T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/773 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2025/1402 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : DR.... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/11/2022 ESAS-KARAR NO : 2021/220 E 2022/843 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tes…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/773 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2025/1402 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : DR.... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/11/2022 ESAS-KARAR NO : 2021/220 E 2022/843 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 19/11/2025 YAZILDIĞI TARİH : 10/12/2025 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352.maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine Akyurt İcra Müdürlüğü’nün 2020/180 Esas sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takibe konu senetten kaynaklı davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin davalıdan 14.01.2016 tarihli eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağını tahsil için 27.09.2017 tarihinde Akyurt İcra Müdürlüğü’nün 2017/634 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalının icra takibine haksız itirazı neticesinde yapılan sözleşmeye göre müvekkilinin davalıya ait Ankara ili Akyurt ilçesinde bulunan inşaatta birtakım inşaat işleri yapacağı ve sözleşme ile kararlaştırılan işlerin bedeli olarak davalının işlerin yapıldığı inşaatta bulunan 7 numaralı daireyi ve 110.000,00 TL ödemeyi kabul ettiğini, sözleşmenin gereklerini yerine getiren müvekkilinin 7 numaralı dairenin devrini ve 110.000,00 TL ödenmesini talep ettiğini, davalının daireyi verdiğini, ancak ödemesi gereken 110.000,00 TL’ nin sadece 30.000,00 TL'sini ödediğini, kalan ödeme için müvekkilinin birçok kez davalı ile görüştüğünü, ancak netice alamadığını, bunun üzerine davalı hakkında 80.000,00 TL’lik icra takibi başlattığını, bu takibe itiraz edildiğinden itirazın iptali davası açtıklarını, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/823 E. dosyası ile yapılan yargılama sonucu eksik ve kusurlu imalat bedeli 6.100,00 TL düşünce davalının kalan borcunun 38.900,00 TL olduğunu, müvekkilinin keşif mahallinde dinlenildiğini, sözleşme ile kararlaştırılan işlere başlanmadan önce kendisine 20.000,00 TL avans verildiğini, davalının bu avans karşılığında kendisinden senet istediğini, 20.000,00 TL’lik senedi tanzim ettiklerini ve davalıya verdiklerini, taahhüt edilen işler bitmesine rağmen davalının bu senedi vermediğini, senet incelendiğinde senette tahrifatlar bulunduğunu, senet davalıya verildiğinde düzenlenme tarihi yazılmadığını, yine 25.02.2017 tarihi yazılarak verildiğini, senette düzenleme tarihinin 25.08.2017, ödeme günün ise 25.02.2017 olarak yazıldığını, tahrifat yapılarak 25.02.2017 ödeme günü ay kısmındaki 2 rakamının 9'a dönüştürüldüğünü, senet metnindeki 2 rakamının 8'e dönüştürülerek ödeme gününe ilişkin iki farklı yere yazılan tarihlerde tahrifat yapıldığını, takibe konu senedin bu şekilde icra takibine konulduğunu, senedin kambiyo vasfını yitirdiğini, bu haliyle kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılamayacağını, icra müdürlüğünün bu hususu re'sen gözetmesi gerekirken bu hususun göz ardı edildiğini, müvekkilinde senetlerin fotokopisi bulunduğunu, senedin 25.02.2017 tarihli olup düzenlenme kısmının da boş bırakıldığını, senedin takibe konulduğu tarihin 26.08.2020, ödeme günün ise tahrif edilmeden önceki gerçek tarih olan 25.02.2017 olduğunu, ödeme günü ile takip başlangıç tarihi arasındaki zamanın 3 yıldan fazla olduğunu, senedin bono vasfını yitirdiğini, kambiyo senetlerine mahsus takibe konu olamayacağını, “malen” kaydı içeren senette malın teslim alındığı karine ise de müvekkilinin inşaat işçisi olduğunu, ticaret ile uğraşmadığını, davalı ile 20.000,00 TL tutarında herhangi bir mal alışverişi olmadığını, davalının mal sattığı ve mal teslim ettiğine ilişkin bir iddiası varsa da bunu ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin davalıya borçlu değil, davalıdan alacaklı olduğunu, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/823 E. 2020/450 Karar sayılı dosyasında davalının 38.900,00 TL borçlu olduğuna hükmedildiğini belirterek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine davalı aleyhine takip tutarının %20 sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili, senetteki imzaların borçluya ait olduğunun kabul edildiğini, kambiyo senedi niteliğindeki takip konusu senedin kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiğini, bonoda bedel kaydının zorunlu unsurlar arasında olmadığını, senede karşı ileri sürülen tüm iddiaların senetle ispatının zorunlu olduğunu, davacının iddialarını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini, senedin teminat niteliğinde bulunduğunu ve ödeme neticesinde bedelsiz kaldığı iddialarının asılsız olduğunu, takip konusu bononun zamanaşımına uğradığı iddialarının da gerçeğe aykırı olduğunu, TTK 749. maddesinde bonolarda zamanaşımının vade tarihinden itibaren 3 yıl olduğu, davacının takip konusu borcu icra takibinin devamı sırasında ödediğini, davacının zamanaşımına uğramış olduğunu