10. Hukuk Dairesi 2009/7520 E. , 2010/15537 K. "İçtihat Metni" ......... Davacı, iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyad
**10. Hukuk Dairesi 2009/7520 E. , 2010/15537 K.** **"İçtihat Metni"** ......... Davacı, iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki, “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereğince, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir. Dava, iş kazasında sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının, davalı işverenden rücuan tahsiline ilişkin olup, mahkemece, hükme esas alınan kusur raporuna dayanarak, olayın meydana gelmesinde kaçınılmazlık bulunduğu gerekçesi ile kaçınılmazlığın %50'sinden davalının sorumlu tutulmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir. 506 sayılı Yasanın 26/1.maddesine göre, işverenin rücu alacağından sorumluluğu, ancak, kasdı veya işçilerin sağlığını koruma ve işgüvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareket; veyahut suç sayılabilir bir hareketinin varlığı halinde mümkündür. Bir başka ifade ile işveren sadece anılan maddede öngörülen sayılı ve sınırlı durumlarda rücu alacağından sorumlu olup, bu bağlamda kaçınılmazlıktan sorumlu değildir. Zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği trafik kazası konusunda uzman olmadığı açıkca anlaşılan iki bilirkişi ile birlikte uzman bilirkişi tarafından verilen ve hükme esas alınan kusur raporunda, olayın lastik patlamasından kaynaklandığı, kaçınılmazlık faktörünün etkili olabileceği benimsenerek kimseye kusur verilmemiştir. ...... Mahkemece, kusur oranlarının saptanmasında, maddi olaya göre ihlal edilen mevzuat hükümleri belirlenirken, zararlı sonuçların önlenmesi için durum ve koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkatin neler olduğunun eksiksiz bilinmesinde, kusur raporuna ve dava dosyasına yansıtılmasında yasal zorunluluk vardır. Kaçınılmazlık, olayın vukuu bulduğu tarihte geçerli bilimsel ve teknik kurallar gereğince alınacak tüm önlemlere rağmen, zararın kısmen ya da tamamen meydana gelmesi durumudur. Kötü rastlantı, denilen olguların bir çoğunun ardında insan yanılgı ve savsamalarının, özen eksikliğinin bulunması asıldır. Kişiler, zararlı sonuçların önlenmesi için durum ve koşulların kendilerine yüklediği özen ve dikkati göstermek zorundadır. Öngörülebilir sonuçlar karşısında ise olayın, “kötü rastlantı” olarak açıklanması ve bu yöndeki bir değerlendirmenin de hükme esas alınması isabetsizdir. Belirtilen bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak; sigorta olayının meydana geldiği iş kolunda uzman oldukları belirlenen işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman kişilerden kusur raporu alınarak, yapılacak değerlendirme ile hüküm kurmak gerekirken, yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alınması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Kabule göre de; 506 sayılı Yasanın 26/1. maddesi gereğince işveren zararlandırıcı sigorta olayının oluşunda kaçınılmazlıktan sorumlu değilse de, temyiz edenin sıfatına göre, Kurum lehine oluşan usulü kazanılmış hak, bozma ilamı sonrası yürütülecek yargılamada gözetilmelidir. O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. ........