3. Ceza Dairesi 2019/16849 E. , 2019/20865 K. "İçtihat Metni" Kasten basit yaralama suçundan sanık ...'nin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2. maddesi gereğince 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mükerrir sanık hakkında cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2017 tarihli ve 2014/251 Esas, 2017/53 Karar sayı
**3. Ceza Dairesi 2019/16849 E. , 2019/20865 K.** **"İçtihat Metni"** Kasten basit yaralama suçundan sanık ...'nin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2. maddesi gereğince 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mükerrir sanık hakkında cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2017 tarihli ve 2014/251 Esas, 2017/53 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 10.10.2019 tarihli ve 2019/10212 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.10.2019 tarihli ve 2019/100852 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi. Mezkur ihbarnamede; Dosya kapsamına göre; 1) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.04.2018 tarihli ve 2014/851 Esas, 2018/144 sayılı kararında da kabul edildiği üzere, aynı yargı çevresindeki İzmir Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan ve asıl mahkemesince yapılan sorgusu sırasında duruşmalardan bağışık tutulma talebinde bulunmayan sanığın 02.02.2017 tarihli karar duruşmasında hazır bulundurulmayıp yokluğunda hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanmasında, 2) Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15.12.2017 tarihli ve 2017/19084 Esas, 2017/28185 Karar sayılı ilâmında; " ..Sanığa isnat edilen suçların, CMK'nın 253/3. maddesi kapsamında birlikte işlendiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Çözülmesi gereken sorun, hüküm kurulurken uzlaştırma kapsamında olmayan suçtan beraate hükmolunması halinde, sübutunda sorun olmayan ve müstakilen uzlaştırma kapsamında olan suçla ilgili nasıl bir yol izleneceğidir.Bu bağlamda, her iki suçtan yargılama devam ederken hakimin uzlaştırmaya tabi olacağını öngördüğü suçla ilgili olarak dosyayı soruşturma bürosuna göndermesi veya bu düşünceyle tefrik kararı vermesi durumunda, uzlaştırma kapsamında olmayan suç açısından beraat kararı verileceği izlenimi oluşabileceği cihetle, bu hususun ihsası rey olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin belirlenmesi gerekir.Bu sorunun CMKnın 226. maddesinde düzenlenen ek savunma konusuyla birlikte değerlendirilmesi gerekir. Anılan madde "Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. (2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır. (3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir. (4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafiie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır." biçimdedir. Maddeden de anlaşılacağı üzere suçun hukuki niteliği değişir ya da cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirir durumun ortaya çıkması halinde hakim sanık ya da müdafiine ek savunma hakkı tanıyacaktır ancak, bu durum yasal düzenleme nazara alındığında hakim açısından ihsası rey olarak nitelendirilemeyecektir.Bu düzenlemeye kıyasen, uzlaştırmaya tabi olan bir suçla uzlaştırmaya tabi olmayan bir suçun yargılaması devam ederken, hakimin uzlaştırmaya tabi olacağını öngördüğü suçla ilgili olarak dosyayı soruşturma bürosuna göndermesi veya bu düşünceyle tefrik kararı vermesi durumunda uzlaştırma kapsamında olmayan suç açısından ihsası reyde bulunduğundan bahsedilemeyecektir.Yapılan yargılama neticesinde ise, sanığın kamu görevlisine hakaret suçundan beraatine hükmolunup, mercii kararından ve kanun yararına bozma talebinden önce kesinleşmesi nedeniyle bu suçun işlendiğinden bahsedilemeyeceği için, sair tehdit suçu yönünden de uzlaştırmaya engel olan CMK'nın 253/3. maddesinin uygulanma olanağı kalmayacak ve bu suç yönünden CMK'nın 254. maddesi gereğince uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerekecektir." şeklinde açıklamalara yer verildiği, bu bağlamda hüküm kurulurken uzlaştırma kapsamında olmayan suçun hukukî nitelendirilmesi ile uzlaştırma kapsamında bulunduğunun değerlendirilmesi halinde, bu suç yönünden dosyanın soruşturma bürosuna gönderilebileceği, bu durumun ise ihsası rey olarak nitelendirilmeyeceği; Somut olayda, silahla kasten yaralama suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde eylemin silahla gerçekleştirildiğine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2. maddesi uyarınca kasten yaralama suçundan mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmakla, sanık hakkında kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Uzlaşma" başlıklı 253/1-b maddesi gereğince uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi için yargılama dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü: 1) Talepnamedeki (2) numaralı talebin incelenmesinde; Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanığın 5237 sayılı TCK’nin 37. maddesi kapsamında katılanı birlikte yaraladığı diğer sanık ...’ın silahtan sayılan cam bardak ile yaralama eylemini gerçekleştirdiği katılanın aşamalardaki beyanları, adli raporu ve tanık anlatımı ile sabittir. 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e maddesindeki silahla basit yaralama suçu 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinde öngörülen uzlaşmaya tabi suçlar arasında sayılmamıştır. Sanıkların eyleminin uzlaşmaya tabi suçlardan olmaması nedeniyle kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen (2) numaralı düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, 2) Talepnamedeki (1) numaralı talebin incelenmesinde; Kovuşturma evresinde farklı yargı çevresi içerisinde İzmir Kapalı Cezaevinde başka suçtan hükümlü olarak bulunan sanığın duruşmalardan vareste tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan veya SEGBİS ile hazır edilmesi temin edilmeden yokluğunda yargılamaya devam edilerek hüküm açıklanması suretiyle CMK'nin 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanmasında isabet bulunmamaktadır. Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; sanık ... hakkındaki Salih’i yaralamadan Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2017 tarihli ve 2014/251 Esas, 2017/53 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesi gereğince, kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.11.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.