1. Hukuk Dairesi 2010/221 E. , 2010/867 K. "" MAHKEMESİ : TRABZON 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/04/2009 Taraflar arasındaki davadan dolayı Trabzon 1.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.4.2009 gün ve 26-119 sayılı hükmün Onanmasına ilişkin olan 11.11.2009 gün ve 10042-11686 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı Hazine vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Dava 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptal, terkin ve yık…
**1. Hukuk Dairesi 2010/221 E. , 2010/867 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : TRABZON 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/04/2009 Taraflar arasındaki davadan dolayı Trabzon 1.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.4.2009 gün ve 26-119 sayılı hükmün Onanmasına ilişkin olan 11.11.2009 gün ve 10042-11686 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı Hazine vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Dava 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptal, terkin ve yıkım isteklerine ilişkindir. Mahkemece hak düşürücü süre nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir. Davalıya ait çekişme konusu 1513 ada 14 parsel sayılı taşınmazın 143 ve 145 parsel sayılı taşınmazlardan ifrazen oluştuğu, anılan taşınmazların kadastro tespitinin 03.05.1971 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 04.01.2008 tarihinde açıldığı kayden sabittir. Bilindiği üzere, 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasası’nın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dâhil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” cümlesi ve aynı Yasa’nın 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Yasa’ya “Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindeki geçici 10. madde eklenmiştir. Somut olayda, kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık sürenin geçtiği açıktır. 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen süre hak düşürücü süre olup, kamu düzeni ile ilgilidir ve mahkemece davanın her aşamasında res'en gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır. Özellikle bu hususlar gözetilerek davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ancak hemen belirtilmelidir ki, bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü yada yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz.Anılan bu kural yasal ve yargısal uygulamada kararlılık kazanmıştır.(Baki Kuru, Hukuk Usulü Muhakemeleri 5. cilt, sayfa 5338, dipnot 159; 10. H.D. 21/12/1976, 8770/8739 ve dipnot 160: 5. HD 12/09/1977, 5445/5655 dipnot 161: 10.HD 24/02/1976, 6296/1297) Ayrıca, her dava açıldığı tarihteki koşullara bağlıdır. Öte yandan avukatlık ücreti 04.09.1957 tarih ve 4/16 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca yargılama giderlerinden sayılır. Davacı hazine temyiz dilekçesinde sair nedenlerden söz etmek suretiyle bu hususa değinmiştir.