10. Hukuk Dairesi 2022/13678 E. , 2022/16504 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No : Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma kararından sonra ilâmında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düş
**10. Hukuk Dairesi 2022/13678 E. , 2022/16504 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No : Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma kararından sonra ilâmında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki; “ ...İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir.” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin, anılan Kanun'da, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına imkan veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Yasaların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı sonucu olarak davanın yasal dayanağının 506 sayılı Yasa'nın 26/2. maddesi olduğu belirgindir. 506 sayılı Kanunun 26/2. maddesine göre, işkazası veya meslek hastalığı 3. bir kişinin kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep olan 3. kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edilir. Anılan madde kast/kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, hükme dayanak alınan kusur oran ve aidiyetlerinin maddî olayla uyum içinde olması gerekir. Bunun yanında somut davada ki gibi 3. kişinin kusurlu olduğu trafik iş kazalarında, 3. kişilerin sigortaladığı aracın sigorta şirketinin sorumluluğu da araç sürücüsünün kusuru oranındadır. Eldeki dava dosyası incelendiğinde, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karşın anılan ilamın gereklerinin yerine getirilmediği ve hükmün kendi içinde çelişkiler taşıdığı anlaşılmaktadır. Buna göre öncelikle hükmün birinci fıkrasının “a” bendinde davalı ... yönünden miktar bakımından tüm davanın reddine karar verilmesine rağmen devam eden bentte davalı ... için 16.491,32 TL'nin kabulüne dair hüküm tesisi kendi içinde çelişkili ve infaza elverişli değildir. Yine bir önceki bozma ilamında açıkça belirtilmesine karşın esas alınan ve terditli hazırlanan bilirkişi raporundaki hangi kusur oranlarının benimsendiği açıklanmamış ve somut olayda kimin ne oranda kusurlu olduğu belirlenmemiştir. Ayrıca bir önceki bozma kararında vurgulanmasına rağmen bir kez daha davacının talebine konu kurum zararının, kabule yönelik kurulan hükümde hangi kalemleri kapsadığı belirtilmemiştir. Tüm bunların yanında reddedilen tutar yönünden gereken nispi vekalet ücretine hükmedilmemiş ve davaya konu olayla ilgili tedavi masrafları açısından 6111 sayılı Yasa uyarınca bir irdeleme yoluna gidilmeden hüküm tesis edilmiştir. Tüm bu yukarıda belirtilen esaslara uygun olmadan yazılı şekilde kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır ve bozmayı gerektirir. O hâlde, davacı Kurum ve davalılardan ... vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 22/12/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi