9. Ceza Dairesi 2022/15505 E. , 2023/4591 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/23 E., 2022/439 K. SUÇLAR :Çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî Onama, Kısmî Bozma Sanık ... müdafii tarafından kararın temyiz edilmesinin ardından sanığın, bulunduğu cezaevi müdürlüğü aracılığıyla gönderdiği 04.01.2023 tarihli dilekçesiyle temyizden vazgeçmesi karşısında incelmenin katılan Bakanlık v
**9. Ceza Dairesi 2022/15505 E. , 2023/4591 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/23 E., 2022/439 K. SUÇLAR :Çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî Onama, Kısmî Bozma Sanık ... müdafii tarafından kararın temyiz edilmesinin ardından sanığın, bulunduğu cezaevi müdürlüğü aracılığıyla gönderdiği 04.01.2023 tarihli dilekçesiyle temyizden vazgeçmesi karşısında incelmenin katılan Bakanlık vekilinin temyiziyle sınırlı yapılması gerektiği nazara alınarak; bozma üzerine kurulan hükümlerin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Gaziantep 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.12.2013 tarihli ve 2006/910 Esas, 2013/759 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; mağdure ...'a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; mağdure ...'e karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesi kararının sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 27.09.2016 tarihli ve 2016/5404 Esas, 2016/6621 Karar sayılı kararı ile "İddianame ve dosya kapsamına göre; sanığın mağdure ...’ı öpüp muhtelif yerlerini elledikten sonra, cinsel organını ağzına sokmak istediği sırada ihbar üzerine yakalandığının iddia edilmesi karşısında, eylemin çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususundaki delillerin tartışılması, suç vasfının belirlenmesi ve bu suç ile bağlantılı şekilde işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarıyla ilgili yargılama yapma görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu nazara alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması 've' mağdurelerden ...'ın soruşturma evresinde Gülcan adıyla, ...'in ise Merve adıyla beyanları alınmış olup bu adlara göre işlem yapılmış ise de, yargılamada gerçek adlarının ... ve ... olduğu anlaşılmasına rağmen kısa kararda isimlerinin Gülcan ve Merve olarak yazılması" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.05.2022 tarihli ve 2017/23 Esas, 2022/439 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; mağdure ...'a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; mağdure ...'e karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafii Temyiz İsteğinde Özetle Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğini, eksik soruşturma ile mahkumiyet kararı verildiğini, indirim hükümlerinin uygulanmadığını, fazla ceza tayin edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Katılan Bakanlık Vekili Temyiz İsteğinde Özetle Sanık hakkında üst sınırdan ceza verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince; ''Dosya kapsamı, toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, mahkememizce de maddi olay kabulünün değerlendirildiği şekliyle; mağdurlar ... ve ...'in soruşturma aşamasındaki birbirleri ile uyumlu ve müdafii huzurunda alınan beyanlarında, sanığın çocukları 'sizi gezdireyim' diyerek yanlarına çağırdığı, çocukların 'annemiz izin vermez' dediklerinde, sanığın 'bir kaç dakikaya gidip geliriz' demesi üzerine çocukların sanığın motosiklete bindiklerini, sanığın mağdur çocukları Batalhöyük tarafında ağaçlık ve ıssız bir yere götürdüğü, mağdur ...'ın yolda sanığa 'eve geç kaldım, eve gitmem gerek' dediği, sanığın kendisine 'sus' dediği, diğer mağdur ...'in de eve gitmek istediğini söylediği, sanığın çocuklara 'susun' dediği ve çocukları ağaçlık, ıssız daha önce neresi olduğunu bilmedikleri bir yere götürdüğü, sanığın motosikleti kimsenin bulunmadığı bir yerde durdurduğu, sanığın mağdur ...'e 'sen git az ileride ceviz topla' dediği, ...'in sanık ve diğer mağdur ...'dan uzaklaştığında sanığın ...'ı ağacın altına çağırarak 'gel seninle bir şey konuşacağım' dediği, mağdur ...'a dokunduğu, 'korkma bir şey yapmayacağım, sadece elleyeceğim' dediği, mağdur ... istemediğini söylediğinde sanığın mağdur ...'