T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1538 - 2025/1716 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1538 KARAR NO : 2025/1716 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/06/2023 NUMARASI : 2021/566 Esas ve 2023/347 Karar DAVACI : ... GERİ DÖNÜŞÜM GRANÜL PLASTİK AMBALAJ İTH. İHR. TİC.VE SAN. LTD.ŞTİ. …
T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1538 - 2025/1716 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1538 KARAR NO : 2025/1716 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/06/2023 NUMARASI : 2021/566 Esas ve 2023/347 Karar DAVACI : ... GERİ DÖNÜŞÜM GRANÜL PLASTİK AMBALAJ İTH. İHR. TİC.VE SAN. LTD.ŞTİ. VEKİLİ : Av. DAVALI : ... ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ VEKİLLERİ : Av. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit ve İstirdat (Kaçak Elektrik Kullanımından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 20/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/11/2025 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/06/2023 Tarih, 2021/566 Esas ve 2023/347 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkili adına kayıtlı olan abonelikte herhangi bir kaçak tüketim söz konusu olmamasına rağmen sahte olduğu belirtilen mühürler dolayısıyla ...-... nolu 01.06.2021 tarihinde 2 adet kaçak tutanağı düzenlenerek 1.027.408,14 TL tahakkuk yapıldığını, bu tutarların taksitlendirilerek 2 taksitinin (272.208,30-TL) ödenildiğini, şirket sınırları dışında ve yüksek gerilim hattı üzerinde bulunan mühürlere ve sayaca müvekkilinin müdahale etmesinin olanaksız olduğunu, dolayısıyla davalı sorumluluğunda bulunan ölçü bölümüne ulaşılamaz olunması nedeni ile kaçak elektriğinde kullanılmadığını belirtilerek davacının bu iki kaçak elektrik tutanağı nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile müvekkili tarafından 02/06/2021 tarihinde ilk taksit olarak ödenen 136.104,16-TL ve 02/07/2021 tarihinde ikinci taksit olarak ödenen 136.104,16 TL'nin ödeme tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte müvekkili şirketine iadesine karar verilmesin talep ve dava etmiştir. DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkili şirket tarafından ... Mah. ... Bulv. No:702/A ... adresinde faaliyet gösteren davacı taraf hakkında ... nolu tesisata kontrole gidildiğini, ... nolu tesisatın ölçü bölümünü koruyan mühürlerin orjinalliğinden şüphe duyulması üzerine söz konusu mühürlerin üretici firmaya gönderildiğini, üretici firma tarafından barkod baskılı seri numaralı mühürlerin incelendiğini, kopya mühür olduğuna dair 26/05/2021 tarihli raporun hazırlandığını, gerçekleştirilen denetimler sonucunda 01/06/2021 Tarihli ... ve ... seri nolu kaçak elektrik tüketimi tespit tutanaklarının tutulduğunu, bu tutanaklara bağlı olarak 784.627,49 TL ve 242.780,65 TL bedelli kaçak ve usulsuz elektrik tüketim faturaları düzenlendiğini, karşı tarafın hileli davranışlarla, profesyonelce hareket ederek ölçü devresine müdahale ettiğini, kopya mühür kulanmak suretiyle kaçak elektrik kullandığını, müvekkili kurumun elektrik piyasası tüketici hizmetleri yönetmeliğine göre karşı tarafın kaçak kullanımını tespit ettiğini, karşı tarafın kaçak enerji tüketiminde bulunduğunun belgelerle de sabit olduğunu, kaçak elektrik tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgelerden olduğunu ve bu konulardaki ispat külfetinin davacı tarafta ait olduğunu, karşı tarafın kaçak enerji tüketiminde bulunduğunun belgelerle de sabit olduğunu, davacı tarafın borcunu ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ikrar ederek ödediğini, müvekkili kurumca tahakkuk ettirilen kaçak elektrik bedeli nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve ödenen bedelin istirdadı isteminin kabulünün mümkün olmadığını beyan ederek davacı/borçlu tarafça ölçü devresine