12. Ceza Dairesi 2024/3008 E. , 2025/620 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/4 E. 2022/256 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemiz bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulu…
**12. Ceza Dairesi 2024/3008 E. , 2025/620 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/4 E. 2022/256 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemiz bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Çine (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 27.09.2012 tarih, 2012/100 Esas, 2012/530 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatlerine karar verilmiştir. 2. Dairemizin 28/11/2019 tarih, 2017/3257 Esas, 2019/11175 Karar sayılı bozma ilamında; "1-İncelemeye konu dosyada; davanın, suçtan zarar gören Kültür ve Turizm Bakanlığına ihbar edilmediği, dairemizin 10/12/2014 tarih, 2013/26570 E, 2014/25198 K sayılı ilamı ile gerekçeli kararın Kültür ve Turizm Bakanlığına tebliğ edilmek üzere dosyanın tevdiine karar verildiği, gerekçeli kararın Kültür ve Turizm Bakanlığına tebliğ edildiği ve adı geçen kurum vekili tarafından temyiz talebinde bulunulduğu anlaşılmakla; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25/04/2017 tarih, 2016/1102 Esas, 2017/248 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, yukarıda izah edilen nedenlerle suçtan zarar gören Kültür ve Turizm Bakanlığına duruşma günü usulüne uygun olarak bildirilip, davaya katılma ve delillerini sunma imkanı sağlanmadan hüküm tesis edilmesi suretiyle CMK'nın 234/1-b maddesine aykırı davranılması, 2- Dosya kapsamının incelenmesinde, olay günü tanık ...’ın, olay yerinde, aralarındaki bir kişinin elinde makine olmak suretiyle 4 kişinin arazinin çevresinde dolaştıklarını, 35 plakalı beyaz bir aracın da park halinde olduğunu gördüğü, durumdan şüphelenerek muhtar ...’e haber verdiği, kolluk tarafından köyde yapılan araştırma neticesinde ihbara konu ... plakalı aracın bulunduğu ve sanıkların da, sanık ...’nın babasının evinde yakalandıkları, araç içerisinde sanıkların rızası ile yapılan incelemede bir adet dedektör ele geçirildiği, sanıkların şüpheli sıfatıyla kollukta verdikleri birbiri ile benzer ifadelerinde; altın para bulabilmek amacıyla 4 kişi birlikte dedektörle arama yaptıklarını belirttikleri, sanık ...’nın duruşmadaki savunmasında; olay yerinde altın olduğunu duyduklarını, görmek için gittiklerini, kazı yapmak için başka zaman gideceklerini beyan ettiği, diğer sanıklar Veli, ... ... ve ...’in de duruşmadaki benzer savunmalarında; olay yerinde çete parası olduğu duyumu üzerine gittiklerini ancak kazı yapmadıklarını beyan ettikleri, tüm dosya kapsamı, sanık ... tanık beyanları bir bütün halinde değerlendirildiğinde sanıkların olay günü dedektör ile define araştırdıkları anlaşılmakla; 2863 sayılı Kanunun 74/2. maddesinde düzenlenen "izinsiz define araştırma" suçunun oluşabilmesi için, define araştırması yapılan yerin, sit alanı veya 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da korunma alanı dahilinde kalması gerektiği dikkate alınıp, dava konusu yerin tapu kaydı dosya içerisine getirtilip, olay yerinde arkeolog bilirkişi refakate alınmak suretiyle keşif icra edilerek, sanıkların araştırma yaptığı yerin belirtilen niteliği haiz olup olmadığı tereddütsüz şekilde belirlendikten sonra, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi, Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısı ve müşteki vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince, hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3.Çine Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2022 tarih, 2020/4 Esas, 2022/256 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatlerine karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 03.07.2024 tarih, 2024/70103 sayılı ve onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanıkların cezalandırılması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, yapılan yargılama sonunda tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanıklar ...'nın Çine ilçesi Yeniköy Mahallasinde oturan babasının tarlasında çete parası olduğu duyumunu alması üzerine sanıkların hep birlikte Yeniköy Mahallesine geldikleri, tarlaya giderek araştırma yaptıkları, sanıkları arazide gören tanık ...'in köy muhtarı olan diğer tanık ...'e haber vermesi üzerine muhtar olan tanığın durumu kolluk görevlilerine bildirdiği, jandarma personelinin köyde sanıkları yakaladığı, sanıkların kovuşturma aşamasında alınan savunmalarında herhangi bir kazı faaliyeti gerçekleştirmediklerini beyan ettikleri, ancak Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2017/3257 Esas 2019/1111/75 Karar sayılı ilamında işaret edildiği üzere, olay günü tanık ...’