Başvuru 15/1/2004 tarihinde Ankara 8. Ticaret Mahkemesinde açılan menfi tespit ve alacak davası ile aynı tarihte açılan ve ilk davayla birleşen maddi ve manevi tazminat istemli davada makul sürede yargılama yapılmadığı, davaların bilirkişi ücretinin verilen kesin süre içinde yatırılmaması nedeniyle reddedildiği, tanık ve yemin delillerinin kullanılması hakkı verilmediği, delillerin değerlendirilmesinde keyfî davranılarak yerleşik içtihatlara ve kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı olarak karar t
Başvuru 15/1/2004 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesinde açılan menfi tespit ve alacak davası ile aynı tarihte açılan ve ilk davayla birleşen maddi ve manevi tazminat istemli davada makul sürede yargılama yapılmadığı, davaların bilirkişi ücretinin verilen kesin süre içinde yatırılmaması nedeniyle reddedildiği, tanık ve yemin delillerinin kullanılması hakkı verilmediği, delillerin değerlendirilmesinde keyfî davranılarak yerleşik içtihatlara ve kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı olarak karar tesis edilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 8/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 16/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 16/12/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 8/1/2015 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 15/1/2004 tarihinde Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı menfi tespit ve alacak davasında, davalı taraf ile 23/5/2002 tarihinde akdettikleri eser sözleşmesinden doğan sorumlulukların davalı tarafça yerine getirilmemesi nedeniyle uğradığı zararların giderilmesini talep etmiş; dava, Mahkemenin E.2004/77 sayısına kaydedilmiştir. Başvurucu açtığı davaya ilişkin Mahkemeye sunduğu dava dilekçesinde iddialarına dayanak olarak hukuki deliller başlığı altında “TTK,BK,HUMK ve ilgili mevzuat” ifadelerine ve maddi deliller başlığı altında ise “İcra dosyaları, dava dosyaları, sözleşme, ihtarnameler, tarafların ticari defterleri, faturalar, Teknik üniversiteden alınan raporlar, şahit, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal deliller.” ifadelerine yer vermiştir. Başvurucu, bu dava ile birlikte aynı tarihte Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde bir kısım başka davalılar aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açmış; diğer davadaki iddialarını tekrar edip ilaveten kendisi aleyhine anlaşmalı alacaklılar vasıtasıyla icra takibi yapıldığını, bunun sonucunda banka hesaplarına haciz konulduğunu oysa yapılan icra takiplerinin haksız ve temelsiz olduğunu ileri sürmüş; lehine tazminata hükmedilmesini talep etmiş; dava, Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinin E.2004/50 sayısına kaydedilmiştir. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan E.2004/50 sayılı dava dosyası, Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinin E.2004/77 sayılı dava dosyası ile birleştirilmiş; böylece yargılamaya devam olunmuştur. Yargılama sürerken başvurucu 5/7/2004 havale tarihli dilekçesi ile Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine (Mahkeme) on iki başlıktan oluşan bir delil listesi sunmuştur. Listenin on birinci maddesinin başlığı “11-Tanık –İsim ve adresleri bilahare bildirilecektir.” şeklindedir. Davanın ilerleyen aşamalarında alınan bilirkişi raporu ve ek rapor, bankalar ile yapılan yazışmalar ve başvurucunun sunduğu belgeler üzerine iddia ve cevapların değerlendirilmesi amacıyla Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi 6/10/2010 tarihli ara kararı ile yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar vermiş, bilirkişi heyetinin kimlerden oluşacağını ve ücretlerini belirlemiş, bilirkişi ücretlerinin yatırılması için başvurucuya on günlük süre vermiştir. Bir sonraki 26/1/2011 tarihli oturumda başvurucunun bilirkişi ücretini yatırmamış olması nedeniyle dosyanın bilirkişiye tevdi edilemediği görülmüş, Mahkemece başvurucuya bilirkişi ücretinin yatırılması amacıyla otuz gün kesin süre verilmiş, bu süre içinde ücret yatırılmadığı takdirde bilirkişi incelemesi yaptırmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususu kendisine hatırlatılmıştır. Ancak başvurucu, bilirkişi ücretini verilen kesin süre geçtikten sonra 7/3/2011 tarihinde yatırmış; bu gecikmeden dolayı dosya, Mahkemece bilirkişiye tevdi edilmemiştir. Yargılama sonunda Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi 23/3/2011 tarihli ve E.2004/77, K.2011/164 sayılı kararında “… Mahkemece yapılan inceleme ve tüm dosya kapsamına göre … taraflar arasında ödemeler konusunda çekişme bulunduğu, davalı yüklenici tarafça yapılan işin miktarı, davacı iş sahibi tarafından da yapılan ödemelerin miktarı kanıtlandıktan sonra tarafların borç ve alacak durumlarının değerlendirilebileceği, alınan ilk raporda da bu durumun belirtildiği, ilk rapordan sonra çekler ile ilgili yapılan yazışmalar sonrasında iddianın kanıtlanması ve yazışma yanıtları ve belgelerin değerlendirilmesi için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği, bu hususta ara kararı oluşturulduğu, verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığından kanıtlanamayan asıl davanın reddine,…” gerekçesiyle birleşen davalardan asıl dava olan menfi tespit ve alacak davasını reddetmiştir. Temyiz incelemesi sonucu İlk Derece Mahkemesinin kararı, Yargıtay Hukuk Dairesinin 21/5/2012 tarihli ve E.2011/6017, K.2012/3679 sayılı ilamı ile onanmış; aynı Daireye yapılan karar düzeltme istemi de 17/4/2013 tarihli ve E.2012/6232, K.2013/2685 sayılı ilam ile reddedilmiştir. Karar düzeltme isteminin reddine ilişkin ilam, başvurucuya 7/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 8/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Usul ekonomisi ilkesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Kanunun tayin ettiği müddetler katidir. Bu müddetlerde yapılması lazım olan muamele yapılmazsa o hak sakıt olur. Hakim tayin ettiği müddetin kati olduğuna da karar verebilir. Aksi takdirde tayin olunan müddeti geçirmiş olan taraf yenisini istiyebilir. Bu suretle verilecek müddet katidir. Bir daha verilemez.” 6100 sayılı Kanun’un “Kesin süre” kenar başlıklı maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:“(2) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. (3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.” 1086 sayılı mülga Kanun’un maddesi şöyledir: “İki taraftan her biri istimaını talep eylediği şahit ve ehlihibrenin veya talebine mebni icra kılınacak keşif ve sair muamelenin masrafını tediyeye ve buna kifayet edecek meblağı mahkeme veznesine tevdie mecburdur. Hakim tarafından tayin olunan müddet içinde masrafı vermeyen taraf talebinden sarfınazar etmiş addolunur.” 6100 sayılı Kanun’un “Delil ikamesi için avans” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.” 1086 sayılı mülga Kanun’un maddesi şöyledir: “Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: … Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri ve delillerinin nelerden ibaret olduğu, …” 6100 sayılı Kanun’un “Dava dilekçesinin içeriği” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “(1) Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: … f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği.”