müdahale etmek suretiyle kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini, davacı tarafın yaptığı hiçbir ödemenin bir takip prosedürü içerisinde ya da cebri icra tehdidi altında yapılmadığı anlaşıldığından menfi tespit ve istirdat isteminin kabulünün hukuka açıkça aykırılık teşkil ettiğini, dolayısıyla davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddi gerektiğini, davacının borcunu ödemeyerek haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine ve davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece "....Somut olayda; taraflar arasında abonelik sözleşmesi bulunmaktadır. Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde Aralık 2019-Aralık 2020 tarihleri arasında oldukça düşük düşük gerçekleşen (1.828,58 kwh/gün) tüketim miktarının 03.01.2021 tarihinde yapılan sayaç değişim sonrasında Ocak 2021 döneminde 1 aylık süreçte günlük 8.795,616 kwh/gün olarak aniden artış gösterdiği, ardırdan ... tarafından kaçak tertibatın tespit edilip sayacın tekrar değiştirildiği 01.06.2021 dönemine kadar ki (31.01.2021-01.06.2021 arası) tüketimlerinin tekrar azalarak günlük ortalama 3.639,95 kwh/gün olarak kaydedildiği ve daha sonrasında davaya konu kaçak tutanakları düzenlendikten sonraki dönem olarak 01.06.2021-31.07.2021 dönemlerinde ortalama tüketim miktarının daha da yükselerek 18.798,47 kwh/gün olarak gerçekleştiği tespit edildiğinden 31.01.2021-01.06.2021 tarihleri arasında kaçak kullanım yapıldığı kabul edilmiştir. Davalı tarafından aynı tarihli yarım saat ara ile davaya konu iki ayrı tutanak tutulmuştur. Davalı tarafından her iki tutanak için abonelikte daha önce kaçak tespit tutanağı varmış gibi mükerrer kaçak tarifesi uygulanarak normal tarifenin iki katı ile çarpılmak suretiyle işlem yapılmıştır. Oysa yarım saat ara ile tutulan tutanaklar tek bir tutanak tutulmuş gibi kabul edilmesi gerektiğinden bilirkişi tarafından yönetmeliğe uygun olarak normal tarifenin 1,5 katı olan kaçak tarifesi ile çarpılması sonucu yapılan hesaplama ile davacının kaçak kullanım nedeniyle davalıya toplam 618.195,90-TL borcu olduğu kabul edilmiştir. Yargılamanın devamı sırasında davacı davaya konu kaçak elektrik tüketim tespit tutanakları uyarınca davalı tarafından tahakkuk ettirilen toplam 1.027.408,14-TL'yi 1.088.833,28-TL olarak ödediği anlaşılmıştır. Davacının ödediği bu miktardan tespit edilen 618.195,90-TL'lik borç miktarı düşüldüğünde davacının davaya konu kaçak elektrik tüketim tespit tutanakları nedeniyle davalıya 470.637,38-TL fazla ödediği anlaşıldığından davacının davaya konu kaçak elektrik tespit tutanakları nedeniyle davalıya toplam 470.637,38 TL borçlu olmadığının tespiti ile davacının borçlu olmadığı halde ödemiş olduğu 470.637,38- TL'nin 136.104,16-TL'sinin ödeme tarihi olan 03/01/2022, 136.104,16-TL'sinin ödeme tarihi olan 02/12/2021, 136.104,16-TL'sinin ödeme tarihi olan 02/11/2021 ve 62.324,90-TL'sinin ödeme tarihi olan 04/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine...." karar verilmiştir. DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Gerekçeli kararda her ne kadar 470.637,38 TL yönünden müvekkili şirketin borçlu olmadığı yönünde hüküm kurulmuşsa da verilen kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirkete yansıtılan kaçak tutanaklardan kaynaklı müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında her ne kadar kaçak tutanaklarının miktarı yönünden hesaplaması yapılmışsa da kaçak tüketimin kim tarafından gerçekleştirildiği, müvekkili şirketin neden sorumlu tutulduğunun açıklanmadığını, mahkeme dosyasına sunulmuş beyanlar dikkate alındığında iş bu kaçak tüketimin müvekkili tarafından yapılmadığı ve yapılamayacağının gün gibi aşikar olduğunu, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkeme tarafından bilirkişi raporlarında sabit iş bu hususların dikkate