T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/3873 Karar No : 2025/204 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVALI) ... Başkanlığı - ... VEKİLİ : Av. ... II- (MÜDAHİLLER DAVALI YANINDA): 1- ... İşyeri Yapı Kooperatifi 2- ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. 3- ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. 4- ... Yönetim A.Ş. VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmekt…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/3873 E. , 2025/204 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/3873 Karar No : 2025/204 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVALI) ... Başkanlığı - ... VEKİLİ : Av. ... II- (MÜDAHİLLER DAVALI YANINDA): 1- ... İşyeri Yapı Kooperatifi 2- ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. 3- ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. 4- ... Yönetim A.Ş. VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul İli, Arnavutköy İlçesi, ... Köyü, ... parsel sayılı taşınmazın 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun amaçlarında değerlendirilmek üzere kamulaştırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı işleminin iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 19/03/2019 tarihli, E:2018/402, K:2019/1482 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmesi üzerine davacı tarafından Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru neticesinde, Anayasa Mahkemesince 14/09/2023 tarih ve 2019/19597 başvuru numaralı kararla davacının Anayasa'nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi üzerine yeniden yapılan yargılama neticesinde ... İdare Mahkemesince verilen kararda, Anayasa Mahkemesinin 14/09/2023 tarih ve 2019/19597 numaralı "Hakan Bilal Kutlualp" bireysel başvuru kararı doğrultusunda dava konusu uyuşmazlık değerlendirildiğinde; her ne kadar dava konusu işlemde, 1164 sayılı Kanun uyarınca sanayi tesisi yapılması amacıyla kamulaştırma kararı alınmışsa da bölgede ne tür bir sanayi alanı yapılacağına ilişkin somutlaştırma yapılmadığı, dosya kapsamında ihtisaslaşmış bir sanayi alanı yapılmasına yönelik de herhangi bir bilgi bulunmadığı, ayrıca kamulaştırma işleminin devlet ve kamu tüzel kişilerince ancak özel kanunlarına dayanılarak gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri adına kamulaştırma yapılabileceği, somut olayda ASKOOP lehine böyle bir kamulaştırma yapılabileceğine dair özel bir kanun hükmünün mevcut olmadığı, TOKİ tarafından kamulaştırma yapılmış gözükse de aslında ASKOOP için yapıldığı anlaşılan söz konusu kamulaştırma işleminin Anayasa'da öngörülen devlet ve kamu tüzel kişilerince kamu yararının gerektirdiği hâllerde kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırma yapılması güvencesine uygun olmadığı anlaşıldığından mevcut sanayi tesislerinin yararının, taşınmazların maliki olan davacının yararından üstün tutularak tesis edilen kamulaştırma işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davalı tarafından; imar planında sanayi alanı olarak planlanan yaklaşık 975.000,00 m² yüzölçümlü sahanın dağınık olarak faaliyet gösteren sanayi kuruluşlarının tek bir merkezde toplanmasını sağlamak amacıyla, kamulaştırılmasında kamu yararının bulunduğu, 1164 sayılı Kanun ve Kamulaştırma Kanununa hükümlerine uygun olarak yapıldığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 2- Müdahiller tarafından; dava konusu işlemin 1164 sayılı Kanun ve Kamulaştırma Kanununa hükümlerine uygun olduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 153. maddesinde "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir... Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmüne yer verilmiştir. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" başlıklı 50. maddesi ve 66. maddesinin 1. fıkrası hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurular kapsamındaki görev ve yetkisi, hakkın ihlal edilip edilmediğinin tespitiyle sınırlı olmayıp tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerin belirlenmesini kapsamakta olup, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararının sonuçlarının giderilmesi amacıyla gerekli yargılama faaliyetlerini yerine getirilmesi gerekir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararları bağlayıcıdır. Bu bağlamda, dava konusu kamulaştırma işleminin davacının Anayasanın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkını ihlal ettiği Anayasa Mahkemesinin 14/09/2023 tarih ve 2019/19597 sayılı kararıyla tespit edildiği dikkate alındığında yukarıda anılan Anayasa hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesinin kararları bağlayıcı olduğundan, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 17/2 maddesi uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmedi. İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemiyle, İstanbul İli, Arnavutköy İlçesi, ... Köyü, ... parsel sayılı taşınmazın 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun amaçlarında değerlendirilmek üzere kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. Uyuşmazlığa konu taşınmaz, 22/11/2010 tarihli 1/5000 ölçekli Hadımköy Sanayi Bölgesi Nazım İmar Planında yoğunluklu olarak sanayi alanında, 14/03/2011 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli Hadımköy Sanayi Bölgesi 1. Etap Uygulama İmar Planında sanayi alanında kalmaktadır. Uyuşmazlıkta, ilk olarak, ... İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararıyla uyuşmazlık konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli Hadımköy Sanayi Bölgesi Nazım İmar Planında ve 1/1000 ölçekli Hadımköy Sanayi Bölgesi I. Etap Uygulama İmar Planında sanayi alanında kaldığı, dava konusu kamulaştırma işleminin 1164 sayılı Kanun gereği ve sanayi için arazi ve arsa sağlamak amacıyla tesis edildiği, kamulaştırma işleminin imar planı uyarınca ve 1164 sayılı Kanunda sayılan amaçlardan birini gerçekleştirmek için tesis edildiği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu kararın, Danıştay Altıncı Dairesinin 23/05/2017 tarih ve E:2015/7019, K:2017/4055 sayılı kararıyla, her ne kadar dava konusu işlemde, 1164 sayılı kanun uyarınca sanayi tesisi yapılması amacıyla kamulaştırma kararı alınmışsa da bölgede ne tür bir sanayi alanı yapılacağına ilişkin somutlaştırma yapılmadığı, dosya kapsamında ihtisaslaşmış bir sanayi alanı yapılmasına yönelik de herhangi bir bilgi bulunmadığı, İdare Mahkemesince yukarıda belirtilen kararlar doğrultusunda dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı idare tarafından yapılan karar düzeltme istemi Danıştay Altıncı Dairesinin 19/03/2019 tarihli, E:2018/402, K:2019/1482 sayılı kararıyla kabul edilmiş ve İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Daha sonra, davacı tarafından yapılan bireysel başvuru sonucunda, Anayasa Mahkemesinin 14/09/2023 tarih ve 2019/19597 başvuru numaralı kararıyla, Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine; kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 6. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve ...başvuru numaralı kararı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, her ne kadar dava konusu işlemde, 1164 sayılı Kanun uyarınca sanayi tesisi yapılması amacıyla kamulaştırma kararı alınmışsa da bölgede ne tür bir sanayi alanı yapılacağına ilişkin somutlaştırma yapılmadığı, dosya kapsamında ihtisaslaşmış bir sanayi alanı yapılmasına yönelik de herhangi bir bilgi bulunmadığı, ayrıca kamulaştırma işleminin devlet ve kamu tüzel kişilerince ancak özel kanunlarına dayanılarak gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri adına kamulaştırma yapılabileceği, somut olayda ASKOOP lehine böyle bir kamulaştırma yapılabileceğine dair özel bir kanun hükmünün mevcut olmadığı, TOKİ tarafından kamulaştırma yapılmış gözükse de aslında ASKOOP için yapıldığı anlaşılan söz konusu kamulaştırma işleminin Anayasa'da öngörülen devlet ve kamu tüzel kişilerince kamu yararının gerektirdiği hâllerde kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırma yapılması güvencesine uygun olmadığı anlaşıldığından mevcut sanayi tesislerinin yararının, taşınmazların maliki olan davacının yararından üstün tutularak tesis edilen kamulaştırma işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar karar verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; arsaların aşırı fiyat artışlarını önlemek üzere tanzim alış ve satışı yapmak; konut, sanayi, eğitim, sağlık ve turizm yatırımları ve kamu tesisleri için arazi ve arsa sağlamaktır. Bu Kanunda yazılı