ı kucağına çektiği ve dizine oturttuğu, kemerini açtığını, mağdur ...'ın sanığın iç çamaşırını gördüğü, sanığın mağdurun göğüslerine dokunduğu, boğazından tutarak mağduru yanağından öptüğü, sanığın mağdura 'ağzına vereceğim, ben de senin göğsünü yalayacağım' dediği, bu sırada karşıdan sivil bir şahsın gelerek jandarmayı aradığı, bu sırada sanığın mağdureye 7,00 TL vererek 'kimseye bir şey söyleme bu para senin olsun yoksa seni döverim' dediğini, jandarmaların olay tarihinde saat 15:00 sıralarında alınan telefon ihbarı üzerine olay yerine geldiği, TRT vericisinin arkasındaki ağaçlık alanda mağdur iki kız çocuğu ve 1971 doğumlu... \*\*\* isimli sanığın olduklarının görüldüğü, olay yerinde yapılan araştırmada ... isimli kız çocuğunun beyanına göre... \*\*\* isimli şahsın kendisinin cebine 5 TL kağıt para ve 1 TL'lik 2 adet madeni parayı koyarak, kolluk tutanaklarında da mağdur çocuk ... isimli kız çocuğuna sanığın 'sen ağaçtan ceviz topla' diyerek ileri yolladığı, oradan uzaklaştıktan sonra ... isimli kız çocuğunu ağacın altına oturtup kemerini çıkararak cinsel organıyla oynamasını istediğini söylediği ve kendisinin de üzerindeki elbisesini çıkartmasını isteyerek tacizde bulunduğunu beyan etmesi üzerine adı geçen şahıs yakalanarak, kollukça 'Yakalama ve Teslim Tutanağı' düzenlendiği olayda, her ne kadar sanığın atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de, sanığın aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduğu, olay tarihinde emniyette müdafi huzurunda alınan beyanında; mağdur ... \*\*\*'ın ablası olarak bildiği ancak ismini bilmediği bayana 20 TL ve arkadaşı olan ...'e de 10 TL ödünç para verdiğini, parasını hemen vermek üzere aldıklarını ancak vermediklerini, ödünç olarak verdiği parayı vermemek için kendisine komplo kurduklarını, beyan etmesine rağmen Yargıtay bozma ilamı öncesinde Asliye Ceza Mahkemesindeki beyanında bu durumdan hiç bahsetmediği, yine soruşturma aşamasında emniyette müdafi huzurunda alınan beyanında mağdur çocukların kendilerini gezdirmelerini istemeleri üzerine çocukların isteğini kabul etmediğini fakat daha sonra çocuklardan ...'ın motorun anahtarını alarak kaçması üzerine çocukları motora bindirdiğini savunduğu, ancak sanığın kovuşturma aşamasındaki beyanlarında bu durumdan bahsetmediği, mahkememizce sanığın aşamalardaki beyanlarının çelişkili bulunduğunun değerlendirildiği, olay yerine telefon ihbarı üzerine kollukça intikal edildiğinde mağdur ...'ın üzerinde kolluk tutanaklarına da yansıdığı üzere, mağdurun beyanları ile uyumlu surette 7,00 TL ele geçirildiği, her ne kadar sanık 7,00 TL parayı ...'a harçlık olarak verdiğini beyan etmiş ise de, daha önceki beyanlarında kendisinin verdiği paraların iade edilmemesi nedeniyle kendisine komplo kurulduğunu beyan eden şahsın savunmalarının mağdura harçlık olarak para vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunun değerlendirildiği, mahkememizce mağdur ...'ın sanığın kendisine kimseye 'kimseye bir şey söyleme bu para senin olsun yoksa seni döverim' diyerek para verdiğini beyan ettiği, mağdur ... \*\*\*'tan olay yerinde 7,00 TL'nin elde edilerek emanete alınması, olayın sıcaklığıyla mağdurların olaya el koyan kolluk görevlilerine karşı gerek sözlü gerekse yazılı olarak aşamalarda alınan beyanlarında gerçekleri anlattıklarının kabul edilmesi gerektiği kanaati edinildiği, sanığın soruşturma aşamasında alınan beyanında 7,00 TL parayı ...'a harçlık olarak verdiğini beyan etmesinin tevil yollu ikrar olarak değerlendirildiği, mağdur ...'in olayın sıcaklığıyla emniyette alınan ilk beyanında sanığın kendisine 'git ilerde ceviz topla' diyerek yanlarından uzaklaşmasını sağladığı, bu hususun da diğer mağdur ...'ın beyanı ile de uyumlu bulunduğu, ... ceviz toplamaya gittikten sonra, sanığın ...'ı ağacın altına çağırdığı, mağdur ...'a dokunduğu, 'korkma bir şey yapmayacağım, sadece elleyeceğim' diyerek çocuğu yanına gelmesi için ikna etmeye çalıştığı, mağdur ... istemediğini söylediğinde ise sanığın mağdur ...'ı kucağına çektiği ve dizine oturttuğu, kemerini açtığını, mağdur ...'