9. Ceza Dairesi 2021/21128 E. , 2025/2024 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2016/185 E., 2017/49 K. SUÇLAR : Reşit olmayanla cinsel ilişki, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Düşme, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan
**9. Ceza Dairesi 2021/21128 E. , 2025/2024 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2016/185 E., 2017/49 K. SUÇLAR : Reşit olmayanla cinsel ilişki, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Düşme, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağı, bu itibarla Bakanlığın 5271 sayılı Kanun'un 237/1. maddesi uyarınca kamu davasında katılan sıfatını alamayacağı, aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla REDDİNE, Esası incelenmeyen dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluk tarafından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davaya katılma talebinin kanun yolu aşamasında gerçekleştiğini bu nedenle kabul edilemeyeceğini ileri sürerek temyiz isteğinin reddine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı CMK'nın 2/1-f maddesi "Kovuşturma aşamasını" İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre olarak tanımlamıştır. İlk derece mahkemesi hüküm vermekle işten el çektikten sonra dosyanın istinaf edilmesi halinde vaki kanun yolu başvurusu nedeniyle hüküm kesinleşmeyecek ve teknik olarak kovuşturma aşaması sona ermeyecektir. Kovuşturma aşamasının sürdüğü kabul edilse bile, istinaf mahkemesi duruşma açmadan dosya üzerinden inceleme yaptığı durumlarda kovuşturma aşamasına mahsus işlemlerden olan davanın taraflarını dinleyemeyeceği gibi yeni delil de toplayamayacaktır. Ancak istinaf mahkemesi bu işlemleri CMK 280/1-g maddesine göre "davanın yeniden görülmesine" karar vermesi halinde kovuşturma aşamasının başına dönülmüş olması nedeniyle yapabilecektir. Bu kapsamda davanın yeniden görülmesine karar veren istinaf mahkemesi anılan yasada da belirtildiği şekilde "gerekli hazırlıkları" yaptıktan sonra ilgililere duruşma gününü tebliğ edecek, sanık ... katılanı yeniden dinleyebilecek, gerekli gördüğü tanıkları ilk kez veya yeniden dinleyebilecek, koruma tedbirleri hakkında karar verebilecek veya bu tedbirleri değiştirebilecek, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırabilecek kısaca CMK’nın 282. maddesindeki istisnalar dışında, istinaf mahkemesinde yapılacak duruşmada da CMK’nın duruşmaya ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Duruşmada, hem maddi olayın tespiti hem de hukuksal değerlendirme yapılacaktır. Her ne kadar istinafta yeniden bir yargılama yapılacak ise de, tartışma konusu olmayan ve hukuka aykırı olduğu yönünde herhangi bir itiraz ve şüphe bulunmayan işlemlerin tekrarlanması zorunlu değildir. Bu bilgi, belge ve tutanakların duruşmada okunması yeterli olacaktır. (Doç Dr. ... Ceza Muhakemesinde İstinaf) Nitekim CMK’nın 282/1-e. maddesinde istinaf mahkemesince dinlenilmeleri gerekli görülen tanık ve bilirkişilerin çağrılacağı belirtilmektedir. Yine bu duruşmada taraflar yeni deliller ileri sürebilecekleri gibi, daha önce dinlenmiş tanık veya bilirkişilerin olayın aydınlatılması bakımından ilave veya değişik bilgi vermeleri ihtimali olan hallerde daha önce dinlenen tanık veya bilirkişileri dinleyebilecektir. Keza istinaf mahkemesi, bazı delillerin değeri hususunda ilk derece mahkemesinden farklı düşünüyorsa bu delillerle bizzat temas etmesi, delil tanık beyanı ise söz konusu tanıkları tekrar dinleyebilecektir. İstinaf mahkemesi esas bakımından yaptığı inceleme sonucunda; istinaf başvurusunun "esastan reddine", "düzelterek esastan reddine", "kararın bozulmasına" kararları verebileceği, bu karalardan birinin verilmediği durumda ise 5271 sayılı CMK'nın 280. Maddesi hükmünde; "Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; .... g) Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına, karar verir. (2) (Ek: 18/6/2014-6545/77 md.) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kuracağı" düzenlenmiştir. Duruşma; esas itibariyle kovuşturma aşamasında, mahkemenin iddianamenin kabulünden sonra, duruşmada hazır bulunması gereken kişilerin huzurunda cereyan eden ve delillerin ikame edilip tartışılması suretiyle mahkeme önüne getirilen davada maddi gerçeğe uygun karar verilmesi suretiyle uyuşmazlığın sona erdirilmesinin amaçlandığı kovuşturma aşamasının önemli bir evresi olarak tanımlanabilir. (Öztürk, Tezcan, ..., Sırma, Kırıt, Özaydın, Akcan, Erden s. 614). Tanımda vurgulanan özelliği itibariyle "duruşmada hazır bulunması gereken kişilerin huzurunda cereyan eden" bir faaliyet olması hem savunma hakkının kısıtlanması hem de silahların eşitliği ilkelerinin tezahür ettiği bir yargılama faaliyetidir. Kamu davasına katılma istemi, kural olarak en erken kamu davasının açılması ile bildirilebilir. (Pfeiffer s.938) Kovuşturma iddianamenin kabulü ile başlayan ve hükmün kesinleşmesine kadar devam eden evreyi kapsamaktadır. Hal böyle ise de; katılma için dava derdest olmalı yani her hangi bir şekilde sona ermiş olmamalıdır. İddianamenin kabulü ile başlayan ve son kararın kesinleşmesi ile sona eren süreç içerisinde kamu davasına katılmak mümkündür. Kovuşturma sanıklık durumu ile ilgilidir. Sanıklık sıfatı devam ettiği sürece kovuşturma aşaması devam etmektedir. Kovuşturma aşaması son kararın verilmesi ile bitmemekte hükmün kesinleşmesi ile bitmektedir. ( Koç Z. S.150) Bu nedenle kovuşturma evresi istinafta duruşma açılması kararı ile istinaf veya Yargıtay tarafından verilen bozma kararı sonrası yapılan yargılamayı da kapsayacaktır. İstinaf mahkemesince yapılması gereken duruşma hazırlığı işlemlerinin başında çağrıların yapılması gelmektedir. Öncelikle sanık ... müdafii ile katılan ... vekili, dinlenmesine lüzum görülen tanık ve bilirkişiler bunların başında gelir. Ancak suçtan zarar gördüğü dosya kapsamından anlaşılmakla birlikte ilk derece yargılaması sırasında davadan hiç haberdar edilmemiş kişilere de tebligat çıkartılması, duruşmaya gelmeleri halinde CMK 237/1. Maddesine göre şikayet ve delilleri bu arada davaya katılmak isteyip istemedikleri sorulmalıdır. Yine davetiye çıkartılmasa da özellikle yasadan kaynaklanan katılma hakkı bulunan kişi ve kurumlarında bu taleple duruşmadan/ kovuşturmanın sürdüğünden bir şekilde haberdar olmaları halinde bu yöndeki talepleri varsa anılan yasa kapsamında değerlendirmek gerekecektir. CMK 237/2 maddesinde "kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır." hükmü düzenlenmiş ise de; yukarıda açıklandığı üzere, istinaf mahkemesinin davanın yeniden görülmesine karar vermesi halinde kovuşturma aşamasının teknik olarak sürmekte olduğu göz önüne alındığında ilk derece mahkemesinde davadan haberdar olmayan/edilmeyen suçtan zarar görenin istinaf aşamasında davanın yeniden görülmesine karar verilip duruşma açılması halinde CMK 237/1. Maddesi hükmüne göre sanıktan şikayetçi olduğunu bildirerek davaya katılabilecektir. Bunu yasaklayan bir usül hükmü bulunmadığı gibi, teknik olarak süren bir kovuşturmada CMK’nın 282. maddesindeki istisnalar dışında, "... istinaf mahkemesinde yapılacak duruşmada da CMK’nın duruşmaya ilişkin hükümleri uygulanacaktır." hükmü birlikte değerlendirildiğinde daha önce davadan haberi olmayan bu nedenle davaya katılma imkanı elde edememiş bulunan suçtan zarar görenin katılmasına karar verilmesi isabetli olacaktır. Zira temyizden farklı olarak istinafta olay yargılaması yapılarak yeni delil ve olguların ileri sürülebileceği gibi, bu delillerin yeniden tartışılıp değerlendirilmesi gerekeceğinden ilk derece yargılamasında geçerli olan duruşma hazırlığı ve duruşmayla ilişkin kurallar büyük ölçüde istinaf yargılamasında da geçerlidir. (... 