8. Hukuk Dairesi 2018/5203 E. , 2020/6000 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, müvekkili ile davalının 9220 ada 5 parsel sayılı taşınmazın paydaşların
**8. Hukuk Dairesi 2018/5203 E. , 2020/6000 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, müvekkili ile davalının 9220 ada 5 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından olduğunu, müvekkilinin taşınmazdaki hissesinin 70/100, davalının hissesinin ise 30/100 olduğunu, tarafların ... 2. Aile Mahkemesinin 2007/29 E., 2009/444 K. sayılı ilamı ile boşandıklarını, davalının boşanmadan sonrada dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan 18 numaralı dairede oturmaya devam ettiğini öne sürerek (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile) Ağustos 2009-Mart 2013 tarihleri arasına ilişkin olmak üzere toplam 20.600 TL ecrimisilin haksız işgal tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 21.02.2015 tarihli dilekçesi ile talebini 24.000 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili, talep edilen ve hesaplanan ecrimisil bedelinin fahiş olduğunu, boşanma ilamının kesinleştiği tarihten sonrası için hesaplama yapılmasının gerektiğini açıklayarak davanını reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, boşanma davasının kesinleşme tarihinden sonra davalının, payından fazla kullanımda fuzuli şagil olduğu gerekçesi ile hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca davanın kabulü ile 20.600,00 TL ecrimisilin dönem sonu faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir. 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, dava konusu 9220 ada 5 parsel sayılı taşınmazın arsa niteliği ile tapuya kayıtlı olduğu, 32/700 payının 04.11.2004 tarihinde davacı, 10/700 payı ise 02.03.2005 tarihinde davalı adına ipka nedeni ile tescil edidiği, bilirkişi raporuna göre üzerinde 8 katlı ruhsatsız bina olduğu, taraflar arasında dava konusu olan bölümün ise 18 numaralı daire olduğu, tüm bunlardan ayrı olarak öncesinde evli olan tarafları ... 2. Aile Mahkemesinin 2007/29 E., 2009/444 K. sayılı ilamı ile boşandıkları, anılan kararın 24.01.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilamı) Ecrimisil hesabı ise uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir. Bu nedenle, özellikle tarım arazilerin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda mevcut hesaplama yönteminin Daire uygulamasına aykırı düştüğü anlaşılmaktadır. Raporda, emsal araştırmasının yöntemince yapılmadığı, aylık kira bedeli tespitinde taşınmazın arsa ve mesken olarak ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutulup, (tarafların kabulünde olan pay oranlarının da hatalı şekilde değerlendirilerek) iki değerin ortalamasının alındığı, davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediği görülmektedir. O halde, Mahkemece, davalı vekilinin boşanma davasının kesinleştiği tarihten sonraki döneme ilişkin ecrimisil hesabı yapılması talebini içerir dilekçeleri nazara alınmak sureti ile haksız işgalcinin taşınmazı kullanmasından dolayı taşınmaz malikine ödemekle yükümlü olduğu haksız işgal tazminatı olan ecrimisilin hesabı için, Daire uygulamalarına uygun şekilde emsallere göre araştırma yapılıp, boşanma ilamının kesinleştiği tarih başlangıç tarihi olarak baz alınmak suretiyle hesaplama yaptırılarak ilk dönem için miktarın belirlenmesi, sonraki dönemler için ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle miktarın belirlenmesi, sonucunda talep miktarı ve kazanılmış müktesep haklar gözetilerek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken bu hususları içermeyen bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre de, davacı tarafça dava dilekçesinde Ağustos 2009-Mart 2013 tarihleri arasına ilişkin olmak üzere toplam 20.600 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, 21.02.2015 tarihli dilekçe ile talebini 24.000 TL olarak ıslah edildiği, Mahkemece boşanma ilamının kesinleştiği tarih ile dava tarihindeki dönem için (24.01.2011-17.04.2013) ecrimisil talep edilebileceği kabul edilmesine rağmen, davanın kabulü ile 20.600 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, talep edilen dönemler ve ıslah ile arttırılan miktar nazara alınmaksızın, davanın kısmen kabul-kısmen reddi yerine tamamının kabulüne karar verilmiş olması, yine davalıdan tahsiline karar verilen faizin türünün kararda gösterilmemiş olması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.