Başvuru, ülkeye giriş yasağı nedeniyle aile hayatına saygı hakkının, eğitim hakkının ve yerleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; ülkeye giriş yasağı nedeniyle aile hayatına saygı hakkının, eğitim hakkının ve yerleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 8/12/2020 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca 14/1/2021 tarihinde başvurucunun tedbir talebinin Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün maddesinin (2) numaralı fıkrası kapsamında kalmadığı değerlendirilmiştir. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Kazakistan vatandaşı olan başvurucu 2010 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesini kazanmış ve Türkiye'de ikamet etmeye başlamıştır. 2010 yılından 2018 yılına kadar Türkiye'de eğitim görmeye devam ettiğini belirten başvurucu hakkında Bursa İl Göç İdaresi Müdürlüğünce (Göç İdaresi), Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığının 17/10/2017 tarihli yazısına istinaden 4/12/2017 tarihinde "millî güvenliğimiz aleyhine faaliyet" konulu G-82 ülkeye giriş yasağı tahdit kaydı oluşturulmuştur. Anayasa Mahkemesince yazılan müzekkere üzerine Göç İdaresinin sunduğu 10/6/2024 tarihli belgeye göre; başvurucu söz konusu tahdit kaydı konulmadan önce -27/5/2017 tarihinde- uzun dönem ikamet izni başvuru yapmış ancak başvurusu Göç İdaresince reddedilmiştir. Ayrıca söz konusu belgede başvurucunun sınır dışı kararına dayalı olarak 14/2/2018 tarihinde sınır dışı edildiği belirtilmiştir. Başvurucunun sunduğu belgelere göre; başvurucu, hakkındaki tahdit kaydı nedeniyle 8/2/2018 tarihinde Emniyet güçlerince yakalanmış ve hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyeliği suçundan yürütülen soruşturma kapsamında ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştır. 9/2/2018 tarihinde ise başvurucu hakkında sınır dışı etme kararı alınmıştır. Başvurucunun 14/2/2018 tarihinde sınır dışı edilebilmesi için kurumlar arası gerekli yazışmalar yapılmış ve başvurucu adına 14/2/2018 tarihli uçak bileti alınmıştır. Başvurucu 14/2/2018 tarihinde Türkiye'den çıkış yapıp yapmadığına dair bilgi vermemektedir. Ancak şu an Türkiye'ye giriş yapamadığını belirtmektedir. Netice itibarıyla başvurucu ya 14/2/2018 tarihinde ya da farklı bir tarihte Türkiye'den çıkış yapmıştır ve şu an Türkiye'ye giriş yapamamaktadır. Başvurucu, Göç İdaresinden söz konusu tahdit kaydının kaldırılmasını talep etmiştir. Bu talebinin reddedilmesi üzerine 2/1/2019 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; Tıp Fakültesi son sınıf öğrencisi olduğunu, okulunun bitmesine altı ay kaldığını, FETÖ/PDY ile hiçbir ilişiğinin olmadığını, hakkında yürütülen ceza soruşturması sonucunda takipsizlik kararı verildiğini belirterek tahdit kaydının kaldırılmasını talep etmiştir. Göç İdaresi, dava dilekçesine verdiği cevapta özetle başvurucu hakkındaki tahdit kodunun MİT Başkanlığı tarafından gönderilen gizli ibareli yazı uyarınca konulduğunu, söz konusu yazının gerekli görülmesi halinde MİT Başkanlığından istenebileceğini belirtmiştir. Ayrıca başvurucunun beyan ettiğinin aksine başvurucu hakkında sadece G-82 tahdit kodu uygulandığını, sınır dışı etme kararı alınmadığını belirtmiştir. Başvurucunun öğrencilik sebebiyle aldığı ikamet izninin iptal edilip edilmediğine dair bir bilgi sunulmamıştır. Mahkeme; Anayasa'da ve uluslararası sözleşmelerde seyahat hürriyetinin sadece vatandaşa tanınan bir hak olduğunu, sadece vatandaşların yurda girme ve yurttan çıkma hakkının istisnalar haricinde sınırlanamayacağını, yabancıların ise yurda girme hakkının bulunduğuna dair bir hüküm bulunmadığını, somut olayda tahdidin MİT Başkanlığının yazısına istinaden kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması amacıyla konulduğunu belirtilerek 4/12/2019 tarihinde davayı reddetmiştir. Başvurucu, anılan karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf dilekçesinde, dava dilekçesindeki hususlara ek olarak 2/9/2019 tarihinde Türk vatandaşı İ. ile evlendiğini, sınır dışı edildiği ülkeyle maddi ve manevi bağ kurduğunu ileri sürmüştür. İstinaf incelemesini yapan Bölge İdare