Başvuru, şirketin yönetim kurulu üyesi ve başkanı iken ayrılarak şirket ile ilgisini kestiği hâlde şirketin vergi borçlarının ve cezalarının haciz yoluyla başvurucudan tahsil edilmesi üzerine vergi mahkemelerinde açılan davalarda yapılan yargılamalar neticesinde verilen kararların yerine getirilmemesi, haczen tahsil edilen paraların başka bir teminat karşılığında iade edilmesi talebinin reddi işlemine karşı açılan davada verilen kararın adil olmaması, bu kararın temyizi üzerine verilen Danıştay
Başvuru, şirketin yönetim kurulu üyesi ve başkanı iken ayrılarak şirket ile ilgisini kestiği hâlde şirketin vergi borçlarının ve cezalarının haciz yoluyla başvurucudan tahsil edilmesi üzerine vergi mahkemelerinde açılan davalarda yapılan yargılamalar neticesinde verilen kararların yerine getirilmemesi, haczen tahsil edilen paraların başka bir teminat karşılığında iade edilmesi talebinin reddi işlemine karşı açılan davada verilen kararın adil olmaması, bu kararın temyizi üzerine verilen Danıştay onama ilamının gerekçesiz olması, keyfî işlem yaptığı ve yargı kararlarını uygulamadığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulan kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurular 8/11/2012 (2012/578) ve 9/1/2013 (2013/578) tarihlerinde Bakırköy ve Ağır Ceza Mahkemeleri vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. 21/2/2013 tarihinde, aynı başvurucuya ait 2012/578 numaralı bireysel başvuru dosyasının kişi yönünden hukuki irtibatı nedeniyle 2013/578 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, 2012/578 numaralı bireysel başvuru dosyasının kapatılmasına ve incelemenin 2013/578 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 18/2/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm tarafından 24/7/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 30/9/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 22/10/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 24/10/2013 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formları ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Projesi'nden (UYAP)temin edilen bilgilere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvuru Formunda Yer Alan Olaylara. Vergi Borçları ile İlgili Yapılan İşlemler Başvurucu, Ö. Holding A.Ş. tüzel kişiliğini temsilen 22/7/1997 tarihinden itibaren Ö. Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş.nin yönetim kurulunda görev yapmış ancak temsil ettiği şirketteki hisselerini satarak 24/2/2000 tarihinde yönetim kurulu başkanlığı görevinden istifa etmiştir. Başvurucunun yönetim kurulu üyeliğinden istifa ederek bu şirket ile bir ilgisinin kalmadığının tespiti amacıyla açtığı dava İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/3/2008 tarihli ve E.2007/379, K.2008/133 sayılı kararı ile kabul edilmiş, başvurucunun şirketin yönetim kurulu üyeliğinin 24/2/2000 tarihinde istifa ile sona erdiğinin tespitine ve keyfîyetin ticaret sicilinde ilan ve tesciline karar verilmiştir. Bu karar, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 9/7/2008 tarihli sayısında ilan edilmiştir. Öte yandan Zincirlikuyu Vergi Dairesi Müdürlüğünce (Vergi Dairesi), Ö. Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş. hakkında 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usulü Kanunu'nun maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 1999, 2000 ve 2001 hesap dönemlerine ilişkin dönem matrahlarının resen takdir yoluyla cezalı tarhiyatlar yapılmıştır. Başvurucu hakkında bu şirketin vergi borçları ve cezaları nedeniyle Vergi Dairesince 17/4/2006 tarihinde yurt dışına çıkış yasağı uygulanmış, başvurucunun bu işlemin iptali istemiyle açtığı davada verilen İstanbul İdare Mahkemesinin 2006/1913 esas sayılı dosyasında 16/5/2007 tarihinde verilen kararı ile başvurucunun fiilen yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı ve 24/2/2000 tarihinden sonra