görevler Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülür. Bu Kanunda, diğer kanunlarda ve ilgili mevzuatta Arsa Ofisi Genel Müdürlüğüne yapılan atıflar Toplu Konut İdaresi Başkanlığına yapılmış sayılır" hükmüne, 2. maddesinin (c) bendinde "Bu Genel Müdürlük; ... c) Sağladığı arazi ve arsaları olduğu gibi veya planlayarak, altyapı tesislerini kısmen veya tamamen ikmal ederek veya ettirerek ihtiyaç sahiplerine satmaya, kiralamaya, trampaya, irtifak hakkı tesis etmeye; kamu kurum ve kuruluşları eliyle pazarlamaya ve satmaya, ... yetkilidir." hükmüne 9. maddesinde "Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü; konut, sanayi, eğitim, sağlık ve turizm yatırımları ile kamu tesisleri için gerçek ve tüzel kişilere ait arazi ve arsaları ve bunlar içerisinde veya üzerinde bulunan muhdesatı Bakan onayı ile kamulaştırmaya yetkilidir." hükmüne, 15. maddesinde ise "Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü, konut, sanayi ve turizm bölgeleri, konut veya sanayi siteleri veya diğer kamu tesisleri meydana getirmek istiyen kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar, kamu kurumları ve özel hukuk tüzel kişileri ile araştırma, inceleme ve proje hazırlama konularında teknik işbirliği yapabilir, lüzum gördüğü yerlerde Maliye Bakanlığının muvafakatini almak şartiyle, bu kanunun uygulanması için belediyelerle ortaklık kurabilir" hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 6. maddesinin son fıkrasında ise, "Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacı tarafından yapılan bireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesince Anayasanın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde verilen 14/09/2023 tarih ve 2019/19597 başvuru numaralı kararda, "A. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia ... 43. Somut olayda başvuru konusu taşınmazın da içinde bulunduğu alan 1/5.000 ölçekli Hadımköy Sanayi Bölgesi nâzım imar planında ve 1/1.000 ölçekli Hadımköy Sanayi Bölgesi 1. Etap uygulama imar planında yoğunluklu olarak sanayi alanında kalmaktadır. ASKOOP'un TOKİ'ye yazdığı 7/4/2011 tarihli yazıda başvuru konusu taşınmazın da içinde bulunduğu alanın tüm harcamaları Kooperatif tarafından karşılanmak üzere kamulaştırılması talep edilmiştir. Bu talep üzerine 1/11/2012 tarihinde başvuru konusu taşınmazı da kapsayan alanın 1164 sayılı Kanun'un 9. maddesine dayanılarak Avrupa Yakası'ndaki sanayi tesislerinin tek bir merkezde toplanmasını sağlamak amacıyla kamulaştırma kararı verilmiştir (bkz. §§ 8, 9). 44. ASKOOP'un talebi üzerine alınan kamulaştırma kararı sonrasında TOKİ ve ASKOOP arasında "İstanbul ili, Arnavutköy ilçesi, ... Mahallesindeki Yaklaşık 975.000,00 m² Yüzölçümlü Taşınmazların Avans Usulü ile Kamulaştırılmasına Yönelik Protokol" başlıklı 15/1/2013 tarihli protokol düzenlenmiştir. Anılan protokolde kamulaştırma işlemleri için ASKOOP'un TOKİ hesabına avans yatıracağı, kamulaştırma bedellerinden, tapu masraflarından, her türlü vergi ve harçlardan ASKOOP'un sorumlu olacağı kararlaştırılmıştır. Ayrıca davaların ASKOOP avukatları tarafından takip edileceği ve kamulaştırma sonrası TOKİ adına tapuya tescil edilen taşınmazların ASKOOP'a devredileceği konularında anlaşmaya varılmıştır (bkz. § 10). .... 48. Buna göre öncelikle kamu hizmeti alanı niteliği bulunmayan sanayi alanlarının devlet ve kamu tüzel kişileri tarafından kamulaştırılması zorunluluğu bulunmadığına dikkat çekmek gerekir. Bu noktada ASKOOP'un TOKİ'den kamulaştırma yapılmasını talep etmeksizin başvuru konusu taşınmazı bizatihi satın alma imkânının olduğu açıktır. 49. Öte yandan kuşkusuz kamu hizmet alanı olmasa da 1164 sayılı Kanun'un 1. ve 9. maddeleri uyarınca, bir kamu tüzel kişisi olan TOKİ'nin sanayi yatırımları için arsa ve arazi sağlanmasına yönelik kamulaştırma yapma yetkisi bulunmaktadır. Bununla birlikte kamulaştırma yetkisi olan devlet ve TOKİ dâhil tüm kamu tüzel kişilerinin, özel mülkiyete kamulaştırma yoluyla son verilebilmesi için kamulaştırmanın Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen güvencelere uygun olarak yapılması gerekmektedir. 50. Bu çerçevede somut olayda kamulaştırma kararının Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen güvencelere uygun olarak alınıp alınmadığının değerlendirilmesi gerekir. 