alınmayarak müvekkilinin nasıl pano içerisinde mevcut sayaç ve akım trafosuna ... tarafından elektrik kesilmeden müdahale edebildiğinin, kovalı araç olmadan sayaca nasıl ulaştığının veya sayaca ulaşacak aracı nereden bulduğunun tespiti yapılmadan yalnızca yapılan hesaplama ile müvekkili şirketin sorumlu tutulmuş olduğunu, müvekkilinin gözetim ve denetimi altında bulunmayan ve müvekkilinin kendi imkanları ile ulaşmasının mümkün olmadığı sayaç işlemlerinden müvekkilinin sorumlu tutulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, sayacın yüksek gerilim hattının üzerinde bulunduğunu, merkezi elektriğin kesilmeden bu sayaç ile ilgili olarak 3. kişilerin bu sayaca müdahelesinin söz konusu olmasının mümkün olmadığını, söz konusu sayaç ve ölçü panosunun davalının uhdesinde bulunmakta olduğunu, yerden 12 metre yüksek bir direkte ve bu direk de 31,5 kw yüksek gerilim hattının bulunduğunu, kaldı ki sayaç muhafaza kutusunun anahtarının yine davalı şirkette olduğunu, müvekkili şirketin herhangi bir şekilde uzaktan müdahalesi veya sayaçlarla oynama gibi bir durumunun imkânsız olduğunu, ölçü devresine herhangi bir fiziki müdahale yapılmadığının açıkça ortada olduğunu, müvekkili tarafından iş bu eylemin nasıl gerçekleştirildiği gerek davalı şirket gerekse bilirkişi raporları ile açıklanmadan iş bu borçtan müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin kaçak elektrik kullandığına ilişkin somut bir delilinin bulunmadığını, kaçak kullanım için bir yaptırıma gidilebilmesi için kişinin kaçak elektrik kullanmış olduğuna dair somut bir durumun varlığının gerektiğini ancak somut olayda davalı şirket yetkililerinin söz konusu tutanakta bahsi geçen iddialarının varsayımsal olduğunu, iddialarını destekleyebilecek herhangi somut bir delilin varlığının mevcut olmadığını ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Müvekkili şirket tarafından, ... Mah. ... Bulv. No:702/A ... adresinde faaliyet gösteren davacı taraf hakkında ... nolu tesisata kontrole gidildiğini, ... nolu tesisatın ölçü bölümünü koruyan mühürlerin orijinalliğinden şüphe duyulması üzerine söz konusu mühürlerin üretici firmaya gönderildiğini, üretici firmanın "tarafınızdan şüpheli olarak görüp göndermiş olduğunuz barkod baskılı seri numaraları mühürler incelenmiştir. ... seri numaralı mühürler bize ait olup herhangi bir müdahale tespit edilmemiştir. ...- ... numaralı mühürler ise bize ait olmayıp, kopya mühürdür." şeklinde daha önce de mahkemeye sunulan 26/05/2021 tarihli raporlamayı yapmış olduğunu, söz konusu raporda mühürlerin sahte olduğunun belirtilmesi üzerine gerçekleştirilen denetimler sonucunda 01/06/2021 Tarihli ... ve ... seri nolu kaçak elektrik tüketimi tespit tutanaklarının tutulduğunu, bu tutanaklara bağlı olarak 784.627,49 TL ve 242.780,65 TL bedelli kaçak ve usulsuz elektrik tüketim faturalarının düzenlendiğini, aldırılan bilirkişi raporları ışığında mahkemece "davacının 01/06/2021 tarihli ... ve ... nolu kaçak elektrik tüketimi tespit tutanakları nedeniyle davalıya toplam 470.637,38 TL borçlu olmadığının tespiti ile davacının borçlu olmadığı halde ödemiş olduğu 470.637,38 TL'nin 136.104,16 TL'sinin 03/01/2022, 136.104,16 TL'sinin 02/12/2021, 136.104,16 TL'sinin 02/11/2021 ve 62.324,90 TL'sinin 04/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verildiğini ancak mahkemece verilen işbu kararın usul ve yasalara aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında karşı tarafın kaçak elektrik kullandığı sabit olmakla müvekkili şirket tarafından aynı tarihli, yarım saat ara ile iki ayrı tutanağın tutulduğunu, her iki tutanak için de abonelikte daha önce kaçak tespit tutanağı varmış gibi mükerrer kaçak tarifesi uygulanarak normal tarifenin 2 katı ile çarpılmak suretiyle işlem yapıldığını ve bu durumun mevzuata aykırı olduğunu, bilirkişice 