Başvuru, tahliye işlemine karşı açılan iptal davasının incelenmeksizin reddedilmesi ve yargılamanın makul sürede bitirilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tahliye işlemine karşı açılan iptal davasının incelenmeksizin reddedilmesi ve yargılamanın makul sürede bitirilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 20/1/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla elde edilen bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Sinop Valiliği İl Özel İdare Müdürlügü ile başvuru dışı S. (kiracı) arasında imzalanan kira sözleşmesiyle mülkiyeti Sinop İl Özel İdaresine ait Karakum Yüzgeç Tatil Köyü (Ada Otel unvanlı tesis) 1/6/1997 tarihinden itibaren on yıl süre ile S. tarafından kiralanmıştır. İl Özel İdare Müdürlüğü ile S. arasında imzalanan kira sözleşmesi en son 30/5/2008 tarihine kadar uzatılmıştır. Kiracı S., başvurucu Şirketin temsilcisi ve %90 oranda hissedarı olan Ali Çakır ile anılan tesislerin vekil sıfatıyla işletilmesi hususunda anlaşmış ve en son22/6/2007 tarihinde de adi sözleşme yapmıştır. Bu sözleşmeye göre anılan kira sözleşmesinin bitimine kadar kira sözleşmesinin bütün yükümlülükleri Ali Çakır tarafından yürütülecek ve İl Özel İdare Müdürlüğüne ait demirbaşlardan, resmî kurum ve kuruluşlar ile üçüncü şahıslara ait olan borç ve ilişkilerden Ali Çakır sorumlu olacaktır. Sinop Vergi Dairesi, başvurucu Şirket adına 29/8/2007 tarihi itibarıyla anılan tesisin işletilmesiyle ilgili işe başlama tutanağı tutmuştur. Bu arada İl Özel İdaresi anılan tesisin satışına karar vermiş ve 21/5/2008 tarihinde gayrimenkul satış ihalesi yapılmıştır. İhaleyi Ü. Ltd. Şti. kazanmıştır. S., İl Özel İdare Müdürlüğüne verdiği 26/6/2008 tarihli dilekçesiyle söz konusu tesisleri ve demirbaşları teslim etmek istediğini belirtmiş; aynı tarihli azilname ile Ali Çakır'ı vekillikten azletmiştir. Satıldığından bahisle 1/7/2008 tarihli vali olurlu işlemle 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun maddesi gereğince tesisin tahliyesine karar verilmiştir. Güvenlik güçleri de hazır bulundurularak 1/7/2008 tarihinde İl Özel İdaresine ait demirbaş eşya, 3/7/2008 tarihinde ise başvurucu Şirkete ait olan eşya tesisten tahliye edilmiştir. Tahliye sırasında tutanak tutulmuş; tutanağı İl Özel İdaresi, Belediye, Emniyet yetkilileri ile S. imzalamış; başvurucu Şirketin temsilcisi imzalamamıştır. Başvurucu Şirket tarafından tesisin satış ihalesinin hukuka aykırı olduğu ve buna dair açılmış başka bir iptal davasının bulunduğu, idarece herhangi bir yazılı bildirim yapılmadan 2886 sayılı Kanun hükümlerine aykırı şekilde zorla tahliye yapıldığı, tahliye için 2886 sayılı Kanun'da aranan koşulların gerçekleşmediği, tahliye sırasında oluşan zararın Sulh Hukuk Mahkemesince tespit edildiği belirtilerek ve tazminat davası açma hakkı saklı tutularak tahliye işleminin iptali istemiyle 26/8/2008 tarihinde dava açılmıştır. Dava dilekçesine, Şirket adına olan ve adres olarak söz konusu tatil köyünün gösterildiği vergi levhası da eklenmiştir. Samsun İdare Mahkemesi 30/10/2008 tarihli ve E.2008/910, K.2008/1160 sayılı kararıyla davayı ehliyet yönünden reddetmiştir. Kararın gerekçesinde özetle davacı Şirket tarafından Ada Otel unvanlı tesisten 3/7/2008 tarihinde tahliye edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmış ise de 3/7/2008 tarihinde davacı Şirket adına tesis edilmiş bir tahliye işleminin bulunmadığı, 3/7/2008 tarihinde tutulan tutanağın fuzuli şagil olduğu belirtilen Ali Çakır hakkında tanzim edildiği, her ne kadar davacı Şirket adına Ali Çakır imzasıyla işbu dava açılmış ise de Ali Çakır'ın işbu davayı kendi adına değil Şirket müdürü sıfatıyla Şirketi temsilen açtığının anlaşıldığı, bu hâliyle dava dilekçesine ekli tahliye işleminin davacı Şirketin menfaatini etkileyici mahiyette olmaması nedeniyle subjektif ehliyet koşulunun gerçekleşmediği belirtilmiştir. Başvurucu Şirket tarafından karar temyiz edilmiştir. Temyiz dilekçesinde özetle Ada Otel unvanlı tesisin Şirket tarafından işletildiği, buna dair vergi dairesi kayıtlarının bulunduğu, tahliyenin de Şirkete yönelik olduğu, Ali Çakır'ın ise Şirketin müdürü ve %90 oranında hissedarı olarak tahliye anında orada bulunduğu, Mahkemece