51. Belirtmek gerekir ki bir özel hukuk tüzel kişisi olan ASKOOP'un talebi üzerine başlayan kamulaştırma işlemlerinin tüm masraflarının ASKOOP tarafından karşılandığı, ASKOOP'un kontrolünde kamulaştırma sürecinin tamamlandığı, kamulaştırma işlemleri başlamadan önce ASKOOP ile TOKİ arasında yapılan protokolde kararlaştırıldığı gibi kamulaştırılarak TOKİ adına tescil edilen taşınmazların ASKOOP'a satılarak devredildiği vurgulanmalıdır. Bu olgular ışığında henüz kamulaştırma işlemleri başlamadan önce kamulaştırılacak taşınmazların ASKOOP'a devredileceği belli olduğuna göre söz konusu kamulaştırma işlemlerinin TOKİ aracı kılınarak bir özel hukuk tüzel kişisi olan ASKOOP için yapıldığı aşikârdır. 52. Mülkiyet hakkı bireylere -kural olarak- mallarını dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarruf etme yetkisi verir. Tasarruf etme yetkisi bireylerin malları üzerinde hukuki işlemde bulunma veya bulunmama ya da bu bağlamda mallarını kendi belirlediği bedelle devretme imkânı tanır. Kamulaştırma ise Anayasa'dan kaynaklanan bir yetkiyle ancak devlet ve kamu tüzel kişilerinin kamu yararının varlığı hâlinde mülkiyet hakkının tanıdığı bu yetkilere rağmen mülkiyetten yoksun bırakılmasına yol açmaktadır. Buna göre mülkiyet hakkına yönelik ağır bir müdahale teşkil eden kamulaştırma mahiyeti itibarıyla Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrası uyarınca devlet ve kamu tüzel kişilerince kamu yararının gerektirdiği hâllerde yapılabilir. Somut olayda olduğu gibi özel bir kişinin talebiyle ve bütünüyle özel bir kişi adına yürütüldüğü anlaşılan kamulaştırma işlemi mülkten yoksun bırakmayı mümkün kılan kamu yararının varlığını tartışılır hâle getirmektedir. Bu durum, bireylerin kendi taşınmazını imar kuralları çerçevesinde serbest piyasa ortamında dilediği gibi -taşınmazı devretmeme dahil- tasarruf edebilmeleri imkânının ortadan kaldırılmasına yol açmaktadır. Üstelik 2942 sayılı Kanun'un 1. maddesinde kamulaştırma işleminin devlet ve kamu tüzel kişilerince ancak özel kanunlarına dayanılarak gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri adına kamulaştırma yapılabileceği belirtilmekle birlikte somut olayda ASKOOP lehine böyle bir kamulaştırma yapılabileceğine dair özel bir kanun hükmünün varlığı da ortaya konulamamıştır. 53. Sonuç olarak TOKİ tarafından kamulaştırma yapılmış gözükse de aslında ASKOOP için yapıldığı anlaşılan söz konusu kamulaştırma işlemi Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen devlet ve kamu tüzel kişilerince kamu yararının gerektirdiği hâllerde kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırma yapılması güvencesine uygun düşmemektedir. Bu bağlamda başvuruya konu kamulaştırma işleminin mülkiyet hakkının korunması yönünden öngörülemez ve keyfî durumlara yol açtığı, müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunmadığı kabul edilmiştir. 54. Müdahalenin kanunilik şartını sağlamadığı tespit edildiğinden Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerinde öngörülen diğer unsurlar olan meşru amaç ve ölçülülük kriterlerine riayet edilip edilmediğinin ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. 55. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir." gerekçelerine yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararında; somut olayda ASKOOP lehine böyle bir kamulaştırma yapılabileceğine dair özel bir kanun hükmünün varlığı da ortaya konulamadığı, TOKİ tarafından kamulaştırma yapılmış gözükse de aslında ASKOOP için yapıldığı anlaşılan söz konusu kamulaştırma işlemi Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen devlet ve kamu tüzel kişilerince kamu yararının gerektirdiği hâllerde kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırma yapılması güvencesine uygun düşmediği, müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunmadığı kanısına varıldığı belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun "Bireysel Başvuru" başlıklı Dördüncü Bölümünde yer alan "Kararlar" başlıklı 50. maddesinde, "(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez. (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir..." hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu düzenleme uyarınca, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu ve ilgililerce