1 tutanak olması gerektiği kabul edilerek ve bu tutanağın ilk tutanak olması nedeni ile yönetmeliğe göre normal tarifenin 1,5 katı olan kaçak tarifesi ile çarpılmasıyla kaçak bedeli 618.195,90 TL bedel olarak hesaplandığını, davacının fazladan ödediği tutarın 470.637,38 TL olarak belirtildiğini, işbu dosya kapsamında aldırılan 30/06/2022 ve 28/12/2022 tarihli raporların hatalı hesaplamalarla oluşturulduğunu, 30/06/2022 tarihli rapora karşı yapılan itirazlarının bilirkişice dikkate alınmadığını ve 28/12/2022 tarihli raporun aynı şekilde mahkeme dosyasına sunulmuş olduğunu, müvekkili şirketin kaçak elektrik kullanımını tespit etmeye yetkili ve görevli şirket olup kaçak elektrik kullanımının tespiti, hesaplanması, faturalandırılması ve ödenmeyen borçların icra takibine geçilmek suretiyle tahsilini yasadan aldığı yetkiye dayanarak gerçekleştirdiğini, 30.05.2018 Tarihli ve 30436 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin kaçak elektrik kullanımı, tespiti ve faturalandırılması gibi süreçlerin tamamına ilişkin işlemlerin nasıl yapılacağını gösterdiğini, istinaf incelemesi neticesinde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, her halde takas/mahsup talebinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan faturalar nedeni ile davalı şirkete borçlu olunmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir. İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davalı ... personelleri tarafından davacı şirket hakkında 01/06/2021 tarihli 10:49 ile 11.32 saatli iki adet kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağının düzenlendiği, bu tutanaklara istinaden davacı hakkında toplam 1.027,408,14 TL borç tahakkuk ettirildiği, davacının kaçak elektrik kullanmadığı gerekçesi ile bu tutanaklar nedeni ile borçlu olmadığının tespiti ve yapılan ödemelerin iadesi istemi ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/566 Esas sayılı dosyası üzerinden menfi tespit ve istirdat davası açtığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde 21/06/2023 Tarih, 2021/566 Esas ve 2023/347 Karar sayılı karar ile "Davanın kısmen kabulü ile davacının 01/06/2021 tarihli ... ve ... nolu kaçak elektrik tüketimi tespit tutanakları nedeniyle davalıya toplam 470.637,38 TL borçlu olmadığının tespiti ile davacının borçlu olmadığı halde ödemiş olduğu 470.637,38 TL'nin 136.104,16 TL'sinin 03/01/2022, 136.104,16 TL'sinin 02/12/2021, 136.104,16 TL'sinin 02/11/2021 ve 62.324,90 TL'sinin 04/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verildiği, davalı vekilinin ve davacı vekilinin süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna müracaat ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması isteminde bulunduğu anlaşılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile dava dışı ... ... Elektrik Perakende Satış A.Ş. arasında "... Mah. ... Bulvarı, No:706 ..." adresine ilişkin olarak elektrik abonelik sözleşmesinin imzalandığı, davalı şirket tarafından yapılan denetimler sonucunda ... ve ... numaralı mühürlerin davalı şirkete ait olmayıp kopya olduğunun 25/05/2021 tarihli rapor ile tespit edildiği, bunun üzerine davacı şirket hakkında 01/06/2021 tarihli 10.49 ve 11.32 saatli kaçak elektrik tüketimi tespit tutanaklarının düzenlendiği, her iki tutanakta da kaçak kullanım şekli olarak "ölçü devresine müdahale ederek tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek sureti ile elektrik enerjisi tüketildiği" açıklamasına yer verildiği, Elektrik Mühendisi ... tarafından tanzim edilen 30/06/2022 tarihli kök raporda; "keşif mahallinde yapılan tespitte müdahale edildiği belirtilen ölçü panosunun ve aboneliğe ait sayacın davacı şirkete ait tesisin girişinden yaklaşık 20 metre doğuya doğru geri mesafede ana yol üzerindeki ... bayisi önünde bulunan demir kafes direk üzerinde bulunduğu, yani