ileri sürdüğü borcun zamanaşımı definde bulunmayarak ödemesi halinde, davanın kabulüne karar verilmesinin mümkün olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, takibe dayanak senedin ödeme gününün tahrif edilmeden önceki gerçek tarihin 25/02/2017 olduğu, bonoyu kabul eden muhataba karşı yapılacak takiplerde zamanaşımı süresinin vadeden itibaren 3 yıl olduğu, ödeme günü ile takip başlangıç tarihi olan 26/08/2020 arasında 3 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, tüm bu sebeplerle dava konusu bononun kambiyo vasfını yitirdiği, kambiyo senedi niteliğini kaybeden dava konusu senedin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, tarafların arasındaki asıl borç ilişkisi incelendiğinde davalının cevap dilekçesinde asıl borç ilişkisine dayanmadığı, davacının ticari defterinin olmadığı, davalının defter kayıtlarında senedin yer almadığının tespit edildiği, davalının ön inceleme duruşmasında verilen kesin sürede tanık ismi de bildirmediği, kesin süreler geçtikten sonra bildirilen delillere davacının muvafakatının olmadığını da açıkça duruşmada beyan ettiği, davalının cevap dilekçesinde de yemin deliline dayanmadığı belirtilerek davanın kabulüne, koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İstinaf eden-davalı vekili tarafından; Mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli araştırma ve incelemeyi içermediğini, rapora yönelik itirazların karşılanmadığını, ödeme gününün 25/02/2017 olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, kabul edilse dahi icra takibinin önce Ankara 18. İcra Müdürlüğü’nün 2020/2710 E. sayılı dosyası ile 27/02/2020 tarihinde takibe konu edildiğini, Ankara 16. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2020/214 E. 2020/537 K. sayılı kararı ile verilen yetkisizlik kararı üzerine Akyurt İcra Müdürlüğü’nde 26/08/2020 tarihi ile yeni bir ödeme emerinin gönderildiğini, dolayısıyla 3 yıllık sürenin dolmadığını, ispat yükünün tayininde hataya düşüldüğünü, davacı yanın senet metnini talil ettiğinden ispat yükünün üzerinde olduğunu, 07/09/2022 tarihli dilekçe ile bildirilen tanıklar dinlenmeksizin hüküm kurulmasının doğru olmadığını bildirerek başvurulmuştur. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık takibe dayanak bononun bono vasfında bulunup bulunmadığı, davacının bu belge nedeniyle borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, kambiyo senedinde çifte vade nedeniyle senedin geçersiz olduğu, temel ilişki kapsamında teminat ve bedelsizlik iddiasına dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Takibe dayanak bono fotokopisinin incelenmesinden borçlusu ..., kefili ..., alacaklısı “... İnşaat-...” olarak düzenlenmiş 25.08.2017 düzenleme tarihli, 25.09.2017 ödeme tarihli “20.000” TL bedelli olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun incelenmesinden,senetteki imza inkar edilmemekle birlikte senedin “Ödeme günü” bölümünde evvelce mevcut benzer mürekkepli kalemle yazılmış “25/02/2017” tarih rakamlarının farklı mürekkepli bir kalemle "02/09/2017” haline, ödeme gününü gösteren evvelce mevcut benzer mürekkepli kalemle yazılmış “25/08/2017” tarih rakamlarının farklı mürekkepli bir kalemle “02/09/2017” haline dönüştürülmüş olduğu bildirilmiştir. Dava konusu senedin düzenleme tarihinin 25/08/2017 olduğu, vade tarihinin 25/02/2017 iken yapılan tahrifatla 25/09/2017 olarak değiştirildiği kabul edilerek hüküm tesis edilmiş ise de alınan bilirkişi raporunda tarihlere ilişkin raporun metin ve sonuç kısmında bir kısım çelişkilerin olduğu, mahkemece bu çelişkiler giderilmeksizin hüküm tesis edildiği anlaşılmış olup, Mahkemece bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle rapordaki tarih çelişkilerinin denetime ve hüküm kurmaya elverişli olarak giderilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru değildir. Kabule göre de dava konusu senedin tahrifattan önceki vadesi 25/02/2017 olup düzenleme tarihi 25/08/2017 olduğundan, bir başka ifadeyle düzenleme tarihi vade tarihinden sonra olduğundan, kıymetli evrak (bono) niteliği kalmamıştır. Bununla birlikte söz konusu senet adi borç senedi niteliğindedir. Zira davacı taraf adi borç senedindeki imzasını inkar etmemiştir. Yani davacı taraf bu belgeyi düzenlemekle bir borç ödeme yükümlülüğü altına girmiştir. Davacı yanca dava konusu adi borç senedinin davalı ile aralarındaki anlaşma kapsamında davalının verdiği 20.000,00 TL avans karşılığında düzenlendiği, taahhüt edilen işlerin bitmesine karşın iade edilmediği ifade edilerek menfi tespit isteminde bulunulmuştur. Mahkemece, ispat yükünün davacı üzerinde olduğu gözetilerek davacı yanın bu iddiaları üzerinde durularak adi borç senedi nedeniyle davalı yana borçlu olup olmadığı hususunda davacı delilleri toplanıp değerlendirilerek gerektiğinde dava dilekçesinde davacı yanın yemin deliline de dayandığı gözetilerek yemin hakkının hatırlatılması ile varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/220 Esas, 2022/843 Karar ve 28/11/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davalıya İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 19/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Katip... e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."