Mahkemesi, Mahkemenin kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle başvurucunun istinaf başvurusunun reddine ve kararın onanmasına 19/10/2020 tarihinde kesin olarak karar vermiştir. Başvurucu, nihai hükmü 16/11/2020 tarihinde öğrendikten sonra 8/12/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk İlgili Mevzuat 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun maddesinin (7) numaralı fıkrası şöyledir:"Kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı sebebiyle Genel Müdürlükçe; idari para cezaları ve kamu alacakları sebebiyle ise valiliklerce yabancıların ülkeye kabulü ön izin şartına bağlanabilir." 17/3/2016 tarihli ve 29656 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ü) bendi şöyledir:" (1) Bu Yönetmelikte geçen;... ü) Ön izin şartı: Ülkeye giriş için Genel Müdürlükten alınması zorunlu olan izni,...ifade eder." 6458 sayılı Kanun'un kısa ve uzun dönem ikamet izinlerinin iptal edilmesiyle ilgili olarak 7, 15, 32, 33 ve maddelerinde öngörülen hükümlerin ilgili kısmı şöyledir:" Türkiye’ye girişlerine izin verilmeyecek yabancılarMADDE 7 – (1) Aşağıdaki yabancılar, Türkiye’ye girişlerine izin verilmeyerek geri çevrilir:...c) 15 inci maddenin ikinci fıkrası saklı kalmak kaydıyla, vize muafiyeti kapsamında olsalar dahi, 15 inci maddenin birinci fıkrasında sayılan yabancılar...Vize verilmeyecek yabancılarMADDE 15 – (1) Aşağıda belirtilen yabancılara vize verilmez:...c) Kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından sakıncalı görülenlerç) Kamu sağlığına tehdit olarak nitelendirilen hastalıklardan birini taşıyanlar...Kısa dönem ikamet izninin şartlarıMADDE 32 – (1) Kısa dönem ikamet izinlerinin verilmesinde aşağıdaki şartlar aranır:...b) 7 nci madde kapsamına girmemek...Kısa dönem ikamet izninin reddi, iptali veya uzatılmamasıMadde 33 – (1) Aşağıdaki hâllerde kısa dönem ikamet izni verilmez, verilmişse iptal edilir, süresi bitenler uzatılmaz:a) 32 nci maddede aranan şartlardan birinin veya birkaçının yerine getirilmemesi veya ortadan kalkması...ç) Hakkında geçerli sınır dışı etme veya Türkiye’ye giriş yasağı kararı bulunması...Uzun dönem ikamet izninin iptaliMadde 45 – (1) Uzun dönem ikamet izinleri;a) Yabancının, kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit oluşturması,... hâllerinde iptal edilir." 6458 sayılı Kanun'un sınır dışı etmeyle ilgili olarak ve Maddelerinde öngörülen hükümlerin ilgili kısmı şöyledir:" Sınır dışı etme kararıMADDE 53 – (1) Sınır dışı etme kararı, Genel Müdürlüğün talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır. ...(3) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri ile ikinci fıkrası kapsamındakiler hariç yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.Sınır dışı etme kararı alınacaklarMADDE 54 – (1) Aşağıda sayılan yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır:...d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar...f) İkamet izinleri iptal edilenler... " İlgili Yargı Kararları Danıştay Onuncu Dairesinin 13/10/2015 tarihli ve E.2012/5665, K.2015/4303 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"ABD vatandaşı olan davacı tarafından, yurda girişinin yasaklanmasına ve hakkında istizan kararı alınmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, Ankara İdare Mahkemesince; davacı hakkında MİT Müsteşarlığınca yazılan 2010 tarihli yazıda, 2009 yılında ülkemize gelerek İnsan Hakları Derneği Diyarbakır şubesinde gönüllü olarak çalıştığı, Kongra-Gel (PKK) yanlısı şahıslarla irtibatının bulunduğu, KCK operasyonları, Demokratik Özerklik Projesi ve Kürtlere yönelik politikalar hakkında bilgi derlemeye çalıştığı, Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhinde yazdığı makalelerin Kürtçü internet sitelerinde yayımlandığı, bölge illeri hakkında bilgi toplayarak bu bilgileri Amerika'da bulunan bir kısım makamlara servis ettiğinin anlaşıldığı, örgüt çevresi kanalıyla kendisine Irak'ta yardım sağlayabilecek irtibatlar aradığı yönünde bilgiler istihbari olunduğunun bildirilmesi üzerine 2010 tarih ve 140380 sayılı yazı ile, '' İçişleri Bakanlığından sorulmadan ülkemize girişine izin verilmemesi'' anlamına gelen istizan kararı alındığı ve tespiti halinde ülkemizden çıkışının sağlanması için Valiliklere talimat verildiği, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünce de hakkında adli işlem yapılan yabancılardan olması nedeniyle 2010 tarihi itibariyle Ç-114 tahdit koduyla 1 yıl süreli Türkiye'ye giriş yasağı kapsamına alındığı anlaşılan davacının ülke güvenliğini ihlal edebilecek faaliyetler içinde olduğunun anlaşılması karşısında, kamu düzeni ve güvenliğinin riske atılmaması amacıyla idareye tanınan takdir yetkisi kapsamında tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir....Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz isteminin reddi ile ..."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek (7) No.lu Ek Protokol Sözleşme'ye ek (7) No.lu Protokol'ün "Yabancıların sınır dışı edilmelerine ilişkin usulü güvenceler" kenar başlıklı maddesi şöyledir:" Bir devletin ülkesinde kurallara uygun olarak ikamet eden bir yabancı, yasaya uygun şekilde verilmiş bir kararın uygulanması dışında sınır dışı edilemez ve bu durumda bir kimse,a) sınır dışı edilmesine karşı gerekçeler öne sürebilme,b) durumunu yeniden inceletme,c) yukarıdaki amaçlarla, yetkili bir merci önünde veya bu merci tarafından tayin edilecek biri ya da birileri önünde kendini temsil ettirme hakkını haiz olacaktır. Sınır dışı edilmenin kamu düzeni yararı ya da ulusal güvenlik nedenleri açısından gerektiği hallerde, bir yabancı yukarıdaki maddenin a, b ve c bentlerinde öngörülen haklarını kullanmadan sınır dışı edilebilir." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ek (7) No.lu Protokol'ü onaylamış bir ülkede sınır dışı edilmeyle karşı karşıya kalan bir yabancının protokolün maddesindeki güvencelerden yaralanabilmesi için kurallara uygun olarak o ülkede ikamet etmesinin zorunlu olduğunu kararlarında vurgulamaktadır (Ljatifi/Makedonya (Eski Yugoslavya Cumhuriyeti), B. No: 19017/16, 17/5/2018, § 32, G. ve diğerleri/Bulgaristan, B. No: 1365/07, 24/4/2008, § 70). İkametin kurallara uygun olup olmadığı ilgili devletin mevzuatına göre belirlenir (Sharma/Letonya, B. No: 28026/05, 24/3/2016, § 73). AİHM, sınır dışı etme talebinin veya dava dilekçesinin yabancıya tebliğ edilip edilmediği (Lupsa/Romanya, B. No: 10337/04, 8/6/2006, § 59), sınır dışı etme kararına yapılan itirazın esası hakkında bir denetim yapılıp yapılmadığı (Baltaji/Bulgaristan, B. No: 12919/04, 12/7/2011, § 57), sınır dışı etme kararının dayandığı somut sebeplerin bildirilmemesi nedeniyle yabancının karara karşı gerekçelerini sunup sunamadığı gibi sorunların (Ahmed/Bulgaristan, B. No: 34621/03, 13/7/2010, § 53) ek (7) No.lu Protokol'deki usul güvenceleri kapsamında incelenmesi gerektiğini değerlendirmiştir. Ulusal güvenlik gerekçesiyle sınır dışı etme işlemi bağlamında, ulusal güvenliğe ilişkin tehdidin çeşitli ve öngörülemez niteliği dikkate alındığında kanunun öngörülebilir olduğunu kabul etmek için devletlerin bu sebebe dayanan bütün davranışları kanunlarında detaylı olarak listelemesi beklenemez (Ljatifi/Makedonya (Eski Yugoslavya Cumhuriyeti),§ 35). Muhammad ve Muhammad/Romanya ([BD], B. No: 80982/12, 15/1/2020) kararında AİHM, sınır dışı etme kararını konu olan yargılamalarda yabancının karara dayanak olan somut unsurlardan haberdar olma, ayrıca ilgili bilgi ve belgelere erişim hakkı olduğunu kabul etmiştir (Muhammad ve Muhammad/Romanya, §§ 126-129). Bununla birlikte bilgi ve belgelere erişim hakkına Sözleşmeci devletlerin özellikle millî güvenlik kaygısıyla kendi mevzuatları uyarınca getirdikleri belirli ölçüdeki sınırlamaların anlaşılabilir olduğunu belirten AİHM, yabancının usul güvenceleri kapsamında sahip olduğu kabul edilen haklarına konulan sınırlamaların güvenceleri etkisiz kılmayacak şekilde olması gerektiğini, bu bağlamda incelediği dosyalarda ilk önce sınırlamaların makul olup olmadığına dair inceleme yapan bağımsız makamın bir karar alıp almadığını, sonrasında ise sınırlama sebebiyle maruz bırakılan zorluğun dengeleyici unsurlarla telafi edilip edilmediğini denetlediğini söylemiştir (Muhammad ve Muhammad/Romanya, §§ 132, 133).