T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/745 KARAR NO : 2025/1833 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20.03.2025 NUMARASI : 2024/891 Esas 2025/247 Karar DAVANIN KONUSU : Tapu İptali ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) KARAR TARİHİ : 18.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18.12.2025 İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.03.2025 tarih 2024/8…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/745 KARAR NO : 2025/1833 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20.03.2025 NUMARASI : 2024/891 Esas 2025/247 Karar DAVANIN KONUSU : Tapu İptali ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) KARAR TARİHİ : 18.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18.12.2025 İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.03.2025 tarih 2024/891 Esas 2025/247 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davacının oğlu ...'ın 2006 yılında davalı kooperatife peşin ödemeli olarak ortak olduğunu, daha sonra ...'ın hissesini 2009 yılında davacıya devrettiğini, bu durumun kooperatif tarafından da zımni olarak kabul edildiğini, taşınmazın aidat borcuna ilişkin olarak gönderilen ihtarnamenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kooperatife karşı yükümlülüklerini yerine getiren ve kooperatifin oğlu adına tahsis etmiş olduğu taşınmaza ilişkin hissesini noter huzurunda devir alan davacıya kura çekimi sonucu isabet eden dairenin tapusunun verilmediğini, kooperatif tarafından üyeliğini devretmiş olan ...'a kaynağı dahi belli olmayan borçlar gerekçe gösterilerek ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini, davacıyla aynı durumda olan ortaklara daire tapularının verildiği halde davacıya verilmemiş olmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, davacının davalı kooperatife üye olduğunun tespiti ile davalı arsa sahipleri adına kayıtlı bulunan hisselerin iptaliyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar ..., ..., ...., ...., .... ve ... vekili, davalıların maliki olduğu taşınmaza ilişkin yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi sebebiyle yüklenicinin haklarını davalı .... Kooperatifine devrettiğini, kooperatif tarafından inşaata başlandığını, bir kısım inşaatların bitirildiğini, bir kısım inşaatlar bitirilmeden kooperatif tarafından sözleşmeye aykırı olarak paylaşım oranlarının değiştirilmesi yönünde ihtilaf çıkarıldığını, yüklenici kooperatifin edimlerin yerine getirilmediğini, kooperatif tarafından açılan paylaşımın belirlenmesi ve arsa sahipleri tarafından açılan karşı davaların hale devam ettiğini, dava konusu edilen bağımsız bölümün de bu sözleşme sonucu kurulan kat irtifakı sonucu davalılar adına irtifak hakkı tesis edilen bağımsız bölüm olduğunu, davacının kooperatif üyeliğinin tespitini talebinin davalılara yöneltilemeyeceğini, kooperatifin tüm edimlerini ve inşaattaki eksiklikler ile gecikmeler karşılığı uğranılan zararları ödediği takdirde, dava konusu bağımsız bölümün kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olan kooperatife devredileceğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı kooperatif vekili, davacının oğlu ...'ın kooperatifin inşa ettiği .... Blok Kat ... , .... Nolu bağımsız bölüme devir yolu ile üye olduğunu, kura çekiliş tutanağına göre dava konusu bağımsız bölüm üyeliğinin ...'e çıktığını,....'in üyeliği yönetim kurulu kararı ile .... ile takas ettiğini, ....'ın 1 yönetim kurulu kararı ile üyeliği ....'a devrettiğini, ....'ın yönetim kurulu kararı ile üyeliği ....'e devrettiğini, ...'in üyeliğinin ...'a devrine ilişkin kooperatif kayıtlarında belge olmadığı gibi yönetim kurulu kararı da bulunmadığını, ancak 25/06/2006 tarihinde yapılan olağan genel kurulunun hazirununda ... dava konusu bağımsız bölüm ortağı göründüğünden ve daireyi de kullandığından kooperatifte üye olarak kabul edildiğini, bu genel kuruldan itibaren üyelikten çıkarılıncaya kadar ...'