10. Hukuk Dairesi 2024/12389 E. , 2025/1136 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1986 E., 2023/1136 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 36. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/27 E., 2021/60 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik …
**10. Hukuk Dairesi 2024/12389 E. , 2025/1136 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1986 E., 2023/1136 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 36. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/27 E., 2021/60 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Kurum vekili, Kurum sigortalısı ...'un 01.05.2017 tarihinde maruz kaldığı iş kazası sonucu vefat ettiğini, davalı işverenin gerekli iş güvenliği tedbirlerini almadığını, Kurum tarafından hak sahiplerine peşin sermaye değerli gelir bağlandığını belirterek şimdilik 10.000 TL Kurum zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; bedel arttırım dilekçesi ile talebini 289.393,49 TL olarak arttırmıştır. II. CEVAP Davalı şirket vekili, iş kazasında işverenin kusuru bulunmadığını, olayda kaçınılmazlık faktörünün etkili olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Davanın kabulü ile 289.393,49 TL peşin sermaye değerli gelirin (davalı ... yönünden 130.227,06 TL ilk peşin sermaye değerli gelirle sınırlı olmak üzere ) 01.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı kuruma ödenmesine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı Kurum vekili, davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı şirket vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir. 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 5510 sayılı Kanun'un “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile davalıların Kurumun rücu alacağından sorumluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür. Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanun'un 21., 4857 sayılı Kanun'un 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd. maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 4857 sayılı Kanun'un 77. maddesi; “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar...” düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır. 3.Eldeki davada, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı işverenin % 70, davalı ...'ın %20, sigortalının % 10 oranında kusurlu olduğunun tespiti ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup yapılan kusur incelemesinin oluşa uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Somut olayda, vefat eden sigortalının pompa operatörü olduğu, kesinleşen ceza dosyasına göre davalı ...'ın ... sigortalının talimatı ile muhtemelen aracı geriye aldığı sırada aracı geri vites yerine yanlışlıkla ileri vitese almış olması nedeniyle aracın önünde duran sigortalıyı duvarla araç arasına sıkıştırarak ölümüne sebebiyet verdiği şeklinde olayın sübuta erdiği, olayın iş yeri araç yıkama sahasında meydana geldiği ve davalı ...'ın ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakta olup kesinleşen ceza dosyasında kazalıya asli, (davalı) sanık ...'a tali ve (davalı) şirketin tesis müdürü sanık ...'e tali kusur verildiği, yine derdest tazminat dosyasında kazalıya %50, davalı şirkete %30, davalı ...'a %15, davalı şirketin tesis müdürü dava dışı ...'e %5 kusur verildiği; ceza ve tazminat dosyalarından da anlaşılacağı üzere olayın meydana gelmesinde sigortalının daha fazla kusurlu olduğu açık olup Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda olayın oluşu bu şekilde kabul edilmesine rağmen davalı ...'ın kusurunun çelişkili ve olaya uygun olmayacak şekilde belirlenmesi isabetsiz olup Mahkemece, çelişkiyi giderecek şekilde ve somut olaya uygun olarak kusur oran ve aidiyeti konusunda, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken hatalı kusur raporuna dayanılarak hüküm tesisi hatalıdır. 4. Rücu davalarında faiz başlangıcı, gelirler yönünden gelir bağlama kararının Kurumun yetkili organınca onaylandığı tarih, geçici iş göremezlik ödeneği yönünden ödeme tarihi, tedavi giderleri için sarf tarihidir. Davacı Kurumun dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi ile talep ettiği gelir yönünden onay tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, gelirin başlangıç tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiş olması hatalı olup bu husus bozmayı gerektirmiştir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.