10. Hukuk Dairesi 2024/5617 E. , 2024/7656 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3450 E., 2024/264 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 12. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/186 E., 2023/326 K. Taraflar arasındaki iş kazası tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın, davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun
**10. Hukuk Dairesi 2024/5617 E. , 2024/7656 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3450 E., 2024/264 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 12. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/186 E., 2023/326 K. Taraflar arasındaki iş kazası tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın, davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili özetle; davacılar murisinin davalıya ait iş yerinde uluslararası tır şoförü olarak çalıştığını, Almanya’ya görevli olarak gittiği sırada kalp krizi geçirerek vefat ettiğini beyanla davacılar murisinin kalp krizi geçirerek ölmesinin iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... Başkanlığı vekili 05.05.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre itirazlarının olduğunu, kamu düzenini ilgilendiren hizmet tespiti davalarında çalışma iddiasının dava konusu yapılabileceği sürelerin 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesinde sigortalıların, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde dava açmaları gerektiğinin açıkça düzenlendiğini, bu davada yaklaşık 10 yıl önce hizmet akdi iddiasıyla diğer davalı ... Uluslararası Nak. Nak. ve Tic. Ltd. Şti.'nin yanında çalışırken geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespiti talebinde bulunulduğunu, Kurum kayıtlarımızın tetkikinde de çalışma iddiasını destekler nitelikte bir kayda rastlanılmadığını, davacının, dilekçesinde hangi tarihte kaza geçirdiğini belirtmediğini, sadece diğer davalı yanında çalıştığı tarihleri belirtmekle yetindiğini, iş kazası olduğu iddia edilen kazaya ilişkin Kurumca yapılmış herhangi bir araştırma ve bunun neticesinde sonuçlanmış veya sonuçlanmayı bekleyen her hangi bir raporun varlığından da bahsedilmediğini, davacının geçirmiş olduğu kazanın, iş kazası olduğunu yazılı belgelerle ispatlaması gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar murisi ...’ün, müvekkili işveren yanında 24.04.2007 tarihinde uluslararası tır şoförü olarak çalışmaya başladığını, son olarak Almanya'ya sefere gittiğini, yanında ikinci şoför olarak ...’un bulunduğunu, ...’ün diğer şoför ... ile birlikte firmalara mal teslimi işlerini tamamladıklarını, işlerini bitirdikten sonra, ...’ün Almanya/Leverkusen'de bulunan akrabalarına gezmeye gittiklerini, yemek yiyip, sohbet ettiklerini, sonrasında akrabaları ve diğer şoför ...'la birlikte yine gezmek amacıyla dışarıya çıkmış olduklarını, bir kafeye oturduklarını, ...'ün bu kafede fenalaştığını, yakınları tarafından hemen hastaneye kaldırıldığını, 2 gün sonra da hastanede vefat ettiğini, olayın, davacılar murisi ...'ün müvekkili işveren için yaptığı işten, görevinden tamamen bağımsız olarak gerçekleşmiş olup ortada kesinlikle bir iş kazası olmadığını, yani olay iş dışında gerçekleşmiş olup, muris ...'ün müvekkili işveren için yaptığı işlerle, meydana gelen hastalıktan dolayı ölüm olayı arasında illiyet bağı olmadığını, işverenin, taşımacılık işiyle ilgili tüm yükümlülüklerine uygun davrandığını, işçilerin sağlığını ve güvenliğini koruma ile ilgili tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olup hiçbir kusur ya da ihmali söz konusu olmadığını, davalı şirketin, davacılar murisi için "seyahat sağlık sigortası ve "seyahat ve ferdi kaza sigortası" yaptırmış olduğunu, bununla birlikte, bu hususta yasal bir zorunluluk olmayıp, davalı şirket tarafından sigorta yaptırılmaması dahi davalı şirketin kusurlu olduğunu göstermediğini, kabul anlamına gelmemek üzere, ölüm olayının 13.01.2008 tarihinde meydana gelmiş oluğunu, davacıların davasının 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle davanın öncelikle usulden reddine, davacıların haksız ve dayanaksız davasının esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, tüm dosya kapsamı ile davacılar murisi ...’