şirketin vergi ödevlerinin yerine getirilmesi konusunda yetkisinin kalmadığı, bu nedenle 24/2/2000 tarihine kadar tahakkuk eden vergi borcundan yönetim kurulu üyesi sıfatıyla yetki ve sorumluluğu bulunmadığından hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı ve uygulanması hâlinde giderilmesi olanaksız zararlar doğacağı gerekçeleriyle dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. b. Uygulanan Haciz İşlemleri Vergi Dairesi, vergi borçlarının ve cezalarının bu şirketten tahsil olanağının bulunmadığı ve başvurucunun da şirketin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu gerekçeleriyle;a) 11/5/2007 tarihli haciz bildirileriyle başvurucunun araçları ve taşınmaz malları üzerine haciz işlemi uygulamıştır.b) 20/10/2007 tarihinde, başvurucunun H. Bankası Florya Şubesinde bulunan banka hesabına haciz işlemi uygulamış; 1/2/2008 tarihinde de başvurucunun hesabında bulunan 959,75 TL haczen tahsil edilmiştir.c) Yine 20/10/2007 tarihinde, başvurucunun H. Bankası Karaköy Şubesinde bulunan banka hesabına 20/10/2007 tarihinde haciz işlemi uygulamış; 2/2/2008 tarihinde de başvurucunun hesabında bulunan 566,50 TL haczen tahsil edilmiştir. Vergi Dairesince 20/11/2007 tarihinde düzenlenen ödeme emirleri ise başvurucuya 29/11/2007 tarihinde tebliğ edilmiştir. Vergi Dairesinin 1/3/2008 tarihli yazısıyla ödevli şirketin vergi borçlarının cebri icra yoluyla (başvurucunun H. Florya Bankası Şubesindeki banka hesabından) 1/2/2008 tarihinde tahsil edildiği belirtilerek bu nedenle şirketin ortakları hakkında yapılan tüm hacizlerin 2/2/2008 tarihi itibarıyla kaldırıldığı bildirilmiştir.c. Haciz İşlemlerine Karşı Açılan Davalar a) Başvurucu şirketin vergi borçları nedeniyle araçlarının ve taşınmaz mallarının haczedilmesi işlemine karşı 19/10/2007 tarihinde İstanbul Vergi Mahkemesinde iptal davası açmıştır.b) Mahkemenin 4/3/2008 tarihli ve E.2007/3162, K.2008/757 sayılı kararı ile borçlu şirketin hacze konu vergi borçlarının 1/2/2008 tarihinde tahsil edilmesi üzerine Vergi Dairesince hacizlerin kaldırıldığının bildirilmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. c) Başvurucu; kararı temyiz etmiş, Danıştay Dördüncü Dairesinin 21/7/2008 tarihli ve E.2008/4022 sayılı ilamıyla temyiz edilen mahkeme kararının ve dava konusu haciz işleminin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiş, aynı Dairenin 4/2/2008 tarihli ve E.2008/4022, K.2009/629 sayılı ilamıyla da dava tarihindeki hukuki duruma göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.d) Mahkeme 26/6/2009 tarihli ve E.2009/1314, K.2009/1950 sayılı kararı ile "... 11/5/2007 tarihli haciz bildirileri ile davacının araçları ve gayrimenkulleri üzerine haciz konulduğu, 22/5/2009 tarihli ara kararı ile istenilen ve 20/6/2009 tarihli ve 4935 sayılı yazı ekinde sunulan dava konusu haciz işlemlerinin dayanağı olan ödeme emirlerinin ise 20/11/2007 tarihinde düzenlendiği ve bizzat davacıya 22/11/2007 ve 29/11/2007 tarihlerinde tebliğ edildiği, davacı adına haciz varakalarının ise 8/1/2008 tarihinde düzenlendiği görülmekte olup bu durumda ... yasal düzenlemelere aykırı olarak ödeme emri ve haciz varakası düzenlenmeden tesis edilen dava konusu haciz işlemlerinde hukuka uyarlık bulunmamıştır..." gerekçesiyle davanın kabulüne ve dava konusu haciz işlemlerinin iptaline karar vermiş, karar 21/6/2010 tarihinde kesinleşmiştir. a)Başvurucu, H. Bankası Karaköy Şubesinde bulunan banka hesabına haciz konulması işlemine karşı 4/1/2008 tarihinde İstanbul Vergi Mahkemesinde iptal davası açmış, Mahkemenin 5/3/2008 tarihli ve E.2008/35, K.2008/763 sayılı kararı ile dava konusu işlemin dayanağı amme alacağının ödendiği belirtilerek davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.b) Karar temyiz edilmiş, Danıştay Dördüncü Dairesinin 29/5/2008 tarihli ve E.2008/2290 sayılı ilamıyla temyiz edilen mahkeme kararının ve dava konusu