Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanıkların başvurucu (sanık) tarafından sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanıkların başvurucu (sanık) tarafından sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) yöneticisi olduğu şüphesiyle o tarihte Erzincan Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak görev yapan başvurucu hakkında soruşturma başlatmıştır. Soruşturma neticesinde Başsavcılık, başvurucunun silahlı terör örgütü yöneticisi olma suçundan cezalandırılması talebiyle 7/5/2019 tarihli iddianame düzenlemiştir. İddianamede özetle; başvurucunun Asya Katılım Bankası Anonim Şirketinde (Bank Asya) örgütsel tepki ve destek anlamında değerlendirilecek hesap hareketleri gerçekleştirdiği, örgütün tepe yönetiminde yer alan bir kişiyle on iki kez GSM yoluyla irtibat kurduğu, tanık beyanlarına göre Erzincan'da akademisyenlerden sorumlu akademi imamı olduğu, sohbet adı verilen örgütsel toplantıları düzenlediği, bu toplantılarda Zaman gazetesi ve Sızıntı dergisine abone olunması ve yine burs parası, kurban parası adı altında örgüte maddi destek sağlanması için diğer örgüt üyelerine baskı yaptığı belirtilerek üzerine atılı suçu işlediği iddia edilmiştir. İddianamenin kabulü ile açılan dava, Erzincan Ağır Ceza Mahkemesince görülmeye başlanmıştır. Mahkemece yetkisizlik kararı verilerek dosya yetkili ve görevli Adana Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. Adana Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanan yargılamada 27/6/2019 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip Tutanağı'nda diğerlerinin yanı sıra tanıklar B.B., Y.K., N., A.K., Ö.T., Ç. ve F.S.nin istinabe yoluyla dinlenilmesine karar verilmiştir. Duruşma, iki celsede bitirilmiştir. Birinci celsede tanıklar B.B., Y.K., N., A.K., Ö.T. ve Ç.nin bilgi ve görgüsünün tespiti için yazılan talimatlara ikmalen cevap verilmiştir. Tanık F.S.nin ise dinlenilmesinden vazgeçilmesine, soruşturma evresindeki beyanı ile yetinilmesine karar verilmiştir. Başvurucu bu celsede yaptığı savunmasında özetle; geçmişte cemaat veya hizmet olarak bilinen, ahlakı ve bilimi önceleyen bir sivil toplum örgütü zannıyla bu yapıya tolerans veya sempati ile baktığını, kardeşinin bu yapıya ait bir özel okulda büro memuru olarak çalıştığını, çocuklarını ortaöğretim düzeyinde bu yapının okullarına gönderdiğini ancak bu örgütle ilişkisinin bununla sınırlı olduğunu, FETÖ/PDY kültürüyle yetişmiş bir insan olmadığını, üniversite yıllarından okul arkadaşı olan öğretim üyesi Y.K.nın kendisine Kırgızistan'daki örgüte bağlı bir üniversitenin rektörlüğünü yapma teklifinde bulunduğunu ancak kendisinin bu teklifi kabul etmediğini beyan etmiştir. İkinci celsede iddia makamı esas hakkında mütalaa sunmuştur. Başvurucu ve müdafii esas hakkındaki mütalaaya karşı yaptıkları savunmalarda mütalaayı kabul etmediklerini, tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, tanıkların Mahkemece dinlenmediğini ve atılı suçun işlendiğine dair dosyada somut bir delil bulunmadığını ileri sürmüştür. Mahkeme, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçeli kararda; tanık beyanlarında belirtildiği üzere başvurucunun sohbet adı verilen örgütsel toplantılara katıldığı ve bir dönem bu toplantıları düzenlediği hususları mahkûmiyete esas alınmıştır. Aynı kararda başvurucunun üst düzey örgütsel irtibatlarına ilişkin HTS kayıtları ile "kısmi tevilli inkar" niteliğindeki kendi beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde tanıkların anlatımlarına itibar edildiği vurgulanmıştır. Ayrıca Mahkeme, başvurucunun örgüt içerisindeki konumunu, kastının ve eylemlerinin yoğunluğunu nazara alarak alt sınırdan uzaklaşmıştır. Başvurucu, istinaf ve temyiz dilekçelerinde -diğerlerinin yanı sıra- hükme gerekçe yapılan tanıkların mahkeme huzurunda dinlenmediğini, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlantı kurulmadığını ve soru sorma hakkının kullandırılmadığını ileri sürmüştür. Hüküm, kanun yolu denetiminden geçerek 17/2/2021 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu, nihai hükmü 27/5/2021 tarihinde öğrendikten sonra 10/6/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon; adli yardım talebinin kabulüne, tanık sorgulama hakkı dışındaki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna ve anılan hakka ilişkin şikâyetin kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.