ın, olay yerinde, aralarındaki bir kişinin elinde makine olmak suretiyle 4 kişinin arazinin çevresinde dolaştıklarını, 35 plakalı beyaz bir aracın da park halinde olduğunu gördüğü, durumdan şüphelenerek muhtar ...’e haber verdiği, kolluk tarafından köyde yapılan araştırma neticesinde ihbara konu ... plakalı aracın bulunduğu ve sanıkların da, sanık ...’nın babasının evinde yakalandıkları, araç içerisinde sanıkların rızası ile yapılan incelemede bir adet dedektör ele geçirildiği, sanıkların şüpheli sıfatıyla kollukta verdikleri birbiri ile benzer ifadelerinde; altın para bulabilmek amacıyla 4 kişi birlikte dedektörle arama yaptıklarını belirttikleri, sanık ...’nın duruşmadaki savunmasında; olay yerinde altın olduğunu duyduklarını, görmek için gittiklerini, kazı yapmak için başka zaman gideceklerini beyan ettiği, diğer sanıklar Veli, ... ... ve ...’in de duruşmadaki benzer savunmalarında; olay yerinde çete parası olduğu duyumu üzerine gittiklerini ancak kazı yapmadıklarını beyan ettikleri, tüm dosya kapsamı, sanık ... tanık beyanları bir bütün halinde değerlendirildiğinde sanıkların olay günü dedektör ile define araştırdıklarının sabit olduğu, mahkemece, sanıkların dedektörle define araştırdıkları yerin sit alanı veya 2863 sayılı Yasanın 6. maddesi kapsamında korunması gerekli bir yer olup olmadığı hususunda rapor hazırlanması için keşif icra edilsiği, hazırlanan bilirkişi raporuna göre Çine ilçesi Yeniköy Mahallesi Hacıahmetler Deresi Mevki ve 101 Ada 46 parselde izinsiz müdahalede bulunulan alanda herhangi bir sit veya tescil kararının bulunmadığı, 2863 sayılı Yasa kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da korunma alanı dahilinde de olmadığının anlaşıldığı, bu haliyle, sanıkların üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanıkların 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatlerine karar verildiği anlaşılmıştır. IV.GEREKÇE VE KARAR Dairemizin 28/11/2019 tarih, 2017/3257 Esas, 2019/11175 Karar sayılı bozma kararı üzerine, mahkemece bozma ilamına uyulup uyulmadığı hususunda bir ara karar verilmemiş ise de; Ceza Genel Kurulunun kararlılık gösteren içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere, mahkemece bozma kararı doğrultusunda uygulama yapılması ve bozmadan sonra yapılan inceleme, araştırma ve yeni kanıtlara dayanarak hüküm kurulması karşısında, mahkemenin bozmaya eylemli olarak uyduğu değerlendirilerek yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2023 tarihli, 2023/6-7 Esas, 2023/481 Karar nolu ilamında da belirtildiği üzere; Dairemizce yapılan temyiz incelemesinden önce atılı suça ilişkin dava zamanaşımı gerçekleşmiş ise de "derhal beraat" kavramının, fiilin ilk bakışta suç teşkil etmemesi veya kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması hâlleri ile sınırlı tutulmasının söz konusu düzenlemenin konuluş amacına ters düşeceği, CMK'nın 223. maddesinin 9. fıkrasında geçen "derhal" sözcüğünün, dosyanın mevcut durumunu ifade ettiği, başka bir anlatımla, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek bir noktada, sanığın daha lehine olan beraat kararı yerine, aleyhine olan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilemeyeceği, ayrıca çeşitli sebeplerle muhakemenin yavaş işlemesi ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle zamanaşımının gündeme geldiği de göz önünde bulundurulduğunda, düşme kararı verilmesinin söz konusu gecikmenin sonucunun sanığa yükletilmesi anlamına geleceği, diğer taraftan beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki lekelenmeme hakkının da ihlali niteliğinde olacağı, zira yargılamanın geldiği aşama itibarıyla beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin, sanığın atılı suçu işleyip işlemediği hususunda tereddüte yol açacağı, son olarak da sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hukuk davaları üzerindeki etkisine dair, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.01.2022 tarihli ve 1437-15 sayılı kararında da açıklandığı üzere ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı konusuyla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek durumlarda artık zamanaşımı nedeniyle düşme kararı değil sanığın daha lehine olan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilerek yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.01.2025 tarihinde karar verildi.