama alanı çevresindeki sosyal donatı alanı analizine ayrıntılı olarak yer verildiği, planlama sürecinde analiz ve inceleme hazırlıkları sırasında alanın konumu, genel özellikleri, tapu ve kadastro bilgileri, jeolojik durumu, ulaşım bağlantıları, çevresinde yer alan fonksiyonlar ve yapılaşma koşullarına yönelik incelemeler yapıldığı, arazi kullanım dengelerini bozmayacak şekilde hazırlanan planlara ilgili kurum ve kuruluşlardan görüşler alınarak son halinin verildiği ileri sürülmüştür. Dairemizce yapılan değerlendirme; Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planına ait plan hükümlerinin 5 sayılı maddesinde; orta yoğunlukta gelişme konut alanında yapılaşma koşullarının alt ölçekli imar planlarında belirleneceği belirtilmiş, 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait plan hükümlerinin 3 sayılı maddesinde ise gelişme konut alanında yapılaşma koşulları; ayrık nizam 5 kat, TAKS:0.20, KAKS:1.00, ön bahçe çekme mesafesi 5 metre, yan bahçe çekme mesafesi 3 metre olarak tanımlanmıştır. Uyuşmazlık konusu taşınmazın bitişik parselinde park alanı kullanımının, yakın çevresinde ise yoğun konut kullanımlarının yer aldığı, imar planlarında söz konusu konut alanlarına ait yapılaşma koşullarının; ayrık nizam 5 kat, ayrık nizam 3 kat veya blok nizam 2 kat, ön bahçe çekme mesafesi 5 metre, yan bahçe çekme mesafesi 3 metre olarak tanımlandığı, parselin planlama alanındaki konumu da göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu imar planlarında parsele çevresi ile benzer fonksiyon ve yapılaşma koşulları getirildiği görüldüğünden, anılan hususların çevre ve imar bütünlüğünü bozmadığı anlaşılmıştır. Planlama alanının (Toplam:1.959,54 m2) bir kısmının sosyal ve teknik altyapı alanı olarak ayrıldığı görüldüğünden, (1.171,66 m2 gelişme konut alanı, 739,33 m2 park alanı ve 48,55 m2 yol), dava konusu imar planı değişiklikleri ile alana getirilen 28 kişilik ilave kalıcı nüfusun çevredeki sosyal donatı dengesini bozmadığı, donatı alanları açısından ilave bir artış gerektirmediği ve ihmal edilebilir boyutta olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan, dava konusu 1/1000 ölçekli plana ait plan açıklama raporunda; plana göre alana getirilen ek nüfusun 28 kişi olduğu, planlama alanının 500 metre yarıçaplı çevresinde mevcut onaylı planlara göre ilköğretim alanı, ortaokul alanı, lise alanı, özel sağlık alanı, aile sağlık merkezi alanı, pazar alanı, park alanı ile ibadet alanı bulunduğu, ek nüfusun ihtiyacı olan park alanına planda fazlasıyla yer verildiği, eğitim ve sağlık alanlarına yönelik doğacak ihtiyacın önerilen yapı adasının merkezinden Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde belirtilen yürüme mesafelerini geçmeyecek şekilde mevcut imar planında ayrılan alanlar içerisinde karşılanabileceği, ayrıca gelişme konut alanı ile alana eklenecek taşıt yoğunluğunun mevcut ulaşım ağını ve trafik akışını olumsuz etkilememesi amacıyla plan notlarında bu alanda doğacak otopark ihtiyacının ada içerisinde karşılanacağının düzenlendiği belirtilerek, ayrıca ekinde planlama alanının 500 metre yarıçaplı çevresinde yer alan sosyal donatı alanlarını gösterir fotoğrafa yer verildiği görülmüş, böylelikle dava konusu imar planları öncesindeki değişiklikler yönünden kesinleşen yargı kararında belirtilen hususların karşılandığı, yargı kararının gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır. - Fonksiyonlarının yer seçiminin uygunluğu ve ulaşım sistemine etkileri bakımından incelenmesinde; Bilirkişi raporunda; ''Parsele erişim sağlayan yolların bir parselin mahreç alması için gerekli olan mevzuatın tarif ettiği minimum yol genişliği standardını sağlamadığı, park alanının büyüklüğü ile yeraltı otopark alanlarının inşaatını gerektiren fayda-maliyet analizi ve çevresel etkisi dikkate alındığında, bu konumda ve büyüklükte bir alanda yeraltı otopark alanı kararının ayrılmasının uygun olmadığı, park alanı ve içerisinde olması öngörülen yeraltı otoparkına taşıt yolu erişiminin bulunmamasının ve konut adası üzerindeki çekme mesafesine ilişkin gösterimlerin