5. Ceza Dairesi 2012/8600 E. , 2013/5874 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Tefecilik HÜKÜM : Beraet Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Sanıklardan faiz karşılığı borç aldığı iddia edilen katılan ...'ın suçun zarar göreni olduğu anlaşılmakla; tebliğnamedeki katılanın temyiz talebinin reddine dair düşünceye iştirak edilmemiştir. Sanıklar haklarında tefecilik suçundan kamu davası açıldığı, Hazinenin bu suçun mağduru olduğ
**5. Ceza Dairesi 2012/8600 E. , 2013/5874 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Tefecilik HÜKÜM : Beraet Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Sanıklardan faiz karşılığı borç aldığı iddia edilen katılan ...'ın suçun zarar göreni olduğu anlaşılmakla; tebliğnamedeki katılanın temyiz talebinin reddine dair düşünceye iştirak edilmemiştir. Sanıklar haklarında tefecilik suçundan kamu davası açıldığı, Hazinenin bu suçun mağduru olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK'nın 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için Maliye Bakanlığı Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğünün duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanununun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması, Kabule göre de; 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 241. maddesinde tefecilik suçunun; “Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi,...” biçiminde tanımlandığı, bu düzenlemeye göre suçun oluşması için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup, bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin öneminin bulunmadığı, bu nedenle suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyeceği, Ayrıca, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği anda suçun işlendiği kabul edilmekle birlikte 5237 sayılı Yasanın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun maddede yazılı tipik hareketin bir kez işlenmesiyle oluşan sırf hareket suçu niteliğinde bulunduğu, bu suçun ivaz karşılığında ödünç paranın borç alana verilmesiyle tamamlandığı, suçun tamamlanması için ivazın temin edilmiş olmasının şart olmadığı, hatta ödünç olarak alınan paranın vadesinde geri ödemesinin yapılmamış olmasının da suçun oluşması üzerinde bir etkisinin bulunmadığı, aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında günün ekonomik koşulları nazara alındığında önemli miktardaki paraların karşılıksız verilmesinin de hayatın olağan akışına ve genel hayat tecrübelerine uygun düşmediği, Dava konusu somut olayda ise; katılan ...'ın aşamalarda sapma göstermeyen anlatımlarında, sanıklardan ...'dan aylık %15 faiz karşılığında parça parça olmak üzere toplamda 10.000 TL borç para aldığını, şikayetçi ...'ın polis karakolunda alınan beyanında, sanık ...'ten aylık %15 faiz karşılığında 1.100 TL borç para aldığını ifade etmeleri, sanık ile aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan bir kısım tanıkların da adı geçen sanıktan borç para aldıklarını beyan etmeleri, sanık ...'in işyerinde yapılan aramada genellikle alacaklısı bilinmeyen ancak borçlusu belirli 10 adet çek ve 55 adet senedin ele geçirilmesi, sanık ...'in müdafii huzurunda polis karakolunda alınan ifadesinde, şikayetçi ... ile doğrudan bir alışverişi olmadığını, Özcan Tabur'un aracı olması ile bu şahsa 6.800 TL ve 7.300 TL meblağlı arkasında Özcan Tabur'un cirosu olan iki adet çek karşılığında 12.000 TL nakit para verdiğini, diğer şikayetçi ... ile kendisini ...'nın tanıştırdığını, bu sanıkla birlikte şikayetçinin işyerine giderek burada kendisine 1.100 TL para verdiklerini, karşılığında 2.000 TL'lik senet aldıklarını, yapılan aramada ele geçirilen senet ve çeklerde adı geçen şahıslara borç para verdiğini, ancak faiz talep etmediğini beyan etmesi, yine sanık ...'in müdafii huzurunda polis karakolunda alınan ifadesinde, 1,5 ay kadar önce ...'ın ...'ın işyerine gelerek paraya sıkıştığını, acilen bankaya borç ödemesi gerektiğini, kendisine bir miktar nakit para lazım olduğunu beyan etmesi üzerine sanık ...'in şikayetçiye borç para verebileceğini ancak faiz almayacağını söylediğini, şikayetçinin de sanığa 2 ayrı çekini teminat olarak vermek suretiyle sanıktan bir miktar para aldığını, bu şahıslara kendisinin aracı olduğunu, diğer şikayetçi ...'ın 1.100 TL borç para aldığının doğru olduğunu, ancak kendisinin ve diğer sanığın faiz almadıklarını beyan etmesi, sanık ...'in işyerinde ele geçirilen çek ve senetlerin sayıca fazlalığı, tanık anlatımları ile tüm dosya kapsamından sanıklardan Ahmet'in kazanç elde etmek amacıyla şikayetçilere 2007 yılında ayrı ayrı olmak üzere birden fazla kez ödünç para verdiği, diğer sanık ...'in de sanık ...'e müşteri bulmak ve faiz karşılığı borç verilen paradan komisyon almak suretiyle Ahmet'in eylemine iştirak ettiği anlaşıldığından, sanıklar haklarında atılı suçtan açılmış başka bir kamu davası bulunup bulunmadığı araştırıldıktan ve açılmış ise hukuki kesintinin gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edildikten sonra, her iki sanığın da zincirleme biçimde tefecilik suçundan ayrı ayrı mahkümiyetleri yerine yasal olmayan ve dosyada bulunan kanıtlarla örtüşmeyecek biçimdeki gerekçelerle beraetlerine karar verilmesi, Sanıkların eylemleri sabit görülmeyerek beraetlerine karar verilmesine rağmen hükümde CMK'nın 223/2-e maddesine yer verilmeyerek aynı Kanunun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi, Kanuna aykırı ve katılan ile mağdur Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.