9. Ceza Dairesi 2022/16688 E. , 2023/3792 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1173 E., 2022/1416 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı (Mağdurelere karşı ayrı ayrı) HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin b…
**9. Ceza Dairesi 2022/16688 E. , 2023/3792 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1173 E., 2022/1416 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı (Mağdurelere karşı ayrı ayrı) HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığının 21.01.2018 tarihli 2018/226 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında katılan mağdure ...'e karşı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi, dördüncü fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası; katılan mağdure ...'ya karşı aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, dördüncü fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. 2.İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığının 06.06.2018 tarihli ve 2018/1408 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında katılan mağdure ...'ya karşı 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesi ile 109 uncu maddesinin birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları uyarınca cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasında İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin 14.06.2018 tarihli ve 2018/184 Esas, 2018/114 Karar sayılı kararı ile arasındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/43 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. 3.İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin 09.02.2021 tarihli ve 2018/43 Esas, 2021/45 Karar sayılı kararı ile sanığın katılan mağdure ...'ya yönelik çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine; katılan mağdure ...'e yönelik 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 18 yıl 9 ay hapis cezas ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 4.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 13.10.2021 tarihli ve 2021/2191 Esas, 2021/1904 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile sanığın duruşmada hazır edilerek ikinci dava sebebiyle savunmasının alınmamasının 5271 sayılı Kanun'un 193 üncü ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine aykırı olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına dair karar verilmiştir. 5.İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin 03.03.2022 tarihli ve 2021/374 Esas, 2021/102 Karar sayılı kararı ile sanığın katılan mağdure ...'ya yönelik çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine; katılan mağdure ...'e yönelik 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca 16 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 6.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 18.10.2022 tarihli ve 2022/1173 Esas, 2022/1416 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun tekerrüre esas alınan ilam yönünden 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzletilerek esastan reddine karar verilmiştir. 7. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.12.2022 tarihli Tebliğname'sinde sanık hakkındaki hükümlerin "Onanması" yönünde görüş bildirilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın suçlamaları kabul etmediğine, mahkumiyetine yeterli somut delil bulunmadığına, soyut nitelikteki mağdure, katılan ve tanık beyanlarının hükme esas alındığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Katılan Mağdure ... Vekilinin Temyiz İstemi Sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması ile 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasındaki hükmün uygulanmamasının hatalı olduğuna, verilen cezanın mağduredeki olumsuz etkisi nedeniyle yetersiz kaldığına yöneliktir. C.Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Sanığın dört yıl boyunca her hafta devam eden eylemleri nedeniyle hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmamasının, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasındaki hükmün uygulanmamasının hatalı olduğuna, sanığın Rumeysa'ya yönelik eylemi nedeniyle zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarından tutarlı ve tanık beyanları ile doğrulanan anlatım karşısında mahkumiyeti gerektiğine, sanık hakkında eylemlerinin mağdurelerin ruh sağlığını bozması ve olumsuz etkileri dikkate alınarak üst sınırdan ceza tayini talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1.Mahkemece, olay tarihinde eşinden ayrı yaşayan sanığın hafta içi kızları olan katılan mağdure ... ile tanık S.Y.'ı okuldan alarak tarlalık alana götürdüğü, burada tanık S.Y.'nin yüzünü montu ile kapattığı, katılan mağdure ...'in kıyafetlerini çıkarttığı, vücudunu öptüğü, cinsel organına dokunduğu, bu eylemin yaklaşık yarım saat kadar sürdüğü, sanığın bu sırada diğer kızı tanık S.Y.'nin yüzünü açmasına izin vermediği, hemen sonrasında sanığın katılan mağdure ... ile tanığı alış veriş merkezine (AVM) götürdüğü, yaklaşık 10 dakika kadar kaldıkları, buradaki açık otoparkta araç içerisinde oldukları sırada tanık S.Y.'ye teyp ile oynamasını söylediği, bu sırada sanığın arka koltuğa katılan mağdure ...'in yanına oturduğu, ...'in kıyafetlerini çıkarmadan vücuduna ve cinsel organına dokunduğu, daha sonra da kızları olan tanık ile mağdureyi annelerinin evine bıraktığı, ...'in yaşananları annesi Betül'e anlatması üzerine intikalin gerçekleştiği, AVM'ye ilişkin kamera görüntülerinde de sanık ve mağdure ile diğer kızı Sümeyye'nin bulunduğu maddi vakıa olarak kabul edilmiştir; sanığın öz kızı olan mağdure ...'e, götürdüğü tarlalık alanda yarım saat süreyle mağdurenin kıyafetlerini çıkartarak vücuduna dokunması ve öpmesi eylemlerinin yapılış şekli ve uzun sürmesi nedeniyle sarkıntılık boyutunu aştığı, yine hemen sonrasında sanığın mağdureyi AVM'nin otoparkında kıyafetlerini çıkartmadan vücuduna ve cinsel bölgesine 10 dakika boyunca dokunması eylemin yapılış şekli ve uzun sürmesi itibariyle sarkıntılık boyutunu aştığı, sanığın eylemlerini gerçekleştirirken cebir veya tehdit kullanmadığının anlaşıldığı belirtilmiştir. 