Başvuru, icra emrinin iptali talebiyle açılan davada, karara karşı temyiz yolunun kapalı olması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; şikâyet dilekçesine cevap verme ve dosyaya delil sunma fırsatının tanınmaması nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin; kararın Kanun ve yerleşik içtihatlara aykırı olarak verilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları hakkındadır.
Başvuru, icra emrinin iptali talebiyle açılan davada, karara karşı temyiz yolunun kapalı olması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; şikâyet dilekçesine cevap verme ve dosyaya delil sunma fırsatının tanınmaması nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin; kararın Kanun ve yerleşik içtihatlara aykırı olarak verilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları hakkındadır. Başvuru, 6/5/2013 tarihinde Diyarbakır İcra Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 26/11/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. İkinci Bölüm tarafından 25/5/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 25/5/2015 tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) bildirilmiştir. Bakanlık görüşünü 23/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 5/8/2015 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı 14/8/2015 tarihinde beyanda bulunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Kabahatler Bürosunun 10/4/2012 tarihli ve E.2012/781, K.2012/767 sayılı kararı ile 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun maddesine göre 169,00 TL idari para cezası verilmiş, başvurucu Diyarbakır Sulh Ceza Mahkemesinin E.2012/701 İş sayılı dosyasında, cezanın iptalini talep etmiştir. Mahkeme, 15/11/2012 tarihli kararı ile idari para cezasını iptal etmiş ve başvurucu lehine 600,00 TL vekalet ücretine hükmetmiştir. Başvurucu, Diyarbakır İcra Müdürlüğünün E.2012/8619 sayılı dosyasında vekâlet ücreti alacağının tahsili için ilamlı icra takibi başlatmıştır. İcra Müdürlüğü vekâlet ücreti olan asıl alacağa 200,00 TL icra vekalet ücreti ekleyerek 12/12/2012 tarihli icra emrini düzenlemiş ve borçluya tebliğ etmiştir. Borçlu İçişleri Bakanlığı, vekâlet ücreti alacağının takibe konu yapılması halinde icra takibi için ayrıca vekâlet ücreti istenemeyeceğini, takibe dayanak ilamın kesinleşmeden icraya konulamayacağını belirterek şikâyet yoluyla takibin iptalini talep etmiştir. Diyarbakır İcra Hukuk Mahkemesi, başvurucuyu davalı olarak gösterdiği 23/1/2013 tarihli ve E.2013/8, K.2013/48 sayılı kararı ile dosya üzerinden inceleme yaparak şikâyetin kabulüne, 12/12/2012 tarihli icra emrinin iptaline, tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde Yargıtaya temyiz yolu açık olmak karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:“İddia, toplanan deliller, tüm dosya kapsamı ve icra dosyası kül halinde değerlendirildiğinde, Diyarbakır Sulh Ceza Mahkemesinin 15/11/2012 tarihli ve E.2012/701 Değişik iş sayılı kararına istinaden 600,00 TL avukatlık asgari ücret tarifesine istinaden takibe geçildiği, takip talebinden 600,00 TL asıl alacak ile 4,05 TL faizden oluşan toplam alacağa vekâlet ücretini de talep ettiği, vekâlet ücreti alacağı takibe konu yapılması halinde icra takibinde ayrıca vekâlet ücreti talep edilemeyeceğinden şikâyetin kabulüne karar vermek gerekmiştir.” Bu arada Diyarbakır İcra Hukuk Mahkemesi, HSYK kararı ile kapatılmış, dosya Diyarbakır İcra Hukuk Mahkemesine devredilmiştir. Gerekçeli kararın tebliği ile şikâyetten haberdar olan başvurucu kararı temyiz etmiş, Yargıtay Hukuk Dairesi, 27/3/2013 tarihli ve E.2013/5116, K.2013/4449 sayılı ilamıyla, uyuşmazlık konusu değerin 240,00 TL'yi geçmediği, bu nedenle mahkeme kararının temyiz kabiliyetine haiz olmadığını belirterek temyiz talebini reddetmiştir. Yargıtay ilamı, 24/4/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, 6/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. B. İlgili Hukuk 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) maddesi şöyledir: “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikâyet olunabilir. Şikâyet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır. Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikâyet olunabilir.” 2004 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “Şikayet icra mahkemesince, kabul edilirse şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir. Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin icrası emrolunur.” 2004 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “İcra mahkemesine arz edilen hususlar ivedi işlerden sayılır ve bu işlerde basit yargılama usulü uygulanır. Şu kadar ki, talep ve cevaplar dilekçe ile olabileceği gibi icra mahkemesine ifade zaptettirmek suretiyle de olur. Aksine hüküm bulunmayan hâllerde icra mahkemesi, şikâyet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir. Duruşma yapılmayan işlerde icra mahkemesi, işin kendisine geldiği tarihten itibaren en geç on gün içinde kararını verir. Duruşmalar, ancak zorunluluk hâlinde ve otuz günü geçmemek üzere ertelenebilir”. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) maddesi şöyledir:“Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.” 6100 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“ Dava açılması ve davaya cevap verilmesi dilekçe ile olur”. 6100 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücreti, taraf lehine hükmedilir.” 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun maddesinin beşinci fıkrasının birinci cümlesi şu şekildedir:“Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir.” 31/5/1944 tarihli ve E.1942/34, K.1944/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararının ilgili kısmı şöyledir:“İmdi gerek mahkemelerde ve gerekse icrada avukatla takip olunup da yazılı mukavele bulunmayan işlerde vekil ile müvekkil arasında takarrür etmiş ücretle hasma tahmili lazım gelen vekalet ücretlerini bu kanun tayin etmiş olduğuna ve bu kanun mucibince hazırlanarak Adliye Vekaletince tasdik edilen ve 15/9/1941 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesiyle İzah ve Tatbik Tarzına Dair Umumi Hükümlerin onuncu maddesinde mahkemede (davanın müdafaasını) deruhte etmeksizin icra takip yollarıyla borçlu aleyhine takip icrasını deruhte eden avukatla evvelce mahkemede davayı intaç etmiş olan avukata icra takibi için de ayrıca nisbi bir ücret verileceği tasrih kılınmış ve icra takiplerinde maktu vekalet ücretine tabi olan işlerin nelerden ibaret olduğu ve alınacak ücretlerin miktarları da maktu ücret tarifesinin altıncı bendinde hasr ve tadat edilmiş bulunmasına göre gerek ilamlı ve gerek ilamsız icra ve takiplerinde diğer tarafa vekalet ücreti tahmil edilmesi zaruri bulunmaktadır. Bu itibarla ilamda vekil için ücret tayin ve hükmedilmiş olsa dahi vekil marifetiyle takip edilen ilamın icrasından dolayı da ayrıca ücret takdir edilmesi lazım geleceğine dair İcra ve İflas Dairesinin ikinci içtihadının doğru olduğuna 31/5/1944 tarihinde ittifakla karar verildi.”