tesise ait parselin dışında bulunduğu, 12 metrelik demir direk üzerindeki ölçü panosunun üst tarafında ve 4 köşesinde aşağıdan çıplak gözle bakıldığında görüldüğü gibi barkodlu mühürlerin bulunduğu, bu pano içerisindeki sayaca veya akım trafolarına müdahalede bulunulabilmesi için öncelikle elektrik ... tarafından kesilmesi gerektiği, kesilmeden müdahale edilmesinin hayati tehlikeye yol açabileceği" tespitine yer verildiği, yine tutanak tanıklarının keşif mahallinde alınan beyanlarında "enerjinin merkezden kesilmesi sonrasında inceleme yapabildiklerini" ifade ettikleri görülmüştür. Her ne kadar davalı şirket personelleri tarafından davacı şirket hakkında kaçak elektrik tüketimi tespit tutanakları düzenlenmiş ise de; keşif mahallinde çekilen fotoğraflardan kaçak elektrik tüketimine konu sayacın bulunduğu yerin davacı şirkete ait işletmenin dışında olduğu, ölçü panosunun ve içindeki sayacın 12 metrelik demir direk üzerinde bulunduğu, panonun anahtarının davalı şirkette olduğu, yine bu pano içerisindeki sayaca veya akım trafolarına müdahalede bulunulabilmesi için öncelikle elektriğin ... tarafından kesilmesi gerektiğinin gerek davalının tutanak tanıkları ve gerekse bilirkişi raporu ile sabit olduğu, davalı şirketin 30/05/2018 tarihli yönetmelik hükümleri gereğince kaçak elektrik enerjisi tüketimini tespit ederken tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesinde RST fazlarına ait ölçü akım trafolarının S1 VE S2 uçları arasında şönt atılmak sureti ile ölçü devresine müdahale yapıldığı sabit ise de müdahalenin davacı tarafından gerçekleştirildiğinin somut bir belge, delil, fotoğraf, video kaydı..vb deliler ile ispat edilemediği gibi davacı hakkında kaçak elektrik kullanımına yönelik Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen her hangi bir soruşturmanın da bulunmadığı, haksız fiil mahiyetindeki kaçak elektrik kullanımı iddiasına yönelik olarak iddiayı doğrular olgu veya emarelerin dosyaya yansımadığı, diğer bir ifade ile davalı şirketin tespitini doğru bulgu ve belgeye dayandırmadığı, bu nedenle davacının kaçak elektrik tüketimi bedelinden sorumlu olmadığı, eksik tespit edilen elektrik tüketimi nedeni ile dava dışı ... ... Elekrik Perakende Şatış A.Ş. Tarafından ek tahakkuk yapılmasının ve davacı tarafından ödeme yapılmaması halinde takip/dava yolu ile alacağın tahsillinin her zaman mümkün olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesince açıklanan gerekçeler ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne yönelik kararın usul ve esas bakımından kanuna aykırı olduğu kanaatine varılarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne davacı vekilinin istinaf itirazları kabul edildiğinden kaldırma kararı gerekçesine göre davalı vekilinin kaçak elektrik kullanımının esasına yönelik istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin takus-mahsup talebi yönünden yapılan incelemede; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 139. maddesinde; “İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir” şeklinde kanun maddesi aynen korunmuştur. Öte yandan Türk Hukuk Lûgatında takas için “İki kişi karşılıklı olarak bir miktar ya da özdeş (aynı cinsten) diğer edimleri birbirlerine borçlu iseler her iki taraf muaccel (istenebilir) olan borçlarından ya da alacaklarından vazgeçerek sözleşmeyi sona erdirebilirler” ( Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 1052) denilerek Kanun maddesi ile aynı doğrultuda tanımlama yapılmıştır. Yapılan bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı (birbirinden borçlu olması) gerekir. Alacak ve borç karşılıklı değilse veya iki kişi arasındaki borç ilişkisinin, dışında kalan kişilerden olan alacaklar ya da borçlar takasa konu olamaz. Takas bildiriminde bulunan kimse karşı tarafa borçlu bulunmalı, aynı zamanda karşı taraftan