(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2013/1967 E. , 2013/3659 K. "" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Başköy Köyü 163 ada 46, 47, 48, 49 ve 50 parsel sayılı sırasıyla 5051,78 m2, 10136,31 m2, 11379,26 m2, 7512,46 m2 …
**(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2013/1967 E. , 2013/3659 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Başköy Köyü 163 ada 46, 47, 48, 49 ve 50 parsel sayılı sırasıyla 5051,78 m2, 10136,31 m2, 11379,26 m2, 7512,46 m2 ve 11633,38 m2 yüzölçümlü taşınmazlar, maliklerinin kim olduğu belirlenemediğinden tarla niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı ..., taşınmazların babası ...dan kaldığını belirterek zilyetlik iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların kadastro tesbitinin iptaliyle.... adına çayır niteliği ile tesciline karar verilmiş, davalı Hazine tarafından hüküm temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin, 20.01.2010 tarih ve 2009/17935 E. -2010/288 K.sayılı kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; " Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Dosyada bulunan 06.10.2008 tarihli ziraat bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazların ortalama % 40 eğimli ve çayırlık olarak kullanıldığı, yer yer taşlık olduğu, üzerindeki otlar biçilmek suretiyle zilyet edildiği belirtildiğine göre, taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin ekonomik amacına uygun olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Davalı, taşınmazların bütün komşu parsellerini gösterir geniş ölçekli pafta getirtilerek komşu parsellerin nitelikleri belirlenmemiş, aynı yerde bulunan, aynı kişiye ait ve aynı nitelikte birbirine bitişik taşınmazların niçin tek parsel olarak değilde beş ayrı parsel olarak tesbit edildiği anlaşılamamıştır. Taşınmazların eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumlarına göre zilyetliğe konu olup olmayacakları araştırılmamıştır. Kadastro hâkiminin doğru sicil oluşturma görevi bulunmasına rağmen davacının murisi İbrahim Demircioğlu’nun veraset ilamı getirtilerek payları oranında mirasçıları adına tescile karar verilmesi gerekirken, ölü İbrahim Demircioğlu adına tescile karar verilmesi de isabetsizdir.