haciz işleminin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiş; aynı Dairenin 26/5/2009 tarihli ve E.2009/2290, K.2009/2751 sayılı ilamıyla da işlemin tesis edildiği tarih itibariyle oluşan hukuki durum esas alınarak yargısal denetim yapılması gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. c) Bozma ilamı üzerine yapılan yargılama neticesinde Mahkeme21/4/2010 tarihli ve E.2009/2648, K.2010/1094 sayılı kararı ile ödeme emri ve haciz varakası düzenlenmeden haciz bildirisiyle tesis edilen haciz işleminin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu idari işlemin iptaline karar vermiş, bu karar 10/8/2010 tarihinde kesinleşmiştir. a)Başvurucu, H. Bankası Florya Şubesinde bulunan banka hesabına haciz konulması işlemine karşı 7/4/2008 tarihinde İstanbul Vergi Mahkemesinde iptal davası açmıştır.b) Mahkemenin 30/10/2009 tarihli ve E.2008/1993, K.2009/4474 sayılı kararı ile ödeme emri ve haciz varakası düzenlenmeden haciz bildirisiyle tesis edilen haciz işlemi sonrası başvurucuya ait hesaptan cebren tahsilat yapılmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve dava konusu haczen tahsil edilen 959,75 TL'nin başvurucuya iade edilmesine karar verilmiştir. Bu karar davalının temyizden feragat etmesi üzerine 28/4/2010 tarihinde kesinleşmiştir.d. Banka Hesabından Tahsil Edilen Paranın İadesi Talebi Başvurucu İstanbul Vergi Mahkemesinin 30/10/2009 tarihli kararı uyarınca cebren tahsil edilen paranın tarafına iade edilmesi için 27/7/2010 tarihinde Vergi Dairesine başvuruda bulunmuştur. Vergi Dairesinin 29/7/2010 tarihli cevap yazısında, anılan karar gereğince başvurucudan tahsil edilen 959,75 TL'nin reddiyatının yapılarak emanet hesabına aktarıldığı, ancak 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un maddesine göre muaccel hâle gelmiş borçlarına mahsup edilmek üzere girişlerinin yapıldığı başvurucuya bildirilmiş, 1/3/2010 tarihinde başvurucu hakkında Vergi Dairesince yeniden haciz işlemi uygulandığı anlaşılmıştır.e. Banka Hesabından Tahsil Edilen Paranın Teminat ile Değiştirilmesi Talebi a)Başvurucunun banka hesabına uygulanan haciz neticesinde tahsil edilen tutarın 6183 sayılı Kanun'un maddesinin beşinci fıkrasına göre başka bir teminat karşılığında iade edilmesi için yaptığı 8/1/2009 tarihli başvuru, Vergi Dairesinin 12/1/2009 tarihli yazısı ile anılan maddedeki koşulların oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.b) Başvurucu bu idari işleme karşı 26/2/2009 tarihinde İstanbul Vergi Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Mahkeme 17/9/2009 tarihli ve E.2009/571, K.2009/2511 sayılı kararı ile davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"Olayda, davacının yönetim kurulu başkanı olduğu şirketin muhhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla davacıya ait banka hesabına haciz uygulanmış ve şirketin vergi borçlarını karşılayacak miktarda haciz işlemi gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla, haczedilen tutarın cebri takibattan önce davacı tarafından şirket borçları için teminat olarak gösterilmiş bulunmaması, idarece cebri takiple muaccel şirket borçlarının tahsili amacıyla davacı adına banka hesabı üzerinde haciz işleminin uygulanması, haciz işlemi sonucunda söz konusu şirket borçlarını karşılamaya yetecek miktarın cebren tahsil edilmesi halleri mevcut bulunduğundan, haciz yoluyla cebren tahsil edilip bu haliyle teminat hükmünde değerlendirilmeyecek tutarın başka bir teminatla değiştirilmesi yönündeki istemin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. "c) Temyiz edilen karar, Danıştay Dördüncü Dairesinin 13/11/2012 tarihli ve E.2010/1452, K.2012/6480 sayılı ilamıyla onanmıştır. d) Bu karar başvurucuya 3/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.f. İlamlı İcra Takibi a) Başvurucu haciz işlemlerinin iptaline ilişkin vergi mahkemesi kararlarına dayalı olarak Zincirlikuyu