plan tekniğine uygun olmadığı'' tespitlerine yer verilmiştir. Davalı idareler tarafından; bilirkişi raporuna itiraz edilerek, planlama alanının mevcut durumuna bakıldığında parselin iki cephesinin de (... ve .../... sokaklar) taşıt yolu olarak kullanıldığı, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 26. maddesinde belirtilen parselin mahreç alması için gerekli minimum yol genişliği standardının sağlandığı leri sürülmüştür. Dairemizce yapılan değerlendirme; Dava konusu imar planları ile uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yer alan yollara ilişkin herhangi bir değişiklik yapılmadığı, söz konusu yolların önceki plan kararları ile oluşturulduğu ve fiilen kullanıldığı, meskun alanda kalan parselin 6 ve 10 metre enkesitli yollardan cephe aldığı anlaşıldığından, bu haliyle parselde yapılaşma/mahreç açısından engel bir durum bulunmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan, yoğun konut dokusunun bulunduğu, otopark ihtiyacının oldukça fazla olduğu bölgede, trafik yoğunluğunun ve park problemlerinin önüne geçmek için getirilen kapalı otopark-yeraltı otoparkı düzenlemesinin kamu yararı açısından olumlu, yer seçiminin uygun olduğu, yola cephesi bulunan söz konusu park alanı içinde yapılacak yeraltı otoparkına erişimin nasıl sağlanacağının ise ''Otopark Yönetmeliği'' kapsamında hazırlanacak proje ile düzenlenebileceği görülmüştür. Ayrıca dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planına ait plan hükümlerinin 8 sayılı maddesi ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait plan hükümlerinin 6 sayılı maddesinde; kullanım alanlarında otopark ihtiyacının Otopark Yönetmeliğine uygun olacak şekilde yapı adaları içerisinde karşılanacağının düzenlendiği görüldüğünden, kapalı otopark ile birlikte yapılan bu düzenlemelerin imar planı değişikliği ile getirilen ilave nüfusun getireceği ilave trafik yükünü karşılayabilecek mahiyette olduğu sonucuna ulaşılmıştır. - Dava konusu nazım ve uygulama imar planının yapılmasının imar mevzuatı uyarınca zorunlu olup olmadığı yönünden yapılan incelemede; Bilirkişi raporunda; ''Kamu kullanımı ve mülkiyetindeki bir taşınmazın özel mülkiyete konu olmasının kamu yararını zedeleyeceği, getirilen nüfus ve yoğunluğun ulaşım sistemi ve teknik altyapı üzerindeki etkisini değerlendirmeye yönelik bir analiz ve açıklama bulunmadığı ve bu sebeple imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmadığı'' tespitlerine yer verilmiştir. Davalı idareler tarafından; bilirkişi raporuna itiraz edilerek; özelleştirme kapsam ve programına alınan uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin plan değişikliklerinin bölgesel ihtiyaçların ve gelişim eğilimlerinin belirlenmesi ile kamu elindeki atıl alanların değerlendirilmesi amacıyla, kentin gelişme yönü, ulaşım aksları, çevre kullanımları ile birlikte ihtiyaç duyulan altyapı dengesi dikkate alınarak yapıldığı ileri sürülmüştür. Dairemizce yapılan değerlendirme; Uyuşmazlık konusu taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alındığı, davacı tarafından bu kararlara karşı dava açılmadığı, dava konusu planlara ait açıklama raporlarında özelleştirme kapsam ve programına alınan parsellerin etkin ve verimli kullanılabilmesi amacıyla dava konusu imar planı değişikliklerinin yapıldığı belirtilerek planlamanın temel gerekçesinin ortaya konulduğu, ayrıca bu raporlarda alana getirilen nüfus ve yoğunluğun ulaşım sistemi ile teknik altyapı üzerindeki etkisini değerlendirmeye yönelik açıklama ve analizlere yer verildiği görüldüğünden, plan değişiklikleri için gerekli koşulların oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır. Yukarıda yer verilen açıklama ve değerlendirmeler çerçevesinde; dava konusu nazım ve uygulama imar planının, planlama ilkelerine, şehircilik esaslarına, imar mevzuatına, hukuka ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X)KARŞI OY : Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 9. maddesinde; plan raporunda, planın türü, ölçeği, kapsamı ve özelliğine göre; vizyon, amaç, hedefler ve stratejiler