Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranıldığından bahisle açılan tam yargı davasında hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranıldığından bahisle açılan tam yargı davasında hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu 6/3/2014 tarihinde baş ağrısı ve mide bulantısı şikâyetiyle Gaziantep Doktor Ersin Arslan Devlet Hastanesine başvurmuştur. Göğüs cerrahisi uzmanı doktorun migren tanısı ve talimatıyla Dikloron isimli ampul, hemşire tarafından kas içine enjekte edilmiştir. Enjeksiyon işleminin ardından başvurucunun sağ bacağında uyuşma ve yanma şikâyeti üzerine yapılan muayenede sağ bacak sinirlerinin ağır derecede tahrip olduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun zararının karşılanması talebiyle idareye yaptığı başvuru zımnen reddedilmiştir. Bunun üzerine başvurucu 000 TL maddi, 000 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, enjeksiyon işleminden önce olası riskler hakkında bilgilendirilmediğini, tıbbi ihmal nedeniyle sağ ayağının malul kaldığını, inşaat ustası olması nedeniyle iş göremez hâle geldiğini vurgulamıştır. Gaziantep İdare Mahkemesi (Mahkeme) tarafından yargılama safahatında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulunca (ATK) düzenlenen 24/4/2017 tarihli raporda enjeksiyonun yanlış yere yapıldığını gösteren tıbbi belge bulunmadığı, enjeksiyon doğru yere yapılmış olsa dahi ilaçların doku içi yayılımla sinir hasarına yol açmasının mümkün olduğu belirtilerek enjeksiyonu uygulayan hemşireye ve talimatı veren doktora kusur atfedilemeyeceği ifade edilmiştir. Mahkeme 9/2/2018 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde ATK raporuna atıfta bulunularak somut olayda hizmet kusuru bulunmadığı ifade edilmiştir. Başvurucu tarafından anılan karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf dilekçesinde başvurucu dava dilekçesindeki beyanlarına ilaveten ATK raporunda doktor ve hemşireye kusur yüklenemeyeceği tespit edilmiş ise de davalı Sağlık Bakanlığının adam çalıştıranın sorumluluğu hükümlerine göre tazminat sorumluluğu bulunduğunu ifade etmiştir. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi 9/5/2018 tarihinde başvurucunun talebini kısmen kabul ederek Mahkeme kararının kaldırılmasına ve başvurucuya 000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; maddi tazminat için tıbbi uygulama ile meydana gelen zarar arasında doğrudan illiyet bağı aransa da manevi tazminat açısından böyle bir gereklilik bulunmadığına işaret edilmiştir. Bu kapsamda, hizmetin kötü yürütüldüğü hususunda ömür boyu kuşku duyacak başvurucuya elem ve ızdırabını giderecek ancak sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak bir miktar manevi tazminatın ödenmesinin uygun olduğu belirtilmiştir. Başvurucu bu kararı temyiz etmiştir. Danıştay Onuncu Dairesi 14/5/2020 tarihinde Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli şekilde onanmasına karar vermiştir. Danıştayın gerekçesinde doktor ve hemşirenin hizmet kusuru tespit edilemediğinden maddi tazminata hükmedilebilme şartları oluşmamış ise de aydınlatılmış onamı alınmayan başvurucuya uygun bir miktar manevi tazminat ödenmesinin uygun görüldüğü belirtilmiştir. Başvurucu nihai hükmü 13/7/2020 tarihinde öğrendikten sonra 22/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu ayrıca tıbbi müdahalede ihmali bulunduğunu iddia ettiği doktor ve hemşire hakkında Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) suç duyurusunda bulunmuştur. Şahinbey Kaymakamlığı (Kaymakamlık) 16/1/2015 tarihinde soruşturma izni verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucunun itirazı üzerine Gaziantep Bölge İdare Mahkemesinin 26/5/2015 tarihli kararı ile hemşire yönünden soruşturma izni verilmesine karar verilmiştir. Başsavcılık 18/1/2016 tarihinde hemşire yönünden taksirle yaralamaya sebebiyet verme eyleminde kusuru bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına, doktor yönünden ise soruşturma izni verilmemesi nedeniyle soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucu anılan karara karşı 10/2/2015 tarihli dilekçesi ile Gaziantep Sulh Ceza Hâkimliğine (Sulh Ceza Hâkimliği) itirazda bulunmuştur. Sulh Ceza Hâkimliği, Başsavcılık kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 23/3/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.