Vergi Dairesi Müdürlüğü aleyhine, başvuru formu ve eklerinden belirlenemeyen bir tarihte 959,75 TL asıl alacak ve yargılama giderleri ile birlikte toplam 262,65 TL alacak üzerinden Bakırköy İcra Müdürlüğünün 2010/10267 esas sayılı icra dosyasında ilamlı icra takibi başlatmıştır.b)İcra Müdürlüğünce Vergi Dairesine 27/7/2011 tarihli borç muhtırası gönderilerek borcun yazının tebliği tarihinden itaberen 7 gün içerisinde ödenmesi hususu bildirilmiş, Vergi Dairesinin 4/8/2011 tarihli cevap yazısıyla yargı kararları ile eksiklik tespit edilen hususlar giderilerek mükellefler hakkında yeniden işlem tesis edilebileceği, başvurucunun alacağına dayanak teşkil eden bilgi ve belgelerin ibraz edilmesi hâlinde bilgi verilebileceği belirtilmiştir.c) İcra Müdürlüğü bu defa 17/10/2011 tarihli borç muhtırasını Vergi Dairesine göndermiş ve muhtırada borç miktarı da 755,05 TL olarak belirtilmiştir.d) Muhakemat Müdürlüğü 30/3/2012 tarihinde, Bakırköy İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde icra işlemini şikâyet etmiştir.e) Mahkeme 21/6/2012 tarihli ve E.2012/268, K.2012/625 sayılı kararı ile Muhakemat Müdürlüğü yerine Vergi Dairesi Müdürlüğü aleyhine icra takibi yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle şikâyetin kabulüne ve icra takibinin iptaline karar vermiştir.f) Temyiz edilen karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 15/4/2013 tarihli ve E.2013/1947, K.2013/5658 sayılı ilamıyla onanmış, başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 14/11/2013 tarihli ve E.2013/12660, K.2013/16674 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. g. Ceza Soruşturması a) Başvurucu yargı kararlarını yerine getirmediği ve keyfî davrandığı gerekçesiyle Zincirlikuyu Vergi Dairesi Müdürü hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunmuştur.b) İstanbul Valiliğinin 19/6/2012 tarihli kararı ile soruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir.c) Başvurucunun bu karara karşı yaptığı itiraz, İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 14/9/2012 tarihli ve E.2012/469, K.2012/512 sayılı kararı ile reddedilmiştir.d) Karar, başvurucuya 10/10/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu birleşen 2012/578 numaralı bireysel başvuru dosyası yönünden 8/11/2012 tarihinde, 2013/578 numaralı bireysel başvuru dosyası yönünden ise 9/1/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuru Formunda Yer Almayan Diğer İlgili Olaylara. Banka Hesabından Tahsil Edilen Paranın İade Edilmesi Talebinin Reddi İşlemine Karşı Açılan İdari Dava Süreci a) Başvurucu H. Bankası Karaköy Şubesinde bulunan hesabından haczen tahsil edilerek Vergi Dairesi hesabına aktarılan paranın iadesi için 25/6/2008 tarihinde Vergi Dairesine başvurmuştur.b) Vergi Dairesinin 27/6/2008 tarihli yazısı ile 2577 sayılı Kanun'un 28 maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre haciz ve ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar hakkkında bu kararların kesinleşmesinden sonra idarece işlem tesis edileceği kuralı nedeniyle davanın kesinleşmesi sonucuna göre işlem tesis edileceği başvurucuya bildirilmiştir.c) Başvurucu aynı istemle bu defa 10/9/2008 tarihinde yeniden Vergi Dairesine başvurmuştur.d) Vergi Dairesinin 22/9/2008 tarihli yazısı ile İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığından görüş istenildiği belirtilerek bu görüş doğrultusunda bilgi verileceği bildirilmiştir.e) İstanbul Vergi Dairesinin 22/12/2008 tarihli yazısında Vergi Dairesinin, başvurucunun ödevli şirket ile 24/2/2000 tarihinden itibaren bir ilgisinin kalmadığının tespitine dair ticaret mahkemesi kararının tarafı olmadığı, başvurucunun temsil yetkisinin sona erdiğini tespit ettirdiği tarihten sonra yönetim kurulu başkanı sıfatıyla noter aracılığıyla diğer şirket ortaklarına bildirimde bulunduğu ve başvurucunun temsil yetkisini devrettiğine dair tescil ve ilan