ün Kurumda ... sicil sayılı dosyada işlem gören ... Uluslararası Nakliyat ve Ticaret Limited şirketi unvanlı işyerinde çalıştığı ve 13.01.2008 tarihinde işverenin iş organizasyonu kapsamında doğrudan ve dolaylı kontrolü altında bulunduğu, 506 sayılı Kanun'un 11-A/c ve 5510 Sayılı Kanun'un 13/c maddesinde tanımını bulan “sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda” akut kalp yetmezliği nedeni ile vefat ettiği anlaşılmış, görevi gereği yükünü yerine ulaştırmak için yola çıkan ve gece mola verdiği esnada otelde kalp krizi geçirerek ölen tır şoförünün görevinin ifası sırasında 13.01.2008 tarihinde geçirdiği hastalık nedeniyle vefat etmesi olayının 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesine göre iş kazası olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla davanın kabulüne dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılar murisinin rahatsızlığının görev konusu ile ilgili olmadığını ve görev dışında meydana geldiğini, murisin ikinci şoför ile birlikte Almanya’da Bremen’de mal teslim işlemlerini tamamlayarak dönüş yükü için talimat beklediği sırada Leverkusen’deki akrabalarını ziyarete gittiği esnada rahatsızlanarak kalp krizi geçirdiğini ve daha sonra vefat ettiğini, bu nedenle murisin iş yeri kapsamında sayılabilecek alandan çıkarak kendi kişisel işleri ile alakalı akraba ziyareti sırasında rahatsızlanarak vefat etmesinin iş kazası olarak nitelendirilemeyeceğini beyanla ilk derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılar murisinin aracı kullanırken ya da ikinci şoför kullanırken ya da mal indirme bindirme esnasında kalp krizi geçirmediğini, murisin mal teslimi yaptığı Bremen’den 300 km uzaklıktaki Leverkusen’de rahatsızlandığını ve kaldırıldığı hastanede vefat ettiğini, murisin Leverkusen’e akraba ziyaretine gittiğini, işveren vekilinin Kurum müfettişine verdiği ifadesinde murisin akraba ziyaretine gittiğinden haberleri olmadığını beyan ettiğini, murisin işverenden izin almadığını ve haber vermediğini, murisin kalp krizi geçirmesi ile yaptığı iş arasında illiyet bağı bulunmadığını beyanla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi hükmü yerinde görülerek istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Temyiz eden davalılar vekilleri özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmekle birlikte kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi. 3. Değerlendirme Eldeki davada, davacılar murisi ...'ün 24.04.2007 tarihinden itibaren davalıya ait iş yerinde uluslararası tır şoförü olarak çalışmaya başladığı, vefat tarihinden önce murisin işverene ait tır ile Almanya'ya (Bremen'e) gittiği, tırın içindeki yükleri boşalttığı, tıra yeni yük yüklenmesi için işverenin emir ve talimatlarını beklediği sırada Almanya 'da (Leverkusen'de) bulunan akrabasının yanına gittiği, akrabası ile dışarıda vakit geçirdikleri sırada rahatsızlanarak hastaneye götürüldüğü, hastanede 13.01.2008 tarihinde hayatını kaybettiği, olayın iş kazası olduğunun tespitinin talep edildiği Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece ölüm olayının Leverkusen’de, mesai saatleri dışında ve mal teslim ettikleri şehir olan Bremen'e 300 km mesafede meydana geldiği gözetilerek 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi şartlarının gerçekleşmediği irdelenmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmektedir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının, BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla 04.07.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ I. UYUŞMAZLIK 1.Çoğunluk ile aradaki uyuşmazlık "uluslararası taşımacılık işinde şoför olarak çalışan ve son yurt dışı seferinde yükünü boşaltıktan sonra yeni yük yüklenmesi için işverenin talimatını beklerken, bu bekleme süresi içinde yakınları ile buluşan ve buluşma sırasında kalp krizi geçirerek ölen sigortalının, bu kalp krizi olayının iş kazası sayılıp sayılmayacağı" noktasında toplanmaktadır. 2. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda "13.01.2008 tarihinde işverenin iş organizasyonu kapsamında doğrudan ve dolaylı kontrolü altında bulunduğu, 506 sayılı Kanun'un 11-A/c ve 5510 Sayılı Kanun'un 13/c maddesinde tanımını bulan “sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda” akut kalp yetmezliği nedeni ile vefat ettiği, olayın iş kazası olduğu" gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. 3. Kararın davalı işveren ve kurum tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "her ne kadar davalılar tarafından, davacılar murisinin aracı kullanırken ya da ikinci şoför kullanırken ya da mal indirme bindirme esnasında kalp krizi geçirmediği, murisin mal teslimi yaptığı Bremen’den 300 km uzaklıktaki Leverkusen’de rahatsızlandığı ve kaldırıldığı hastanede vefat ettiği, bu nedenle murisin kalp krizi nedeniyle vefatının iş kazası olmadığı belirtilerek istinaf talebinde bulunulmuşsa da; olay tarihinde muris mal teslimini yaptığı Bremen dışında Leverkusen'de rahatsızlanarak vefat etmişse de murisin Almanya'ya davalı şirket nezdinde çalışan tır şoförü olarak gittiği, mal teslim ettiği günden sonra da davalı şirket yetkililerinden Türkiye'ye dönüş için yüklenecek mal hususunda talimat beklediği, talimat gelinceye kadar murisin mal teslim edilen şehirden başka bir şehre gitmesinin anılan sürede murisin davalı şirketin emir ve talimatı altında olmadığı anlamına gelmeyeceği, kaldı ki davalı şirket tarafından murisin bekleme süresince belirli bir yerde konaklaması ya da şehirden ayrılmaması hususunda murise verilen bir talimatın da bulunmadığı, öte yandan davalı şirket yetkilisince; yeniden yükleme yapılıncaya kadar geçen sürede şoförlere ödeme yapıldığının ve bu dönemde de şoförlerin davalı şirket tarafından görevli kabul edildikleri hep birlikte dikkate alındığında; ilk derece Mahkemesince verilen kararın yerinde olduğu belirgin olup ayrıca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı" gerekçesi ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. 4. Kararın temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile "ölüm olayının Leverkusen’ de, mesai saatleri dışında ve mal teslim ettikleri şehir olan Bremen'e 300 km mesafede meydana geldiği gözetilerek 5510 sayılı yasanın 13. maddesi şartlarının gerçekleşmediği" gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. II. YASAL DAYANAK VE AÇIKLAMA: 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'dur. Kanunun 13. maddesine göre iş kazası; "a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak iş yeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e)Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır." şeklinde tanımlanarak 506 sayılı Kanun'da belirtilen iş kazası kavramı genişletilmiştir. 6. 5510 sayılı Kanun bakımından inceleme yapıldığında sosyal güvenlik hukuku anlamında iş kazası unsurları kazaya uğrayanın 5510 sayılı Kanun anlamında sigortalı sayılması, sigortalının kazaya uğraması, sigortalının kaza sonucu bedensel veya ruhsal bir zarara uğraması ve kaza ile sigortalının uğradığı bedensel zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunmasıdır (Güzel, A./Okur, A.R./Caniklioğlu, N.: Sosyal Güvenlik Hukuku, İstanbul 2014, s. 417-432). 7. 5510 sayılı Kanun'da iş kazası sayılan hâllerden (b) bendi dışında kazanın yapılan işle ilgisi aranmamaktadır. İş kazası kavramının kanunda bu şekilde geniş düzenlenmesinin sebebi sosyal güvenlik hakkının koruyucu kapsamının mümkün olduğunca genişletilmesinin amaçlanmasıdır (Süzek, S.: İş Hukuku (Genel Esaslar ve Bireysel İş Hukuku), İstanbul 2015, s. 449). 8. 30.06.2012 tarihli ve 28339 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde iş kazası "...İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen özre uğratan olay..." şeklinde tanımlanmıştır. 9. 22.04.2005 tarihi itibariyle ülkemizde de yürürlüğe giren 155 No'lu İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin Sözleşmesinde işyeri “işçilerin, işleri nedeniyle gitmeleri veya bulunmaları gereken ve işverenin doğrudan veya dolaylı kontrolü altında bulunan bütün yerleri kapsar” şeklinde belirtilmiştir. 10. İş organizasyonu kapsamında işçinin işinin yapıldığı yer ile işyerinde sayılan ve bağlı yer olarak değerlendirilen yatakhane, yemekhane gibi yerlere işveren tarafından gönderilmesi, işin yürütümü ile ilgili olduğu gibi işçi işverenin otoritesi altında olduğundan ve aynı gelip gidilen yer aynı iş organizasyonu kapsamında kaldığından, her iki yer arasında gelip gittiği süre içinde uğradığı kaza iş kazası sayılmalıdır. Kısaca böyle bir kaza işverenin dolaylı kontrolü altında meydana geldiğinden iş kazasıdır. İşverenin hakimiyet ve otoritesinin devam ettiği, başka bir anlatımla hakimiyet ve otoritenin devam ettiği yerde gerçekleşen iş kazasının iş organizasyonunun kapsamı içinde olduğunun kabulü sosyal güvenlik hukukunun koruyucu amacına hizmet edecektir. (Y. HGK. 25.11.2020 tarih ve 2016/(21)10-2569 E, 2020/956 K). 11. Sigortalının görevle bir başka yere gönderilmesi, işyerinin bulunduğu yerleşim biriminin sınırları içinde olabileceği gibi, bir başka yer de olabilir. Her iki görevlendirmede de sigortalının işyerinden ayrıldığı andan, döndüğü ana kadar geçen zamanda ve geliş gidişi esnasında meydana gelecek olaylarda sigortalı zarara uğramış ise bu olay iş kazası sayılacaktır. 12. Sigortalının bir başka yerde görevlendirilmesi söz konusu ise ve görevlendirme süresi mesai saati süresinden daha uzun ise, yalnızca işin gereği olarak bulunduğu yerlerde değil, normal bir insanın günlük hayatı ve hayatın doğal akışı içinde yaptığı işler ve bulunduğu yerler dolayısıyla meydana gelen olaylar da iş kazası sayılacaktır. 13. Sigortalıyı zarara uğratan olayın iş kazası sayılabilmesi için, kaza ile sigortalının maruz kaldığı zarar arasında uygun bir sebep-sonuç ilişkisinin (illiyet bağı) olması gerekir. Burada önemle belirtmek gerekir ki, söz konusu illiyet bağı sigortalıyı zarara uğratan olay ile sigortalının yaptığı iş arasında değil, olay ile sigortalının uğradığı zarar arasında kurulacaktır. Bir olayın iş kazası sayılması konusunda tereddüt hâsıl olan durumlarda; - Sigortalının işverenin otoritesi altında bulunma, - İşin gereğini yerine getirme ve işyerinin menfaatleri doğrultusunda hareket etme kriterlerine başvurulabilir. III. GEREKÇE: 14. Somut uyuşmazlıkta davacıların murisi sigortalı uluslararası taşımacılık faaliyeti yapan davalı işverende şoför olarak çalışmakta olup Almanya Devletine ait Bremen şehrine yük indirmek için gitmiş olup, yükü boşlatıktan sonra tekrar yük yüklenmesi emrini beklemekte iken yaklaşık 300 km mesafede bulunan akrabalarını ziyaret ettiğinde kafede otururken kalp krizi geçirerek vefat etmiştir. 15. Davacı yük taşıma işi için Almanya Devletine işveren tarafından gönderilmiştir. Sigortalının işyerinden ayrıldığı andan, döndüğü ana kadar geçen zamanda ve geliş gidişi esnasında meydana gelecek olaylarda sigortalı zarara uğramış ise bu olay iş kazası sayılmalıdır. Ölen davacılar murisi sigortalının ilk derece ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı üzere mal teslim ettiği günden sonra da davalı şirket yetkililerinden Türkiye'ye dönüş için yüklenecek mal hususunda talimat beklediği, talimat gelinceye kadar murisin mal teslim edilen şehirden başka bir şehre gitmesinin anılan sürede murisin davalı şirketin emir ve talimatı altında olmadığı anlamına gelmeyeceği, kaldı ki davalı şirket tarafından murisin bekleme süresince belirli bir yerde konaklaması ya da şehirden ayrılmaması hususunda murise verilen bir talimatın da bulunmadığı, öte yandan davalı şirket yetkilisince; yeniden yükleme yapılıncaya kadar geçen sürede şoförlere ödeme yapıldığı ve bu dönemde de şoförlerin davalı şirket tarafından görevli kabul edildiği, dolayısı ile akrabalarını ziyaret ettiğinde dahi dolaylı olarak kontrolü altında olduğu, olayın iş kazası kabul edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. IV. SONUÇ: 16. Davacılar murisi sigortalı akrabalarını ziyaret ettiğinde ücret ödenmesi, talimat beklenmesi ve görevli kabul edilmesi gibi husular dikkate alındığında işverenin otoritesi altında kalmaktadır. Kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmesi olayı 5510 sayılı kanunun 13. Maddesi kapsamında iş kazası kabul edilmelidir. Kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumdan çoğunluğun bozma gerekçesine katılınmamıştır.