ın bu dairenin ortağı olarak hazirunda yerini aldığını, ...'in peşin ödemeli ortak olmadığını, kooperatifte bu tür özel statüde ortaklık bulunmadığını, bu yönde alınmış herhangi bir genel kurul kararı bulunmadığını, kooperatifin bir kısım inşaatları tamamladığını, kura çekimi yaparak daireleri ortaklara tahsis ettiğini ancak kooperatifin arsa maliklerine daire teslimi yapamadığını, ortaklar tarafından kullanılan daireler içinde her ortağın dairesinin şerefiyesine göre arsa sahiplerine para verilmesinin genel kurulda kararlaştırıldığını, kararlaştırılan yükümlülükleri yerine getiren ortakların dairelerinin arsa sahipleri tarafından ortağa tapu devirleri yapılarak ferdileşmelerin gerçekleştirildiğini, davacının dava konusu bağımsız bölüme ilişkin üyelik devrini bildirilmediğini, kooperatife bildirilmediği sürece üyelik devir sözleşmesinin kooperatife karşı hüküm ifade etmediğini, ... 'ın kooperatife karşı borçlarını ödemediğinden üyelikten çıkarıldığını, ihraç kararının kesinleştiğini, kooperatif yönünden davacının üyeliğinin zımni kabulünün söz konusu olmadığını, kooperatifin konutu üyesine tahsis etmesinden sonra üyenin bu yeri tasarruf etmesi başkalarına bedelli ya da bedelsiz kullandırmasının kooperatifi ilgilendirmediğini, üyenin kendi aile fertleri ile birlikte oturmasının bu şahısların üye olarak kabul anlamına gelmediğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça davacının oğlunun davalı kooperatife peşin ödemeli olarak ortak olduğu, daha sonra hissesini davacıya devrettiği bu durumun kooperatif tarafından zımni olarakta kabul edildiği ileri sürülerek davacının kooperatifinin üyeliğinin tespiti ile taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesinin talep edildiği, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve Ana Sözleşme hükümlerine göre ortaklık devirlerinde ortaklığı devir eden ile devir alanın anlaşıp, bu konudaki iradelerini açıkça ortaya koymaları ve bu hususu yönetim kuruluna yazılı olarak bildirmeleri gerektiği, yönetim kurulunun ortaklık şartlarını taşıması kaydıyla devir olan kişiyi ortaklığa kabul etmekten kaçınamayacağı, ortaklık devrinin yönetim kurulunun kabulü ile tamamlanacağı, davacı ... ile dava dışı ... arasında imzalanmış olan 09.10.2009 tarihli kooperatif hisse devir sözleşmesinin davalı kooperatife teslim edildiğinin ispat edilemediği, kooperatif kayıtları içerisinde bu nitelikte herhangi bir bulguya rastlanmadığı, davalı kooperatife ait defter ve kayıtlarda ortaklık devri ile ilgili herhangi bir karara rastlanmadığı, yevmiye kayıtlarında ... ile ... arasında hesap aktarımı yapılmadığı, devir tarihinden sonraki genel kurul toplantılarına ....’ın davet edildiği, hazirun listelerinde de ortak olarak ...’a yer verilmeye devam edildiği, ...’ın, bu genel kurul toplantılarından bazılarına katıldığı veya kendisini temsil etmek üzere vekil tayin ettiği, 2016 yılında ortaklık yükümlülükleri kapsamında dava dışı ... tarafından 9.955,00-TL ödeme yapıldığı, bu tespitlerin ortaklık devrinin kooperatif tarafından eylemli olarak kabullenilmesinin söz konusu olmadığını gösterdiği, bu hususlar göz önüne alındığında davacının davalı ....Kooperatifi üyesi olmadığı, davacının tapu iptal ve tescil talebinin dayanağının davacının davalı kooperatif üyesi olması ve ortaklık hakkına dayalı olarak taşınmazın adına tescili gerektiği iddiasına dayalı olduğu, davacı ...'