4. Hukuk Dairesi 2022/15411 E. , 2023/8210 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1294 Esas - 2022/1625 Karar HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul - Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/621 Esas - 2022/257 Karar Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı
**4. Hukuk Dairesi 2022/15411 E. , 2023/8210 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1294 Esas - 2022/1625 Karar HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul - Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/621 Esas - 2022/257 Karar Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi (...) ile sigortalı olan ... plakalı aracın 09.09.2016 tarihinde karıştığı trafik kazası neticesinde araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 35.000,00 TL tedavi giderinin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslahla talebini 303.587,52 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 6.412,48 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 310.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının zorunlu başvuru şartlarını yerine getirmediğini, kusur durumu için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, maluliyete ilişkin Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, hesaplama işlemlerinin poliçe genel şartlarına göre yapılması gerektiğini, tedavi giderlerinden davalının sorumlu olmadığını, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen raporda özetle, 09.09.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araç sürücüsü ...'nin % 100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Her ne kadar mahkemece Adli Tıp Kurumu uzmanlarından oluşan heyetten davaya konu poliçe tanzim tarihinde geçerli yönetmeliğe göre alınan 28.11.2017 tarihli ikinci raporda davacının maluliyetinin %52 oranında olduğu tespit edilmiş ise de dosya kapsamında 18.04.2017 tarihli ilk bilirkişi heyet raporunda davacının maluliyetinin %28,2 oranında olduğu tespit edilmiş olup raporlar arasında bariz çelişki oluştuğu görülmektedir. ATK İkinci İhtisas Kurulu 18.08.2021 tarihli raporda özetle, davacının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmelik dikkate alındığında tüm vücut engellilik oranının %33 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir. Hesap bilirkişisinden alınan raporda özetle, davacının TRH-2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant sistemine göre % 33 malul sayılan dönemde oluşan maddi zararının 366.496,75 TL, geçici iş göremezlik döneminde oluşan zararının 5.230,72 TL olduğunu belirtmiştir. 09.09.2016 tarihinde ... plakalı araç seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde meydana gelen kazada davacının kusursuz olduğu, ... plakalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, söz konusu kaza nedeni ile araçta yolcu olarak bulunan davacının ATK İkinci İhtisas Kurulunun 18.08.2021 tarihli hükme esas alınan raporuna göre özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %33 olduğu, iyileşme süresinin 4 aya kadar uzayabileceği dosya kapsamı ve alınan raporlar ile sabittir. Talep edilen tedavi giderlerinden davalı ... şirketinin sorumlu olmadığı ve 6111 sayılı yasa gözetilerek SGK'nın sorumluluğunun değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiş ve bu nedenle de tedavi gideri talebi yerinde görülmemiştir.Ceza dosyası kapsamı incelendiğinde davacının ... plakalı araç sürücüsü ...'nin kızının arkadaşı olduğu ve kızı ile aynı üniversiteye kayıt yaptırmak için beraber Bayburt iline gittikleri sırada kazanın gerçekleştiği sabittir. Bu nedenle hatır taşıması bulunduğu kabul edilmiş ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına uygun olarak %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmıştır." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 291.124,11 TL sürekli iş göremezlik, 4.184,60 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 295.308,71 TL tazminatın (26.10.2016) tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte (poliçe limiti ile sınırlı olarak) davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebi ile tedavi gideri talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, geçici iş göremezlikten doğan zararların 01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının yürürlüğe girmesi ile poliçe teminatı dışına çıkarıldığını ve sorumluluğun Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğini, istiap haddinin aşılması sebebiyle hükmedilecek tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesine uygun başvuru yapılmaması nedeniyle dava şartının gerçekleşmediğini, dolayısıyla faiz başlangıcının dava tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Mahkemece çelişkiyi gidermek amacıyla alınan Adli Tıp Kurumu raporunda, davacının maluliyet oranın %33, geçici iş göremezlik süresinin ise 4 ay olduğu tespit edilmiştir. Karayolları Trafik Kanunu'nda zarar görenin yazılı başvurusuna hangi belgeleri eklemesi gerektiğine ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır. Davacının sigorta şirketine yazılı olarak başvuru yaptığı sabit olduğuna göre maluliyet raporu ve diğer bir takım belgelerle birlikte başvuru yapılması gerektiğine ilişkin hak aramanın özünü kısıtlayabilecek gerekçelerle başvuruyu reddetmek doğru olmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Somut olayda kaza esnasında araç içerisinde davacı ile birlikte toplam altı kişi bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda müterafik kusur indirimi yapılabilmesi için kazanın oluşumunda veya zararın artmasında istiap haddinin aşılmasının etkisi olması gerekir. Kaza tespit tutanağında ve dosya kapsamına göre kaza esnasında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığına ilişkin bir belirlemenin yapılmadığı gibi kazanın istiap haddinin aşılması sebebiyle gerçekleştiğine dair bir tespitin de yapılmadığı görülmüştür. Buna göre davalı tarafın müterafik kusur indirimine ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. Davalı taraf her ne kadar, dairemizin kaldırma kararı öncesinde tanzim edilen maluliyet oranından daha düşük bir oran belirlenmesine rağmen hükmedilen tazminat bedelinin değişmediği yönünde itirazda bulunmuş ise de, dosyada bulunan hesap raporlarının incelenmesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından önce TRH-2010 Yaşam Tablosuna göre ve %1,8 teknik faiz uygulanmak suretiyle hesaplama yapıldığı halde, kaldırma kararı sonrası yine TRH-2010 Yaşam Tablosuna göre ancak %10 artırım ve eksiltim yöntemi uygulanmak suretiyle hesaplama yapıldığı ve hesaplamadaki farklılığın temel kaynağının bu durum olduğu anlaşılmakla davalı tarafın bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir." gerekçesiyle davalının istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının eksik evrakla başvuru yaptığını, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, davaya konu trafik kazası nedeniyle açılan ceza davasının akıbetinin belli olmadığını, ceza davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, uzlaşma hususunun araştırılarak netleştirilmesi gerektiğini, hesap raporunda esas alınan verilerin hatalı olduğunu, hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini ve İlk Derece Mahkemesince davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, buna yönelik istinaf itirazının Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacının yolcu olduğu davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) poliçesi ile teminat altına alınan aracın 09.09.2016 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi gideri istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 323 üncü, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu, 50 inci, 51 inci, 52 inci, 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Kanun'un 85 ve 91 inci maddeleri, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile ilk derece mahkemesince alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre maluliyet oranının belirlenmiş olmasına, hesap raporunun açık, anlaşılır ve denetime elverişli olmasına, geçici iş göremezlik tazminatından davalının sorumlu olmasına, uzlaşma konusunda yeterli bilgi ve belge olmaması nedeniyle bu hususun davalı tarafından ispat edilememiş olmasına, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre belirlenmesinin yerinde olmasına, vekalet ücreti takdirinin yerinde olmasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI.KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.06.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Trafik kazasında bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin gerçek zararının hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve TRH 2010 Yaşam Tablosu'nun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin daha uygun olacağına karar verilmiştir. Diğer yandan; Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı gereği, iş gücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ... Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak yapılması gereklidir. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesi tarafından hükme esas alınan aktüer raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre ve % 1,8 teknik faiz uygulanarak, işleyecek devre bakımından "devre başı ödemeli belirli süreli rant" yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmış; davalı tarafın istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış; kaldırma kararından sonraki yargılamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniği ile tazminat hesabının yapıldığı aktüer raporu esas alınarak tazminata hükmedilmiş; davalının tazminat hesap tekniğine ilişkin itirazlarını da kapsayan istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar onanmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararına esas alınan aktüer raporundaki hesap tekniği Dairemizin yerleşik uygulamalarına uygun olmakla birlikte, İlk Derece Mahkemesi tarafından tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz ile yapıldığı aktüer raporu esas alınarak verilen ilk karara karşı davacı yanın istinaf başvurusunda bulunmadığı görülmektedir. İlk karardaki hesap tekniğine karşı davacı yanın istinaf başvurusunda bulunmamasıyla, bu hesap tekniği bakımından davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu açıktır. Açıklanan tüm bu nedenlerle; davacı yanın aleyhine olan hesap yöntemine göre verilen ilk karara karşı istinaf başvurusunda bulunmaması nedeniyle davalı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış hakların korunması gerektiğinden, hesaplamanın (Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra alınan rapordaki yeni maluliyet oranı esas alınarak) TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz yöntemiyle yapılması için kararın davalı yararına bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.