Başvuru, taksirle yaralama suçundan açılan ceza davasında yeterli araştırma yapılmadan eksik şekilde karar verilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, taksirle yaralama suçundan açılan ceza davasında yeterli araştırma yapılmadan eksik şekilde karar verilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 4/2/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun kullandığı otomobil ile Ş.nin sevk ve idaresinde bulunan kamyonetin 20/3/2014 tarihinde Kahramanmaraş ilinde bulunan bir kontrollü kavşakta çarpışması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Kaza sonrası düzenlenen sağlık raporuna göre başvurucu hayati tehlikesi yoktur, basit tıbbi müdahale (BTM) ile giderilebilir şekilde; Ş.nin kullandığı kamyonette bulunan R.K. ise hayati tehlikesi yoktur, BTM ile giderilemez şekilde yaralanmıştır. Başvurucu, Ş. hakkında; R.K. ise hem başvurucu hem de Ş. hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) 21/4/2014 tarihli iddianamesiyle taksirle yaralama suçundan başvurucu ve Ş. hakkında kamu davası açılmıştır. İddianamede; soruşturmaya konu trafik kazası hakkında hazırlanan bilirkişi raporunda başvurucunun asli, Ş.nin ise tali kusurlu olduğunun tespit edildiği vurgulanarak şüphelilerin üzerilerine atılı suçu bu suretle işledikleri belirtilmiştir. Kamu davasının açıldığı Kahramanmaraş Asliye Ceza Mahkemesinin (Asliye Ceza Mahkemesi) talebi üzerine Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Daire Başkanlığınca sanıkların kusurları hakkında 9/6/2014 tarihli bir rapor düzenlenmiştir. Anılan raporda; başvurucunun asli, diğer sanık Ş.nin ise tali kusurlu olduğu şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2014 tarihli kararıyla R.K.ya yönelik taksirle yaralama eyleminin sübuta erdiği gerekçesiyle başvurucunun 000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Ayrıca diğer sanık Ş., R.K.ya yönelik taksirle yaralama suçundan 000 TL adli para cezası ile cezalandırılmış ve hükmün açıklanması geri bırakılmıştır. Karara karşı başvurucu tarafından yapılan itiraz Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesinin 17/12/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, Asliye Ceza Mahkemesinin söz konusu kararının usul ve yasaya uygun olduğu ifade edilmiştir. Nihai karar 9/1/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 4/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Taksirle yaralama" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir: "(1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.... (5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/5 md.) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır..."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre kişinin yaşamına ve vücut bütünlüğüne yönelen ancak ihmal suretiyle meydana gelen olaylara ilişkinetkili bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara tek başına ya da bir ceza soruşturmasıyla birlikte hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Vo/Fransa [BD], B. No: 53924/00, 8/7/2004, § 90; Mastromatteo/İtalya [BD], B. No: 37703/97, 24/10/2002, §§ 90, 94, 95; Calvelli ve Ciglio/İtalya [BD], B. No: 32967/96, 17/1/2002, § 51; Anna Todorova/Bulgaristan, B. No: 23302/03, 24/5/2011, § 73; Ercan Bozkurt/Türkiye, B. No: 20620/10, 23/6/2015, § 59; Cavit Tınarlıoğlu/Türkiye, B. No: 3648/04, 2/2/2016, § 114; Fatih Çakır ve Merve Nisa Çakır/Türkiye, B. No: 54558/11, 5/6/2018, § 42).