yapılan bireysel başvurular üzerine ihlal kararı verilmesi hâlinde, yargı merciilerince, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılarak, Anayasa Mahkemesi kararında açıklanan ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde yeniden bir karar verilmesi gerektiği açıktır. Bununla birlikte, bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereğince, Anayasa Mahkemesi kararları sonrasında ilgili yargı merciilerince yeniden yargılama yapılırken, uyuşmazlık konusu olay ve olgular ile delillerin değerlendirilmesinin ve uygulanacak hukuk kurallarının yorumlanmasının yine bu yargı mercilerinin görevine girdiği; Anayasa Mahkemesinin bu bağlamdaki görevinin yargı merciilerinin değerlendirmelerinin keyfilik veya bariz takdir hatası içerip içermediğinin denetlenmesinden ibaret olduğu da tabiidir. Nitekim bu husus, Anayasa Mahkemesinin aşağıda yer verilen kararlarında da vurgulanmıştır: "Uyuşmazlıkta uygulanacak hukuk kurallarının yorumlanması görevi öncelikle derece mahkemelerine aittir. Bu bağlamda 2981 sayılı Kanun uyarınca tapu tahsis belgesi verilebilmesi için gecekondunun bulunduğu taşınmazın uygulama imar planında kamu hizmetine ayrılmamış olması şartının aranıp aranmadığını değerlendirmek idarelerin ve derece mahkemelerin yetkisindedir. Anayasa Mahkemesinin kanunların yorumu bağlamındaki görevi derece mahkemelerin değerlendirmelerinin keyfilik veya bariz takdir hatası içerip içermediğini denetlemekten ibarettir. (AYM; Süleyman Turhan kararı, 17/11/2021, Başvuru No:2018/23631) Öncelikle belirtmek gerekir ki Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kapsamında hukuk kurallarını yorumlama veya başvuruya konu olay ve olguları değerlendirme gibi bir görevi bulunmamaktadır. Bireysel başvurunun ikinciliği ilkesi gereğince delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanması derece mahkemelerinin takdirinde olup açık bir keyfilik olmadığı veya bariz takdir hatası içermediği takdirde Anayasa Mahkemesinin bu takdir yetkisine müdahalesi söz konusu olamaz. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruda derece mahkemelerinin yorumlarının temel hak ve özgürlükler üzerindeki etki ve sonuçlarını değerlendirir. (AYM; Yavuz Körükçü kararı, 29/9/2020, Başvuru No:2017/23668) Hukuk kurallarının ne şekilde yorumlanacağı veya birden fazla yorumunun mümkün olduğu durumlarda bu yorumlardan hangisinin benimseneceği derece mahkemelerinin yetkisinde olan bir husustur. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruda derece mahkemelerince benimsenen yorumlardan birine üstünlük tanıması veya derece mahkemelerinin yerine geçerek hukuk kurallarını yorumlaması bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmaz. Anayasa Mahkemesinin kanunilik ilkesi bağlamındaki görevi, hukuk kurallarının birden fazla yorumunun hukuki belirlilik ve öngörülebilirliği etkileyip etkilemediğini tespit etmektir (AYM; Mehmet Arif Madenci kararı, 12/1/2017, Başvuru No:2014/13916). Anayasa'nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasında; kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez. (AYM; Bünyamin Arıkan kararı, 20/07/2017, Başvuru No:2014/4191)" Dosyanın incelenmesinden; uyuşmazlığa konu taşınmazın 14/03/2011 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli Hadımköy Sanayi Bölgesi 1. Etap Uygulama İmar Planında sanayi alanında kaldığı, dava konusu işlem ile, İstanbul İli, Arnavutköy İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde yer alan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planında yoğunluklu olarak sanayi alanı olarak planlanan ve ekli haritada sınırları belirtilen yaklaşık 975.000,00 m² yüzölçümlü sahanın İstanbul metropolü Avrupa yakasında dağınık olarak faaliyet gösteren sanayi faaliyetlerini de destekleyen ünitelerin tek bir merkezde toplanmasını sağlamak amacıyla kamulaştırma işleminin tesis edildiği; 14/03/2011 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli Hadımköy Sanayi Bölgesi 1. Etap Uygulama İmar Planı ile bu plana yapılan itirazın reddine ilişkin 10/06/2011 tarihli, 115 sayılı Arnavutköy Belediye Meclisi kararının ve anılan planın dayanağı 1/5000 ölçekli Hadımköy Sanayi Bölgesi Nazım İmar Planının iptali istemiyle açılan davanın ... İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararıyla reddine karar verilerek Danıştay Altıncı Dairesinin 05/04/2016 tarihli, E:2013/5500, K:2016/1467 sayılı kararıyla onandığı, karar düzeltme için öngörülen süre sonunda da kesinleştiği anlaşılmıştır. 