Başvuru, mahkeme kararının uygulanmaması ve kararı uygulamayan kamu görevlileri hakkında yapılan suç duyurusunun sonuçsuz kalması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, mahkeme kararının uygulanmaması ve kararı uygulamayan kamu görevlileri hakkında yapılan suç duyurusunun sonuçsuz kalması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 13/3/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirilmesine gerek bulunmadığını belirtmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu tarafından, 1994 yılında güvenlik güçleriyle girdiği çatışmada hayatını kaybeden ağabeyinin mezar yerinin gösterilmesi ve birtakım kişisel eşyalarının teslim edilmesi istemiyle İçişleri Bakanlığına başvuruda bulunulmuştur. Başvurucu, talebinin cevap verilmeyerek zımnen reddedilmesi üzerine söz konusu işlemin iptali istemiyle 23/7/2015 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme 17/2/2016 tarihli kararıyla dava konusu işlemin başvurucunun kardeşinin mezar yerini öğrenme talebinin reddine ilişkin kısmının iptaline, eşyalarının iadesine yönelik kısmının ise reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Olayda; davacının kardeşine ait eşyalarının evde yapılan arama sonrası el koyulması adli mercilerinin görevine girmekle birlikte davacının kardeşinin cesedinin nereye gömüldüğü hususu yargısal mercilerin görevine giren bir konu olmadığı açık olduğundan, davacının dilekçesinin bu kısmının idarece incelenmesi ve davalı idare tarafından davacının kardeşinin nereye gömüldüğü, öldüğü tarih itibari ile cesedin kime teslim edildiğine dair bilgi ve belgeler varsa bunların davacıya verilmesi gerekmektedir.Bu durumda, dava konusu işlemin; davacı talebinin kardeşinin eşyalarının iade edilmesine ilişkin kısmının reddinde hukuka aykırılık, kardeşinin mezarının nerede olduğunu öğrenme talebinin reddine ilişkin kısmında ise hukuka uyarlık görülmemiştir." Anılan kararın aleyhe yönelik kısımları taraflarca karşılıklı olarak temyiz edilmiştir. Temyiz incelemesi Danıştayda derdest durumdadır. Mahkemenin 17/2/2016 tarihli kararının tebliğ edilmesi üzerine mahkeme kararının iptale ilişkin kısmının uygulanması istemiyle başvurucu tarafından 15/4/2016 tarihinde İçişleri Bakanlığına başvuruda bulunulmuştur. Söz konusu başvuruya İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığının 6/6/2016 tarihli yazısıyla cevap verilmiştir. İlgili cevap şu şekildedir: "Başvurunuzda belirtmiş olduğunuz hususlar hakkında adli makamlara başvuruda bulunabileceğinizi belirtir, esenlikler dileriz." Başvurucu tarafından, yargı kararının yerine getirilmediğinden ve bu suretle görevin kötüye kullanıldığından bahisle ilgili görevliler hakkında 11/8/2016 tarihinde suç duyurusunda bulunulmuş; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 7/2/2017 tarihli kararıyla dilekçenin işleme konulmamasına karar verilmiştir. Bahsi geçen karar 17/2/2017 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 13/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararların sonuçları" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:"Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:"Bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikâyetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar veya şikâyetlerde kişi veya olay belirtilmesi, iddiaların ciddî bulgu ve belgelere dayanması, ihbar veya şikâyet dilekçesinde dilekçe sahibinin doğru ad, soyad ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması zorunludur.Üçüncü fıkradaki şartları taşımayan ihbar ve şikâyetler Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durum, ihbar veya şikâyette bulunana bildirilir. Ancak iddiaların, sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuş olması halinde ad, soyad ve imza ile iş veya ikametgâh adresinin doğruluğu şartı aranmaz. Başsavcılar ve yetkili merciler ihbarcı veya şikâyetçinin kimlik bilgilerini gizli tutmak zorundadır."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir mahkeme tarafından davasının ... görülmesini istemek hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen maddesinde kararların icrasından açıkça bahsedilmemekle birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye erişim hakkından yola çıkarak yargı kararlarının icra edilmesi hakkını adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmektedir. AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997, § 40). Ancak AİHM içtihatlarında, icra edilmediğinden şikâyet edilen ve bu nedenle ihlale konu olan yargı kararlarının kesinliğine ve nihailiğine vurgu yapıldığı görülmektedir (Hornsby/Yunanistan, § 40; Burdov/Rusya, B. No: 59498/00, 7/5/2002, § 34; Büker/Türkiye, B. No: 29921/96, 24/10/2000, §§ 28-34; Ahmet Kılıç/Türkiye, B. No: 38473/02, 25/7/2006, § 27). AİHM, üst mercilerin incelemesine tabi olabilecek ya da üst mahkemece bozulabilecek kararların Sözleşme'nin maddesinin birinci fıkrasının güvencesi altına alınmadığını açıkça belirtmektedir. Temyiz merciinin ilk derece mahkemesi kararının uygulanmasını erteleme veya askıya alma gibi bir etkisinin olup olmadığına bakılmaksızın Sözleşme'nin maddesi sadece nihai ve bağlayıcı mahkeme kararlarının uygulanmasını korur. AİHM, özellikle de temyiz merciinin başvuranların taleplerini dayandırdığı kararı bozduğunu gözönünde bulundurarak iç hukuk tarafından uygulanması zorunlu olsa bile idarenin bu karara uymamasını maddenin gerekliliklerine aykırı görmemektedir (Ouzounis ve diğerleri/Yunanistan, B. No: 49144/99, 15/4/2002,§ 21). AİHM'e göre herhangi bir mahkeme tarafından verilen bir kararın icrası, Sözleşme'nin maddesinin amaçları bağlamında davanın ayrılmaz bir parçası olarak düşünülmelidir (Hornsby/Yunanistan, § 40; Scordino / İtalya (No. 1) [BD], B. No. 36813/97, 29/3/2006, § 196). Kamu otoriteleri, nihai yargı kararına uymak için gerekli önlemleri almada başarısız olduğu takdirde maddesinin birinci fıkrasının tüm yararlı etkilerinden mahrum bırakmış olurlar (Burdov/Rusya, § 37). AİHM, sonuçları davacının medeni hakları üzerinde belirleyici olan idari uyuşmazlıklara ilişkin yargılamalar bağlamında yukarıdaki prensiplerin daha büyük bir öneme sahip olduğunu ifade etmektedir. Gerçekte davacı, devletin en üst idari mahkemesi önünde iptal başvurusunda bulunmak suretiyle yalnızca hakkında itirazda bulunulan kararın iptalini değil aynı zamanda ve her şeyden önce söz konusu kararın neticelerinin ortadan kaldırılmasını talep etmektedir. Dolayısıyla davacının etkili bir şekilde korunması ve hukuka uygunluğun yeniden sağlanması, idari makamların kararı icra etme yükümlülüğünün olmasını gerektirir (Hornsby/Yunanistan, § 41; Kyrtatos/Yunanistan, B. No: 41666/98, 22/5/2003, §§ 31, 32).