Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/983 E. , 2024/1695 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/983 Karar No:2024/1695 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ: Av. KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İletişim Hizmetleri A.Ş. VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Elektronik Haberleşme Sekt…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/983 E. , 2024/1695 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/983 Karar No:2024/1695 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ: Av. KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İletişim Hizmetleri A.Ş. VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendine aykırı olarak kişisel verilerin gizliliğinin korunması ve güvenliğinin sağlanması hususunda yeterli tedbirlerin alınmadığından bahisle 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 60. ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 5. ve 44. maddeleri uyarınca davacı şirket hakkında 2015 yılı net satış tutarının % 0,0025'i (milyonda yirmibeşi) oranında 255.789,25 TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararının 3. maddesi ile bu kararın uygulanmasına ilişkin idari para cezası karar tutanağının, tahakkuk fişinin, kararın bildirimine ilişkin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Sektörel Denetim Daire Başkanlığı'nın ... tarih ve E... sayılı işleminin ve Kurul kararına karşı yapılan itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu olayda, 5809 sayılı Kanun'un 51. maddesindeki yeni ve eski düzenlemelerin davalı idareye elektronik haberleşme sektörüyle ilgili kişisel verilerin işlenmesi ve gizliliğinin korunmasına yönelik usul ve esasları belirleme konusunda yetki ve sorumluluk verdiği ve Yönetmeliğin 19'uncu maddesinin birinci fıkrasının (p) bendindeki düzenlemenin Kanun'un aradığı anlamda bir usul ve esas olarak nitelendirilemeyeceği dikkate alındığında, herhangi bir usul ve esas belirlemeksizin davacıya, güvenlik ihlallerini önlemek suretiyle kişisel verilerin korunmasına ilişkin olarak gerekli tedbirleri almadığı ve bu fiilin Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nin 19'uncu maddesine aykırı olduğundan bahisle idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararının 3. maddesinde hukuka uygunluk bulunmadığı, Bu doğrultuda, Kurul kararının kurul kararı hukuka aykırı bulunduğundan dayanağı bulunmayan 30/11/2017 tarih ve 858/E.79218 sayılı bildirim işleminin, idari para cezası karar tutanağının ve tahakkuk fişinin, davacının idari para cezasına itirazının zımnen reddine dair işlemin de iptali gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı şirketin haberleşme altyapılarında kullanılan SS7 protokolündeki güvenlik açıklarından kaynaklanan ihlalini görmezden gelerek bu yolla milli güvenlik ve kamu düzenini tehdit eden açığa cevaz verdiği, şirket tarafından gerçekleştirilen ihlalin kişisel verilerin gizliliği ile ilgili olduğu değerlendirilmiş ise de, durumun doğrudan haberleşmenin gizliliğine ilişkin olduğu, ihlal konusu açığın çağrı ve SMS yönlendirme, interception (araya girme), engelleme, konum sorgulama ve belirleme, çağrı ve SMS hizmeti durdurma, engelleme gibi hususlarda güvenlik zaafiyetine neden olabileceği, davacı şirketin dava konusu işleme ilişkin yükümlülüğünün doğrudan Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nin 19. maddesi ile bağlantılı olduğu, ihlal konusuna ilişkin bir düzenleme boşluğu bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı idarenin idari para cezası verilmesine esas fiilin kişisel verilerin gizliliği ile değil haberleşmenin gizliliği ile ilişkili olduğu iddiasının yerinde olmadığı, öyle olsa dahi kişisel verilerin gizliliğini ihlal fiilinin de dayanağını Anayasa'dan aldığı, idarenin güvenlik açığına sebep olunduğu şeklindeki ciddi ve kritik konuda işletmecilerin alması gereken önlemleri belirlemesinin evleviyetle gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı şirkete yönelik denetimde, çağrı ve SMS yönlendirme, interception (araya girme), engelleme, konum sorgulama ve belirleme, çağrı ve SMS hizmeti durdurma, engelleme (SS7 Dos atakları) güvenlik ihlallerinin önlenmesine yönelik olarak gerekli tedbirlerin alınmamış olduğu tespit edilerek 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 60. ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 5. ve 44. maddeleri uyarınca davacı şirket hakkında 2015 yılı net satış tutarının % 0,0025'i (milyonda yirmibeşi) oranında 255.789,25 TL idarî para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine, anılan Kurul kararının 3. maddesi ile bu kararın uygulanmasına ilişkin idari para cezası karar tutanağının, tahakkuk fişinin, bu işlemin bildirimine ilişkin işlemin ve Kurul kararına karşı yapılan itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın "Özel hayatın gizliliği" başlıklı 20. maddesinin 3. fıkrasında, "Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.", 22. maddesinin 1. fıkrasında, "Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır." kuralı yer almıştır. 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; elektronik haberleşme sektöründe düzenleme ve denetleme yoluyla etkin rekabetin tesisi, tüketici haklarının gözetilmesi, ülke genelinde hizmetlerin yaygınlaştırılması, kaynakların etkin ve verimli kullanılması, haberleşme alt yapı, şebeke ve hizmet alanında teknolojik gelişimin ve yeni yatırımların teşvik edilmesi ve bunlara ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir."; "İlkeler" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Her türlü elektronik haberleşme cihaz, sistem ve şebekelerinin kurulması ve işletilmesine müsaade edilmesi, gerekli frekans, numara, uydu pozisyonu ve benzeri kaynak tahsislerinin yapılması ile bunların düzenlenmesi Devletin yetki ve sorumluluğu altındadır. İlgili merciler tarafından elektronik haberleşme hizmetinin sunulmasında ve bu hususta yapılacak düzenlemelerde aşağıdaki ilkeler göz önüne alınır: (...) l) Bilgi güvenliği ve haberleşme gizliliğinin gözetilmesi"; "Kurumun görev ve yetkileri " başlıklı 6. maddesinde, Kurumun görev ve yetkileri şunlardır: (...) (c) Abone, kullanıcı, tüketici ve son kullanıcıların hakları ile kişisel bilgilerin işlenmesi ve gizliliğinin korunmasına ilişkin gerekli düzenlemeleri ve denetlemeleri yapmak. (...) (s) Elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösterenlerin mevzuata uymasını denetlemek ve/veya denetlettirmek, konu ile ilgili usul ve esasları belirlemek, aykırılık halinde mevzuatın öngördüğü işlemleri yapmak ve yaptırımları uygulamak. (ş) Elektronik haberleşme sektörüne yönelik olarak, millî güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi amacıyla mevzuatın öngördüğü tedbirleri almak. (t) Ara bağlantı ve ulusal dolaşım da dahil erişim ile ilgili uygulanacak usul ve esasları belirlemek ve mevzuatın öngördüğü düzenlemeleri yapmak, elektronik haberleşme sağlanması amacıyla imzalanan anlaşmaların rekabeti kısıtlayan, mevzuata ve/veya tüketici menfaatlerine aykırı hükümler içermemesi amacıyla mevzuatın öngördüğü tedbirleri almak. (...) (v) Bu Kanunla verilen görevlere ilişkin yönetmelik, tebliğ ve diğer ikincil düzenlemeleri çıkarmak." kuralına yer verilmiştir. 5809 sayılı Kanun'un "İşletmecilerin hak ve yükümlülükleri" başlıklı 12. maddesinde, "(...) (2) Kurum, işletmecilere sektörün ihtiyaçları, uluslararası düzenlemeler, teknolojide meydana gelen gelişmeler gibi hususları gözeterek aşağıdaki hususlar başta olmak üzere, mevzuat doğrultusunda yükümlülükler getirebilir: (...) d) Kişisel veri ve gizliliğin korunması. e) Tüketicinin korunması. (...) j) İzinsiz erişime karşı şebeke güvenliğinin sağlanması. (...) (4) İşletmecilerin hak ve yükümlülükleri ile ilgili usul ve esaslar Kurumca belirlenir. (5) İşletmeciler, elektronik haberleşme sistemleri üzerinden millî güvenlikle ve 5397 ve 5651 sayılı kanunlar ve ilgili diğer kanunlarda getirilen düzenlemelerle ilgili taleplerin karşılanmasına yönelik teknik alt yapıyı, elektronik haberleşme sistemini hizmete sunmadan önce kurmakla yükümlüdür. Halen elektronik haberleşme hizmeti sunan işletmeciler de; söz konusu teknik alt yapıyı, Kurum tarafından belirlenecek süre içerisinde aynı şartlarla ve tüm harcamaları kendilerine ait olmak üzere kurmakla yükümlüdürler."; "Kurumun yetkisi ve idarî yaptırımlar" başlıklı 60. maddesinin 1. fıkrasında, "Kurum; mevzuata, kullanım hakkı ve diğer yetkilendirme şartlarına uyulmasını izleme ve denetlemeye, aykırılık halinde işletmecilere bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçüne kadar idarî para cezası uygulamaya, millî güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi ve kanunlarla getirilen hükümlerin uygulanması amaçlarıyla gerekli tedbirleri almaya, gerektiğinde tesisleri tazminat karşılığında devralmaya, belirlediği süre içerisinde yetkilendirme ücretinin ödenmemesi ya da ağır kusur halinde verdiği yetkilendirmeyi iptal etmeye yetkilidir. Ancak, Kurum, ulusal çapta verilecek frekans bandı kullanımını ihtiva eden ve sınırlı sayıda işletmeci tarafından yürütülmesi gereken elektronik haberleşme hizmetlerine ilişkin yetkilendirmelerin iptalini gerektiren hallerde Bakanlığın görüşünü alır." kuralı yer almıştır. Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nin "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde, "Bu Yönetmelik, 05/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 6, 8, 9, 10, 11, 12, ve 60'ıncı maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır."; "İşletmecilerin hak ve yükümlülükleri" başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasında, " (1) İşletmeciler; Kurum düzenlemeleri, ilgili mevzuat ve Elektronik Haberleşme Hizmet, Şebeke ve Altyapılarının Tanım, Kapsam ve Sürelerinde öngörülen şartlara ve aşağıda yer alan kayıt, kural ve yükümlülüklere uygun olarak elektronik haberleşme hizmetini sunma hakkına sahiptir. (...) (p) Güvenlik ve müdahalelerin önlenmesi: İşletmeciler, haberleşme mahremiyeti ve güvenliği ile şebeke güvenliğinin sağlanması ve korunması için, her türlü tedbiri almakla, altyapı ve sistemlerinde teknolojik uyumu sağlamakla, elektronik haberleşmeye ilişkin bilgi, belge ve verilerin gerek korunmasında, gerekse iletilmesinde gizlilik hükümlerine uymak ve kanunla yetkilendirilmiş merci dışında başkasının bu bilgileri elde etmesini önlemekle yükümlüdür. İşletmeci, vereceği elektronik haberleşme hizmeti, şebeke ve altyapısında kullanılacak cihazlara, yetkisiz kişilerin erişimini ve bozucu/değiştirici müdahalelerini önlemek amacıyla gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. (...)"; "İdari yaptırımlar" başlıklı 25. maddesinde, "İşletmeci faaliyetlerinin yetkilendirme kapsamındaki yükümlülüklere ve ilgili mevzuata aykırı olması durumunda, işletmeciye Kanun ve ilgili diğer mevzuat uyarınca idari para cezası veya diğer yaptırımlar ile tedbirlerin uygulanır." kurallarına yer verilmiştir. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 2. fıkrasında, "İşletmecinin birinci fıkrada sayılan fiiller dışında yetkilendirmeye ilişkin ilgili mevzuatı ihlal etmesi halinde işletmecinin bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçüne (%3) kadar idari para cezası uygulanır.", 44. maddesinde, "Bu Yönetmelikteki cezaların belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak aşağıda sayılan unsurlar göz önünde bulundurulur. a) Zararın varlığı, b) Haksız ekonomik kazancın varlığı, c) Tekerrürün varlığı, ç) Aynı madde ihlaline ilişkin olarak işletmeciye son beş yılda uygulanan idari yaptırımlar, d) İyi niyetin varlığı." kuralları yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Genel kanun niteliği” başlıklı 3. maddesinde, bu Kanun'un; idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde; diğer genel hükümlerinin ise, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı kurala bağlanmış olup, 5809 sayılı Kanun’da aksine bir hüküm yer almadığından, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından idarî para cezaları alanında yapılacak düzenlemelerde ve verilen idarî para cezalarında, belirtilen Kanun’un genel hükümlerinde yer alan düzenlemelerin dikkate alınması gerektiği açıktır. Kurum’un ikincil düzenleme yetkisi 5809 sayılı Kanun’un belirlediği çerçeve ve 5326 sayılı Kanun’un genel hükümler bölümünde yer alan kural ve ilkelerle sınırlandırılmış bulunmaktadır. Kabahatler Kanunu’nun “Kanunilik ilkesi” başlıklı 4. maddesinde, hangi fiillerin kabahat oluşturduğunun kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriğinin, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceği, kabahat karşılığı olan yaptırımların türünün, süresinin ve miktarının ancak kanunla belirlenebileceği kurala bağlanmıştır. Böylece, idarî yaptırımlar konusunda genel kanun niteliğini haiz Kabahatler Kanunu, hangi fiillerin kabahat oluşturduğuna yönelik bir çerçeve hükme yer vermek suretiyle idareye kısmî takdir yetkisi tanımakta, ancak yaptırımın türü, süresi ve miktarı bakımından mutlak olarak kanunilik ilkesini benimsemiş bulunmaktadır. 