1164 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığına konut, sanayi, eğitim, sağlık ve turizm yatırımları ile kamu tesisleri için gerçek ve tüzel kişilere ait arazi ve arsaları ve bunlar içerisinde veya üzerinde bulunan muhdesatı kamulaştırma yetkisi verilmiş ve sağladığı arazi ve arsaları olduğu gibi veya planlayarak, altyapı tesislerini kısmen veya tamamen ikmal ederek veya ettirerek ihtiyaç sahiplerine satmaya yetkili kılınmıştır. Anılan Kanun hükmü uyarınca Toplu Konut İdaresi Başkanlığına sanayi yatırımı ve tesislerinin yapımı amacıyla arsa kamulaştırma yapma yetkisi verilmiş olup, kamulaştırdığı arsaları ihtiyaç sahiplerine satabileceği anlaşılmaktadır. 1164 sayılı Kanun hükümleri uyarınca sanayi yatırımı ve tesislerinin yapımı amacıyla ihtiyaç sahiplerine satmak için kamulaştırma yapılacağı açıktır. Dolayısıyla 1164 sayılı Kanunda yer alan sanayi yatırımı ve tesislerinin yapımı amacıyla ihtiyaç sahiplerine satmak için kamulaştırma yapılabileceği yönündeki açık düzenleme karşısında sanayi yatırımı amacıyla kamulaştırılacak taşınmazların satışı için kamulaştırma işlemi başlamadan önce protokol yapılmasında başka bir ifadeyle temin edilen arsanın satışının kamulaştırma işleminden önce yapılmasında 1164 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık teşkil eden bir durum bulunmamaktadır. Kaldı ki Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca sanayi yatırımı amacıyla kamulaştırılacak taşınmazların kamulaştırma işlemi tamamlandıktan sonra satılacağı da açıktır. Bu durumda, dava konusu kamulaştırma işleminin, 14/03/2011 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli Hadımköy Sanayi Bölgesi 1. Etap Uygulama İmar Planı uyarınca ve 1164 sayılı Kanun amaçlarından birisini gerçekleştirmek için tesis edildiği, dolayısıyla dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı görüldüğünden, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptali yönünde verilen kararda isabet görülmemiştir. Öte yandan; dava konusu işlemin iptali istemiyle, bu işlem kapsamında kamulaştırılmasına karar verilen diğer taşınmazların bazılarının maliklerince de -toplam 6 adet- dava açıldığı; İdare Mahkemelerinin davanın reddi yönünde verdiği kararlarla sonuçlandığı ve bu kararların kesinleştiği görülmüştür. Ayrıca; İstanbul İli, Çatalca İlçesi, Hadımköy Beldesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan ve karar eki haritada gösterilen -mülkiyeti davacıya ait ..., ... pafta, ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazları da içeren- alandaki özel mülkiyete konu taşınmazların, 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun amaçları doğrultusunda değerlendirilmek üzere, 2942 sayılı Kanun uyarınca kamulaştırılmasına ilişkin Toplu Konut İdaresi Başkanlığının ... tarihli, ... sayılı işleminin iptali istemiyle, bu işlem kapsamında kamulaştırılmasına karar verilen diğer taşınmazların bazılarının maliklerince de -toplam 56 adet- dava açıldığı; bu davaların üçünde İdare Mahkemelerince işlemin iptali yönünde verilen kararlarda ısrar edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/03/2017 tarihli, E:2015/3021, K:2017/1391 sayılı; 27/03/2017 tarihli, E:2015/2022, K:2017/1392 sayılı ve 27/03/2017 tarihli, E:2015/3046, K:2017/1393 sayılı kararlarıyla, "dosyaya sunulan sonraki tarihli savunmalar ve dava konusu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin diğer davalardaki belgelerden, davacıya ait taşınmazın da içerisinde bulunduğu ... parselden müteşekkil toplam 1.058.687 m² alanın kamulaştırılması yoluna gidildiği, alanın değişik ölçekteki planlarda sanayi lejandında bulunduğu, karar tarihi itibariyle alanda organize sanayi bölgesi yapım çalışmalarının devam ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; işlemin amaç unsuru her ne kadar başta açık değilse de, sonraki tarihli bilgi belgeler ve diğer davalardaki durumlara bakıldığında, alanın organize sanayi bölgesi oluşturmak amacıyla kamulaştırıldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla dava konusu