ın sanığın iç çamaşırını gördüğü, sanığın mağdurun göğüslerine dokunduğu, boğazından tutarak mağduru yanağından öptüğü, sanığın mağdura 'ağzına vereceğim, ben de senin göğsünü yalayacağım' diyerek 'nitelikli çocuğun cinsel istismarı' suçunu işlemeye yönelik kastını ortaya koyduğu ve icra hareketlerine başladığı sırada karşıdan elinde telsiz bulunan sivil bir şahsın gelerek jandarmayı aradığı, böylece sanığın mağdurları ıssız bir alana götürmek, mağdur çocuk ...'i cevzi toplama bahanesiyle diğer mağdur ... ve kendisinin yanlarından uzaklaştırmak, mağdur ...'ı ağaç altına çekerek dizine oturtmak, kendi kemerini açarak mağdur ...'ın göğüslerine dokunmak, boynundan tutarak öpmek ve kendi cinsel organını mağdurun ağzına vereceğini söyleyerek seyreden eylemlerine elinde telsiz bulunan sivil bir şahsın yanlarına intikaliyle; harici bir nedenle son vermek zorunda kalmış olması, olay yerinin özellikleri ve sanığın diğer davranışları birlikte değerlendirildiğinde sanığın amacının 'nitelikli çocuğun cinsel istismarı' suçunu işlemeye matuf olduğunun değerlendirildiği, mağdur anlatımları, diğer mağdur ...'in soruşturma aşamasında olayın sıcaklığıyla alınan beyanlarının, kolluk tutanakları ve olay örgüsü ile de uyumlu bulunduğu, mağdurlar daha sonraki aşamalarda sanığın cinsel tacizde bulunmadığını, sanıktan şikayetçi olmadıklarını beyan etmiş iseler de, mahkememizce mağdurların olayın sıcaklığıyla alınan beyanlarına itibar edilmesi gerektiğinin değerlendirildiği, sanığın mağdur ... \*\*\*'a karşı eylemleriyle üzerine yüklenen 'nitelikli çocuğun cinsel istismarı' suçunu işlediğinin sabit görüldüğü, böylelikle sanığın eylemine uyan TCK'nın 103/2 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, suç tarihinde yürürlüket olup sanık lehine olan yasa uyarınca suçun işlendiği yer ve zaman, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığıda göz önüne alınarak cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine ulaşıldığı, ayrıca sanığın eyleminin harici nedenlerle teşebbüs aşamasında kaldığının değerlendirildiği, nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun konu hakkındaki 16/01/2020 tarih, 2016/14-167 Esas, 2020/11 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; '...Katılan mağdurenin yardım çığlıkları ve tanık Veysel'in kendilerini görerek bağırması üzerine ortaya çıkan engel durumlar nedeniyle eylemine son vermek zorunda kalması hususları birlikte gözetildiğinde sanığın dış dünyaya yansıyan eylemleri vücuda organ sokmak suretiyle, nitelikli cinsel saldırı kastını açıkça ortaya koyduğu, ancak mağdurenin etkin direnmesi ve tanığın müdahalesi üzerine eylemini tamamlayamadığı anlaşıldığında eyleminin bir bütün halinde nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüs niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir.' şeklindedir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde sanığın mağdur ...'a yönelik eylemine yanlarına elinde telsiz bulunan ancak dosya kapsamında kimlik bilgileri tespit edilemeyen şahsın gelerek kolluk kuvvetlerine telefon ile yaptığı ihbar üzerine olay yerine kolluk ekiplerinin intikali ile eylemlerini neticelendiremediğinin anlaşıldığı ancak sanığın eyleminin tüm dosya kapsamı bir bütün olarak gözetildiğinde 'nitelikli çocuğun cinsel istismarı' suçuna teşebbüs niteliğinde olduğu mahkememizce kabul edilmiş olup, sanığın eylemi teşebbüs aşamasında kaldığından TCK'nın 35/2 maddesi uyarınca cezasından takdiren 1/4 oranında indirim yapılmasına, sanığın suç işleme tarzı, uzun süre yargılamadan kaçarak duruşmaları akamete uğratmış oluşu, yakalama emri ile savunmasının tespit edilmesi ile olaya ilişkin mahkememize yansıyan herhangi bir samimi pişmanlığının olmayışı ve lehine takdiri indirim nedeni olabilecek bir hususun tespit edilememiş olması göz önüne alınarak sanık hakkında TCK'nın 62/1. maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına karar verilmiştir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu seçimlik hareketli bir suç olup; bir kimsenin ayaklarını kollarını bağlayarak hareket serbestisini engellemekle, kişinin belli bir yerden