2.Sanık suçlamaları kabul etmemiş ise de; mağdurenin istikrarlı anlatımı ve tanık S.Y.'nin mağdurenin beyanı ile örtüşen ifadesi, sanığa iftira atmaları için bir neden bulunmaması, 13.01.2018 tarihli CD izleme tutanağı nazara alınarak sanığın savunmasına itibar edilmemiştir. 3.Mağdure ..., babası olan sanığın yaklaşık 4 yıldır kendisini istismar ettiğini, 11.01.2018 tarihinde ilk kez kardeşinin yanında istismarın gerçekleştiğini, diğer olaylara kimsenin tanık olmadığını beyan etmiş; dört yıl gibi uzun bir sürede bir şikayetinin bulunmamasının hayatın olağan akşına aykırı olduğu, somut nitelikte yer ve zaman belirtilmediği, bu nedenle tam olarak kanaat hasıl olmadığından, bu tarihler arasındaki eylemleri için zincirleme suç hükümleri uygulanmamıştır. 4.Sanığın, tarlada ve AVM'de gerçekleştirdiği eylemleri mağdure ve tanığı okuldan aldıktan sonra araya herhangi bir zaman girmeden peş peşe işlediği, eylemini aynı araç içerisinde gerçekleştirdiği, sanığın eylemleri arasında tarafların herhangi bir faaliyetlerinin bulunmadığı, bu nedenle fiili kesinti veya bir suçun işlenmesi kapsamında farklı zamanlarda bir eylemden bahsedilemeyeceği, yine mağdurenin beyanı kapsamında 2014 - 2018 yılları arasındaki eylemleri nedeniyle cezalandırılması istenilmiş ise de bu tarihlerdeki eylemleri açısından yer, zaman ve mekan kavramları cihetiyle mağdurenin beyanları tutarlı olmadığından Mahkemece kanaat hasıl olmadığından sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. 5.Sanığın yaklaşık 10 yıl önce (2006 veya 2007 yılı kış ayları) teyzesinin kızı olan katılan mağdure ...'yı yalnız bulunduğu ikametine giderek kıyafetlerinin içinden vücuduna dokunarak, yaz aylarında köyde oynarken külodunu çıkararak, eski bir eve götürüp "Doktorculuk oynayacağız" diyerek kıyafetlerini çıkartıp ön ve arka bölgesine dokundu iddia edilmiş ise de intikalin mağdure ...'in anlatımından sonra gerçekleşmesi, olayların üzerinden 11-12 sene sonra mağdurenin anlatımda bulunmasının hayatın olağan akışına uymadığı, kendi içerisinde çelişkili ve tutarsız olduğu belirtilerek sanık lehine oluşan şüphe nedeniyle suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığından ayrı ayrı beraatine karar verildiği görülmüştür. 6.Sanık hakkında suçun işleniş biçimi, sanığın diğer kızının bulunduğu aynı araç ortamı içerisinde eylemi gerçekleştirmesi, sanığın bir suç işlenmesi icrası kapsamında fiili kesinti olmadan eylemini uzun süre devam ettirmesi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı göz önüne alınarak alt sınırdan ayrılmak suretiyle temel cezanın belirlendiği anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği ancak tekerrüre esas alınan ilamın değiştirilmesi suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A.Katılan Mağdure ...'ya Yönelik Çocuğun Cinsel İstismarı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçları Yönünden Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğun cinsel istismarı suçundan gerçekleştirilen yargılama sonucunda atılı suçlardan beraatine dair İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili yapılan başvuru üzerine istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince anılan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hüküm katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmiş ise de müsnet suçu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrasında ve 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan hapis cezalarının ağırlaştırıcı haller nazara alınmaksızın üst sınırlarının on yıldan az olması ve 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendine göre üst sınırı on yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarla ilgili İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükümlerin kesin olup temyiz edilemez olduğu ve incelemeye konu suçların aynı Kanun'un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiş, açıklanan nedenle çocuğun cinsel istismarı suçu yönünden Tebliğname'deki düşünceye iştirak edilmemiştir. B.Katılan Mağdure ...'e Yönelik Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Dosya kapsamına göre Bursa Şehir Hastanesi tarafından 08.10.2019 tarihli raporda sanığın bipolar bozukluk tanısı ile takip edildiğinin belirtilmesi, Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesinin 29.01.2020 tarihli raporunda sanığın suç tarihinde suçunu takip eden günlerde herhangi bir akli arızanın içinde olmadığının, çocuğun cinsel istismarı suçuna karşı cezai sorumluluğunun tam olduğu kanaati bildirilmesi karşısında; sanığın suç tarihi itibariyle 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi gereğince, akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığı yönünde İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesinden rapor alınarak sonucuna sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuş, açıklanan nedenle Tebliğname'deki düşünceye iştirak edilmemiştir. V. KARAR A.Katılan Mağdure ...'ya Yönelik Çocuğun Cinsel İstismarı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle, anılan hükme dair katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Katılan Mağdure ...'e Yönelik Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii, katılan mağdure ... vekili ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 18.10.2022 tarihli ve 2022/1173 Esas, 2022/1416 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İnegöl 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE 05.06.2023 tarihinde karar verildi.