4. Hukuk Dairesi 2014/3732 E. , 2015/163 K. "" MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 05/11/2013 NUMARASI : 2013/237-2013/428 Davacı-karşı davalı F.. Ş.. vekili Avukat Ali tarafından, davalı-karşı davacı K.. G.. aleyhine 29/04/2013 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 05/11/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı-karşı davacı …
**4. Hukuk Dairesi 2014/3732 E. , 2015/163 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 05/11/2013 NUMARASI : 2013/237-2013/428 Davacı-karşı davalı F.. Ş.. vekili Avukat Ali tarafından, davalı-karşı davacı K.. G.. aleyhine 29/04/2013 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 05/11/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı-karşı davacı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı karşı davacı K.. G..'in açtığı dava ile ilgili temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalı-karşı davacı K.. G..'in, davacı-karşı davalı F.. Ş..'in açtığı dava ile ilgili temyizi yönünden; Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı karşı davacı K.. G..'in talebinin reddine; davacı karşı davalı F.. Ş..'in talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı karşı davalı K.. G.. tarafından temyiz edilmiştir. Davacı-karşı davalı, davalı K.. G..'in 25/04/2013 tarihinde TBMM Genel Kurulunda davacı F.. Ş..'e yönelttiği sözlü sorusunda: “...Ama Atatürk kelimesini ağzına almıyor. Atatürk kelimesini anmak, sizi çok mu rahatsız ediyor? Acaba bu Cumhuriyet'i kurmasaydı, siz hangi devletin vatandaşıydınız, o makamda oturacak mıydınız? Otursaydınız hangi tarikat mensubu kitlenin, bilmem kaçıncı hanımı durumuna düşerdiniz?” demek suretiyle eleştiri sınırlarını aştığını beyan ederek manevi zararlarının tazminini istemiştir. Davalı, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, kişilik haklarına saldırı olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Gerek Dairemizin gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin istikrar kazanmış uygulamalarında siyasetle uğraşan kişilerin kendilerine yönelik sert, ağır ve hatta incitici eleştirilere dahi katlanması gerektiği vurgulanmış ve bu durum demokratik toplum hayatının vazgeçilmez unsurlarından biri olarak kabul edilmiştir. (Örn: A.İ.H.M: 2.daire Tuşalp-Türkiye davası) A.İ.H.M'nin anılan davada belirttiği gibi A.İ.H.S'nin 10. maddesinin sadece zararsız ve ilgilenmeye değmez olarak görülen "bilgi" ve "fikirler"e değil; aynı zamanda, rahatsız eden, şaşırtan ve gücendirenlere de uygulanabileceği belirtilmiş ve bu ifadeler var olmadan "demokratik bir toplum"un sözkonusu olmayacağı ve bunların çoğulculuk, hoşgörü ve geniş fikirliliğin talepleri olduğu vurgulanmıştır.