çıkmasına mani olacak şekilde onu oraya kapalı tutmakla, birisini zorla veya hile ile bir yere götürmekle de işlenebilir. Kişinin özgürlüğünün yoksun kılmanın, uzun veya kısa süreli olmasının da bir önemi bulunmamaktadır. Yargıtay 8. C.D.'nin 28.04.2022 tarih ve 2019/8460-2022/6646 sayılı kararında; '...Sanığın mağduru konuşmak amacıyla aracına bindirdikten sonra araçtan inmesine engel olduğu, aracını ıssız ve karanlık bir yere park ettikten sonra mağduru evlenmeye ikna etmek amacıyla darp ve tehdit ettiği,... suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanığın, verilen cezanın fazla olduğu, iftiraya uğradığı, yasaya ve hukuka aykırı karar verildiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına...' karar verilerek sanığın eylemi kişiyi hürriyetinden yoksun kılma kapsamında değerlendirmiştir. Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın eylemi sırasında mağdur çocukları motosikletiyle gezmeye götüreceğinden bahisle kandırarak hile kullanmak suretiyle cinsel amaçlı olarak motosikletine bindirerek ve bir kaç dakika içinde döneceklerini söyleyerek ıssız ve ağaçlık bir bölgeye götürdüğü, sanığın çocukları götürdüğü bölgenin kolluk tutanaklarına da yansıdığı üzere TRT vericisi civarında insanların yoğunlukla gelip geçmediği bir bölge olduğu, çocukların soruşturma aşamasında alınan benzer ve uyumlu beyanlarıyla sanığa gitmek istemediklerini söylemelerine rağmen sanığın çocuklara 'susun' dediği, ayrıca mağdur ...'ın yolda sanığa 'eve geç kaldım, eve gitmem gerek' dediğinde sanığın mağdura yine 'sus' dediği, ağaçlık ıssız bilmediği bir yere götürdüğü ve motosikleti kimsenin bulunmadığı bir yerde durdurduğu olayda, sanığın çocukları evlerine dönmek istemelerine rağmen yanında tutarak, evlerine gitmek istemelerine rağmen alıkoymak suretiyle, ailelerine dönmek istediklerinde izin vermeyerek ve eve dönmelerine müsaade etmeyerek mağdur çocukları hürriyetlerinden yoksun kıldığı kabul edilmiş ve kabul edilen bu olaylar nedeniyle sanığın çocukların nitelikli cinsel istismarı ve gezmeye götüreceğim bahanesiyle hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sabit olan eylemlerine uyan yasa maddelerine göre cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş" şeklindeki gerekçeyle hükümler kurulmuştur. IV. GEREKÇE A. Sanık Hakkında Mağdure ...'a Karşı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. B. Sanık Hakkında Mağdure ...'e Karşı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Oluş ile tüm dosya kapmasına göre sanığın, mağdureyi kırsal alana götürme eylemini cinsel amaçla gerçekleştirdiği hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden müsnet suçtan belirlenen cezanın 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası ile artırılması neticesinde fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur. C. Sanık Hakkında Mağdure ...'a Karşı Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarına Teşebbüsten Kurulan Hüküm Yönünden Mağdurenin aşamalardaki beyanları, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın olay tarihinde yaşı küçük mağdureye oral yoldan organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismar eylemine yönelik başladığı icrai hareketlerini sonuna kadar götürebilme imkanı bulunduğu halde mağdurenin aşılabilir mukavemeti dışında ciddi bir engel neden olmaksızın kendiliğinden bıraktığı ve mevcut haliyle sübuta eren eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüsten mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A.Sanık Hakkında Mağdur ...'a Karşı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.05.2022 tarihli ve 2017/23 Esas, 2022/439 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanık Hakkında Mağdure ...'a Karşı Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarına Teşebbüs, Mağdure ...'e Karşı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) ve (C) bölümlerinde açıklanan nedenlerle Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.05.2022 tarihli ve 2017/23 Esas, 2022/439 Karar sayılı kararına yönelik katılan Bakanlık vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2023 tarihinde karar verildi.