2010 s. 135) Olay yargılaması yapılıp yeni delil ileri sürülen veya tartışılan bir ortamda öncesinde davadan hiç haberdar olamayan/ edilmeyen suçtan zarar göreni dahil etmemek maddi gerçeğin otaya çıkartılması usulünde büyük bir eksiklik olacaktır. Uygulamada, suçtan zarar görenin kovuşturma aşamasında davadan haberdar edilmemesi halinde karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurduğunda katılma isteğinde bulunduğu değerlendirilerek katılmaya karar verilmektedir. İstinaf mahkemesinin dosya üzerinde yaptığı inceleme sürecinde "davanın yeniden görülmesi" kararı verilmediği hallerde "kovuşturma aşaması" na tekrar dönüşten söz edilemeyeceği için CMK 237/2. Maddesine göre kanun yolu aşamasında katılma istekleri elbetteki dinlenmeyecektir. Öte yandan; CMK 283. Maddede düzenlenen istinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuş ise yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz şeklinde düzenlenen ve kısaca "aleyhe bozma yasağı" olarak ifade edilen genel ilkenin de ihlali söz konusu olmayacaktır. Zira ilk derece yargılamasındaki duruşmalar sırasında suçtan zarar gören, her zaman sanıktan şikayetçi olduğunu bildirerek davaya katılmak isteğini bildirebilecektir. İşte bu kabulden hareketle; aslında davaya katılma hakkı olmakla birlikte bir şekilde yargılamadan haberi olmayan veya edilmeyen suçtan zarar görenin kovuşturma aşamasına yeniden dönülmüş olması nedeniyle sanık lehine bir kazanılmış hakkın doğduğundan söz edilemez. Aksi halde yargılama faaliyeti dışında tutulmuş kişi veya kurumlar aleyhine bir haksızlık oluşturulacaktır. Çünkü suçtan zarar görene veya yasal olarak davaya katılma hakkı bulunan kişi veya kurum; davadan haberdar değildir, bu yöndeki iradesini ilk kez ileri süreceği bir ortam ancak oluşmuştur ve bu da istinafta açılan duruşma üzerinedir. (Kaldı ki; belirtilen istisnai katılma durumu aleyhe bozma yasağı kapsamında değerlendirilse bile bu ancak sanığa verilecek ceza miktarı yönünden sonuç ifade edecek olup, özellikle suç vasfı yönünden veya suçtan zarar görenin ileri süreceği iddia ve delillerin dinlenmemesi/ değerlendirilmemesi sonucunu da doğurmayacaktır.) Yine emsal oluşturması açısından uygulamada sıklıkla karşılaşıldığı üzere; TCK'nın Etkin pişmanlık başlıklı 168. Maddesinde "... Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir" hükmü düzenlenmiştir. Değişik bir anlatımla sanığın hüküm verildikten sonra etkin pişmanlıktan faydalanması mümkün değildir. Ancak istinaf kanun yolunda hatta başka bir sebepten ötürü duruşma açılmasına karar verilmiş olması halinde bile sanığın mağdurun zararını karşılaması halinde anılan ceza indiriminden faydalanıyor olması bile aslında gerek kanun sistematiğine göre kovuşturma aşamasını, gerekse kanun koyucunun amacını da ortaya koymaktadır. Sonuç olarak; 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olmadığına dair Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı kararı ile davaya çağrılması zorunluluğu bulunmasa bile bu durum bakanlığın katılma hakkına halel getirmeyeceği, bu nedenle herhangi bir şekilde davadan haberdar olmayan ve katılma yönündeki isteğini ilk kez ileri sürme imkanı elde eden bakanlığın talebinin istinaf mahkemesinin "davanın yeniden görülmesine" karar vermiş olması nedeniyle duruşma açılmış olmasının kovuşturma aşamasının halen devam ettiği anlamına geleceği kabul edilerek kabulüne karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.