2. Ceza Dairesi 2020/3755 E. , 2020/15811 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Suça sürüklenen çocuğun, 18/01/2012 ve 26/01/2012 günlerinde; müştekilerin satış yapmak için hazırladıkları üzerleri örtülüp iple bağlanan tezgahlardan çeşitli giyim eşyaları çalması şeklindeki somut olayda; Dairemizce de kabul edilen Yargıtay Ceza G…
**2. Ceza Dairesi 2020/3755 E. , 2020/15811 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Suça sürüklenen çocuğun, 18/01/2012 ve 26/01/2012 günlerinde; müştekilerin satış yapmak için hazırladıkları üzerleri örtülüp iple bağlanan tezgahlardan çeşitli giyim eşyaları çalması şeklindeki somut olayda; Dairemizce de kabul edilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.12.2017 tarihli 2014/2-445 E. 2017/556 K. sayılı kararında belirtildiği üzere TCK'nun 142. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki nitelikli hâlin uygulanabilmesi için hırsızlık suçuna konu eşyanın, âdet veya tahsis ya da kullanımı gereği açıkta bırakılmış olmasının gerekmesi, hırsızlık suçuna konu eşyanın âdet gereği açıkta bırakıldığının kabulü için bu konuda süreklilik kazanmış genel bir alışkanlığın bulunmasının zorunlu olması ve âdetlerin zamana, yere ve bölgeye göre değişebilmesi hususları göz önüne alındığında, suçun işlendiği yörede pazarcılık yapan kişilerin, satışa sunduğu ürünleri geceleyin pazar yerinde, tezgâh üzerinde açıkta bırakmaları yönünde süreklilik kazanmış genel bir alışkanlığın bulunup bulunmadığının, başka bir anlatımla müştekilerin pazar yerinde açıkta bıraktığı giyim eşyalarının âdet gereği açıkta bırakılan eşyalardan olup olmadığının mahalli bilirkişi dinlenmek, gerektiğinde keşif yapmak suretiyle araştırılıp açıklığa kavuşturulması, sonucuna göre suçun niteliği belirlenerek TCK’nın 141. maddesi kapsamında kalıp kalmadığının değerlendirilmesi gerekirken, bu konuda herhangi bir araştırma yapılmadan eksik kovuşturma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, 2- Nüfus kaydına göre, 30/05/1995 doğumlu olan suça sürüklenen çocuğun 18 yaşını tamamlamış olduğu gözetilmeden, 26/11/2015 tarihli oturumun 5271 sayılı CMK'nın 185. maddesine aykırı olarak açık yerine gizli yapılması suretiyle aleniyet ilkesine aykırı davranılması, 3- Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli ve 2016/6-986 E., 2018/554 K. sayılı içtihadında belirtildiği üzere 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılması gerekli olduğu halde, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda yeterli gerekçe gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,