ın davalı kooperatif üyesi olmaması nedeniyle tapu iptal ve tescil talebinin de dayanağının bulunmadığı, belirtilerek; davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. DAİREMİZİN 11.10.2024 TARİH 2022/413 E. - 2024/1718 K. KALDIRMA KARARI ÖZETİ : davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz ve esas hakkındaki beyan dilekçesiyle kendisine tebliğ edilen rapordaki dava dosyasının tarafları ve konusunun eldeki dava dosyasından farklı olduğunu, başka bir dava dosyası için düzenlenen raporun kendisine tebliğ edildiğini belirtmekle incelenmesinde bilirkişi raporunun davacı vekiline 18.07.2021 tarihinde elektronik tebliğatla ekinde "bilirkişi raporu .... 13.07.2021" açıklamasıyla tebliğ edilmiş ise de dava dosyasına bilirkişi raporu başlığıyla 13.07.2021 tarihinde eklenen rapor ile dosya kapsamında fizikken mevcut olan 13.07.2021 havale tarihli bilirkişi raporunun birbirinden farklı olduğu, yine UYAP kapalı tebligat ekranı üzerinden yapılan kontrolde de taraflara tebliğe çıkarılan raporun bilirkişi raporu başlığıyla 13.07.2021 tarihinde UYAP'a eklenen eldeki dava dosyası ile ilgili olmayan rapor olduğu, bu nedenle mahkemece karar gerekçesinde tartışılıp hükme esas alınan raporun taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği anlaşılmakla raporunun taraflara tebliği ile hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde taraflara rapora karşı beyanda bulunma imkanı tanınıp, varsa itirazlar da karşılandıktan sonra tüm dosya kapsamı gözetilip, oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karar yönelik denetim yapılması mümkün görülmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARAR ÖZETİ : dosyada davacı ... ile dava dışı ... arasında imzalanmış olan 09.10.2009 tarihli Kooperatif Hisse Devir Sözleşmesi’nin davalı kooperatife teslim edildiğinin iddia ve ispat edilemediği , kooperatif kayıtları içerisinde bu nitelikte herhangi bir bulguya rastlanmadığı , davalı kooperatife ait defter ve kayıtlar üzerindeki tespitlere göre, ortaklık devri ile ilgili herhangi bir karara rastlanmadığı , yevmiye kayıtlarında, ... ile ... arasında hesap aktarımı yapılmadığı ,devir tarihinden sonraki genel kurul toplantılarına ...’ın davet edildiği , hazirun listelerinde de, ortak olarak ...’a değil, ...’a yer verilmeye devam edildiği , ...’ın, bu genel kurul toplantılarından bazılarına katıldığı veya kendisini temsil etmek üzere vekil tayin ettiğinin görüldüğü, 2016 yılında ortaklık yükümlülükleri kapsamında dava dışı ... tarafından 9.955,00 TL ödeme yapıldığı ,bu tespitlerin ortaklık devrinin, kooperatif tarafından eylemli olarak kabullenilmesinin söz konusu olmadığını gösterdiği, bu hususlar göz önüne alındığında davacının davalı .... Kooperatifi üyesi olmadığı ve davacının söz konusu talebinin reddinin gerektiği, davacının tapu iptal ve tescil talebi yönünden de davacının tapu iptal ve tescil talebinin dayanağının davacının davalı kooperatif üyesi olması ve ortaklık hakkına dayalı olarak taşınmazın adına tescili gerektiği iddiasına dayalı olduğu ,davacı ... ' ın davalı kooperatif üyesi olmaması nedeniyle tapu iptal ve tescil talebinin de dayanağının bulunmadığı , tapu iptal ve tescil talebinin de bu gerekçe ile reddinin gerektiği incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili özetle, davanın reddine dair mahkeme kararının gerekçesinde belirtilen hususların bilirkişi raporu incelemesi neticesi bilirkişi tarafından ifade edilen hususlar olmakla birlikte bu rapora yapılan itirazların karşılanmadan karar verilmesinin yerinde olmadığı, kooperatif ortağı olan davacının oğlu ...'ın 09.10.2009 tarihinde Uluborlu Noterliği'nin 000765 yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesi ile adına tahsis edilen.... blok kat ..., ... nolu dairesindeki hissesinin tamamının davacıya devredildiği, kaynağının ne olduğu belli olmayan aidat borcuna ilişkin ihtarnamelerin hisseyi devreden....'a gönderilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu gibi aidatların ne olduğunun da belli olmadığı, ne davacının ne de oğlunun 2006 tarihinden 2016 yılına kadar hiçbir ihtar takip, haciz yahut uyarıyla karşılaşmadığı, 2016 tarihinde ....'a gönderilen ihtarname neticesi borç bildirilmiş ise de, aidat borcuna ilişkin olarak geçerli bir genel kurul kararı olup olmadığının incelenmediği, bu hususun araştırılmadığı, kaldı ki Borçlar Kanunu'nun 147.maddesi gereği 5 yıllık zamanaşımı süresine tabii olduğu, kooperatifin 2006-2015 yılları arası bilançoların incelenmesi gerektiği, belirtilen yönlerden inceleme yapılmadan verilen kararın eksik bir karar olacağı, ...'