Başvuru, darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülen soruşturmada uygulanan gözaltına alma ile tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; lisans ve yüksek lisans eğitimine devam edememe nedeniyle de eğitim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülen soruşturmada uygulanan gözaltına alma ile tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; lisans ve yüksek lisans eğitimine devam edememe nedeniyle de eğitim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurular 1/3/2017 ve 16/6/2017tarihlerinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Kişi yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2017/27055 numaralı bireysel başvurunun 2017/6293 numaralı bireysel başvuru ile birleştirilmesine, incelemenin 2017/6293 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/01/2018, § 12). Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunda spiker olarak görev yapmakta olan başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülen bir soruşturma kapsamında 7/8/2016 tarihinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğünce gözaltına alınmıştır. Başvurucu 29/8/2016 tarihinde ifadesi alınmak üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edilmiştir. Başvurucu; ifadesi alındıktan sonra FETÖ/PDY üyesi olma, nitelikli dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçlarından tutuklanması istemiyle Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesi şöyledir:"... Üzerime isnat edilen FETÖ/PDY terör örgütüyle hiç bir bağım yoktur. Devletine, milletine, hükümetine bağlı bir insanım. 15 Temmuz darbe girişimini özellikle kınıyorum. Hakkımda isnat edilen özellikle kopya çekme suçunu, yada soruları bir şekilde ele geçirme suçunu kabul etmiyorum. Başarılı bir öğrenciydim, lise hayatımda ve üniversite hayatımda. Bu sene girdiğim LYS'de eşit ağırlıktan Türkiye si oldum. Gazi Hukuk Fakültesine yerleştim. Türkiye'de derece yapmış bir öğrenciyim. 2008 yılında girdiğim eğitim bilimleri sınavının, KPSS'deki eğitim bilimleri testinin düşük olmasının sebebi sınav heyecanından. Ben o sınava hiç hazırlanmadan gittim. Genel kültür ve genel yetenekte 84 puan aldım. Eğitim bilimleri sınavına öğleden sonraki oturumunda da yarısında çıkmak zorunda kaldım, yani sağlık sorunlarından dolayı. Soruların yarısından fazlasını okumadan işaretledim. Onun için 50 net düşük bir rakam gibi gözüküyor orada. Hiç bir sınavda şaibeye bulaşmadım. 2010 yılı mayıs ayı, 20 haziran da ben PTT'ye memur olarak atanmıştım. Yani bir kamu kuruluşunda Ankara'daki evimin dibinde memurdum. Yani böyle bir şeye tenezzül edecek böyle bir şeyin içine girecek hiç bir ihtiyacım yoktu... 2010 KPSS'ye girmemin sebebi yaklaşık 1,5 senemi verdiğim için, emeklerim boşa gitmesin diye kendimi test ettim. Yani kendim girdim. 2009 sınavında da bilmeden girdiğim o dershanenin, dershanede çalıştığım için hazırlanamadım. Sırfsınav stresini yaşamak için girdim ben 2009 sınavına... Hazırlanamadığım için eğitim bilimleri sınavına 2009 yılında başvurmamıştım... 2002'den 2004,2006,2008 KSS puanlarıma bakarsanız, dosyada yer almıyor onlar, çünkü ön lisans olarak geçiyorlar, sadece lisansları koymuşlar dosyaya. Hepsi 85 ve üstüdür. Bu sınavlara da, lisede de hiç bir dershaneye gitmeden, hiç bir çalışma yapmadan sadece lisede okurken girip aldığım puanlardır. Dosyada belirtilen Ö.Ç. benim KPSS'den kurs arkadaşımdır. Orada ifadem alınırken yanlış bir bir ifade kullandım. Evlerde kafelerde falan buluşurduk gibi bir ifade kullandım. Ö.Ç. ile kurs arkadaşlığımdan başka bir ilişkim yoktur. Kendisi hatırladığım kadarıyla sadece Kocatepe'nin oralarda bir tek başına kaldığı bir bekar eviydi. Sağlık Bakanlığına atandığını çok sonraları birileri aracılığıyla duydum. Yani onun görüştüğü kişileri kesinlikle ve kesinlikle, HTS kaydına girmemdeki sebep olan o kişileri ömrü hayatımda hiç görmedim. Ö.Ç. ile olan HTS birleşmemde gayet makuldür ki zaten haftanın üç dört günü KPSS kursunda beraberdik onunla... İki yaşında bir oğlum var, sağ böbreği kum üretiyor, iki ayda bir düzenli doktora götürüyorum, onun bakımı için hem de Gazi Üniversitesindeki eğitimime devam edebilmek için tutuksuz yargılanmayı talep ediyorum." Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 29/8/2016 tarihinde "... üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin dosya kapsamında mevcut olduğu, ayrıca ... atılı suçun yasanın 100/ maddesinde düzenlenen katalog sulardan olduğu, bu nedenle tutuklama nedeninin yasal koşullarının oluştuğu, öte yandan yine ... atılı suçun gerektirdiği cezanın alt ve üst sınırları, kaçma ihtimallerinin bulunması nazara alındığında adli kontrolün yetersiz kalacağı, tutuklamanın ölçülü bir tedbir olacağı" gerekçesiyle başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 11/11/2016 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma, nitelikli dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır. İddianamede, başvurucu dışında doksan şüpheli hakkında da aynı suçlardan cezalandırma talebinde bulunulmuştur. FETÖ/PDY'ye ve ByLock programına ilişkin genel açıklamaların yer aldığı iddianamede diğer sanıklarla birlikte başvurucu yönünden de girdiği KPSS'yle ilgili olarak teknik bilirkişi değerlendirmesi, HTS kayıtlarının incelenmesi, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan analiz çalışması ve ByLock programına ilişkin değerlendirmeler yer almıştır. Başvurucu hakkında ByLock programına ilişkin yapılan değerlendirme şöyledir:"... BYLOCK adlı programı mobil cihaza yükleyen ve kullandıkları değerlendirilen şahıslar arasında olduğu, tespit edilmiştir..." Ankara Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 28/11/2016 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2016/181 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Başvurucu 25/4//2017 tarihli duruşmada tahliyesini talep etmiş, Mahkemece aynı tarihte "atılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, tutuklulukta geçen süre, atılı suçlar için yasada öngörülen ceza