edilmiş bir husus bulunmadığı gerekçeleriyle anılan şirketten tahsil olanağı bulunmayan vergi borçlarından yasal temsilci sıfatıyla başvurucunun sorumlu tutulması gerektiği bildirilmiştir.f) Başvurucu Vergi Dairesince banka hesabından tahsil edilen paranın iadesi talebine cevap verilmediği, bu nedenle talebinin idarece zımnen reddedildiğini belirterek 7/11/2008 tarihinde İstanbul Vergi Mahkemesinde iptal davası açmıştır.g) Mahkeme 11/11/2008 tarihli ve E.2008/3776, K.2008/3049 sayılı kararı ile davanın reddine karar vermiştir.h)Başvurucunun temyiz ettiği karar, Danıştay Dördüncü Dairesinin 28/5/2009 tarihli ve E.2009/441, K.2009/3074 sayılı ilamıyla "davacının hakkında yürütülen haciz işlemlerine karşı açmış olduğu davalar sonucunda verilen yargı kararlarının uygulanması için davalı idareye yaptığı başvurunun 60 gün içerisinde yanıt verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlem, davacının menfaatinietkileyen icrai nitelikte bir işlem olduğu" belirtilerek bozulmuştur.ı) Bozma ilamı üzerine yapılan yargılama neticesinde Mahkeme 28/7/2010 tarihli ve E.2009/2606, K.2010/2077 sayılı kararı ile iade talebine konu haciz işlemine karşı açılan davanın kesinleşmemiş olması nedeniyle idarenin kararı kesinleştikten sonra uygulayabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.i) Karar temyiz edilmiş; Danıştay Dördüncü Dairesinin 13/11/2012 tarihli ve E.2010/7871, K.2012/6476 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"İncelenen dosyada Ö. Sigorta Aracılık Hizmetleri Anonim Şirketi'nin muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla anılan şirketin ortağı ve kanuni temsilcisi olan davacıya ait taşınmaz ve araçlar üzerinde uygulanan haciz işleminin iptali istemiyle açılan davada verilen, davacının banka hesabı üzerinde uygulanan haciz sonucunda vergi borcunu karşılayacak tutarın vergi dairesi müdürlüğünün hesabına aktarıldığı, bu nedenledavacı hakkında yapılan tüm hacizlerin kaldırıldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına dair Vergi Mahkemesi kararının, idari işlemlerin tesis tarihindeki duruma göre hukuki denetiminin yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulması sonucunda, bozma kararına uyularak haciz işleminin İstanbul Vergi Mahkemesinin2009 günlü, E:2009/1314, K:2009/1950 sayılı kararıyla davacı adına ödeme emri ve haciz varakası düzenlenmeden tesis edildiğinden hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda davacının işbu dosyadaki istemi doğrultusunda, Danıştay Dördüncü Dairesinin 2009 günlü, E:2009/7395, K:2009/6967 sayılı kararıyla onanarak kesinleşen, İstanbul Vergi Mahkemesininyukarıda gün ve sayısı belirtilen kararının uygulanması suretiyle haczen tahsil edilen parası iade edileceğinden Vergi Mahkemesi kararı sonucu itibariyle hukuka uygun bulunmuştur."b. Manevi Tazminat İstemli Tam Yargı Davası a) Başvurucu, kendisine atfedildiği gibi borçlu şirketin ortağı ve kanuni temsilcisi olmadığı hâlde adına tanzim ve tebliğ edilen ödeme emirleri ile parası ve malları üzerine konulan hacizlerin kötü niyetli olarak uygulandığı, hacizlerin tamamının mahkeme kararları ile kaldırılmasına rağmen yargı kararlarının uygulanmadığı ve benzer işlemlerin yapılmaya devam edildiği iddialarıyla manevi tazminat ödenmesi ve ayrıca haczen tahsil edilen paranın iade edilmesi istemiyle 28/5/2010 tarihinde İstanbul Vergi Mahkemesinde tam yargı davası açmıştır.b) Mahkeme 5/7/2010 tarihli ve E.2010/1989, K.2010/2209 sayılı kararı ile haczen tahsil edilen paranın iadesi ile manevi tazminat istemlerinin ayrı davalara konu edilebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Başvurucu 16/7/2010 tarihinde İstanbul Vergi Mahkemesinde manevi tazminat istemli tam yargı davası açmıştır.b) Mahkeme 23/7/2010 tarihli ve E.2010/2778, K.2010/2383 sayılı kararı ile idare mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar vermiştir.c) İstanbul