ın devir tarihinde ... Şirketi'nde SGK'lı olarak çalıştığı ve o dönemki kooperatifin başkanı ve başkan yardımcıları ise bu şirketin ortakları olduğu ve kooperatifin toplantılarının devrin yapıldığı yılda yapılmaması nedeniyle davacı ile... arasındaki hisse devir sözleşmesinin kooperatif yetkililerine elden teslim edildiği, SGK yazı cevapları kazandırılsa idi ....'ın bu şirkette çalıştığının anlaşılabileceği, bu kapsamda tanık dinletme talebinin de reddedildiği, bu yönlerden değerlendirmenin de eksik olduğu, davalı kooperatifin hiçbir dönemde usulüne uygun yönetilmediği, taraflar arasında geçerli olacak şekilde hisse devir sözleşmesi olmakla birlikte davalı kooperatifin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığından lehine delil kabul edilemeyeceği, buna göre hisse devir sözleşmesinin davalı kooperatife bildirilmediğinin ispatlanamadığı gibi hayatın olağan akışına da bu durumun aykırı olduğu, kooperatiften davacının yararlandığı ve bu hususun yıllardır süregeldiği, aidat ödemelerinin ve kooperatifle alakalı tüm işlemlerin muhatap olarak davacı tarafından yapıldığı, buna dair kayıtların ibraz edildiği, aksi yönde kooperatifin herhangi bir ispat vasıtasının sunamadığı, davacının kooperatif taşınmazı üzerine tadilatlar yaparak uzun süredir yaşadığı, tadilata izin verilmesi hal, aidat ödenmesi durumlarının zımni bir şekilde üyeliğin kabulünü göstereceği, bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda aidatın davacı tarafından ödendiği sabit ise de herhangi bir şekilde bu ödemelere yer verilmediği, dava dışı ...'ın aile ilişkisi sebebiyle davacıyı yormamak adına kooperatifle muhatap olmasının resmi senetle yapılan bir devir bulunmadığından karine teşkil etmeyeceği hususları ileri sürülmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, davacı yanın davalı kooperatife üye olduğunun tespiti ile diğer davalılar adına kayıtlı olduğu belirtilen taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Taraflar arası uyuşmazlık, davacının davalı kooperatifin üyesi olup olmadığı ve üyesi ise konu taşınmazın davacı adına tescilinin gerekip gerekmediği konularında olmakla birlikte talep konusu edilen tapu iptal ve tescil talebinde bulunulabilmesi için öncelikle davacı yanın üyelik tespit talebinde haklı olup olmadığının incelenmesi gerekir. Zira talep konusu tapu tescil talebi üyelikten kaynaklıdır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14/2. maddesinde; ortaklığın devredilebileceği, yönetim kurulunun, ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde, bu kişiyi ortaklığa kabul edeceği düzenlenmiştir. Ortaklığın devir biçimi yasada gösterilmemiştir. Ancak pay devrinin alacağın temliki yolu ile yapılması, temlikin de dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK'nın 184. maddesi uyarınca yazılı olması gerekmektedir. Üyeliğe bağlı hak ve alacakların borçlusu kooperatif, alacaklısı ise üyeliği devir alan yeni ortaktır. Eğer devir eden ortak pay yönünden borçlu ise, borcun nakli hükümleri uygulanır (TBK 195 vd ), borç devir alana geçer. Ancak, pay devri için resmi şekle bile gerek bulunmamaktadır. Her ne kadar yapı kooperatifinde, ortakları mal sahibi yapmak amacı olsa bile, pay devri, bir satış vaadi de değildir. Bu nedenle, adi yazılı devir dahi geçerlidir. Devredenin borçları, devre ve devrin kabulüne engel değildir, devredenin borçları devir alana geçer ve ödemediği takdirde devralanın ihraç edilme olanağı da her zaman vardır. Daire satımında üyelik kendiliğinden alıcıya satım ile birlikte geçmez. Satıcının üye olması ve üyeliğinin alıcı tarafından ayrıca devir alınması gerekmektedir. Üyelik ayrıca devredilmedikçe satıcının üyeliği kooperatif nezdinde devam eder. Satıcının üye olması, alıcının bu üyeliği ayrıca devir alması ve devir alanın kooperatif üyelik koşullarını taşıması halinde kooperatifin bu kişiyi 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14/2. ve anasözleşmenin 17/2. maddesi uyarınca ortaklığa kabul etmesi zorunludur. Üyelik devir sözleşmesi yapıldığı tarih itibariyle sözleşmenin yanları arasında geçerli sonuç doğurmasına karşın, kooperatif bakımından ise 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14/3. ve anasözleşmenin 17/1. ve 2. maddeleri hükümleri gereği, devrin kooperatife bildirilmesi ve yönetimin makul sürede yapacağı inceleme sonunda devir alanın ortaklık şartlarını taşıması durumunda devir alanı makul süre içerisinde üyeliğe kabulü kararı verdiği tarihte hüküm ifade eder. 17/1. madde hükmünde yer alan yazılı başvuru koşulu, devrin geçerliliğine ilişkin olarak değil, devrin kooperatife iletilmesi ve kabulü için ispat bakımından sevk edilmiştir. Bu nedenle, kooperatif üyelik hakkının devredildiğinin davadan önce davalı kooperatife bildirilmemesi, devir alanın hakkına olumsuz bir etki yapmaz. Devir alanın açtığı üyeliğin tespiti davası ile davalı kooperatife üyelik başvuru yapılmış gibi olduğundan, üyelik koşullarını taşıdığının belirlenmesi halinde devir alanın üyeliğinin tespitine karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 23. H.D'nin 2015/8800 esas ve 2016/356 karar sayılı ilamı, aynı dairenin 2015/4220 esas ve 2016/1037 karar sayılı ilamı) Somut uyuşmazlıkta davacı yanca .... Blok kat ....'de olan ... nolu daireden kaynaklı üyeliğin ...'tan Uluborlu Noterliğin 09/10/2009 tarih ve 000765 yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesi ile alındığı belirtilmekle birlikte davacının üyelik tespitine yönelik isteminin incelenmesine geçmeden evvel şu hususun belirtilmesinde fayda vardır; aynı zamanda davacı yanın oğlu olan ... tarafından İzmir 2. ATM'nin 2020/242 esas sayılı dosyası üzerinden aidat borçlarının ödenmemesi sebebiyle hakkında 22/07/2016 tarih ve 12 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile alınan çıkarma kararının yönetim kurulunun bu yönde bir yetkisinin olmaması ve üyeliğin peşin sermayeli üyelik olması nedeniyle ve ayrıca 26/12/2010 tarihli genel kurul toplantısında üyelerin daire bedellerini peşin olarak ödedikleri ile çıkarma kararının alınmasına yönelik yapılan işlem ve alınan kararların usule uygun olmadığı iddiasıyla açılan yokluğun tespitine yönelik davada mahkemece yapılan yargılama neticesinde 2022/102 karar sayılı ilam ile davacı ile dava dışı babası arasında, kooperatif üyeliğinin devrine ilişkin yapılan sözleşmenin, Kooperatifler Kanunu'nun 14 ve Kooperatif Ana Sözleşmesinin 17. maddesi hükümleri gereği, yönetim kuruluna bildirilmesi gerektiği halde bu yönde bir kanıt sunamadığı, iş bu nedenle davalı kooperatifi hukuken bağlayan ortaklık devrinin ihraç kararı tarihi itibariyle bulunmadığından yönetim kurulunun kayıtlı ortağa ilişkin ihraç kararının yok hükmünde sayılamayacağı, dosyaya kazandırılan belgeler ile davalı kooperatif kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan rapor içeriğine göre, davacının peşin sermayeli ortak olarak kabul edildiğine dair gerek sözleşme ve gerekse de davalı kooperatif genel kurulu tarafından alınmış herhangi bir karar olmadığı gibi aksinin davacı yanca kanıtlanamadığı bu nedenle de amaca ulaşılması için yapılması gereken giderler ve gerekse de davalı kooperatifin yönetimden doğan yönetim giderlerinden kaynaklı davacının aidat borcu ödemekle yükümlü olduğu kabul edilerek hakkında alınan çıkarma kararına karşı üç aylı süre içinde GK'ye itirazda bulunulmadığı ve davanın da bu üç aylık sürede açılmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verildiği, yapılan istinaf istemi üzerine Dairemizin 2022/746 esas ve 2024/2014 karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmekle birlikte davacı yanca istinaf ilamının temyiz edildiği görülmekle Uyap sistemi üzerinden yapılan sorgulama neticesinde Yargıtay 6. HD'nin 12/02/2025 tarihli, 2025/211 esas ve 2025/487 karar sayılı kararı ile istinaf ilamı onanmakla kesinleşmiştir. Eldeki davada mahkemece davalı kooperatif kayıtları üzerinde yaptırılan inceleme neticesi kazandırılan 13/07/2021 tarihli raporda ise; dava dışı ... ile davacı arasında imzalanan hisse devir sözleşmesinin davalı kooperatife teslim edildiğine yönelik bilgi ve belge olmadığı, davalı kooperatife ait defter ve kayıtlarda ortaklık devri ile ilgili herhangi bir karara rastlanmadığı gibi yevmiye kayıtlarına göre .... ile .... arasında hesap aktırımı da yapılmadığı, devir tarihi olarak belirtilen tarihten sonra da GK toplantılarına ....'ın davet edildiği, hazirun listelerinde de adı geçen....'ın ortak olarak yer aldığı, GK toplantılarının bir kısmına doğrudan ....'ın katıldığı bir kısmına ise ....'a vekaleten ....'ın katıldığı, 2016 yılında ortaklık yükümlülükleri kapsamında ....tarafından 9.955,00 TL ödeme yapıldığı, bu yöndeki tespitler kapsamında ortaklık devrinin, kooperatif tarafından eylemli olarak kabullenilmesinin söz konusu olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; mevcut dava dosyasına kazındırılan rapor ile az yukarıda belirtilen ve Yargıtay denetiminden geçmekle kesinleşen dosyada alınan rapor birbirleri ile uyumlu olduğu gibi mahkemece hükme esas alınan raporunun yeterli teknik incelemeyi içerdiği değerlendirilerek hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunduğu, her ne kadar yukarıdaki gerekçeler ile davacının dava dışı ... ile aralarında imzalandığı sabit hisse devir sözleşmesi kapsamında peşin sermayeli üyeliğin adı geçen ...'dan devir alınması ile ortak olduğu belirtilmiş ise de kesinleşen ilama göre adı geçen ...'ın davalı kooperatife peşin sermayeli üye olmadığı gibi yapılan devir sözleşmesinin Ana sözleşmenin 17. ve 1163 sayılı yasanın 14. maddeleri kapsamında davalı kooperatife bildirilmediğinden gerek peşin sermayeli üyelik yönünden iddianın yerinde olmadığı gerekse de hisse devrinin davalı kooperatif nezdinde bağlayıcı olmadığı, aksi yöndeki hususun davacı yanca ispat edilemediği gibi kooperatif kayıtlarından aksinin de anlaşılamadığı kanaatiyle bu kapsamdaki mahkeme değerlendirmesine iştirak edilerek davacının bu yönden istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, devir tarihinden sonra da GK toplantılarına dava dışı ... davet edilmekle bir kısım toplantılara ...'ın katılmakla birlikte bir kısmına davacı ... katılmış ise de davacının katıldığı toplantılara vekaleten katılım sağladığı, aidat borcunun dava dışı ... tarafından ödendiği, devir tarihinden sonra taşınmazdan yararlananın davacı olduğu, aidatların davacı yanca yatırıldığı ve hatta taşınmaza ilişkin aboneliklerin davacı adına olduğu yönündeki fiili durumun aksini gösterdiği belirtilmiş ise de bir takım fiili durumların davacı yanca kullanılmasının ortaklığın davacıya ait olduğunu göstermeyeceği aksi yöndeki kabulün gerek ana sözleşmeye gerekse de kooperatifler yasasına aykırılık oluşturacağı, toplanan deliller ve kazandırılan rapor kapsamında ortaklık devrinin fiili olarak davalı yanca kabul edildiği yönünde bir durumun varlığından bahsedilemeyeceği değerlendirilmekle bu yönden ileri sürülen istinaf başvurusunun da yerinde olmadığı anlaşılmakla tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilerek istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.