miktarları, bilirkişi raporu, tanık beyanı, müşteki beyanları, HTS ve baz kayıtları ile MASAK raporlarına göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir somut deliller bulunması, atılı suçlardan terör örgütüne üye olma suçu CMK 100/3-a maddesinde belirtilen katalog suçlardan olup bu hususlar dikkate alındığında; adli kontrol kararının yetersiz kalacağı, tutuklama tedbirinin ölçülü ve orantılı olduğu" gerekçesiyle başvurucunun talebi reddedilmiştir. Anılan karara karşı yapılan itiraz, Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 23/5/2017 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucuya karar 2/6/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 16/6/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Mahkeme 26/10/2017 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucunun tahliyesine ve yurt dışına çıkış yasağı yükümlülüğü uygulanmak suretiyle adli kontrol altına alınmasına karar vermiştir. Başvurucu bunun üzerine serbest bırakılmıştır. Mahkemece 26/10/2017 tarihli duruşmada, iddianamede ByLock programını kullandığı iddia edilen sanıklar hakkında yeniden araştırma yapılması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 23/2/2018 tarihli ve 2017/112349 sayılı soruşturma dosyası ekinde gönderilen, başvurucunun ByLock programı kullanıcısı olduğuna ilişkin tespit değerlendirme tutanağı 7/4/2018 tarihli duruşmada okunarak dosyaya eklenmiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;... Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),..." 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini,b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir." 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun "Terör suçları" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır." 3713 sayılı Kanun'un "Cezaların artırılması" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir: "3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur." 23/7/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) ve 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'un "Soruşturma ve kovuşturma işlemleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;a) Gözaltı süresi, şüphelinin yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren otuz günü geçemez." 23/1/2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2/1/2017 tarihli ve 684 sayılı KHK'nın ve maddeleri ile geçici maddesi şöyledir: "MADDE 10 – 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.'a) Gözaltı süresi, şüphelinin yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yedi günü geçemez. Delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısı, gözaltı süresinin yedi gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir.'MADDE 11 – 8/11/2016 tarihli ve 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan 'otuz günü geçemez' ibaresi 'şüphelinin yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yedi günü geçemez' şeklinde değiştirilmiş, aynı bende aşağıdaki cümle eklenmiş ve aynı fıkranın (m) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.'Delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısı, gözaltı süresinin yedi gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir.'GEÇİCİ MADDE 1 – Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihinden önce, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar nedeniyle gözaltına alınan kişiler hakkında gözaltı süresi en çok otuz gün olarak uygulanır." 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Öğretimden yararlanma" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitim evlerinde bulunan hükümlülerin örgün ve yaygın, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden yararlanmaları sağlanır." Adalet Bakanlığının 27/7/2007 tarihli ve 46/1 sayılı Genç ve Yetişkin Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve İyileştirilme İşlemleri ve Diğer Hükümlere İlişkin Genelgesi’nin ilgili kısmı şöyledir:"E- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi ve Millî Eğitim Bakanlığı Tarafından Yapılan Sınavlar (1) Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen ÖSS, YDS, KPSS ve benzerî sınavlar, sınav merkezi olan ceza infaz kurumlarında yapılacaktır. (2) Hükümlü ve tutukluların sınav başvuruları yakınları tarafından yapılabilir, yapılamaması hâlinde, başvuru ceza infaz kurumlarının bulunduğu mahalde yapılabiliyorsa kurum tarafından görevlendirilen bir personel tarafından gerçekleştirilir. Sadece il merkezlerinde başvuru yapılıyorsa, öğrencinin bulunduğu kurum tarafından sınav merkezi olan kuruma bilgi verilerek, gerekli belgeleri gönderecek ve başvuru işlemi il merkezlerindeki sınav merkezi olan ceza infaz kurumlarından yapılacak müracaatlarla birlikte, sınav merkezi olan kurum idaresince görevlendirilecek bir personel tarafından gerçekleştirilecektir. (3) Sınavların başvuru tarihi kurum öğretmeni, yokluğunda ise eğitimden sorumlu personel tarafından takip edilecektir. (4) Sınavlar, belirlenen sınav merkezlerindeki ceza infaz kurumlarına gelen sınav komisyonları tarafından yapılmaktadır. Bu nedenle, sınavlara katılacaklara ilişkin T. kimlik numarası, adı soyadı, baba adı, doğum yeri ve tarihine ilişkin bilgileri içeren liste sınavdan en az 20 gün önce Genel Müdürlükte olacak şekilde gönderilecektir. Kuruma yeni gelen hükümlü ve tutuklu olduğu takdirde sınavdan önceki son iş gününe kadar bildirim yapılabilecektir...." 6/2/2018 tarihli ve 7083 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Sınavlara ilişkin tedbirler" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Terör örgütü üyeliği veya bu örgütlerin faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar sebebiyle tutuklu veya hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunanlar, olağanüstü halin devamı ve kurumda barındırıldıkları süre zarfında, ülke genelinde uygulanan merkezî sınavlar ile örgün veya yaygın her türlü eğitim ve öğretim kurumları ile kamu kurum ve kuruluşları tarafından ceza infaz kurumu içinde veya dışında yapılan ya da yaptırılan sınavlara giremezler."