1. Hukuk Dairesi 2010/12281 E. , 2010/13610 K. "" MAHKEMESİ : BODRUM 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/12/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, maliki olduğu 2610 parsel sayılı taşınmazlardaki 2, 4 ve 6 nolu bağımsız bölümlerin, dava dışı H.'e verdiği vekalet kötüye kullanılmak suretiyle önce dava dışı M.F.'e ardından da vekil H..'in yeğeni olan davalıya satış suretiyle temlik edildiğini, temliklerden haberdar olmadığını, rızası alınmadığını ve bedel de ödenmediğ…
**1. Hukuk Dairesi 2010/12281 E. , 2010/13610 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BODRUM 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/12/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, maliki olduğu 2610 parsel sayılı taşınmazlardaki 2, 4 ve 6 nolu bağımsız bölümlerin, dava dışı H.'e verdiği vekalet kötüye kullanılmak suretiyle önce dava dışı M.F.'e ardından da vekil H..'in yeğeni olan davalıya satış suretiyle temlik edildiğini, temliklerden haberdar olmadığını, rızası alınmadığını ve bedel de ödenmediğini ileri sürerek, tapu iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir. Davalı, taşınmazı bedelini ödeyerek aldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, çekişme konusu taşınmazların vekalet görevi kötüye kullanılmak suretiyle devirlerin gerçekleştirildiği ve davalının iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece tapunun iptali ile dava sırasında ölen davacı S.. S.’in mirasçıları adına tescile karar verilmiştir. Davacı Suat, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup, mirasçılarının Irak uyruklu oldukları dosya kapsamı ile sabittir. Hemen belirtilmelidir ki, 1062 Sayılı Yasa uyarınca yabancı uyruklu kişilerin Türkiye’de taşınmaz edinebilmeleri, yabancının tabi olduğu devlet ile Türkiye Cumhuriyeti arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) ilkesinin bulunmasına bağlıdır. 2644 Sayılı Kanun’un 19.07.2003 tarihinde yürürlüğü giren 4916 Sayılı Yasa ile değişik 35/5. maddesi uyarınca, karşılıklılık ilkesi bulunmaması halinde yapancı uyruklu kişilerin mirasının devlete kalacağına dair bir yasa hükmü mevcut olmayıp, gayrimenkullere Hazine tarafından vaziyet edilerek tasfiyesi cihetine gidilmesi öngörülmüştür. Gerek yürürlükten kaldırılan 2675 Sayılı Yasa’nın 22 ve gerekse bu yasayı ilga eden 5718 Sayılı Yasa’nın 20. maddesi hükmü uyarınca mirasçı bırakmadan ölen kişinin mirasının devlete kalacağı açık ise de somut olayda, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan davacının mirasçıları mevcut olup, Irak uyrukludurlar. Gerek yasa hükümleri ve gerekse bu konuda yürürlüğe konulan kararnamelerde, yabancı uyruklu kişilerin Türk Vatandaşı olan miras bırakanlarına ait taşınmazlarda miras yoluyla hak sahibi olamayacaklarına dair yasal bir düzenleme mevcut olmadığı gibi 2644 Sayılı Yasanın 35/5 maddesi hükmü aksi düzenlemeye yer vermektedir. Diğer taraftan, TMK’nun tatbik şeklini gösteren 4722 Sayılı Yasa’nın 17. maddesi hükmü gereğince miras bırakanın terekesi ölüm anındaki yasa hükümlerine tabi olacağından davacı asılın ölüm tarihi itibariyle miras bırakanlarının terekesinde hak sahibi olamayacakları yönünde bir hüküm bulunmayıp, mer’i olan yasal düzenlemelerin yabancı uyrukluların temliki tasarrufta bulunamayacaklarına amirdir.