İdare Mahkemesi de 4/10/2010 tarihli ve E.2010/1773, K.2010/1635 sayılı kararı ile vergi mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle olumsuz görev uyuşmazlığı çıkarmıştır.d) İstanbul Bölge İdare Mahkemesince vergi mahkemesinin görevli yargı yeri olarak tayin edilmesi üzerine İstanbul Vergi Mahkemesinde görülen yargılamada Mahkeme, 11/4/2012 tarihli ve E.2011/184, K.2012/1444 sayılı kararı ile davanın reddine karar vermiştir.e) Karar temyiz edilmiş, Danıştay Dördüncü Dairesinin 17/3/2015 tarihli ve E.2012/6005, K.2015/858 sayılı ilamıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"... davacı tarafından kesinleşen mahkeme kararına istinaden cebren tahsil edilen tutarın vergi dairesinden geri alınması için ilamlı icra takibi yapıldığı, ancak icra emrine rağmen davalı İdarenin haczen aldığı parayı iade etmediği, davacı tarafından, kesinleşen yargı kararlarının yerine getirilmediği ve bunun ağır hizmet kusuru olduğu, ... Davalı İdarece yargı kararlarının yerine getirildiği ve bu doğrultuda işlemler tesis edildiğinin ileri sürüldüğü, hacizlere karşı açılan davalarda verilen iptal kararları doğrultusunda haciz varakalarının düzenlendiği ve tebliğ edildiği belirtilmesine rağmen bu hususları tevsik edecek belgelerin dosyada bulunmadığı, haczen tahsil edilen tutarın iadesi yönünde verilen mahkeme kararına rağmen iade yapılmamasının nedeni olarak 6183 sayılı Kanun'un maddesine göre düzenlenen 1/3/2010 tarihli ve 5708 sayılı haciz işleminin gösterildiği, ancak bu haciz işleminin davacıya tebliğ edildiğini gösterir herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı ......Olayda, Ö. Sigorta Aracılık Hizmetleri Anonim Şirketi'nin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu ileri sürülen davacı adına söz konusu şirketin vergi borçlarından dolayı yurt dışına çıkış yasağı koyulması, eşinin ve kendinin mülklerine ve araçlarına hacizler konulması, eşinin ve kendisinin müşterek banka hesaplarına haciz konulması ve müşterek hesaptan cebren tahsilat yapılması gibi tesis edilen işlemler yargı kararlarıyla iptal edilmiştir. Yargı kararlarıyla iptal edilen işlemler sonrasında İdarece yargı kararlarının gereği olarak işlemler tesis edildiği, dolayısıyla yargı kararlarının uygulandığı ileri sürülmüş ise de,davacının banka hesabına konulan haciz nedeniyle vergi dairesinin hesabına aktarılan tutarın iadesi istemiyle İstanbul Vergi Mahkemesi nezdinde E:2008/1193 esasında açılan davada, davanın kabulüyle haczen tahsil edilen tutarın davacıya iadesine karar verildiği, söz konusu kararın yerine getirilmesi için ilamlı icra takibi yapıldığı, ancak icra emrine rağmen davalı İdarenin haczen aldığı parayı iade etmediği, dolayısıyla yargı kararının uygulamadığı somut örneği olarak görülmektedir. Bu durumda, davacı adına tesis edilen işlemlerin yargı kararlarıyla hukuka aykırı oldukları ortaya konulduktan sonra tesis edilen işlemler ve yapılan eylemlerin de yargı kararlarını etkisiz kılmaya yönelik olması, davalı İdarece yargı kararları gereğinin geciktirilmeksizin yerine getirilmemesinin ağır hizmet kusurunu oluşturması karşısında davacının uğradığı manevi zararın idarece tazmini gerektiğinden, yukarıda belirtilen esaslar dikkate alınmak suretiyle takdir edilecek manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine hükmedilmesi gerekirken, davayı reddedenVergi Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir."f) UYAP sisteminden yapılan sorgulama sonucuna göre yargılamanın henüz sonuçlanmadığı anlaşılmaktadır.c. İstirdat Davası a) Başvurucu, H. Bankası Florya Şubesi nezdinde bulunan banka hesabından Vergi Dairesince haczedilen 959,75 TL'nin kesinleşmiş mahkeme kararlarına rağmen iade edilmediğini belirterek bu tutarın haciz bildiri tarihi olan 10/3/2010 tarihinden itibaren işleyecek aylık %5 yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle 19/8/2010 