belirlenerek, koruma-kullanma esasları, alan kullanım kararları, yoğunluk ve yapılaşmaya ilişkin konularda planlama esasları ve uygulama ilkeleri, eylem planları, açık ve yeşil alan sistemi, ulaşım, erişilebilirlik ve mekânın etkin kullanılması, gerektiğinde koruma, sağlıklaştırma ve yenileme program, alan ve projelerinin etaplama esasları, alan kullanım dağılımı tablosu gibi hususlarda açıklamalara yer verileceği, Aynı Yönetmeliğin 26. maddesinde ise, imar planında verilmiş olan inşaat emsalinin, kat adedinin, ifraz şartlarının değiştirilmesi sonucu nüfus yoğunluğunun artırılmasına dair imar planı değişikliklerinde artan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının standartlara uygun olarak plan değişikliğine konu alana hizmet vermek üzere ayrılacağı kurala bağlanmış, Yönetmelik Ek-2 tabloda da farklı nüfus gruplarında asgari sosyal ve teknik altyapı alanlarına ilişkin standartlar belirlenmiştir. Ayrıca aynı Yönetmelik maddesinin 3. fıkrasında, "İmar planlarında bulunan sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişiklikleri zorunluluk olmadıkça yapılmaz. Zorunlu hallerde böyle bir değişiklik yapılabilmesi için: ... b) İmar planında yer alan yol hariç sosyal ve teknik altyapı alanlarının ve kamuya ait sosyal ve kültürel tesis alanlarının kaldırılabilmesi veya küçültülmesi ancak bu tesislerin hitap ettiği hizmet etki alanı içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılması suretiyle yapılabilir. Eşdeğer alanın ayrılmasında yüzölçümü ve konum özellikleri korunur. Bu alanların yerinin değiştirilmesinde, mevcut plandaki hizmet etki alanına göre aynı uygulama etabı veya bölge içinde kalması, yaya erişim mesafelerinin dikkate alınması ve yeni tespit edilen alanın tesisin yapılmasına müsait olması zorunludur." hükmü yer almıştır. Uyuşmazlık konusu taşınmazda öngörülen tüm kullanımlar yönünden dava dosyası, plan açıklama raporları ve bilirkişi raporundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu imar planları ile getirilen kullanım kararları sonucu gelecekte bu alanda yaşaması öngörülen kalıcı nüfusun ihtiyacı olan donatı alanlarının neler olduğu, plan bütünü içerisinde dava konusu imar planları ile öngörülen nüfusa yeterli donatı standartlarının bulunup bulunmadığı, aynı şekilde parsel içerisinde getirilen sosyal ve teknik donatı alanlarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olarak ayrılıp ayrılmadığı ve ulaşım altyapısının yeterli olup olmadığı hususlarında mevzuatta öngörülen şekilde bir çalışma ya da analizin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı idarelerce, taşınmazın yaklaşık %40,21'lik kısmının park alanı ve yol (sosyal donatı alanı) olarak ayrıldığı belirtilmekte ise de, sosyal donatı ihtiyacının sadece park ve yol kullanımlarından ibaret olmadığı; uyuşmazlıkta, önceki 1/5000 ölçekli nazım imar planında; "çocuk bahçesi", 1/1000 ölçekli uygulama imar planında; "çocuk bahçesi ve otopark alanı" olarak öngörülmüş bir alanın kaldırılarak, büyük bir kısmının ''konut alanı'' olarak belirlendiği de göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu planlar yapılırken, sosyal ve teknik donatılar yönünden bütüncül bir yaklaşım izlenerek, alanda öngörülen nüfüs ve ihtiyaç olan altyapı alanlarına yönelik ayrıntılı bir araştırma ve incelemenin ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur. Bu doğrultuda, dava konusu imar planları öncesinde yapılan plan değişiklikleri yönünden kesinleşen yargı kararında da belirtildiği üzere, dava konusu imar planları ile alanda getirilen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanı miktarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması gerekirken, bu hususların yerine getirilmediği, bu haliyle onaylanan dava konusu imar planlarının, kesinleşmiş yargı kararına aykırı olduğu, çevre imar bütünlüğünü bozmadığından söz edilebilmesine olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yukarıda yer verilen açıklama ve değerlendirmeler çerçevesinde; dava konusu nazım ve uygulama imar planlarının iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.