tutanak esas alınarak tahliyenin Ali Çakır adına olduğu kabul edilmiş ise de söz konusu tutanakta Şirket yahut Ali Çakır adına imza bulunmadığı, idarece tek yanlı olarak tutulan tutanağın esas alınamayacağı ifade edilmiştir. Dilekçede ayrıca, tahliyenin otelin satılmış olmasına dayandığı oysa satış ihalesine karşı açılan davada ihalenin iptaline karar verildiği de belirtilerek buna ilişkin Mahkeme kararı dadilekçeye eklenmiştir. Danıştay Onuncu Dairesi temyiz incelemesi neticesinde Hazineye ait taşınmaz malların gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine taşınmazın idarenin talebi üzerine mülki amirce on beş gün içinde tahliye edilerek idareye teslim edileceği ve mülki amirce tesis edilen işlemin idari davaya konu olabileceği ancak somut olayda davanın mülki amirce tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılmadığı, bu işlemin gereği yapılarak taşınmazın tahliye edildiğine ilişkin 3/7/2008 tarihinde düzenlenen tutanağın iptali istemiyle davanın açıldığı oysa tutanağın idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmadığı gerekçeleriyle davanın reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararını sonucu itibarıyla onamıştır. Başvurucu, karar düzeltme dilekçesinde hem zorla tahliye işlemine karşı dava açtığını hem de tesisin Şirket adına işletildiğinden menfaatinin ve dolayısıyla ehliyetinin bulunduğunu açıkça belirterek kararın düzeltilmesini istemiş ancak Danıştay Onuncu Dairesi, 2/10/2013 tarihli kararıyla 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinde yazılı nedenlerin bulunmadığı gerekçesiyle istemi reddetmiştir. Söz konusu karar başvurucuya 3/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 20/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 2886 sayılı Kanun'un “Ecrimisil ve tahliye” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazmalları[n] ... gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden ... ecrimisil istenir...İşgal edilen tasınmaz mal, idarenin talebi üzerine, bulundugu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek idareye teslim edilir." 2577 sayılı Kanun’un "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"İdari dava türleri şunlardır:a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,..." Aynı Kanun'un "İdari davaların açılması" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" İdari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır. Dilekçelerde;a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,(3)b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,c) Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,...Gösterilir." Aynı Kanun'un "İptal ve tam yargı davaları" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." Aynı Kanun'un "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir." Aynı Kanun'un “Dilekçeler üzerine ilk inceleme” kenar başlıklı maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Dilekçeler, ...:a) Görev ve yetki,b) İdari merci tecavüzü,c) Ehliyet,d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir islem olup olmadığı,...g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları,yönlerinden sırasıyla incelenir." Aynı Kanun’un “İlk inceleme üzerine verilecek kararlar” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:“Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;a) ...b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine,c) ...d) 3/g bendinde yazılı halde otuzgün içinde 3 ve 5 inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak yahut (c) bendinde yazılı hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmış ise otuzgün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddine,...Karar verilir..” Aynı Kanun’un “Kararın bozulması” kenar başlıklı maddesi, şikâyete konu Danıştay kararının verildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle şöyledir:" Temyiz incelemesi sonunda Danıştay:a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,b) Hukuka aykırı karar verilmesi,c) Usul hükümlerine uyulmamış olunması,Sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar. Temyiz incelenmesi sonunda karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise kararın düzeltilerek onanmasına karar verilir...."