alacaklı olmalıdır. Ayrıca takas için, yalnız borçlularda değil, borçlarda da karşılıklılık bulunmalıdır. Ancak aynı nitelikteki cins (nevi) veya özdeş edimlerin takası mümkündür. Özdeşliğin, TBK’nın 143. maddesindeki “Borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirdiği anda” mevcut olması gerekir. Karşılıklı alacaklardaki özdeşlik, cins ve nitelik bakımından aranır. Yoksa miktar bakımından bir özdeşlik söz konusu değildir. Çünkü, TBK’nın 143. maddesinin birinci fıkrasında da belirtildiği gibi, takasla, her iki borç, takas edilebilecekleri anda, daha az olan borç tutarınca sona erer. Aynen ifa borcu, sonradan tazminat borcuna dönüşmüşse, diğer tarafın borcu da para borcu ise, özdeşlik gerçekleşmiş olduğundan takas yapılabilir. Özdeşlik koşulu, alacakların kaynağının da aynı olmasını gerektirmez. Bu bakımdan sözleşmeden doğan bir alacağın, karşı tarafın haksız fiilden doğan tazminat alacağı ile takası mümkündür (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1,3. Baskı, Temmuz 2013, s. 920-925). Başka bir ifadeyle alacakların aynı cinsten olması, borçlanılan edimlerin ifada birbirlerinin yerine geçebilecek nitelikte olması anlamına gelmektedir. Takas için aranan üçüncü koşul kural olarak her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olmasıdır. Dördüncü koşul ise, tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir. Taraflardan birinin alacağı muaccel olduğu hâlde, karşı tarafa olan borcu için bir vadeden yararlanıyorsa, bu alacak talep edildiğinde diğer taraf henüz muaccel olmayan kendi alacağını takas olarak ileri süremez (Uygur, s. 925). Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında alacak sahiplerinden her biri tarafından ileri sürüleceği gibi, bu yola gitmeksizin taraflar alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Diğer bir anlatımla takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklıdır. İlke olarak takas def'î de diğer def'îler gibi süresinde verilen cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Aksi hâlde takastan kurtulmak isteyen borçlu hemen bir ihtilaf çıkartarak amacına ulaşabilir. Öte yandan ihtilaflı alacağın takas edilebilir olduğunu söylemekle de takasın ortaya konulması ile ihtilafın alacaklı lehine hâlledilmiş olduğu anlamı çıkmamalıdır. Sonuçta hâkim anlaşmazlığı çözerek sonucuna göre takas def’î talebini red veya kabul edecektir (Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2021 tarihli, 2019/(22)9-267 E., 2021/1463 K. sayılı kararı). Mahsup ise bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Meselâ, bir malı sahibine iade ile yükümlü zilyedin o mal için yaptığı bazı masraflar, o maldan elde ettiği semerelerin bedeline mahsup edilir (MK. m. 907). Bunun gibi, haksız fiilden zarar gören kimsenin bu fiilden elde ettiği bir menfaat olmuşsa, böyle bir menfaat uğranılan zarara mahsup edilir. Görülüyor ki bu olaylarda karşılıklı alacaklar yoktur; sadece, alacağın net miktarını bulmak için yapılan bir hesap ameliyesi bahis konusu olmaktadır (Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ/ Tekinay, Selâhattin Sulhi.: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler,7. Bası, İstanbul 1993, s. 1013). Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından re’sen nazara alınır (Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2021 tarihli ve 2017/15-496 E., 2021/208 K. sayılı kararı). Sonuç itibariyle takas ve mahsup farklı kavramlardır. Takasta karşılıklı aynı cins muaccel alacak ve borç söz konusu olduğu hâlde, mahsupta karşılıklı birer alacak söz konusu değildir. Mahsup, bir alacaktan (zararlı olayın zarar görene sağladığı diğer faydalar, giderlerdeki tasarruflar gibi) bazı kalemlerin düşülmesine izin veren bir sayışma işlemidir. Mahsupta mahsup hakkına sahip olan taraf bu hakkını karşı taraf alacağını kendisinden istemedikçe ileri süremez (Uygur, s. 940). Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü hususun davacı şirketin davalı ... Edaş'a yine dava dışı kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan borçlarının varlığı olup bu nedenle istemin özünün takas defi olduğu, yukarıda ayrıntıları ile yer verilen açıklamalar uyarınca takas talebinin bir defi olduğu, diğer defiler gibi süresinde ibraz edilen davaya cevap dilekçesi ile ileri sürülmesi gerektiği, davalının ise davaya cevap dilekçesinde bu hususta bir açıklamada bulunmadığı, ilk derece yargılaması aşamasında ileri sürülmeyen hususları istinaf aşamasında incelenmesi mümkün olmadığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir. HMK'nın 353/1-b.2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği belirtilmiş olup anılan yasal düzenleme ve yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca, davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne, mahkemece verilen hükmün 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, davacı vekilinin istinaf itirazları kabul edildiğinden kaldırma kararı gerekçesine göre davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.(1) maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, II-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına, giderek; 1-Davanın KABULÜ ile; davacının 01/06/2021 tarihli ... ve ... nolu kaçak elektrik tüketimi tespit tutanakları nedeniyle davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Davacı tarafından 01/06/2021 tarihli ... ve ... nolu kaçak elektrik tüketimi tespit tutanakları nedeniyle davalıya ödenen 1.088.833,28 TL'nin; 136.104,16 TL'sinin 03/01/2022, 136.104,16 TL'sinin 02/12/2021, 136.104,16 TL'sinin 02/11/2021, 136.104,16 TL'sinin 04/10/2021, 136.104,16 TL'sinin 02/09/2021, 136.104,16 TL'sinin 02/08/2021, 136.104,16 TL'sinin 02/07/2021 ve 136.104,16 TL'sinin 02/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Alınması gereken 74.378,20 TL karar harcından, peşin alınan 17.545,57 TL harcın mahsubu ile bakiye 56.832,63 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından ödenen 17.545,57-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 6-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan İstinaf karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 169.324,99 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvuru harcı, 121,50 TL tebligat gideri, 80,00 TL tanık ücreti, 250,00 TL keşif araç gideri, 571,90 TL keşif harcı ve 1.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.082,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 8-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, İstinaf yargılaması bakımından; III- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 32.149,24 TL İstinaf nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL İstinaf maktu karar harcı ile 7.768,00 TL İstinaf nispi karar harcının mahsubu ile bakiye 24.111,39 TL İstinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, IV-Davacıdan tahsil edilen 269,85 TL İstinaf maktu karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, V-Davalı tarafından yapılan İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran davalı üzerinde bırakılmasına, VI-Davacı tarafından yapılan 253,00 TL İstinaf yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, VII-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, VIII-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilgililerine iadesine, IX-Temyizi kabil olan bu kararın, 6100 sayılı Kanunun 359/4. maddesi gereğince Dairemiz tarafından tebliğe çıkartılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361.maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk derece Mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/11/2025 Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır