Başvuru, muvaazalı devir iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasının reddi nedeniyle hak arama hürriyetinin ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, muvaazalı devir iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasının reddi nedeniyle hak arama hürriyetinin ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru, 10/9/2013 tarihinde Menderes Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, 1/1/2005 tarihinde Menderes Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları tapu iptali ve tescil davasında S.nin kendisinden önce ölen kızı E.nin çocukları olduklarını, S.nin mal kaçırmak amacıyla İzmir ili Kesre köyünde bulunan taşınmazını bedel ödenmiş gibi göstererek düşük bedel karşılığında satış adı altında 18/12/1970 tarihinde oğlu davalı A.S.ye devir ve temlik ettiğini ancak asıl işlemin bağış olduğunu, söz konusu taşınmaz üzerinde miras paylarının bulunduğunu iddia etmişler; taşınmazdaki miras hisselerinin tapuya tesciline ve taşınmazın üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için tapu kayıtlarına şerh konulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir. Menderes Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2005/1032 sayılı dosyasında başlayan yargılamada 24/3/2006 tarihinde uyuşmazlık konusu taşınmazda keşif yapılmıştır. Keşif esnasında bilirkişiler hazır bulunmuş, ayrıca başvurucuların (davacılar) ve davalı tanıklarının beyanları alınmıştır. Yapılan keşfin ardından bilirkişiler hazırladıkları raporu 20/12/2006 tarihinde Mahkemeye ibraz etmişler, tarafların rapor hakkındaki beyanları alınmış ve talepleri doğrultusunda ek bilirkişi raporlarının alınmasına karar verilmiştir. Taraflar ek bilirkişi raporları hakkında beyanlarını Mahkemeye sunmuşlardır. Yargılama sonunda Menderes Asliye Hukuk Mahkemesi, 12/1/2011 tarihli ve E.2005/1032, K.2011/5 sayılı kararı ile davanın reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümleri şöyledir:“…Dava konusu taşınmazda keşif yapılmış, tanıklar dinlenmiş bilirkişiler raporlarını ibraz etmişlerdir.Bilirkişiler Ş.B. ve G.’nin 20/12/2006 havale tarihli raporunda sonuç olarak; dava konusu taşınmazın yerinin satış tarihinde köy olması, taşınmazın tarla vasfında olması, yapılaşmaların olmaması ve tapu satış akitlerinde genellikle taşınmazın gerçek değerleri üzerinden satış yapılmaması gibi etkenler düşünülse bile satışın gerçek değerinin çok altında yapılmış olduğu görüşünde olduklarını belirtmişlerdir.…Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava muvazaaya dayalı tapu iptal ve tescil davasıdır. Tarafların müşterek murisi S. dava konusu taşınmazı sağlığında ölü davalı oğlu A.S.’ye tapuda devretmiştir. Dinlenen davalı tanıklarının beyanlarına göre muris S.’nin başka malvarlığı bulunmamakta herhangi bir geliri de yoktur. Davalı A.S.’nin ise dava konusu taşınmazı alabilecek ekonomik gücü bulunmaktadır hatta davalı A.S. dava konusu taşınmazlara komşu daha birçok taşınmaz satın almıştır. Muris S. 2 kez ameliyat olmasından dolayı paraya ihtiyacı olmuştur. Başka gelirinin olmaması sebebiyle maddi sıkıntısını dava konusu taşınmazı satarak gidermiştir. Davacı taraf ise dava konusu taşınmazın satışının muvazaalı olduğunu ispatlayamamıştır. Bu durumda Muris S.’nin ölü davalı A.S.’ye yaptığı tasarrufun muvazaalı olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Açıklanan tüm bu nedenlerle ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. …” İlk Derece Mahkemesi kararı üzerine başvurucular temyiz talebinde bulunmuş; yapılan inceleme sonucu Yargıtay Hukuk Dairesi, 1/11/2011 tarihli ve E.2011/6217, K.2011/11183 sayılı ilamı ile “…Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonucunda tarafların miras bırakanının davalılara yapmış olduğu taşınmaz temliklerinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olmadığı kanıtlanmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. O halde davacının sair temyiz itirazları yerinde değildir. …” gerekçesine dayanarak başvurucuların esasa ilişkin temyiz itirazlarını reddetmiş ancak kararı yargılama giderleri yönünden bozmuş, karar düzeltme istemini de 10/5/2012 tarihli ve E.2012/4280, K.2012/5551 sayılı ilamı ile reddetmiştir. Bozma üzerine Menderes Asliye Hukuk Mahkemesi 26/9/2012 tarihli ve E.2012/398, K.2012/476 sayılı kararı ile bozma ilamında belirtilen doğrultuda yargılama giderleri yönünden yeniden hüküm kurmuştur. İlk Derece Mahkemesinin son kararı temyiz incelemesinden geçerek Yargıtay Hukuk Dairesinin 25/1/2013 tarihli ve E.2013/385, K.2013/866 sayılı ilamı ile onanmış, karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 1/7/2013 tarihli ve E.2013/8125, K.2013/10912 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Karar düzeltme isteminin reddine ilişkin ilam başvurucu Mesude Kırıklı’ya 13/8/2013 tarihinde, başvurucu Asil Akça’ya 14/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 10/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.B. İlgili Hukuk 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır. Ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri, kendilerine özgü şekillere tâbidir.” 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.”