tarihinde Vergi Dairesi aleyhine Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesinde istirdat davası açmıştır. b) Mahkeme 4/10/2012 tarihli ve E.2010/376, K.2012/377 sayılı kararı ile vergi mahkemesi kararına göre iadesi gereken paranın davacı mükellefin muaccel hâle gelmiş borçlarına mahsup edildiği, davalı idare tarafından yapılan bu işlemin usul ve vergi mevzuatına uygun olduğu belirtilerek alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar vermiştir.c) Başvrucu kararı temyiz etmiş, Yargıtay Hukuk Dairesinin 16/6/2015 tarihli ve E.2014/2621, K.2015/8749 sayılı ilamıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir: "Davacı tarafından temyiz aşamasındaibraz edilen 2014 tarihli vergi idaresi yazısından dava konusu 959,75 TL paranın iadesine karar verildiği ve bu paranın yatırılması için hesap numarası istenildiği anlaşılmaktadır.Bu durumda, ibraz edilen bu fezleke çerçevesindeana para ve faiz talebinin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır."d) UYAP sisteminden yapılan sorgulama sonucuna göre yargılamanın bozma ilamı sonrası Mahkemenin 2015/508 esas sayılı dava dosyasında devam ettiği anlaşılmaktadır. Başvurucu Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla Anayasa Mahkemesine gönderdiği 22/12/2014 tarihli dilekçe ile İdarenin haciz yoluyla tahsil ettiği 959,75 TL'yi iade etme kararı aldığını belirtmiştir. Dilekçeye ekli Zincirlikuyu Vergi Dairesi Müdürlüğünün 1/12/2014 tarihli yazısıyla borçlu şirketin vergi borçlarının tahsil imkânının bulunmaması nedeniyle yönetim kurulu başkanı sıfatıyla başvurucudan tahsil edilen 959,75 TL'nin kendisine iade edileceği bildirilmiştir.B. İlgili Hukuk 213 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatlar gibi tüzel kişiliği olmıyan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir.Yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır. Bu hüküm Türkiye'de bulunmayan mükelleflerin Türkiye'deki temsilcileri hakkında da uygulanır.Temsilciler veya teşekkülü idare edenler bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilirler.Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını da kaldırmaz.” 6183 sayılı Kanun’un "Teminat ve Değerlenmesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Teminat olarak şunlar kabul edilir: Para, Bankalar ve özel finans kurumları tarafından verilen süresiz teminat mektupları, Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetleri veya bu senetler yerine düzenlenen belgeler (Nominal bedele faiz dahil edilerek ihraç edilmiş ise bu işlemlerde anaparaya tekabül eden satış değerleri esas alınır.), Hükümetçe belli edilecek Milli esham ve tahvilat "Bu esham ve tahvilat, teminatın kabul edilmesine en yakın borsa cetvelleri üzerinden % 15 noksaniyle değerlendirilir.", İlgililer veya ilgililer lehine üçüncü şahıslar tarafından gösterilen ve alacaklı amme idaresince haciz varakasına müsteniden haczedilen menkul ve gayrimenkul mallar.Teminat sonradan tamamen veya kısmen değerini kaybeder veya borç miktarı artarsa, teminatın tamamlanması veya yerine başka teminat gösterilmesi istenir.Borçlu verdiği teminatı kısmen veya tamamen aynı değerde başkalariyle değiştirebilir." 6183 sayılı Kanun'un "Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu" kenar başlıklı Mükerrer maddesi şöyledir: “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye’deki mümessilleri hakkında da uygulanır. Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz. Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler.” 6183 sayılı Kanun'un "Haciz" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur." 6183 sayılı Kanun'un "Haciz varakası" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Haciz muameleleri, tahsil dairelerince düzenlenen ve alacaklı amme idaresinin, mahalli en büyük memuru veya tevkil edeceği memur tarafından tasdik edilen haciz varakalarına dayanılarak yapılır."