5809 sayılı Kanun'un 4. maddesinde, ilgili merciler tarafından elektronik haberleşme hizmetinin sunulmasında ve bu hususta yapılacak düzenlemelerde göz önünde bulundurulacak ilkeler arasında "Bilgi güvenliği ve haberleşme gizliliğinin gözetilmesi"ne yer verildiği; 6. maddesinde, abone, kullanıcı, tüketici ve son kullanıcıların hakları ile kişisel bilgilerin işlenmesi ve gizliliğinin korunmasına ilişkin gerekli düzenlemeleri ve denetlemeleri yapma, elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösterenlerin mevzuata uymasını denetleme ve/veya denetlettirme, konu ile ilgili usul ve esasları belirleme, aykırılık hâlinde mevzuatın öngördüğü işlemleri yapma ve yaptırımları uygulama hususunda Kuruma görev ve yetki verildiği ve 60. maddesinde ise, Kurumun mevzuata, kullanım hakkı ve diğer yetkilendirme şartlarına uyulmasını izleme ve denetlemeye, aykırılık hâlinde işletmecilere bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçüne kadar idarî para cezası uygulamaya yetkili kılındığı dikkate alındığında, anılan kuralların 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 4. maddesinde düzenlenen "kanunilik" ilkesine aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşılmaktadır. 5809 sayılı Kanun'un 6, 8, 9, 10, 11, 12 ve 60. maddelerine dayanılarak hazırlanan Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nin "İşletmecilerin hak ve yükümlülükleri" başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendinde ise, işletmecilerin haberleşme mahremiyeti ve güvenliği ile şebeke güvenliğinin sağlanması ve korunması için, her türlü tedbiri almakla, altyapı ve sistemlerinde teknolojik uyumu sağlamakla, elektronik haberleşmeye ilişkin bilgi, belge ve verilerin gerek korunmasında, gerekse iletilmesinde gizlilik hükümlerine uymak ve kanunla yetkilendirilmiş merci dışında başkasının bu bilgileri elde etmesini önlemekle ve işletmecinin vereceği elektronik haberleşme hizmeti, şebeke ve altyapısında kullanılacak cihazlara, yetkisiz kişilerin erişimini ve bozucu/değiştirici müdahalelerini önlemek amacıyla gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğuna "güvenlik ve müdahalelerin önlenmesi" kapsamında yer verilmiştir. Davalı idare tarafından, Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendinde yer alan kuralla işletmecinin kendi altyapısını kurabilmesinin veya istediği teknolojiyi tercih edebilmesinin önüne geçmeyecek şekilde genel ilkeler belirlenmek suretiyle bu alanın çerçevesinin çizildiği ve bu alanda yapılacak denetimler ve incelemelerde de temel güvenlik politikaları ile işletmecinin kendi yönetim yapısı ve teknolojik alt yapısına göre belirlediği bilgi güvenliği politikasının göz önünde bulundurulduğu ifade edilmiştir. Her ne kadar temyize konu Mahkeme kararında, Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendinde yer alan kuralın 5809 sayılı Kanun'un aradığı anlamda bir usûl ve esas olarak nitelendirilemeyeceği değerlendirmesine yer verilmiş ise de, Kabahatler Kanunu'nun 4. maddesinde yer alan kanunilik ilkesine uygun olarak, Anayasa'nın 20. maddesinin 3. fıkrası, 22. maddesinin 1. fıkrası ve 5809 sayılı Kanun'da yer alan 4, 6 ve 12. maddeler çerçevesinde anılan Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendinde güvenlik ve müdahalelerin önlenmesine yönelik olarak idari yaptırıma konu fiillerin düzenlendiği, her bir işletmecinin farklı hizmet sunumu, alt yapısı, bayi yapısı bulunması ve teknolojinin sürekli gelişme göstermesi gibi nedenlerle her işletmecinin kendi altyapısı ve bayi sistemi çerçevesinde en temel önlemleri almasının gerektiği, dolayısıyla anılan Yönetmelik maddesinde yer verilen fiilin işletmeciler tarafından açıkça anlaşılır nitelikte olduğu ve keyfi uygulamalara yol açmayacağı açıktır. Ayrıca, elektronik haberleşme alanında zamanla ortaya çıkan tehlikeler dikkate alındığında, bilgi güvenliği ve haberleşmenin gizliliğinin gözetilmesi, kişisel verilere ilişkin güvenliğin sağlanması ve müdahalelerin önlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Bu itibarla, Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendine aykırı olduğu belirtilen fiillerin sübuta erip ermediği hususunda davalı idarece hazılanan inceleme raporu da temin edilmek suretiyle bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu değerlendirme yapılmadan dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 17/04/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerin hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Bölge İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.