parsel bakımından, tesis edilen kamulaştırma işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır." gerekçesiyle ısrar kararlarının bozulmasına karar verildiği; sonuç olarak söz konusu davaların hepsinin İdare Mahkemelerinin davanın reddi yönünde verdiği kararlarla sonuçlandığı ve bu kararların kesinleştiği görülmüştür. Bununla birlikte, 143 parsel sayılı taşınmazın 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun amaçları doğrultusunda değerlendirilmek üzere, 2942 sayılı Kanun uyarınca kamulaştırılmasına ilişkin Toplu Konut İdaresi Başkanlığının ... tarihli, ... sayılı işleminin iptali istemiyle taşınmazın maliki Bayram Yusuf Aslan tarafından, anılan işlemin iptali istemiyle açılan davada verilen ret kararının kesinleşmesi sonrasında Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sonucunda verilen 10/06/2015 tarihli, 2013/4395 başvuru numaralı Bayram Yusuf Aslan kararında Anayasa Mahkemesince, "Mahkeme ve Danıştay'ın kararlarında bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir." şeklindeki hukuki değerlendirmeye de yer verilerek, Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediği yönünde karar verildiği de anlaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının ve davalı yanında müdahillerin temyiz istemlerinin kabulüne, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin, ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 14/01/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 153. maddesinde "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir... Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmüne yer verilmiştir. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" başlıklı 50. maddesinde; "(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez. (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir." hükmü, 66. maddesinin 1. fıkrasında ise "(1) Mahkeme kararları kesindir. Mahkeme kararları Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar" hükmü yer almaktadır. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurular kapsamındaki görev ve yetkisi, hakkın ihlal edilip edilmediğinin tespitiyle sınırlı olmayıp tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerin belirlenmesini de kapsamaktadır. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı kendisine ulaşan yargı merciinin, ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gerekli yargılama faaliyetlerini yerine getirmesi gerekir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarının bağlayıcılığı hususu açık olarak anayasa ve kanuni düzenlemelerle güvence altına alınmış olup Anayasa Mahkemesi bu hakkın gereği olarak temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğinin tespiti ile birlikte yeniden yargılama yapılması ve hatta ihlale yol açan kararların doğrudan iptal edilmesi veya ortadan kaldırılması dâhil ihlalden önceki duruma dönülmesini sağlayacak yetkilerle donatılmıştır. Bu bağlamda, dava konusu kamulaştırma işleminin davacının Anayasanın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkını ihlal ettiği Anayasa Mahkemesinin 14/09/2023 tarih ve 2019/19597 sayılı kararıyla tespit edildiği dikkate alındığında, yukarıda anılan Anayasa hükmü uyarınca yargı organlarının bu karara uymaları gerektiği, aksi durumun Anayasa'nın 153. maddesinin açık hükmüne rağmen Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmayarak hak ve özgürlüklerin etkili bir şekilde korunması yükümlülüğünün yerine getirilmemesi Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkelerine aykırılık teşkil edeceğinden, temyiz istemlerinin reddi ile dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum. kamulaştırma //begin::Page Scripts var options = {}; $(document).ready(function() { options["separateWordSearch"] = false; options["accuracy"] = "complementary"; options["diacritics"] = false; $("#content").append(stringToHTML($("#hiddencontent").text())); var arananKelime = $("#hiddenArananKelime").text(); const kelimeListesi = arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k); // Virgüle göre ayır, boşlukları temizle // Aynı kelimenin büyük/küçük varyasyonlarını da ekle const tumKelimeler = kelimeListesi.flatMap(kelime => [ kelime, kelime.toLocaleUpperCase('tr-TR'), kelime.toLocaleLowerCase('tr-TR') ]); highlighter(tumKelimeler); // arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k).forEach(function(each) { // if (each != undefined && each != "") { // highlighter(each); // highlighter(each.toLocaleUpperCase('tr-TR')); // highlighter(each.toLocaleLowerCase('tr-TR')); // } // }); }); var highlighter = function(arananKelime) { try { highlight(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzyumusamasi(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzBenzesmesi(arananKelime); } catch (err) { } try { //cogulEki(arananKelime); } catch (err) { } try { //iyelikEki(arananKelime); } catch (err) { } }; var stringToHTML = function(str) { var parser = new DOMParser(); var doc = parser.parseFromString(str, 'text/html'); return doc.body; }; var highlight = function(text) { $(".context").mark(text, options); } var unsuzyumusamasi = function(arananKelime) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (lastChar === "p") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "b"); } if (lastChar === "ç") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "c"); } if (lastChar === "t") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "d"); } if (lastChar === "k") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "g"); highlight(ara + "ğ"); } } var unsuzBenzesmesi = function(arananKelime) { var sertSessiz = [ 'f', 's', 't', 'k', 'ç', 'ş', 'h', 'p' ]; var yumusakSessiz = [ 'ç', 't', 'k' ]; for (var i = 0; i < sertSessiz.length; i++) { let sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i]); while (sertSessizPosition !== -1) { for (var j = 0; j < yumusakSessiz.length; j++) { let yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j]); while (yumusakSessizPosition !== -1) { if (sertSessizPosition + 1 === yumusakSessizPosition) { highlight(arananKelime.substr(0, sertSessizPosition + 1)); } yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j], yumusakSessizPosition + 1); } } sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i], sertSessizPosition + 1); } } } var cogulEki = function(arananKelime) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (last3Char === "lar" || last3Char === "ler") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } var iyelikEki = function(arananKelime) { var iyelikEkleri = [ "ım", "im", "um", "üm", "ın", "in", "un", "ün", "ı", "i", "u", "ü", "mız", "miz", "muz", "müz", "nız", "niz", "nuz", "nüz", "ları", "leri" ]; if (arananKelime.length > 2) { var last2Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 2); if (iyelikEkleri.includes(last2Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 2); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 2) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (iyelikEkleri.includes(lastChar)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 3) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (iyelikEkleri.includes(last3Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 4) { var last4Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 4); if (iyelikEkleri.includes(last4Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 4); highlight(ara); } } } // begin:: Global Config(global config for global JS scripts) var KTAppSettings = { "breakpoints" : { "sm" : 576, "md" : 768, "lg" : 992, "xl" : 1200, "xxl" : 1200 }, "colors" : { "theme" : { "base" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#E5EAEE", "success" : "#1BC5BD", "info" : "#6993FF", "warning" : "#FFA800", "danger" : "#F64E60", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#212121" }, "light" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#ECF0F3", "success" : "#C9F7F5", "info" : "#E1E9FF", "warning" : "#FFF4DE", "danger" : "#FFE2E5", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#D6D6E0" }, "inverse" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#ffffff", "secondary" : "#212121", "success" : "#ffffff", "info" : "#ffffff", "warning" : "#ffffff", "danger" : "#ffffff", "light" : "#464E5F", "dark" : "#ffffff" } }, "gray" : { "gray-100" : "#F3F6F9", "gray-200" : "#ECF0F3", "gray-300" : "#E5EAEE", "gray-400" : "#D6D6E0", "gray-500" : "#B5B5C3", "gray-600" : "#80808F", "gray-700" : "#464E5F", "gray-800" : "#1B283F", "gray-900" : "#212121" } }, "font-family" : "Poppins" };